Yedikule Bostanları'yla birlikte kadim tarım yöntemleri yok oluyor

İstanbul'un surlarının Yedikule kısmında 1600 yıldır yapılan tarım geleneği saldırı altında. Buradaki bostanlar tarihi SİT alanı ve UNESCO korumasında, ancak moloz dökülerek yok edilen kısmına otopark yapılmak istendi.

Yedikule Bostanları'yla birlikte kadim tarım yöntemleri yok oluyor

Tarihi Yedikule Bostanları yaklaşık 1600 yıldır zaman zaman yaşanan müdahalelere rağmen varlığını sürdürüyor. Tarihi Kara Surları, UNESCO Dünya Mirası Alanı ve Kentsel – Tarihi SİT alanı. Dolayısıyla Kara Surları’nın içinde yer alan bu bostanlarda bu SİT alanı içerisinde yer alıyor.

2013 yılına kadar bostanlar herhangi bir sıkıntı yaşamadan kendi üretimini sağlıyordu. 2013 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi, surların iç tarafında kalan Osmanlı belgelerinde Tarihi İsmail Paşa Bahçesi olarak geçen bostanları da kapsayan kentsel tarım alanına, “Kentsel Tarım Parkı” yapacağını duyurdu.

Esra Üşüdür'ün haberine göre İsmail Paşa Bostanı üzerinde turplar, rokalar ve çeşitli sebzeler varken bahçecilerin ürünlerini toplamalarına dahi izin verilmeden alan moloza gömüldü.

“Kentsel Tarım Parkı” projesi ile ilgili tartışmalar devam ederken yaklaşık 4 Ekim 2018 günü otopark müdahalesi yaşandı. Kara Surlarının içinde kalan ve 2013 yılında inşa edilen Yedikule Konakları diye anılan yapıların arasında kalan İsmail Paşa Bahçesi’nin konaklara yakın olan kısmına Fatih Belediyesi tarafından otopark yapılmak istendi.

Fatih Belediyesi’nin Belediye Meclisi’nde yapmış olduğu açıklamaya göre, semt pazarının araç sıkıntısını ve trafik sorununu gerekçe göstererek ‘’Kentsel Tarım Parkı’’ projesi uygulanana kadar geçici olarak böyle bir karar aldığı belirtildi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi dahil olmak üzere hiçbir kurulun haberinin olmadığı denetimlerin yapılmadığı ve izinlerin alınmadığı aktarıldı.

Yaşanan otopark müdahalesinde, bu alanın hem bostan yönüyle hem de kamusal alan olarak park olmasıyla ilgilenen yurttaşların tepkisiyle karşılaşıldı. Halk ve aktivistler yaklaşık 1 hafta bu alanda mücadele etti. Otopark yapılmak istenen alana asfalt döküldü ancak otopark yapımı gösterilen tepki nedeniyle durduruldu.

Fatih Belediyesi Park Bahçeler Müdürlüğü: “Bilgimiz yok”

Fatih Belediyesi’ne otoparkın yapılma nedenini, tarihi SİT alanına inşaat izninin nasıl alındığını sorduğumuzda ise net bir yanıt alamadık. bianet adına Fatih Belediyesi basın masasına sorduğumuz sorularımıza yanıt verilmedi. Net yanıt istiyorsak doğru adresin Park ve Bahçeler Müdürlüğü olduğu söylendi.

Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nden ulaştığımız görevli özetle konuyu uzaktan ve sosyal medyadan takip ettiklerini söyledi:

“Son yaşanan olaylarla alakalı açıkçası benim de bilgim yok. Bizim müdürlüğümüzle alakalı bir iş değil.

“2013 yılında yapılan projenin uygulanması vs tüm işler İBB’nin uhdesindeydi. 2013 yılında Fatih Belediyesi sadece Büyükşehir’le birlikte koordineli bir proje hazırladı, uygulamasını da Büyükşehir Belediyesi yapacaktı. Ondan sonra birtakım sıkıntılar yaşandı. İsmail Paşa Bostanı Osmanlı döneminden kaldığı için üniversitelerden, akademisyenlerden sıkıntı olunca rekreasyon projesi durdu. O projenin yerini Kadir Toptaş döneminde ‘Kentsel Tarım Parkı’ projesi aldı. Fatih Belediyesi’nin yapmış olduğu proje durdu. Daha sonra projenin herhangi bir takibi ya da kontrolü yapılmadı. Bu son yapılan otoparkla alakalı konuyu bilmiyorum bizim müdürlüğün çalışması değil. Bizler de Büyükşehir’in sosyal medya hesaplarından takip ediyoruz.”

İstenilen yanıtlara ulaşamayan Esra Üşüdür Yedikule Bostanları’nın başına gelenleri belediye görevlisinden daha fazla bilen Yiğit Ozar'e sorularını yöneltti.

Ozar sürecin en başından beri takipçisi. Kendisi Arkeoloji Derneği İstanbul Şubesi Başkanı.

'Tamamen keyfi bir uygulama'

2013 yılında moloza gömülen Tarihi İsmail Paşa Bostanı şimdi de otopark tehdidi ile karşı karşıya. İBB’nin “Kentsel Tarım Parkı” yapacağını açıkladığı alan nasıl tek gecede otoparka dönüştü?

Evet, bu sorunun net bir yanıtını bilmiyoruz. Fatih Belediye Meclisi’nde Belediye Meclis üyelerinin yaptığı açıklamalardan çok keyfi bir karar olduğu anlaşılıyor. Mahallede bir otopark sorunu olduğu ve çözüm olarak da İBB’nin bu alandaki kentsel tarım parkı uygulaması başlayıncaya kadar alanın geçici olarak otoparka dönüştürülmesi düşünülmüş. Ama tamamen keyfi bir uygulama...
Planlı projeli, koruma kurulundan onaylanmış bir proje değil. Oysa burası Kara Surları Dünya Mirası Alanı ve kentsel- tarihi sit alanı içerisinde yer aldığından yapılacak olan her türlü müdahalenin planlanması projelendirilmesi ve bunların ilgili koruma kurumundan onay aldıktan sonra uygulamaya geçilmesi gerekir. Bu alanda yapılacak tüm müdahaleler koruma ilkelerine ve koruma mevzuatına göre değerlendirilmeli. Bu süreçlerin işletilmediğini görüyoruz.

'Bostanları geri getirebiliriz'

Anladığım kadarıyla Yedikule halkının çoğunluğu şu anda var olan bostanların korunmasını, moloz ve asfalt dökülerek yok edilmeye çalışılan alanın ise İBB’nin 2013 yılında öne sürdüğü gibi park yapılmasını istiyor. Böyle bir genelleme yapabilir miyiz?

Park mı bostan mı? Bu iki seçenek arasında bir gerilim yaratmaya gerek yok aslında. Burası çok uzun süredir Bostan. Osmanlı belgelerinde mesela bu moloza gömülen asfaltlanan alanın Tarihi İsmail Paşa Bahçesi olarak geçtiğini tarihçi arkadaşlarımız araştırmalarıyla kanıtladılar. Dahası Kara Surları inşa edildiği dönemlerde bu alanların tarımsal amaçlı kullanıldığına dair belgeler var elimizde. Dolayısıyla en az 1600 yılık bir arazi kullanım biçiminden bahsediyoruz.

Bu açıdan baktığımızda Kara Surları'nın kültürel peyzajının bir parçası olarak 2013 yılına kadar sürdürülmüş olması aslında büyük bir şanstı. 2013’te bir rekreasyon projesi kapsamında bostanların büyük bölümü moloza gömüldü fakat geri getirebiliriz.

Kara Surları'nın çevresini bilimsel ilkelere uygun olarak bostanlarla birlikte bütüncül bir şekilde, toplumsal ihtiyaçları da göz önüne alarak koruyabiliriz. Yeter ki ilgili bilim alanlarından uzmanların, yerelin, bostancıların fikirlerinin alınıp bir araya getirildiği bir süreç işletilebilsin.

Moloz ve asfalt dökülerek yok edilmeye çalışılan bostan alanının tekrar bostan bahçeleri haline getirilmesi mümkün mü? Bununla ilgili girişimler var mı?

Bu alana 2013 yılında yaklaşık 60 cm ile 1 m. arasında değişen kalınlıkta moloz döküldü, sur dibinden geçen Hacı Piri Sokağın ise seviyesi düşürülerek alan düzlenmeye çalışıldı. 2014 yılında betonarme bir süs havuzu ve sur dibinde altyapı çalışmaları müze denetimin dışında yapılmaya çalışıldı, çalışmalar durduruldu. 2016 yılında bostan alanına mıcır, sur dibine asfalt döküldü, etrafı çitlenerek bir şantiye alanı oluşturulmak istendi, ancak tepkiler üzerine alelacele toplandı.

Son olarak da geçtiğimiz günlerde otoparka dönüştürülmek istendi. Esasında bu alanın özgün bostan kotuna geri döndürülmesi mümkün ama görüleceği üzere alana sürekli inşaat artıkları ile niteliksiz dolgular ekleniyor. Bu durum Kara Surları çevresinde gerek evrensel koruma ilkeleri gerekse mevzuat ile bağdaşmayan görüntülere sebep oluyor, yurttaşlar için düşme, yaralanma ve benzeri riskler de teşkil ediyor.

Meslek örgütleri ve koruma konusunda yetkin kurumlar yetkililere Kara Surları çevresinin bütüncül korunmasında bostanların nasıl ele alınabileceği konusunda katkı vermeye açık olduklarını belirten mektuplar gönderdi, iş birliği teklif etti. Ayrıca, bu konuda atölye çalışmaları, yetkililerle toplantılar da yapıldı.

Bu alan için İBB'nin bir "Kentsel Tarım Parkı" projesi olduğunu biliyoruz, projenin revizyon sürecinde olduğuna dair bir bilgi de tarafımıza ulaştı ancak bu süreç hakkında detaylı bilgiye sahibi değiliz.

'Müştemilat içindeki ahşap yapı ve kuyu koruma altında'

Bostanlarla birlikte koca bir tarih de yok ediliyor. Bugün otopark yapılmak istenen İsmail Paşa Bostanı içinde bostan evi, tek katlı almaşık örgülü kâgir ahır, taş örgülü kuyu, havuz gibi bostan müştemilatı bulunuyordu. Osmanlı tarım teknolojilerinin örneklerini günümüze ulaştırılıyordu. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Müştemilat içindeki ahşap yapı ve kuyu tescilli yani koruma altında. Biz aslında bostan ve müştemilatının bir bütün olarak tescillenmesiyle ilgili gerekli koruma kurullarına başvurularımızı yaptık.

Tabii ki şimdi burada geçmişi en az 1600 yıl öncesine dayanan bir tarımsal bir üretimden bahsediyoruz. Ve bu süre boyunca bu alana mekanize tarım buraya girmemiş.

Bu da bu alanda kadim tarım yöntemlerinin günümüze kadar uygulanarak ulaşmasını sağlamıştı. Bu bilgi somut olmayan miras; su kuyusu, havuzu, toprağı ilerken oluşturulan tavalarla somutlaşır.

Geçmişte pek çok kentin kent içi ve yakın çevresinde böyle tarım alanları varken bu alanlar günümüzde yapılaşmış. İstanbul'da ise bu alanların günümüze gelebilen ve tarihi olan son birkaç örneğine bakıyoruz şu an, bu büyük bir şans. Dolayısıyla buranın mimari unsurlarının tarım geleneği ile birlikte korumamız gerekiyor.

(Bianet)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler