Yoğun bakım hemşiresi: ‘Pandemi sürecinde ücretlerimiz azaldı’

Yoğun bakım hemşiresi Akca: “N95 maskelerin değişim süresi de bir hafta olarak belirlendi. Bir hafta boyunca aynı maskede nefes almak çok zor. N95 maskemizi koruyabilmek için altına ve üstüne cerrahi maske takıyoruz. 3 maske ile hiç nefes alınmıyor. Maske ve gözlük üzerine baret taktığımızda buğudan dolayı önümüzü göremiyoruz.”

Yoğun bakım hemşiresi: ‘Pandemi sürecinde ücretlerimiz azaldı’

SiyasiHaber / Erkin Başer

Pandemi sürecinin en ağır işçilerinden biri olan hemşirelerin çalışma koşullarını ve süreçten nasıl etkilendiklerini sizlerle paylaşmak istedik. İstanbul’da özel bir hastanede çalışan Belgin Akca sorularımızı yanıtladı. Belgin Akca, 24 yaşında ve henüz bir yıldır hemşirelik yapıyor. Genel yoğun bakım hemşiresi ve kendi deyimiyle “cidden yoğun” bir serviste görev yapıyor.

Merhabalar. Hemen konuya giriyorum. Pandemi başladığından beri çalışma düzeninde ve koşullarında nasıl değişiklikler oldu? Buradan başlasak iyi olacak sanırım.

Özel sektörde çalıştığım için genelde haftada 60-70, hatta bazen 90 saatlere kadar çalıştığımız oluyordu. Pandemi sonrası ilk haftalar aynı düzene devam ettik; ancak bu kadar yoğun ve uzun saatler çalışınca kendimizi yeterince koruyamıyorduk ve hastalara gerekli bakımı, takip ve tedaviyi sürdürmek imkânsız hale geliyordu. Çalıştığım hastane sağlık bakanlığı tarafından pandemi hastanesi olarak kabul edildikten sonra hastanenin diğer alanları kapatıldı ve yoğun bakıma meslektaşlarımız destek olarak çağırıldı. Bu durum beraberinde bazı sorunlara yol açtı. Yoğun bakımdaki ilaçlar, tıbbi cihazlar ve yoğun bakım hastasının takibi konusunda tecrübeleri yoktu. Ayrıca bu destek, gönüllülük esasına dayanmıyordu. Bu destekle hemşire sayımız artınca, virüsle maruziyeti en aza indirmek için bir seferde uzun saatler çalışıp hastaneye daha az giderek haftalık çalışma saatimizi tamamladık. Örneğin haftada 2-3 gün 24’er saat çalıştık.

Demek ki bir “pandemi hastanesi”nde çalışıyorsun? Bu ne demek? Bu hastanelerin özelliği nedir? Bu hastaneler başka hastalara bakmazlar mı?

Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği kriterlere göre bünyesinde enfeksiyon, mikrobiyoloji, göğüs hastalıkları, iç hastalıkları alanında uzman hekimlerin yer aldığı 3. seviye, yani en ağır yoğun bakım gereksinimi olan hastalar için uygun erişkin yoğun bakım yatağı olan hastanelerdir. COVID-19 tanısı almış vakaların tedavi süreçleri bu hastanelerde tamamlanacaktı. Benim çalıştığım hastane de bu sürece dâhil edildi. Hastalar için eski faturalandırmaya da devam edildi. Hastanenin içinde COVID-19 pozitifli hastalar bulunduğu için diğer hastaların olabildiğince taburculuğu ya da başka kurumlara transferi sağlandı; bu da o hastaların takip ve tedavi sürecini olumsuz etkiledi tabii. Bu süreçte hayatî tehlikeleri bulunan başka hastalara bakmaya kısıtlı olarak devam ettik. Yoğun bakımda enfeksiyon hastalarını takip ettiğimiz için yoğun bakım takibi gereken birçok hastanın takip ve tedavisi yeterli yapılamadı.

belllll

Bir hemşire olarak zaten gerekli önlemleri alarak çalışıyorsunuzdur. Pandemi ile ekstra önlemler devreye girdi mi? Nedir bunlar? Uygun ve yeterli malzeme temin ediliyor mu?

Yoğun bakımda her zaman kişisel korunmaya ve korumaya dikkat etmek gerekiyor. Sürecin ilk aylarında baret, gözlük, beyaz tulum, cerrahi maske konusunda en çok da N95 maske konusunda sorun yaşadık. Daha sonra bu koruyucu ekipmanlar kişilere zimmetlendi. Tulumlar yetmediği için kumaş önlükler kullandık. N95 maskelerin değişim süresi de bir hafta olarak belirlendi. Bir hafta boyunca aynı maskede nefes almak çok zor. N95 maskemizi koruyabilmek için altına ve üstüne cerrahi maske takıyoruz. 3 maske ile hiç nefes alınmıyor. Maske ve gözlük üzerine baret taktığımızda buğudan dolayı önümüzü göremiyoruz. Bu süreçte hem hastanenin malzeme deposu hem de özel vakıflar ve ilişkiler sayesinde sağlanan bağışlarla malzeme krizi bir şekilde yönetildi. Özellikle devlet hastanelerinde çalışan arkadaşlarım eldiven ve maskenin temini konusunda çok sıkıntı yaşadı.

Peki aldığın ücrette bir artış oldu mu? İkramiye, prim vs. ödemesi yapıldı mı? Ya da yıllık izin hakkı (sonra kullanılmak üzere) artırıldı mı?

Tam tersine maaşlarımız azaldı. Hastane yeterince kazanç sağlayamadığı gerekçesiyle bir yardım fonu oluşturdu. Burada topladığı parayı direkt enfeksiyonlu hastalara bakan kişilere böldü. Doktorlar, hemşireler, bakım destek personelleri, temizlik görevlisi, yani herkes belli bir oranla bu fondan yararlandı. Bahsettiğim bu ek ödemeye rağmen maaşlarımız kıyasla daha azdı. Devlet tarafından ek bir prim ödemesi vs. almadık. Bu süreçte riskli grupta yer aldığı için direkt enfeksiyonlu hastalarla temas kurmayan çalışanların maaş ödemeleri en alt tutardan ya da part-time üzerinden hesaplanarak yatırıldı.

Peki kamu hastanelerinde çalışan arkadaşların vardır. Ücret artışı veya döner sermaye payı artışı gibi vaatleri oldu hükümetin. Onların durumu nedir?

Üniversite hastanelerinde de döner sermaye destekleri vs. azaldığı gerekçesiyle normalden daha az yatırılmış maaşlar. Kamu hastanelerinde de bir artış yok. Birçok açıklama sırasında biz maskelerin, tulumların içinde olduğumuzdan onları takip edemedik; sonrasında da olumlu bir değişiklik göremedik. Bu süreçte yıllık izin ya da genel olarak “izin” konuşulamadı bile. Bizler birer süper-kahraman (!) ilan edildik. Bu ilanla birlikte izinlerimiz, taleplerimiz, yer değişikliği, hatta istifa etme hakkımız bile elimizden alındı. Bu süreçte istifa edecektik anlamında söylemiyorum bunu; böyle bir kriz anında devlet denetimi sağlamadığı için özellikle özel sektörde işverenler şartları çok değiştirdi.

belll

Corona hastalarının ve hasta yakınlarının hemşirelere yaklaşımı nasıl? Sıkça sağlık personeline yönelik şiddet haberleri duyuluyordu. Pandemi sürecinde bir değişiklik var mı?

Hemşirelik bilim ve sanattan oluşan profesyonel bir meslektir. İnsanın yaşam sürecinin her evresinde hemşireler var. Bu süreçte insanlar yeni görse de aslında biz hep aynı işi yapıyorduk. Pandemi sürecinde bilim kurulunda hemşirelere yer vermemiş olmaları, televizyon programlarında hemşirelerin yaşadıklarını hemşireler dışında herkesle konuşmaları vs. daha önümüzde çok yol olduğunu gösteriyor. İnsanlar bizi balkonlarda alkışladığı bir günün ertesinde nöbetteyken, ziyaret yasak olmasına rağmen bir hasta yakınının içeri girmek için bizi tehdit etmesi ve üzerimize yürümesi ile gerçekle yüzleşmiş oldum. Yüzlerce sağlık çalışanı şiddete maruz kaldı, öldürüldü. Sağlıkta şiddet yasası birçok kez meclisten onaylanmayarak geri döndü. Sesimizi duymaları, bu kez yasayı onaylamaları için, bir kez de tüm dünya için tehdit oluşturan bir virüs enfeksiyonunu tedavi ederken mi ölmemiz gerekiyordu.

Son haftalarda vaka ve ölen hasta sayılarının azaldığı açıklanıyor. Bir yandan da virüs testleri pozitif çıkmayan hastaları corona hastası kabul etmiyor bakanlık. Bizim de kafamız karışıyor. Gerçekten bir azalma var mı? Sizin gözleminiz nedir?

Sağlık Bakanlığı’nın bu süreci şeffaf sürdürdüğünü düşünmüyorum. Sayılar konusunda herkesin kafası karışık. Hastalığın ülkemizde ilk arttığı dönemde, gelen vakalar belli kriterleri karşılamazsa test yapamıyorduk. Örneğin yurt dışı teması olmayan ama semptomları, laboratuvar bulguları, tomografi sonucu bire bir COVID-19 ile uyumlu olan hastalarımızdan kaybettiklerimiz ya da iyileşip taburcu ettiklerimiz oldu. Bu insanlar açıklanan rakamlara dâhil edilmedi. Testin geçerlilik-güvenirlik ölçütleri bilimsel olarak hâlâ tartışılmakta. Şu an birçok hasta COVID-19 tedavisi görüyor, enfeksiyon yoğun bakımda takip ediliyor ama test sonucu negatif. Bu azımsanmayan miktarda; neredeyse hastaların yüzde ellisinden bahsediyorum. O yüzden ben verileri takip etmiyorum. Çalıştığım hastane özelinde yoğun bakım desteğine ihtiyacın azaldığını söyleyebilirim.

Şimdi de yeni normal denilen “açılım süreci” yaşanıyor. Bu son günlerde vakalarda bir değişiklik oldu mu?

Bu normalleşme süreci bizi çok tedirgin ediyor, bir anda fazla normal olduk. Sağlık Bakanlığı ve bilim kurulu başka bir şey anlatırken uygulamaya giren süreç bambaşka. Hâlâ yeni tanı alan birçok insanlar var; özellikle risk grubundaki insanlar için tehlike devam ediyor. Vaka sayısı sıfır olmadı; bize de gelen yeni hastalar var. İkinci bir artışı kaldıracak ne insan gücü ne malzememiz var.

blllll

Sizlere, yani sağlık çalışanlarına düzenli test uygulanıyor mu? Tarama testlerinden bahsediliyor? Bundan haberiniz var mı?

Hangi sağlık çalışanlarına? Mesela çalıştığım hastanede doktorların hepsine test yapıldı. Belirti gösteren bazı hemşirelere test yapıldı. Bakım destek personeli, temizlik görevlisi çalışanlarına test yapılması uzak bir ihtimal şimdilik.

Senin sağlığın nasıl? Hastalık belirtileri gösterdin mi? Test oldun mu?

Biz sağlığı biyo-psiko-sosyal olarak değerlendiriyoruz. Bu süreçte fiziksel olarak uzun çalışma saatlerinde sürekli ayakta tulumlarla kaldık. Maskeden temiz hava alamadığımız için kronik baş ve ayak ağrılarım oldu. Bağışıklık sistemimizi güçlendirmemiz gereken bu dönemde, biz enfeksiyon riski nedeniyle kapalı paketli ürünlerle beslendiğimiz için reflü sorunum arttı. Maaşım azaldı, ailem salgın nedeniyle işsiz kaldı, ailemle farklı şehirlerde yaşıyoruz ve onlardan ayrı olmak da kaygı yarattı. Sosyal olarak bunlarla mücadele edip sonra 24 saat virüsle mücadele etmek kolay olmadı. COVID-19 tanısı alan hastalarla temas halinde olmam ev arkadaşlarımda huzursuzluk yaratınca böyle bir dönemde ev değiştirmek durumunda kaldım. Bunlar sadece benim değil; tüm dünyadaki hemşirelerin yaşadığı sağlık sorularının çok az bir kısmı. Ben şanslıydım, COVID belirtileri göstermedim. Şimdilik… Şimdi hastaların karşısında çelik gibi durmaya çalışıyoruz, aslında tükendik.

Corona sürecinde diğer hastalıkların tedavisinin ihmal edildiğini düşünüyor musun?

Az önce bahsettiğim gibi, yetemediğimiz yetişemediğimiz çok hasta oldu. Bunun da vicdani yükü var; ama bunun için sağlık politikalarının, yatırımlarının, sağlıkta işgücüne verilen değerin vicdan muhasebesinin yapılması gerekiyor.

Özel hastane çalışanları, hemşireleri örgütleniyor mu? Sizin hastanede sendika var mı?

Sağlıkta özelleştirmeden sonra kaybedilen en önemli haklardan biri de sendika. Maalesef örgütlenme yok. Her özel hastane kendi düzenini kurmuş, yeterli denetleme de olmadığı için istedikleri maaşı veriyorlar, istedikleri kadar çalıştırıyorlar, istedikleri faturayı da çıkartıyorlar.

Son olarak sence meslek odaları bu süreçte yeterli dayanışmayı, mücadeleyi yürüttü mü?

Türk Tabipler Birliği ve Türk Hemşireler Derneği halkı bilinçlendirmeye dair girişimlerde bulundular. Kamu sendikaları da dâhil hepsi taleplerini kamuoyu ile paylaşsa da ne yazık ki böyle bir süreçte güçlü ve birleşik bir ses çıkartamadılar.

Çok teşekkür ederiz. İyi ki varsınız. Kolaylıklar dileriz.

Ben teşekkür ederim.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler