Ukrayna ve Ortadoğu enerji savaşında bir ABD silahı olarak istikrarsızlaştırma – Mahdi Daurus Nazemroaya (SendikaOrg)

Ukrayna ve Ortadoğu enerji savaşında bir ABD silahı olarak istikrarsızlaştırma – Mahdi Daurus Nazemroaya (SendikaOrg)

ABD bir müzakere taktiği olarak mevcut krizi daha da körüklüyor mu?

ABD serbest ticaret anlaşmalarında üstünlük elde etmek ve bu amaçla AB-Rusya ilişkilerini bozmak için elinden geleni ardına koymuyor. Öte yandan görece daha pahalı Amerikan doğal gazını almaları için Avrupa ülkelerini manipüle ediyor

(Ekim, 08) Trans-Atlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP) hali hazırda AB ve ABD arasında süregiden müzakerelerin esas konusudur. Aynı zamanda bir tür AB-ABD serbest ticaret anlaşmasıdır. TTIP müzakerelerinin süre bitimi olarak belirlenen 2015 yılı içindeki tarih de yaklaşıyor. Bu anlaşmanın amacı ise Trans-Atlantik Serbest Ticaret Bölgesi (TAFTA) ile tanımlanan serbest ticaret bölgesini kurmak, AB ve ABD’yi uluslar üstü bir ticaret bloğu olarak birbirine tutkallamak.

Bu ticaret müzakereleri halkın gözünden ırak ve oldukça ihtiyatlı bir biçimde kapalı kapılar ardında yürütülüyor. “TTIP” adı siyaset ve ticaretin yüksek memurlarınca işin aslını örtbas etmek için seçildi. İşin böylesi bir gizliliğe büründürülmesinin sebebi ise, 2001 yılında Amerika Kıtası Serbest Ticaret Bölgesi (FTAA) görüşmelerinde olduğu gibi, müzakere karşıtı bir kamu tepkisinin patlamasını önlemek. Sözcük ustaları bunun bir serbest ticaret anlaşması olduğu gerçeğini gizlemek için hesaplıca TTIP adını seçtiler, tıpkı Ottawa’da, 26 Eylül’de imzalanan Kanada-AB Ticaret Anlaşması (CETA) örneğinde olduğu gibi.

Vaşington, TTIP müzakerelerinde elini kuvvetlendirmek niyetiyle, AB üyeleri ve Rusya Federasyonu’nun ticari bağlarını zayıflatmaya çalışıyor. Vaşington’un stratejisi Rusya ile bağların kesilmesini şart koşan anti-Rusya yaptırımlarını uygulatmak ve bu yaptırımlarla hem Rusya’yı hem de Avrupalı üyeleri ekonomik olarak zayıflatmak. ABD hesaplarına göre bu durum, zayıflamış AB’nin TTIP müzakereleri sürecinde Vaşington’a daha fazla taviz vermesini sağlayacak.

Jeopolitik açıdan, bu hikaye Avro-Atlantik (Avro-Amerika) entegrasyonuna karşı Avrasya(Avro-Asya) entegrasyonunun hikayesi. Esas niyet; AB’deki Rusya etkisinin zayıflatılması, AB-Rusya ticaretini kuvvetlendirecek olası etkilerin azaltılması ve bu amaçla Avrupa’daki Rusların güçsüzleştirilmesi. Son dönemde ABD, TTIP müzakerelerine daha da yoğunlaştı. Çünkü ABD’nin korkusu o ki; Almanya gibi ülkeler Rusya ve Bağımsız Devletler Topluluğu ülkelerinin de içinde yer aldığı bir Avrasya alternatifini değerlendirmeye başlayabilir.

Ukrayna’daki kriz tam olarak ABD’nin ikili amacına, hem AB’yi hem de Rusya’yı zayıflatma amacına hizmet ediyor. Amaçlanan şey sadece NATO etki alanını genişletmek ve Rusya’yı çevrelemek değil aynı zamanda AB-Rusya ilişkilerine zarar vermek. Ukrayna kullanılarak hatta kelimenin sözlük anlamıyla sömürülerek hem Moskova ve AB arasında coğrafi anlamda bir gedik yaratılıyor; hem de Rusya’nın Avrupa güvenliğine karşı bir öcü, bir tehdit olduğu algısı oluşturuluyor.

Resim 1

Petro-politik: Amerika’nın Sıvılaştırılmış Doğal Gazına (LNG) karşı Gazprom

ABD bir yandan da enerji savaşlarını yürütüyor. Bu savaştaki amaç enerji kaynaklarının, enerji boru hatlarının ve enerjinin taşındığı stratejik koridorların kontrolünü almak. ABD’nin Balkanlara, Kafkaslara, Orta Asya’ya, Irak’a, Levant Bölgesine, İran Körfezine ve Ukrayna’ya dair tüm ilgisi, alakası, söylemi söz konusu enerji savaşıyla birinci derecen bağlantılıdır.

Hidrolik çatlatma ve Kaya gazı meselesi de yine bu denklemin içinde değerlendirilebilir. ABD dünyada en büyük dördüncü kaya gazı rezervlerinin sahibi. Bu durum ABD’yi kuvvetli bir doğal gaz ihracatçısı konumuna getiriyor. Vaşington 2015,2016 içerisinde Kuzey Amerika’dan gaz ihraç etmeye başlamanın planlarını yapıyor.

ABD aynı zamanda Kuzey Amerika entegrasyonu adı altında Kanada’nın enerji kaynakları üzerindeki yetkisini artırmaya çalışıyor. Kanada doğalgaz üretiminde, bilinen petrol rezervlerinde, ham petrol üreticiliğinde, kaya gazı rezervlerinde yani bir bütün olarak enerji üretiminde zirve ülkelerden birisi.

Bu çerçevede ABD’nin niyeti, Rusya ile doğal gaz pazarında rekabet etmek hatta mümkün olduğu kadar onu oyun dışı bırakmak. Yine bu sebeple Amerika uzundur Avrupa ve Türkiye içinde kulis yürütüyor. Kulisin sebebi ise Rus enerji devi Gazprom’dan gaz alımını durdurulması ve ABD’den gaz ithalatına başlanmasıdır. Rusya’yı enerji pazarının dışına itme stratejisi ABD yönetiminin uzundur yürüttüğü, hatta 2003 Irak işgalinden önce bile Vaşington Beltway’de hararetle tartıştığı bir strateji.

Ne var ki; kaya çatlatma, sıvılaştırma ve taşıma işlemlerinin maliyetlerinden dolayı Amerikan gazı Rus gazına nazaran çok çok daha pahalı. Eşit şartlarda ve gerçekten serbest olan bir piyasanın koşullarında, Amerikan Sıvılaştırılmış Doğal Gazı (LNG)’nın Rus gazına karşı hiçbir rekabet şansı yok.

Aslında “serbest piyasa” denilen bu piyasa o kadar da serbest değil. Kimi hükümetlerin hizmet ettiği şirketler ve holdinglere avantaj sağlayan politik manüpilasyonlar bu piyasada her zaman için yapılmıştır.

Birleşik Devletler AB enerji pazarında adilce rekabet etmek yerine, Brüksel’in Gazprom ve Rus enerji sektörüyle olan bağlarını kesmenin yollarını arıyor ve Rusları oyun dışına atmak için sıkı şekilde çalışıyor. Bu durum açık şekilde “ABD neden AB üyelerini Ruslara karşı yaptırımlar uygulamaya zorluyor? Neden Rus gazı alımına karşı yasal kısıtlamalar için bastırıyor?” sorularının cevabıdır.

Shale-Gas-in-Poland-and-Ukraine

Enerji Savaşı ve Ukrayna: Kaya Gazı İmparatorluğu

Yine enerji savaşı çerçevesinde, Swinoujscie’de (Baltık limanında) yeni bir Sıvılaştırılmış Doğal Gaz (LNG) terminali kuruldu. Bu terminale ilk doğalgaz tesliminin de Haziran 2015 sonunda Kuzey Amerika’dan yapılması planlanıyor.

ABD’nin gaz ticaretini domine etme amacı ve bu amaçla yaptığı tetkikler göz önünde bulundurulunca, Polonya ve Ukrayna önemli iki gaz merkezi olarak görülüyor. Bu iki ülke Avrupa’nın en büyük ikinci ve dördüncü kaya gazı damarlarına sahip. Eğer Rusya’yı saf dışı bırakırsanız, biri birinci diğeri ise üçüncü sıraya çıkıyor. ABD bu bakir gaz rezervlerini kontrol etmeyi planlıyor.

Chevron, ConoccoPhillips, Exxon Mobil ve Marathon Oil gibi ABD’nin ana petrol şirketleri (ki aynı zamanda Irak Kürdistan’ında da yatırımları var ve eski Libya Cumhuriyeti’nin Waha Petrol Şirketin’de hisse sahipleri) çoktan Polonya’da kaya gazı araştırmaları yatırımlarına girdiler.

Ukrayna Başkanı Viktor Yanukoviç’in hükümeti ve İngiliz-Hollanda enerji devi Royal Dutch Shell, Doğu Ukrayna’da doğal gaz için sonda ve araştırma anlaşmasını 2013 başında imzaladılar. Hem de sıfır vergi ile… Doğu Ukrayna’daki enerji kaynaklarının bulunması ve geliştirilmesi içerikli başka bir anlaşma yine Yanukoviç hükümeti ve Chevron arasında imzalandı. Kasım 2013’de… Bundan bir sene kadar önce, 2012’de Kiev hükümeti Exxon Mobil ve Royal Dutch firmalarından oluşan konsorsiyumu tekrar ödüllendirdi: Kırım açıklarında, Skifska bölgesinde geliştirme faaliyetleri için yeni bir gaz kontratı…

Skifska gaz bölgesi, ABD gaz ve petrol şirketlerinin Kırım açıklarında ilgilendiği tek bölge değil.
Skifska ile aynı bölgede Foroska, Prykerchenska ve Tavriya gaz alanları da var. Prykerchenska bölgesi ABD off-shore firması Vanco Prykerchenska Ltd.’ye sunuldu. Foroska bölgesi de Chornomornaftogaz’ın yönetimi altında. Foroska’nın diğer bir kısmı ve Tarivya bölgeleri için de pazarlıklar ve görüşmeler devam ediyor.

ABD’nin Doğu Ukraynalı isyancılara yönelik düşmanlığı, Amerikan enerji şirketlerinin geçmiş dönemde Kiev’den kopardığı doğal gaz tavizlerini korumakla doğrudan alakalı. Donetsk Halk Cumhuriyeti Başbakanı Andrey Purgin şöyle belirtiyor: Sivil altyapıları planlı şekilde tahrip etmek gibi eylemlerin de dahil olduğu kimi ABD uygulamaları Irak’ta yapılmıştı. Bugün aynıları Doğu Ukrayna’da da uygulanıyor. Bu tarz ABD operasyonları paralı-ücretli askerlerin ya da kiralık katillerin elleriyle yürütülüyor. Alman Bild am Sonntag gazetesinin Mayıs 2014 tarihli bir raporuna göre; kötü şöhretli Amerikan özel güvenlik firması Akademi (Irak’taki rezalet sicilinden dolayı firma ismi önce Blackwater ve sonra Xe Services şeklinde değiştirildi) Donetsk ve Lugansk içine de salındı.

Crimean-energy-assets

Enerji Savaşı ve Suriye: Akdeniz Lokavtı mı?

ABD IŞİD’e karşı savaş bahanesiyle Suriye’nin enerji altyapılarını bilinçli şekilde yok ediyor. Suriye’deki bu durumu da yine petropolitik penceresinden yorumlanabilir. Suriye, Lübnan, İsrail ve Gazze’yi de içine alan Levant bölgesi kıyıları uçsuz bucaksız doğal gaz rezervlerini barındırıyor. ABD Rusya’yı bu bölgeden de dışarı atmanın planlarını yapıyor.

Rus mühendislik-inşaat firması Stroytransgaz 2000 yılından bu yana Suriye’de oldukça aktif. Önce Humus bölgesinde iki gaz rafinerisini inşa etmek için anlaşma imzaladı. Lübnan-Suriye’yi Ürdün-Mısır’a bağlayan Arap Gaz Boru Hattı’nın Suriye kısmını inşa etmek için başka bir anlaşma daha imzaladı. Başka bir Rus enerji firması olan Soyuzneftegaz 2004 yılında, Şam hükümetinden bir ihale aldı. Bu ihaleye göre Irak sınır bölgesi ve batısında faaliyet yürütme hakkının kazandı. 2007 yılında Suriye Gaz Şirketi (SGC) ve Stroytransgaz firması Humus’da bulunan gaz rezervlerinin araştırılması ve geliştirilmesi konusunda işbirliği anlaşması yaptı. Suriye krizinin sürdüğü esnada, 25 Aralık 2013’te, Şam ve Soyuzneftegaz şirketi önemli bir deniz sondajı anlaşması imzaladı.

Üstüne üstlük Suriye krizinin patladığı dönem de oldukça manidar. Suriye, Irak ve İran dünyanın en geniş doğal gaz havzasından Suriye kıyısına bir boru hattı inşası ile ilgili görüşmeler yapıyordu ki aynı günlerde Suriye krizi başladı. (Şam hükümeti İran Ve Irak’la 25 Haziran 2011’de bu anlaşmayı imzaladı.) 2009 yılındaki kontrat iptal edilene kadar, Suriye-Baniyas limanı ve petrol şehri Kerkük’ü birbirine bağlama işinin Stroytransgaz firması tarafından yapılması bekleniyordu.

Katar Ve Türkiye, Irak-İran-Suriye boru hattı anlaşmasından bu yana bu devletlere düşmanca bir politika yürütüyor. Çünkü bu anlaşma enerji koridoru sahibi ve doğalgaz ihracatçısı bu iki ülkeyi deyim yerindeyse oyun dışı bırakıyor. Bir başka ihtimal de; İran-Irak Suriye boru hattı AB’ye satılan doğalgazı daha da ucuzlatacak ve bu durum AB’ye kendi LNG’ını satmak isteyen Vaşington tarafından hiç hoş karşılanmıyor. Bu proje Suriye ve Irak’ta süregiden kavga ile birlikte rafa kalkıyor ve belki de olası bir rejim değişikliği projeyi tamamen feshedecek.

LevantineEnergyCorridor

İstikrarsızlaştırma bir Amerikan pazarlık taktiği midir?

ABD bir yandan TTIP müzakerelerinde elini güçlendirecek şekilde Avrupa’da tansiyonu yükseltiyor. Öte yandan Pentagon Ortadoğu satrancında taşları yeniden diziyor. Bugün Pentagon önderliğinde Ortadoğu’da yürütülen bu politika her amacı güdüyor olabilir ama asla IŞİD’le savaş amacı gütmediği açık. Belki sebeplerden biri Iran-ABD arasındaki nükleer müzakerelerle ilgili olabilir. Belki ABD’nin bölgedeki askeri politikası, Tahran’a karşı nükleer görüşmelerde daha avantajlı konuma geçmek amacı da taşıyor.

İstikrarsız bölgeler oluşturma taktiği, güzel paketlenmiş bütünsel bir yaklaşımın bir parçası gibi görünüyor. Konu ne olursa olsun, bu istikrarsız bölgeler müzakere ve pazarlık masasında ABD’nin elini kuvvetlendiriyor. Ukrayna’daki gerilim söz konusu olduğunda durum çok açık: Vaşington mevcut krizi TTIP müzakerelerinde kendisine avantaj sağlayacak şekilde kullanıyor, Sıvılaştırılmış Doğal Gazını AB’ye satabilmek için Rus gazına karşı lokavt, yaptırım baskısı uyguluyor.

*Mahdi Darius Nazemroaya Kanadalı bir sosyolog, jeopolitik analist ve Küreselleşme Üzerine Araştırmalar Merkezi’nde yazardır.

[Global Rasearch’teki İngilizce orijinalinden Bahadır Damatoğlu tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler