TTB MK üyesi Yerlikaya: “Veriler ne kadar gerçeği ifade ediyor?”

Türkiye’de her gün açıklanan rakamlarda 19-20 hasta kaybedildiğini söyleniyor. Sadece Diyarbakır’da günde 2-3 hasta kaybediyoruz. Antep’de, Mardin’de, Urfa’da kaybedilenler hastalar var. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde bu veriler ne kadar gerçeği ifade ediyor, soru işaretleriyle dolu.

TTB MK üyesi Yerlikaya: “Veriler ne kadar gerçeği ifade ediyor?”

SiyasiHaber

Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu’nun 17 Temmuz tarihli “Korona Günlükleri”nde Türkiye’den ve dünyadan verilerin yanı sıra, İlker Belek, Yusuf Karataş ve Zuhal Yeşilyurt Gündüz’ün basında yayımlanan makalelerinden çarpıcı bölümlere yer veriliyor.

 

17 Temmuz 2020 tarihli “Korona Günlükleri”nde Türkiye ve dünyadaki pandemi verileri;

Dünya genelinde can kaybı 600 bine, toplam vaka sayısı 14 milyona yaklaşıyor. Son 24 saatte 249 bin civarında yeni vaka saptanarak, rekor yinelendi. Yeni vaka sayısı açısından zirve çok değişmiyor. Yeni vaka sayısı ABD’de 73 binin, Brezilya’da 43 binin, Hindistan’da 35 binin, Güney Afrika’da 13 binin ve Kolombiya’da 8 binin üzerinde, yeni vaka sayısında tırmanış devam ediyor.

Resmi rakamlara göre Türkiye’de son 24 saatte 933 yeni vaka tespit edildi. Covid-19 nedeniyle 21 kişi hayatını kaybetti. Halk Sağlığı uzmanları, vaka sayısının binin altına inmesine rağmen aktif vaka, yoğun bakımda yatan hasta ve entübe hasta ve hayatını kaybedenlerinin sayısının düşmemesini, hatta artış göstermesinin kafaları karıştırdığı görüşünde.

zencir3

DTÖ: Latin Amerika’da salgın gelecek ay zirve noktasına ulaşacak

Dünya Sağlık Örgütü, salgının Latin Amerika’da gelecek ay zirve noktasına ulaşmasının beklendiği uyarısını yaptı. Latin Amerika’da Covid-19 kaynaklı can kayıpları 150 bini aştı. Latin Amerika’da salgından en çok etkilenen ülke Brezilya. Ülkede virüsün bulaştığı kişi sayısı 2 milyonu, can kaybı da 76 binin üzerine çıktı. Peru’da ise bildirilen vaka sayısı 341 binin üzerinde. Ülke, salgınla mücadele için yeni bir sağlık bakanı atadı. Şili, Meksika ve Kolombiya da salgını kontrol altına almakta zorlanıyor.

Asya’da toplam vaka sayısı artmaya devam ediyor. Toplam vaka sayısı 3.2 milyona yaklaşıyor. Özellikle güneydoğu Asya ve Ortadoğu’da artış kaygı veriyor. Hindistan, Pakistan, Bangladeş, Filipinler ile birlikte Suudi Arabistan, İran, Irak ve İsrail’de yeni vaka sayısındaki artış devam ediyor.

Güney Kore, son 24 saatte 61 Covid-19 vakası tespit edildi. Önceki gün bildirilen vaka sayısı 39’du. Güney Koreli sağlık yetkilileri, 47 yeni vakanın ülke dışından gelenlerden kaynaklanıyor. Yeni tanı konanlar arasında 20 kişinin Irak’tan dönen inşaat işçileri olduğu bildiriliyor. Yetkililer, Irak’tan dönecek başka inşaat işçileri de bulunduğunu bu nedenle vaka sayılarının daha da artabileceğini dile getiriyor.

Antep’in İslahiye ilçesinde nişana katılan 57 yaşındaki bir kişinin Covid-19 testi pozitif çıktı. Sağlık ekiplerince yapılan filyasyon çalışması sonucu, nişan töreninin yapıldığı evin yanı sıra temaslı olduğu belirtilen 5 mahalledeki 13 evde yaşayan 75 kişi karantinaya alındı.

Hükümet ve valilikler fiziksel mesafe ihlali sadece eylemlerden olduğunu düşünüyor. Nüfus hareketliliği, nüfus yoğunlaşmaları, toplu yaşam alanları ve seyahat ile ilgili kısıtlılıklardan kaçınmakla beraber eylemliklerin yasaklanması konusunda daha cüretkarlar… Mardin Valiliği, kent genelinde gösteri, yürüyüş ve toplantı yasağının 30 gün daha uzatıldığını duyurdu.

Ankara Tenis Kulübü, 1 antrenör, 2 kondisyoner ve 1 kişinin daha Covid-19 testlerinin pozitif sonuçlarını, aynı tesiste çalışmalarını sürdüren Türkiye Olimpiyat Hazırlık Merkezi sporcularından gizlemesiyle ilgili haber üzerine yazılı bir açıklama yaptı. Covid 19 ile ilgili Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Tenis Federasyonu önerileri doğrultusunda gerekli tüm tedbirleri aldıklarını bildirdi

Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde 61 personele Covid-19 takibi başlatıldı.

 

Bilim Kurul üyeleri sorumluluğu vatandaşa mı yüklüyor?

Hükümet yetkililerinden sonra Bilim Kurulu üyeleri de sorumluluğu vatandaşa yüklemeye başladı. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un 31 Ağustos okulların açılacağını söylemesinin ardından tartışma devam ediyor.  Prof. Dr. Özlü özellikle anasınıfları ve ilkokullarda denetimin çok zor olacağını belirterek şunları söyledi: “Bu noktada belki bir dönem hibrid eğitim yapılabilir. Kısmen okulda kısmen dışarıda ya da dönüşümlü, bir gün boş bir gün dolu, uzaktan eğitim takviyeli bir sistem uygulanabilir. Ayrıca aileler için gönüllülük esası da bir çözüm olabilir. İsteyen bir sene çocuğunu okula göndermeyi erteleyebilirse yoğunluğun da önüne geçilebilir.”

Bilim Kurulu üyesi Özlü salgının yayılmasından kaygı duyuyor olsa gerek, hükümete sözünü geçirmekte zorlanıyor da olabilir. Özlü, yaklaşan Kurban Bayramı için de kaygılarını dile getirdi: “Bu süreç iyi yönetilemezse vaka sayısının artacağını düşünüyorum. Kurban kesme alanlarında, evlerde ya da bayram namazı sonrasındaki bayramlaşmalarda insanların maske takıp, mesafeye uyacakları konusu bana pek gerçekçi gelmiyor. Bayramı artış olmadan atlatırsak ne âlâ. Vekâletle kurban kesilmesini öneriyorum ama biliyorum alışkanlıklar da var. İlla kurbanını kendi alacak, kendi kesecek. Hadi büyükşehirleri denetlediniz diyelim. Köyler, kasabalar, oralara nasıl yetişilecek? O insanlara ulaşmak, kurallara riayet etmelerini sağlamak çok zor. Kavurmalar yapılacak, mangallar yanacak, beraber masaya oturulacak. İnanın çok büyük risk var.”

Bilim insanları korona virüsü salgınını kontrol altına almak için mümkün olduğunca test yapılmasını önerirken, Rusya’nın başkenti Moskova’da ücretsiz test dönemi başladı. Belediye Başkanı Sergey Sobyanin, şu ana dek günde 70 bin test yaptıklarını söyledi.

Avrupa Birliği (AB), her 15 günde bir yenilenen “güvenli ülkeler listesinde” Türkiye’ye yine yer vermedi. AB, Covid-19 vaka sayısı 100 bin kişide 16 ve aşağısı olan ülkeleri güvenli sayıyor. Oysa AB’ne göre Türkiye’de Covid-19 vaka sayısı 100 bin kişide 23,5 olup bu sınırın üstünde…

zencir2

Kolombiya’da çeteler salgın tedbirlerine uyulması için halka şiddet uyguluyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Kolombiya’da silahlı çetelerin, devlet kontrolünün az olduğu bölgelerde Covid-19 tedbirlerine uyulması için halka şiddet uyguladığını açıkladı. HRW Amerika Sorumlusu Jose Miguel Vivanco, “Covid-19’un yayılmasını önlemek için silahlı grupların uyguladığı merhametsiz ‘cezalar’, Kolombiya’daki yoksul halkın evlerinden çıktıklarında saldırıya uğrama ve öldürülme riski taşıdığı anlamına geliyor” dedi. Vivanco’ya göre silahlı gruplar, halkın gözündeki meşruiyetlerini artırmak ve daha fazla güce sahip olmak için söz konusu yöntemlere başvuruyor. Bunun yanında sağlık hizmetlerinin de sınırlı olduğu bölgelerde bulunan çeteler, üyelerinin hastalanmasından endişeleniyor. Kolombiya’da bugüne kadar 173 binden fazla Covid-19 vakası tespit edilirken, 6 bin 29 kişi Covid-19 nedeniyle hayatını kaybetti.

Fransa Covid-19 salgını nedeniyle ülkede kapalı mekanlarda maske takmanın gelecek haftadan itibaren zorunlu olacak.

Amerikan Futbolu Ligi’nde (NFL) 72 oyuncunun Covid-19 test sonucu pozitif çıktı.

Bangladeş’te, 6 bin 300 kişiye ‘Covid-19 testi yapmadan’ sonucun negatif olduğuna dair rapor veren hastane sahibi tutuklandı.

 

Cruise sektöründe arka arkaya iflaslar

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi cruise sektöründe önemli iflasları beraberinde getirdi. Sektörde dünyanın en büyük filolarından birine sahip olan İspanyol Pullmantur haziranda iflas başvurusu yaparken, filosundaki en büyük üç gemi sökülmek üzere İzmir Aliağa’ya doğru yola çıktı. Türkiye Akdeniz çanağında gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin sektörel olarak yapıldığı tek ülke konumunda. Yola çıkan son gemi, 1990’da inşa edilen MV Horizon ise Yunanistan’da değerli eşyalarını boşalttı. 46 bin tonluk gemi, 208 metre uzunluğa sahip. 2016’da Pullmantur’un filosuna katılan geminin 12 mürettebatı martta salgına yakalandı. Nisanda ise virüsün gemide çalışanların yarısına bulaştığı açıklandı. Dünyadaki gemi geri dönüşüm faaliyetlerinin yüzde 97’si Türkiye’nin de dahil olduğu beş ülke tarafından yapılıyor. Aliağa’daki 22 geri dönüşüm firmasının toplam dönüşüm kapasitesi yaklaşık 1 milyon ton. Aralık 2018’den bu yana AB bayraklı gemiler sadece bu listedeki gemi geri dönüşüm tesislerinde sökülebiliyor. Aliağa’daki geri dönüşüm tesislerinden Leyal, Leyal Demtaş, Işıksan, Sök Denizcilik, Ege Çelik ve Öge Gemi olmak üzere altı tesis AB listesinde bulunuyor. Türkiye’nin söküm merkezi Aliağa’da bu yılın ilk üç ayında irili ufaklı 31 gemi jilet oldu. Gemi sökümü asbet maruziyetine bağlı akciğer zarı kanseri (mezotolyem) potansiyeli nedeniyle işçi sağlığı açısından önemli tehditler arasında.

AKP’nin Covid-19 salgınını fırsata çevirdiğini söyleyen Türk-İş’e bağlı TÜMTİS Genel Başkanı Kenan Öztürk, iktidarın kıdem tazminatını kendisi ve sermaye için yeni kaynak yaratmak amacıyla gündeme getirdiğini söyledi. Öztürk, “Kıdem tazminatı, işçi sınıfının 84 yıllık kazanımıdır. İşçilerin elinde kalan son kazanım kıdem tazminatıdır. Covid-19 salgını ile birlikte işçi ve emekçiler, yoksullukla, açlıkla boğuşuyor.” açıklamasını yaptı.

zencir1

TTB-MK üyesi Dr. Halis Yerlikaya: “Veriler ne kadar gerçeği ifade ediyor?”

“Vaka artışlarından sadece vatandaşı sorumlu göstermek eksik ve yanlıştır. Salgın tüm hızıyla sürüyor, birinci dalga daha bitmedi. Diyarbakır ve bölge illeri, birinci dalganın piklerini yaşıyor. Vaka artışlarında yoksulluğun da önemli bir etken olduğunu görüyoruz. Kalabalık ailelerin bir arada yaşadığı ve yoksulluğun hâkim olduğu bölgelerde vaka sayılarının artışı gözleniyor. Diyarbakır’daki hastanelerde 350- 400 hasta şu anda yatarak tedavi görüyor. Günde 50 hasta taburcu edilirken yerine hemen 50 vaka hastaneye yatırılıyor. Yoğun bakım üniteleri hiç boş kalmıyor. Kamu hastanelerde yoğun bakımda yatacak yer yok, hastaneler dolmuş durumda. Özel hastanelerde kısmen yer var. Bölgede işler çok da yolunda gitmiyor, ve salgını tüm şiddetiyle yaşıyoruz. Bunu özellikle 1 Haziran sonrasında daha da katmerli bir biçimde yaşıyoruz. Henüz birinci dalga bitmeden biz bunun pikleriyle karşı karşıyayız”

“1 Haziran sonrası süreç yeni normalleşme olarak ifade edildi ama biz TTB olarak da 1 Haziran sonraki süreci yeniden açılma olarak tarif ettik. Bize göre süreç Türkiye’de salgının yönetme biçimi çok yanlış. Türkiye’de salgın İstanbul ile sınırlanabilecekken, alınacak önlemlerle salgının etkisi azaltılabilecekken, yönetme biçiminden kaynaklı salgın bu kadar şiddetli bir şekilde hissedildi. Salgının bu kadar insanda, hastada yaşı ilerleyenlerde etki etmesinin nedeni, epidemiyolojik verilerin ışığında değil de ekonomik kaygılarla bu süreci yönetilmesidir. 1 Haziran yani yeniden açılma sürecinin çok erken başlatıldığını düşünüyoruz. Yapılması gereken şey her ilin kendi özgün koşulları göz önüne alınması gerekiyordu. Türkiye’de koronavirüse karşı alınmış merkezi kararlar bir anda serbestleştirildi. Bir algı oluşturuldu. Biz bu salgına karşı çok başarılıyız denildi. Vatandaşlar da rehavete kapıldı.”

“Açıklanan vakaların çok üzerinde hasta sayısı ile karşı karşıyayız. Test negatif olan, hastanelere gidip ilaç tedavisi verilen hastalar var. Bu verilerin yönetilme biçimi çok şeffaf değil. Türkiye’de her gün açıklanan rakamlarda 19-20 hasta kaybedildiğini söyleniyor. Sadece Diyarbakır’da günde 2-3 hasta kaybediyoruz. Antep’de, Mardin’de, Urfa’da kaybedilenler hastalar var. Tüm bunları bir araya getirdiğimizde bu veriler ne kadar gerçeği ifade ediyor, soru işaretleriyle dolu”

“Bugün Diyarbakır’da seçilmiş belediye başkanı Selçuk Mızraklı, bizim eski Tabip Odası başkanıydı aynı zamanda, kentte görevini yapmış olsaydı, belediye olanakları yoksul halk kesimlerine yönelik daha fazla kullanıyor olacaktı, kentin dinamiklerini sürece aktif katmış olacaktı. Çok daha bütünlüklü bir mücadele yapılmış olacaktı, toplumla bir bağ oluşturulacaktı. Toplumun bir kesimi koronavirüse hala inanmıyor. Algıyla ilgili sıkıntılar var. Belki kendi dilinde, güvenilir bir biçimde bu kesimlere yönelik gerekli eğitim çalışmaları yapabilirdi. Çok daha dinamik bir süreç olabilirdi. Diyarbakır açısından söylersem çok daha az tahribatla bu süreci atlatıyor olacaktı. Çünkü toplumla iç içe bir süreç olmuş olacaktı. Çok daha iyi bir biçimde bir mücadelenin sürdürülüyor olabilirdi? Şu anda belediye olanaklarını hiçbir şekilde göremiyoruz. Halka yönelik eğitim çalışması yapılamıyor, inandırıcılıkla ilgili ciddi sorunlar var? sonuçta kendi iradesi olarak gördüğü birinin söylediği şeylerle, atanmış birinin ifade ettiği şeylerin etkisi aynı olmuyor. Keşke bu süreçte görevinin başında olsaydı. Bu olmadığı için daha fazla bedel ödüyoruz. Selçuk Mızraklı görevinin başında olsaydı koronayı bu kadar şiddetli hissetmezdik.”

“Bu sorumluluğu vatandaşa yükleyemeyiz, atamıyoruz. Vatandaşa hijyene dikkat etmiyor, maske takmıyor, mesafe dinlemiyor, diye söylemeyiz. Evet, bu kişisel önlemler çok önemli ve kritik ama bunlar salgınla mücadele yetmez. Salgınla mücadele bütünlüklü yürütülmek durumunda, kamu iradesi devrede olmak zorunda. Böyle giderse iç açıcı bir tablo görünmüyor. Temmuz’un ortasındayız. Eylül ayıyla grip mevsimi başlayacak. Grip ile koronavirüs bir arada olduğu zaman nasıl etki yaratacağı, bununla ilgili bir belirsizlik var. Tüm bunlardan dolayı bölgede tablo iç açıcı görünmüyor”

‘’1 Haziran’dan önce Diyarbakır’da koronavirüse yakalanan sağlık çalışanı 85 iken bu sayı bugün 235’e çıktı. Koronavirüs dışında kalan hastalar da bu süreçten çok olumsuz etkileniyor. Onlar koronavirüs korkusu ve tedirginliği ile hastanelere gelemiyor.”

zencir4

Vaka sayısı 1000’in altına inmedi, yalnızca test sayısı azaldı- İlker Bellek

“1-Günlük vaka sayısının 1.000’in altına inmesinin hiçbir anlamı yok. Bu, salgın yönetimindeki başarısızlığı sonrasında AKP’nin belirlediği bir çıta. Salgın bitti diyebilmek için sayı 0’a yakın olmalı.

2-Tek başına vaka sayısının hiçbir anlamı yok.  Mutlak sayılar önemsiz. Olayı mutlak sayılarla tartışmak bile, tek başına, salgın yönetiminden hiç anlamamak anlamına gelir. Hız, vaka /test oranı gibi hesaplamalar yapılmalı.”

https://sol.org.tr/haber/vaka-sayisi-1000in-altina-inmedi-yalnizca-test-sayisi-azaldi-9692

 

Sağlık Bakanı sizi hâlâ ikna edebiliyor mu? -Yusuf Karataş

“Bir soru daha: “Yeni normal”e geçişten sonra vaka sayısının en fazla arttığı illerin İstanbul, Bursa, Antep gibi sanayi kentleri ile Diyarbakır, Urfa, Mardin, Cizre gibi yoksulluğun ne fazla yaşandığı bölge kentleri olması rastlantı mıdır?

Bölge kentlerinde salgının yayılmasında yoksulluğun, hijyen konusunda en temel ihtiyaçların karşılanması konusunda yaşanan sıkıntıların etkisi görmezden gelinerek bu durumu ortadan kaldırmaya yönelik en küçük bir adım bile atılmadı. Dolayısıyla insanların cahilliğine indirgenen tablonun arka planında yatan sosyo-ekonomik gerçekler yok sayıldı.

Son 2 günde, günlük vaka sayısı binin altına düşmeye başlamış gibi görünse de bu verilerin ortaya çıkmasında/çıkartılmasında günlük test sayısının 45 binin altına düşürülmesinin belirleyici olduğu görülüyor.

Görüldüğü kadarıyla iktidar ve Bakan Koca, son günlerde salgınla mücadele konusunda kendisine duyulan güvenin azalmaya başlaması karşısında binin altına çekilen vaka sayısıyla salgınla mücadelede iktidarın gereğini yapmaya çalıştığı algısını yaratmaya çalışıyor. Başka bir deyişle test sayısının düşürülmesine bağlı olarak vaka sayısının tekrar binin altına çekilmesi, Bakan Koca’nın 1 Haziran’dan bu yana toplumu kontrollü sürü bağışıklığına razı etme politikasının devamı yönünde yapılmış bir manevra olarak anlam kazanıyor.”

https://www.evrensel.net/yazi/86759/saglik-bakani-sizi-h-l-ikna-edebiliyor-mu

 

HIV’den korona virüsüne: Virüs adres sormaz ki - Zuhal Yeşilyurt Gündüz

“Virüs ayrımcılık yapmaz; ne HIV ne Covid-19 dil, din, ırk, cinsiyet, sosyo-ekonomik sınıf vs. ayrımı yapmaksızın bulaşmaya çalışır, olabildiği kadar çok insana bulaşmayı hedefler. Virüs ayrımcı değildir fakat içinde yaşadığımız dünya ayrımcıdır, daha doğrusu içinde yaşadığımız toplumlar.

“Şimdi açlıktan ya da daha sonra AIDS’den ölmeyi seçebilirim.”[1] Genç bir Afrikalı seks işçisinin 1990’lı yıllarda ifade ettiği bu can acıtıcı cümleyi, bugün benzer bir şekilde farklı kesimlerden başka bir virüs nedeniyle duyabiliyoruz. “Koronadan değil, açlıktan öleceğiz”, “Ya virüsten ya da açlıktan öleceğiz”, “Virüsten değil açlıktan öleceğiz”. 1981’den bu yana tanıdığımız HIV[2] ve 2019’da yayılan yeni korona virüsü (SARS-CoV-2) arasında benzerlikler olduğu kadar farklılıklar da var. Her ikisi de sadece sağlık konusu değil, son derece politik meselelerdir. Toplumsal cinsiyet boyutu ise çok büyük önem taşımaktadır.”

https://www.gazeteduvar.com.tr/konuk-yazar/2020/07/17/hivden-korona-virusune-virus-adres-sormaz-ki/

Ata Soyer Sağlık ve Politika Okulu’nun 17 Temmuz tarihli Korona Günlükleri’nin tamamı için TIKLAYIN

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler