Sanki biz işimizi yapıyoruz da CHP bizi engelliyor

Öznur AĞIRBAŞLI yazdı - Faşizm bir sel gibidir. Bu nedenle tıpkı bir seli durdurmak için ne yapılması gerekiyorsa o yapılmalıdır. Sele karşı barikat kurarken elinize geçen çer çöp ne varsa yığmanız gerekir. Elinize geçen odunun boyunu, şeklini veya cinsini analiz ederek barikat kuramazsınız.

Sanki biz işimizi yapıyoruz da CHP bizi engelliyor

 

Geçtiğimiz hafta sonu epeydir heyecansız ve çekişmesiz geçen bir CHP kurultayı daha sonuçlandı. Doksanlı yıllarda kıran kırana geçen genel başkanlık ve parti meclisi üyeliği yarışları artık hatıralarda kaldı. Genel başkan adaylığına niyetlenenler Kılıçdaroğlu karşısında yeterli imzayı toplayamıyorlar. İmza toplamayı engellemek için yapılanlara dair epey söylenti var ama bu yazının konusu CHP’nin parti içi demokrasisi değil.

Bu yazının kaleme alınmasının nedeni CHP kurultayı üzerine sosyalist camiadan gelen tepkiler.  Bu konuda yazı yazanlar haklı olarak CHP’nin bugüne kadarki kötü demokrasi performansından örnekler sıralıyorlar. Gerek HDP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına evet demeleri, gerek savaş teskerelerini onaylamaları, Yenikapı Mitingi’ne gidip Erdoğan’ın ardına dizilmeleri vs. vs. Bunlar hepimizin bildiği ve kızdığı -neden kızıyorsak?- örnekler. Hele bir de kurultay divan başkanlığına Afrin’e atılacak bombanın üzerine adını yazdıran Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçicioğlu’un seçilmesi hepsinin üzerine tüy dikti. Bunları zaten sosyalistlerden önce kurultay kürsüsünden İlhan Cihaner dile getirdi. Gerçi kendisini pek dinleyen olmadı ama bunları sıralamanın sosyalist bir analiz için yeterli olmadığını göstermek açısından önemlidir.

 

Sanki biz işimizi yapıyoruz da CHP bizi engelliyor

Kurultayı ve orada yaşananları eleştiren dostlarımızın hemen hepsi şöyle bir ortak sonuca varıyorlar. “Bu CHP’den bir nane olmaz. Kendi işimize bakalım”. Sanki biz kendi işimizi yapıyoruz da CHP bizi engelliyormuş gibi. Bu kızgınlıkların ve “boşverelim CHP’yi” yaklaşımları aslında bilinçli yada bilinçsiz olarak bu partiden epey bir beklenti olduğu izlenimi uyandırıyor. Farkında mısınız? Bu burjuva devletinin kurucusu ve asli sahiplerinden olan bir partiden söz ediyoruz. Ne bekliyordunuz ki? Sizinle beraber sokaklarda barikat kurmasını mı? Şimdi bunu duyan bazı arkadaşlar: “biz bir beklentimiz olduğu için değil, Kürt yurtsever hareketinin ve sosyalistlerin CHP’nin peşine takılmasını engellemek için bu uyarıları yapıyoruz” diyecekler. Yani alemin bir akıllısı onlar. Bu yaşananları sıradan bir örgütü bir halk hareketine çevirenler değil onlar anlıyor. HDP içindeki binlerce sosyalist, milletvekili olma hevesiyle bunlara göz yumuyor öyle mi?

 

Komünistler de yeniden seçim istedi: Naziler tek başına iktidara geldi!

Öyle değil. Bu analizleri yapanlar faşizmin ne olduğunu ve ona karşı nasıl mücadele etmek gerektiğini bir kez daha düşünmelidirler. Hitler’in iktidara gelmesinde haklı olarak çokca sözünü ettiğimiz Sosyal Demokratların günahları yanında Komünistlerin günahlarından da söz etmeliyiz. 1932’de seçim sonuçlarını beğenmediği için yeniden seçime gidilmesine Nazilerle birlikte Komünistlerin de oy verdiğini unutmamak gerekir. Elbette onlar yeni seçimlerde halkın kendilerini tercih edeceğini düşündüler ama öyle olmadı. Halk Nazileri tek başına iktidara taşıdı. Sonrası malum.

 

Elinize geçen odunun boyunu şeklini cinsini analiz ederek barikat kuramazsınız

Demek ki komünist olmak tek başına bizi, günahlardan arındırmıyor. Bugünden yaptıklarımız ve yapmadıklarımız tarihe yazılıyor. Türkiye’de faşizmin kurumsallaşmakta olduğundan ve hatta zaten kurumsallaşmış olduğunu iddia eden herkes bu analizinde samimi ise buna uygun davranmalıdır. Faşizm bir sel gibidir. Hiçbir burjuva devleti biçimine benzemez. Bu nedenle kendi iç dinamiğiyle yıkılmış bir faşizm örneği yoktur. Çünkü eğer bir kez faşizm kurumsallaşmışsa artık bir iç dinamik kalmamış demektir. Bu nedenle tıpkı bir seli durdurmak için ne yapılması gerekiyorsa o yapılmalıdır. Sele karşı barikat kurarken elinize geçen çer çöp ne varsa yığmanız gerekir. Elinize geçen odunun boyunu, şeklini veya cinsini analiz ederek barikat kuramazsınız.

Faşizm kurumsallaştığında bugünkü CHP kadrolarının ve üyelerinin önemli bir kısmının bununla uzlaşacağı çok açık. Ama diğer yandan beğensek de beğenmesek de çeşitli yazarlarca dile getirilen “tutarlı demokratlar”ın önemli bir kısmı da yine CHP çatısı altında bulunuyor. Bunu göz ardı etmek Alman faşizmine karşı savaşırken katledilen binlerce Alman Sosyal Demokrat Partisi militanının hatırasına saygısızlık olur.

Çok açıktır ki mevcut CHP kurmayları bugüne kadar olduğu gibi falsolar yapmaya devam edecekler. Ama onlar tek adam rejimine samimi olarak karşıdırlar. Klasik bir burjuva parlamenter rejim arzuluyorlar. Bunu biz de tercih ederiz. Çünkü faşizm koşullarında sınıf mücadelesi açıktan yürütülemez. En geri burjuva parlamenter düzende bile işçi işçiliğini, patron patronluğunu bilir. İşçilerin siyasi sözcüleri açıktan propaganda etme imkanı bulurlar. Bunlar az şey değildir. Nitekim bu imkanları kaybettiğimiz dönemler de oldu. Türk-İş sendikalarına girip iki tane işçiyle ilişki kurmak için çabaladığımız dönemleri unutmamak gerekir.

 

Kiminle hangi düzeyde buluşuyorsak orada bir barikat kuracağız

Velhasıl kelam… Türkiye’de faşizmin kurumsallaştığını iddia ediyorsak buna karşı olan herkesle yan yana gelmenin yollarını arayacağız. Güçlendirilmiş parlamenter düzenden daha ileri bir noktada buluşamıyorsak buna burun kıvırmayacağız. Bu katmanlı bir ittifak siyaseti demektir. Kiminle hangi düzeyde buluşuyorsak orada bir barikat kuracağız. Komünistlerin dışındaki aktörler bu kadar uzağı hesap edemezler. O nedenle gücümüz yettiğince bütün bu bağlaşmaların içinde olmalıyız. Elbette bunu yaparken dilimize dikkat etmek şartıyla yanımızsa duranları eleştiriye devam edeceğiz. Yani ittifaklar konusundaki şiarımız hala aynı. Eylemde birlik. Ajitasyon ve propagandada özgürlük!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler