Topraksızların eğitim deneyiminden – Metin Yeğin

Topraksızların eğitim deneyiminden – Metin Yeğin

MST toprak işgal ettiğinde ilk inşa ettiği şey okuldur. Yani hep birlikte büyük toprak sahiplerinin topraklarını çitlerini, machetaları- uzun keskin bıçaklarıyla kırıp içeri girdiğinde, siyah naylonlarla ilk inşa ettikleri yer, okuldur. Bunu özellikle böyle anlatıyorum çünkü hepsinin sembolik bir önemi var, farkındaysanız. Büyük toprak sahiplerinin çitlerini kırmak sadece bir yerlere girme değil, kutsal mülkiyeti parçalamak, kutsal mülkiyeti machetalarla HEP BİRLİKTE kırmak ve okul inşa etmek bütünüyle bir eylem durumu. Bu nedenle aslında eğitimin hemen işgalle başladığını söylemek gerekiyor ama bu başlama okulla değil çitlerle başlıyor. (Bunun örgütlenme süreci de var aslında) Biz MST’nin eğitim sorumlusu Charles Tracate ile konuştuğumuzda, bu durumu tersinden şöyle anlatıyordu: “Toprağın temerküzü, tek elde toplanması, büyük toprak sahipliği kültürün de tek elde toplanmasıdır. Bu toprağın işgali de, topraksızlarla kolektifleştirmek, kültürün de kolektifleştirilmesi, özgürleşmesidir.” Bu yüzden MST’nin eğitimine ilişkin söylenecek en önemli şey Freire’nin ‘eğitim bir eylemdir’ düşüncesinin gerçekleşmesidir. Yani eğitim bir yerlerde asılı duran bir bilgiler toplamı değil, yaşamın kendisidir. Bir de bana göre MST sadece Freire’nin bu tanımlamasından daha da öte, Che Guevara’nın ‘yeni insan’ına doğru yaptığı bir hamledir. Belki Freire’nin tanımının sonucunda da buna ulaşacaksınız ama ben bunu ‘militan’ mücadele ile birlikte yani Guevaracı yönünün mutlaka vurgulanması gerektiğini düşünüyorum ki zaten MST de bunu yapar. Ancak burada Türkiye’de konuştuğumuzu unutmadan eklemek gerekir ki ‘militan’ mücadeleden kastım radikal, değiştirmeyi mutlak sayan, -yıkmayı ve yeniden- inşa etmeyi anlatan bir terimdir. Yoksa bazen burada kullanılan bağlı olduğu statüyü, bu hangi tip statü olursa olsun, resmi, gayrı resmi ya da illegal hangisi olursa olsun bir statüye tabi kalmayan ve yıkan, yeniden inşa eden, özgürleşmeci bir eğitimden söz edilmektedir. Teori ve pratiğin iç içe olduğu özgürleşmeci bir eğitim.

MST-Topraksız işçi hareketinin örgütlenmesinde 8-10 ailenin bir arada bir nüclei-çekirdek oluşturur. Bunların biri mutlaka kadın olması koşuluyla, nüclei’nin iki koordinatörü olur. Biri kadın olmak üzere eğitim koordinatörü, yine sağlık, üretim ve her şey koordinatörleri vardır. Nüclei’de alınan kararlar -campamento- daki, o işgal toprağındaki koordinatörler toplantısına ulaştırılır ve orada topluluk için karar alınır. Bu genel yönetimde de aynı şekildedir ve vurgulamak gerekir ki burada koordinatörler temsilci değildir. Yani onlar seçilir ama idareci değildirler. Sadece kararları iletirler. Bu yüzden MST de insanlar, her şeylerine kendileri karar verir bizim karikatür demokrasimizden farklı olarak. MST-Topraksızların örgütlenmesini yazıyorum çünkü eğitim ve yaşam iki ayrı şey değildir. Bu yüzden okullarda öğrenciler yine nüclei-çekirdek olarak bir araya gelir ve her şey hakkında kararlarını kendileri verir. Bu yüzden çocuklar hiçbir şey bilmeyen küçük sevimli budalalar değil, oradaki yaşamın bir parçasıdır. Sadece bilgilerin stoklandığı, Freire’nin tanımıyla, ‘bankacı eğitim’ biçimi yerine aynı zamanda bunu doğrudan uyguladıkları, yani bir yandan kendi bahçelerinde tohumlarını ektikleri, evlerini inşa ettikleri, bir eğitim biçimi gerçekleşir.

Eğitimin bir eylem, eylemin bir eğitim olduğu ve sınıflara sıkıştırılmamış bir okul…

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler