'Vali: Ceylanpınar'da 2 polisin öldürülmesi adli vakadır'

Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesiyle ilgili dönemin Urfa Valisi İzzettin Küçük ile yaptığı telefon görüşmesini anlatan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Valinin kendisine, ''Bu olay siyasi bir olay değil” dediğini aktardı.

'Vali: Ceylanpınar'da 2 polisin öldürülmesi adli vakadır'

Ceylanpınar’da 2 polisin öldürülmesiyle ilgili dönemin Urfa Valisi İzzettin Küçük ile yaptığı telefon görüşmesini anlatan HDP Hakkari Milletvekili Leyla Güven, Valinin kendisine, “O polisler aslında 3 arkadaşlardı. Onlardan bir tanesinin diğer ikisiyle aralarında bir husumet yaşanmış ve 2 polisi öldürüp gitmiş. Dolayısıyla bu olay siyasi bir olay değil” dediğini aktardı.

Urfa’nın Ceylanpınar ilçesinde 22 Temmuz 2015’te polis memurları Feyyaz Yumuşak ve Okan Uçar’ın evlerinde öldürülmesi, Öcalan ile devlet arasında sürdürülen “Çözüm süreci”nin sona erdirilmesine gerekçe gösterildi. Dönemin Başbakanı Ahmet Davutoğlu, 24 Temmuz 2015’te resmen savaş sürecinin başlatıldığını açıkladı.

1 Eylül Dünya Barış Günü bir kez daha savaş ortamında karşılanırken, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hakkari Milletvekili Leyla Güven, iki polisin öldürülmesiyle ilgili önemli bilgiler paylaştı.

Özgür Paksoy’un Mezopotamya Ajansı’nda yer alan haberine göre, o dönem HDP Urfa Milletvekili olan Güven, 2 polisin öldürülmesi ardından Ceylanpınar’da ev baskınları sonucu gözaltına alınanların işkenceye maruz kalmaları üzerine Urfa Emniyet Müdürü’nü aradığını ve işkence iddiaları üzerine tartışma yaşadıklarını söyledi. Emniyet müdürünün işkence iddialarına, “Ne bekliyordunuz, iki polisimizi öldürenlere çiçek mi vereceğiz?” şeklinde karşılık verdiğini ve bunun üzerine kendisinin “Haddinizi bilin işkence yaptığınızı kabul ediyorsunuz” diyerek telefonu kapattığını aktardı.

Valinin itirafları

Güven, ardından konuyla ilgili aradığı Urfa Valisi İzzettin Küçük ile aralarındaki diyalogu şöyle aktardı: “Urfa Valisine emniyet müdürünün yaklaşımını, işkenceyi aslında kabul ettiğini, bunun da bir suç olduğunu ve kendisinin bu konuya müdahale etmesini istedim. Vali, ‘Vekil hanım olay öyle değil. İşkence varsa ben ararım o emniyet müdürüne de haddini bildiririm. Tabi ki işkence olmaz olmamalıdır, ben takip edeceğim’ dedi. Ve Ceylanpınar olayıyla ilgili de, ‘Bir de şunu bilmenizi isterim, o polisler aslında 3 arkadaşlardı. Onlardan bir tanesinin diğer ikisiyle aralarında bir husumet yaşanmış ve oradan ayrılmış. Hepsinde ayrı ayrı o binanın anahtarı varmış. Dolayısıyla bu olay siyasi bir olay değil. Bu adli bir vakadır. O polis öfkelendiği için 2 polisi bir gece kendi anahtarıyla kapıyı açarak öldürüp gidiyor. Biz olayın bu şekilde gerçekleştiğine dair duyum aldık. Dolayısıyla bu diğer söylenen şeyler doğru değil’ şeklinde itiraflarda bulundu.”

‘Siyasi jargona büründürüldü' 

Başlatılan savaş sürecinin gerekçesi yapılan 2 polisin öldürülmesinin siyasi bir jargona büründürüldüğünü ve olayın PKK’ye mal edildiğini belirten Güven, “AKP iktidarı bir çatışma süreci başlatmak istiyordu. 7 Haziran’da çok büyük bir yenilgi almıştılar. 7 Haziran ile 1 Kasım arasında bir savaş başlatarak, aslında ‘her gün cenazeler gelsin ki biz bunun propagandasını yaparak milliyetçi cepheden tekrar oy devşirelim’ anlayışı ile yapıldığını düşünüyorum” dedi.

'Çözüm sürecine yönelik provokatif eylem' 

Ceylanpınar olayının çözüm sürecine yönelik provokatif bir eylem olduğunu dile getiren Güven, “Ne zaman barışa dair güçlü bir irade gelişse, hemen anında savaşın devam etmesini isteyen ve savaştan beslenen güçler, çeşitli provokatif eylemlerle bu süreci durdurmaya çalışırlar. Aslında Ceylanpınar olayı da aynı böyle bir süreçti. Tam insanlarda umut gelişmişken, Sayın Öcalan 2013 Newrozu’nda çok güçlü bir irade ile ortaya bir barış projesi sunmuşken, olayın yaşanmış olması, Türkiye tarihinde Özal’dan bu yana birçok gelişmenin farklı şekillerde üzerinde durmamızı gerektiren bir durum ortaya koyuyor” diye konuştu.

‘Ortadoğu barışa susamış’

Ceylanpınar olayıyla ilgili hakikatin araştırılması gerektiğini altını çizen Güven, “1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle; her ne kadar savaşlar yaşanmış olsa da, nihayetinde barış gelmiştir. Bizim Ortadoğu coğrafyası barışa susamış bir coğrafyadır. 1 Eylül’ün bütün dünyada kalıcı bir barışa vesile olmasını yürekten diliyorum. Bunun gerçekleşmesi için de elimizden geldiği kadar barışı haykırmaya ve barış için çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Öcalan'ın ‘Gandi’ örneği

Öcalan’ın “Gandi” örneğini anımsatan Güven, şunları söyledi: “Sayın Öcalan’ın da belirttiği gibi Gandivari çalışma ve sivil itaatsizlik ile herkesi bu konuya kanalize edecek, herkesin barışa dair söz söyleyebileceği bir ortamı yaratmak için elimizden geleni yapacağız. Savaş gerçekten yıkımdır, gözyaşıdır, fakirliktir, sefalettir, işsizliktir ve katliamdır. Ama barış güzelliktir, özgürlüktür, huzurlu bir yaşamdır. Dolayısıyla halklar barışı çoktan hak etmişler. Barışın kalıcı olması için de bizler elimizden geleni yapacağız. Herkesin bu konuda duyarları olması için daha yoğun bir çaba

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler