Toroslardan Konstantin’e… Sagalassos Sergisi uzatıldı

Korkut AKIN yazdı - Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 27 Kasım 2019 – 28 Mayıs 2020 tarihleri arasında açık tutacağını açıkladığı Sagalassos Sergisi’ni 23 Ağustos’a kadar uzattı. 8 Haziran’da yeniden açılacak bu, insanlık tarihini öğrenmek için önemli, önemli olduğu kadar gerekli sergiyi kaçırmamanızı öneririm.

Toroslardan Konstantin’e… Sagalassos Sergisi uzatıldı

Covid-19 salgını ile birlikte ülkelerin ve tabii, insanların da programları, yaşamları değişti. Birçok önemli etkinlik/toplantı/çalışma yapılamadı. Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, 27 Kasım 2019 – 28 Mayıs 2020 tarihleri arasında açık tutacağını açıkladığı Sagalassos Sergisi’ni 23 Ağustos’a kadar uzattı. 8 Haziran’da yeniden açılacak bu, insanlık tarihini öğrenmek için önemli, önemli olduğu kadar gerekli sergiyi kaçırmamanızı öneririm.

Torosların güney yamacında, büyük yerleşim merkezlerine uzak, ama doğanın sessizliğine, güzelliğine, güvenine bir o kadar yakın tarihi bir yer Sagalassos. İnsanlık tarihini öğrenmek için açılmış bir doğal müze sanki. Arkeologların her kazması, her çabası yeni bir bilgi, yeni bir kanıt, yeni bir umut getiriyor bizlere. Hepsini anladınız da, “umut” neyin nesi diye soruyorsunuz haklı olarak. Hazırlanın o zaman…

görsel 1

 

Dağların tepesinde…

Umberto Eco’nun çok ünlü “Gülün Adı” kitabını -filmini de çektiler- biliyorsunuz. Trabzon’daki Sümela Manastırı’nı gezdiniz mi, o da benzerdir… Korunma amaçlı dağın ulaşılmaz bir yerine kurulmuştur. Korku dağları beklemektedir çünkü. Bu, Sagalassos’u da belirleyen önemli bir nokta. Sagalassos da dağların arkasına gizlenmiş, o zamanın bilinen yerleşim merkezlerine uzak bir yer.

Uzak, ama Mısır’dan, Tunus’tan taş getirmiş heykel yapmışlar. Yani, bir o kadar da yakın. Bırakın şimdi nasıl getirmişler diye şaşırmayı… Erich von Däniken‘in “Tanrıların Arabaları” ile değil, kol gücüyle, hayvanların da katkısıyla… Belki aylar sürmüş getirmek, ama getirmişler. Asıl önemlisi niye getirmişler?

görsel 7

 

Sahi, niye getirmişler?

Müthiş güzel, koca koca heykeller yontmuşlar o mermerlerden. Çok güzel bir kent oluşturmuşlar. Yapılarının alınlarını güzel kabartmalarla, fresklerle süslemişler. İncecik, günümüz teknolojisiyle bile zor ulaşılabilen incelikte seramik pişirmişler. Aynaları varmış (ölen kadınların mezarına kırarak koyarlarmış), takıları… epey de büyükmüş kurdukları kent, dağların yamacına yaslanan.

Havası güzelmiş, suyu bolmuş, yolların kavuştağındaymış Sagalassos, nüfusu da, zamanın oranlarına bakarak gerçekten yüksekmiş alabildiğine. Mutlu, mesut yaşıyorlarmış. Birileri, Büyük İskender mi, gelip yok edinceye değin. Kendilerince tanrıları varmış, kendilerince kehanetleri, inanışları…

Doğa ana korumuş, yüzyıllar boyu, o artık tarih olmuş yaşamı. İnce eleyip sık dokuyan tarihçiler, arkeologlar, coğrafyacılar, sosyologlar peşine düşmüş ve bulmuşlar orayı, onları. Çevre halkı çok daha önce bulmuş ve kendilerince kullanmış Sagalassos’tan kalan taşları, mermerleri… kimini duvara dayanak olsun diye, kimini çatıyı tutsun diye, kimini de masa olarak.

görsel 4

 

Nice uygarlıklar gelmiş geçmiş…

Mamut kalıntısı da bulunmuş taş devri kalıntıları da, Bizans’tan Selçuklulara, Osmanlı’dan günümüze aşama aşama, kat kat, sıra sıra bir çizelge çıkmış karşımıza… Öyle ki, bir o çizelge bile yeter insanlık tarihini anlamaya. İnsanların inanışlarının değişmesinin, teknolojinin gelişmesinin, yaşam kalitesini güçlendirmesinin izini takip etmek mümkün, en ince ayrıntısına kadar. Şimdi en yakın yerleşim olan Ağlasun’da yaşayanlarla nasıl da benzeşiyorlar… inanılır gibi değil.

Ağlasun deyince, benim aklıma gelen neden başkasının aklına gelmez, bilemem. Ama Hasan Hüseyin’in “Ağlasun Ayşafağı” kitabını andım daha başlangıçta…

“damlanın damlayı itişidir bu

dalganın dalgaya bindirişidir

ellerim lagaş'tan

hatuşaş'tan geliyor

sesim benim

   galgamış'tan

      homeros'tan

         dedekorkut'tan

ateşte ölmeyenim ben

suda boğulmayanım

ellerimde döndü dünyanın ilk tekerleği

ilk ateşti ilk sözüm, şu ellerimdi mavi

gök tanığımdır

yağız yer tanığımdır

altun güneş tanığımdır ki

dünyada ilk ben sevdim barışı

atları nehirleri

kızarmış ekinleri

ormanlı baharları

    sever gibi sevdim

          ilk ben barışı

yüzümde binlerce yıllık göçün

o evrensel çizgileri

dünyada ilk ben sevdim kavgayı

    barışa varmak için”

görsel 2

 

Hasan Hüseyin’in dizeleriyle gezdim Sagalassos sergisini… Yapı Kredi sergiye, üç katını da vermiş Kültür Sanat Merkezi’nin. 368 eser sergileniyor. Bu sayı belki de başka hiçbir sergide bulunamaz. Buna ek olarak bir de katalog kitap hazırlanmış ki, gerçekten bir hazine değerinde. Kültür Bakanlığı’nın, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün, Burdur Müzesi’nin ve tabii, valiliğinin, KU Leuven Üniversitesi ile Sagalassos Arkeolojik Araştırma Projesi’nin desteğini unutmadan… bir de Kazı Başkanı Prof. Dr. Jeroen Poblome’un heyecanla savunmasını atlamadan belirtmeliyim ki, muhakkak gezilmesi gereken bir sergi “Bir Zamanlar Toroslar’da Sagalassos” sergisi.

Sergi 27 Kasım’da açıldı, 23 Ağustos’a kadar devam edecek, ancak zaman geçirmeden gezin, çünkü bir kez daha gezmek isteyeceksiniz… Son ‘iyi’ Roma İmparatoru Marcus Aurelius ve ile Hadrian’ın büsbüyük heykellerini görmek, o görkemi içinizde bir kez daha hissetmek için. Yine sözü Hasan Hüseyin’e, yine “Ağlasun Ayşafağı”na bırakayım.

“GELDİLER KARANLIKTAN

BAKTILAR KARANLIĞA

KORKTULAR KARANLIKTAN

TAPTILAR KARANLIĞA

SEVİŞTİLER KARANLIKTA

ÇOĞALDILAR KARANLIKTA

YENDİLER KARANLIĞI

SEVDİLER KARANLIĞI

VE KARIŞIP GİTTİLER

    KARANLIĞA

ŞİMDİ HANGİ YILDIZDADIR KİMBİLİR

         GÜZEL SESLERİ

KALDI GÜZEL ELLERİ

SOM KAYALARDA”

Bir Zamanlar Toroslar’da
Sagalassos
Yapı Kredi Sanat Merkezi
(İstiklal Caddesi, Beyoğlu)
27 Kasım – 28 Mayıs 2020

Bereket Tanrıçası Demeter

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler