Bir devrimcinin kaza kırım raporu

Korkut Akın yazdı: "Hıdır Sağlam, kendi deyişiyle Xıdır Xoca, deyim yerindeyse insanlık tarihiyle başlıyor anlatımına… Tarih, coğrafya ve dil dersi ile başlıyor raporuna... Bu, aynı zamanda hem haklılığının göstergesi/kanıtı oluyor hem de biz okurlara temel bilgi aktarıyor, yol gösteriyor."

Bir devrimcinin kaza kırım raporu
Dağda karlar üstünde yürürken çıkan seslerden adını alan, anlaşılmaz bir dille konuşan, coğrafyada bile adı anılmayan, ötelenen “oralı” bir devrimci yaşamının raporunu yazmış. Neler yaşadığını anlatırken kendisinin bile gözyaşlarını tutamadığını, gülerken bile ortamı nasıl bir hüzün kapladığını, kendi başından geçenlerin dışında hepimizin bildiği diğer olanlarınsa okuru ne denli etkilediğini; bu etkininse insanın gerek egemen erk gerekse tarafgirlikle ne denli sürdürüldüğünü okuyarak yaşıyoruz. 
 
Hıdır Sağlam, kendi deyişiyle Xıdır Xoca, deyim yerindeyse insanlık tarihiyle başlıyor anlatımına… Tarih, coğrafya ve dil dersi ile başlıyor raporuna... Bu, aynı zamanda hem haklılığının göstergesi/kanıtı oluyor hem de biz okurlara temel bilgi aktarıyor, yol gösteriyor.
 
Dil, bir toplumun ses bayrağıdır. Sadece o bile yeterlidir aslına bakarsanız varlığını kanıtlamaya. Ancak bu, bizim ülkemizde, ayrımcılığın, ötekileştiriciliğin, aşağılamanın bir aracı oluyor ister istemez. Yani varlığını kanıtlama mücadelesiyle başlıyor her şey.
 
Anlatılan bizim de hikâyemiz aslında
 
Hıdır Sağlam, aslında ben de kendi deyişini alıp Xıdır Xoca demeyi tercih etmeliyim… tarihle başlıyor olsa da kendi yaşamını anlattığı için ağırlıklı olarak 1970’lerden sonrasını ele alıyor. Muhakkak ki -kendisi de vurguluyor- eksik ve yanlış anımsadıkları vardır, ama bu, bugün de süren haksızlıklara karşı toplumsal direnişin haklılığını engellemeyecektir. Keyfi uygulamalardan öte, teritoryal savunma/baskı önemli bir yer tutuyor Xıdır Xoca’nın anlatımında.
 
Teritoryal savunma…
 
Topyekûn yani askerler dışında sivil halkın da asker tarafından eğitilmesi anlamına gelen bu askeri terimi Xıdır Xoca, geniş bir mahalle baskısı olarak kullanıyor. Devletin yaptığı, kimi zaman insanları dışlayan kimi zaman baskı uygulayarak sindirmeye çalışmak anlamında kullanıyor. Aslında ayrıntılarını kitaba bırakmak gerekir, ama “Bir Devrimcinin Kaza Kırım Raporu”nun ana ekseni bu teritoryal savunma.

 
“Devlet refleksi birinci olarak kendini hukuken bürokratik aygıtlar yani yargı yoluyla savunur, ikincisi fiziken yani askeri olarak savunur. Ancak bu yöntemler yirmi ve yirmi birinci yüzyılda yetmez hale geliyor. Devlet ayrıca teritoryal savunma denilen yöntemlerle kendini savunmaya başlıyor, kendine bir çeper daha, bir korunak duvarı daha oluşturuyor. Benim karşılaştığım durumları ve ailemin yaşadığı sıkıntıları bu kategori içine sokuyorum.” 
 
Yaşlı genç, kadın erkek fark etmiyor…
 
Ailesinin, normal koşullarda yaşamını sürdürmesine karşılık, hiçbir kaygıları olmamasına karşın kendisinin 12 Eylül’le birlikte işkence görüp ceza almasının ardından sürekli dışlanan, aşağılanan, kötülenen bir dedikodu kumkumasıyla karşı karşıya kalıp sıkıştırıldığını; bunun da kendiliğinden olmayıp bir merkezden bilinçli olarak yönlendirilen, birilerinin kulağına üflenen bir durum olduğunu anlatıyor. Namazında niyazında olan yaşlı babasının yaşadıklarını; pek de muteber olmayan, “mekruh”, harama helale pek uymayan sağa sola sataşan bir ailenin takke takıp şalvar giyerek ‘şeyx’ olmasıyla Kızıltepe’nin sayılı zenginleri arasına girmelerini ve onların kardeşine şeyhin elini öptürüp tövbe ettirmesini de bu teritoryal savunmayla açıklıyor. 
 
İlginç anıları var
 
Xıdır Xoca, 12 Eylül öncesinde devrimci gruplar arasında yaşanan gerginlikleri, ölüme varan çatışmaları önleme girişimiyle toplumda -ve tabii, örgütler arasında- belli bir kabul gören TÖB-DER ve TÜM-DER yönetiminde yer alan, Kurtuluşçu olarak da saygınlık kazanan bir öğretmendir. Antişövenist ve sömürgeci karşıtı düşünceleri nedeniyle, kendini geliştirmiş olmasının da verdiği güçle çevresinde belli bir çoğunluk oluşturan Xıdır Xoca, sadece devrimci gruplar arasında değil, halkın da danıştığı, sorunlarının çözümüne yardımcı olmasını istediği bir kişidir. Duruşmada, hâkime, “onu bırakın beni tutuklayın” diyecek kadar kararlı ve doğrucudur. Sevilir, sayılır. Kurtuluşçu olması, ilçede, bölgede süregelen feodal yapılanmanın da etkisiyle sürdürülen kan davalarının (aslına bakarsanız devrimci gruplar arasında süren çatışmalar da bir anlamda kan davasıdır) güvenilir bir arabulucu olmasını sağlıyor. 
 
İleri görüşlülük…
 
Provokatif eylemleri, gruplar arasında çıkarılan (onların birçoğunun da, teritoryal savunma amaçlı devlet tarafından çıkarıldığını söylemek mümkün. Çünkü 12 Eylül’le birlikte içeri düşenlere birçok “gizli” şeyi fotoğraflarıyla birlikte gösterdiklerini anlatıyor) çatışmaları savunduğu değerlerden kaynaklanan özgüveni ve ileri görüşlülüğü sayesinde sona erdiriyor. Liderlik vasfını da, Eskişehir Cezaevindeyken arkadaşlarının, küçük bir laf cambazlığıyla kanıtladıklarını da anlatıyor, gülerek. İlginç anıları var Xıdır Xoca’nın… 12 Eylül’ün işkenceleriyle ünlü Diyarbakır Hapishanesinde yaşadıkları… Kaçılmaz denilen ve o nedenle devletin “azılı” olarak nitelediği devrimcileri tıktığı Eskişehir Hapishanesinde tünel kazma -burada Sabahattin Selim Erhan’ı ve iğneyle tünel kazan arkadaşlarını saygı ile anmak bizim de boyun borcumuz- çalışmaları, ülke çapında tüm hapishanelerde yapılan açlık grevleri, direniş mücadeleleri… saymakla bitmiyor
 
En güçlü irade…
 
Xıdır Xoca, Çin Seddini oluşturan iradenin tarihteki en güçlü irade olduğunu, ancak aradan geçen bunca yıl sonra o iradenin de bir turizm eğlencesine dönüştüğünü söylüyor: “Hani mühendislik diyorlar ya, toplumsal mühendislik, işe yaramıyor. Hayatın diyalektiği, toplumsal diyalektik ve doğanın diyalektiği asla ve asla bizim kurguladığımız şekilde yürümüyor. Hayat başka şekilde yürüyor. Dolayısıyla bu toplumsal hatta mimari mühendislikler bile böyle çok fazla güvenilecek, çok fazla bel bağlanacak şeyler değil. İlelebet sürecek diye bir şey yok.” 
 
Tabii, gideceği yeri biliyor söz… Grupların hatta partilerin kendi içindeki işleyiş ve kendi dışındakilere uyguladıkları yaklaşımın kendi iradelerini dayatma olduğunu, bunun da ne denli sekter ve yıkıcı sonuçlara ulaştığını örnekleriyle veriyor Xıdır Xoca. Aktif siyaseti sağlığı ve yaşadıkları -ki, okuyunca siz de hak vereceksiniz- nedeniyle bıraksa da inançları ve düşünceleri ile hâlâ yanımızda. 
 
Bir Devrimcinin Kaza Kırım Raporu 
Hıdır Sağlam
Anı/Yaşam 
Derlem Yayınları 
Eylül 2019, 357 s.
 

Son Haberler

Popüler Haberler