Bir göçmen ressamın “İstanbul’da İki Yıl”ı

Korkut AKIN yazdı: Günümüzün en büyük sorunlarından biri olarak görülse de göçmenlik insanlık tarihi kadar eski ve bir o kadar da yakıcı bir sorun. Genellikle sorunlu olarak gündeme getirilen göçmenlerin arasından dünyaca ünlü yapıtlar üreten sanatçılar da çıkıyor. Onlardan biri Alexis Gritchenko.

Bir göçmen ressamın “İstanbul’da İki Yıl”ı

 

İki dünya savaşına tanık olmuş, devrimlerin yaşandığı bir dünyada 94 yıl geçirmiş bir Rus ressam Gritchenko, ülkesinde sosyalist gerçekçiliğin “tek doğru” olduğu gerekçesiyle yasaklanmıştır da 1930’lardan sonra.

İkona tarihçisi ve ressamıyken geldiği İstanbul’a vurulmuş, bu kentte gördüklerini resmetmek arzusuyla iki yıl kalmış. Hemen her gün elinde boyaları, kağıtları, kalemleriyle gördüğü her şeyi olanca yalınlığı ve güzelliğiyle resmetmeyi sürdürüyor. Bir kadın arkadaşı olsa da belirleyici olan resimdir onun için. Kişisel aşk belki önemlidir, ama sanat aşkı belirleyici ve kalıcıdır.

 

Yaşayan romantizm

İstanbul’u, şehirlerin en yücesi anlamına gelebilecek Çargrad sözcüğüyle tanımlıyor. Ayrılıp da Antik Yunan hayranlığına karşın resimlerinin değerinin düşmesini tam da bu şehre ve bu şehre duyduğu romantizme bağlıyor.

“… orada Türk güneşi saklıydı ve Türk seması… Şuradaki pembe lekelerin ne olduğunu, oradaki yeşil lekelerin ne olduğunu, meselenin insan mı, hayvan mı, ağaç mı yoksa başka şey mi olduğunu sormayın… Mesele ışık ve gölgedir. Mesele saatin kaç olduğudur; yaklaşan gecedir ya da ağaran gün; ve mesele Süleymaniye Camii’nin minareleri değildir, mevzu minareler arasındaki ince farklar, batan güneşin külahlarına kondurduğu menekşe renkli alevdir. Bir noktadır, hepsi bu” diyor Paris’teki sergisinin kataloğunda.

 

Keşfini anlatan kitap…

İstanbul’u ya da Gritchenko’nun deyişiyle Çargrad’ı nasıl keşfettiğini anlattığı “İstanbul’da İki Yıl 1919-1921, Bir Ressamın Günlüğü” de Meşher’deki “İstanbul Yılları” sergisiyle aynı zamanda çıktı.

Bir şehri tanımak sokaklarında kaybolarak, onu solumakla mümkündür. Vitrin sayılabilecek cadde ve binaların yanında arka sokaklarda, kenar semtlerde de gezmek, oradaki ayrıntıları yakalamakla sağlanabilir. Gritchenko, elinde defteri, kalemi, boyalarıyla şehrin hemen her noktasını, limanlarını, çarşılarını, pazarlarını, cami ve kiliselerini gezip günlük yaşamın izlerini saptıyor.

 

Yalın ama anlamlı

Alexis Gritchenko’nun, gerçekten zorlu bir uğraş sonucunda, uzun yıllar çabalayarak açılan sergisinde suluboya, pentür ve karakalem çizimlerinin gücünü hissediyorsunuz. Aradan geçen yüz yılda tarihi yapılar dışında hemen hiçbir şey kalmamış. O renk dokusu, o ağaçlı dar sokaklarda yürüyen, kahvelerde oturan fesli erkekler, feraceli kadınlar yok artık. Ayasofya, Süleymaniye, Kariye ve diğer yapılar duruyor. Bakımı yapılmadığı için gecekondu türü çirkin yapıların arasında kalmış Mimar Sinan’ın mezarının da bulunduğu türbenin yerini kimse bilmiyor. Ancak Gritchenko’nun “sanki bir kelebeğin kanatlarıyla çizilmişçesine hafif ve ışıltılı görünen” resimlerinden inanılmaz coşku, heyecan ve umut yükseliyor.

 

Müzecilik ve sergi…

Meşher’in bu ikinci sergisi gerçekten müthiş ve ilginç. Alexis Gritchenko gibi yüz yıl öncesinde, sanat yaşamı İstanbul’dan önce ve İstanbul’dan sonra olarak ayrılan, yapıtları müzelerde, koleksiyonlarda bulunan bir ressamın neredeyse bütün resimlerini (küratörlerin deyişiyle, bulunamayan ve/veya sergilenemeyen resimleri çok az) bir araya getirmek büyük bir sabır ve çalışma işi. Başarılmış olması hem gurur kaynağı hem sanat adına onur verici.

 

Kitabın öyküsü…

Alexis Gritchenko’nun günlüklerinin de sergi ile aynı dönemde yayınlanmış olması çok önemli. Sergiyi gezenler kitabı okuduktan sonra bir daha görmek isteyeceklerdir o resimleri. Ben neredeyse her sayfada bir kez daha sergiyi gezmek için can atıyorum. Bir göçmenin yüzyıl önce gezdiği ve betimlediği kentin yerinde beton yığınının yükselmesi üzücü kuşkusuz. Ancak yine de ne kadar yok edersek edelim, ne kadar yıkarsak yıkalım, bu medeniyetler beşiği Bizans eskisi kentin güzelliğini yok edememişiz. Muhakkak ki herkesin tarihe, doğaya, kültürel mirasa sahip çıkması insanlık görevidir.

Bir göçmen ressamın “İstanbul’da İki Yıl”ı ile ilgili görsel sonucu

 

Alexis Gritchenko
İstanbul Yılları (resim sergisi)
7 Şubat – 10 Mayıs, Meşher, Beyoğlu


İstanbul’da İki Yıl 1919-1921
Bir Ressamın Günlüğü
Günlük / Anılar
Yapı Kredi Yayınları
Şubat 2020, 263 s.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler