Seni Unutmayacağım DİRENİŞÇİ yoldaşım

Hacay YILMAZ yazdı: 38 yıl önce, 13 Mart 1982’de üç komünist işçi, Seyit Konuk, İbrahim Ethem Çoşkun ve Necati Vardar idam edildi. Cuntacıların üç işçi önderini idam etmesi bir tesadüf değildi. Her biri bir örgütçü ve parti (Türkiye Komünist Emek Partisi) militanı olarak işçi direnişlerinden, grevlerinden, sokak mücadelelerinden geliyorlardı.

Seni Unutmayacağım DİRENİŞÇİ yoldaşım

 

Yarın 13 Mart. Bundan tam 38 yıl önce üç işçi önderi Seyit Konuk, Ethem Çoşkun ve Necati Vardar 12 Eylül faşist cuntası tarafından idam edildiler. Cuntacıların üç işçi önderini idam etmesi bir tesadüf değildi. Partili idiler. Her biri bir örgütçü ve parti (Türkiye Komünist Emek Partisi) militanı olarak sayısız işçi direnişlerinden, grevlerinden, sokak mücadelelerinden geliyorlardı.

 

TARİŞ işçisi Seyit Konuk

Seyit Konuk TARİŞ'ten işçi arkadaşımdı. Türkiye işçi sınıfının bir kilometre taşı olan TARİŞ Direnişi’nin tam da içindeydi. Direnişçilerinden. Bundandır ki, Seyit Konuk, 1980 22 Ocak’ında başlayan ve 14 Şubat'ta sonuçlanan TARİŞ Direnişi’nden ayrı anlatılamaz. Seyit Konuk’u ben hem dışarıdan hem İzmir'in Kahramanlar Semti’nde yer alan TARİŞ 1 No’lu Üzüm İşletmesi’nde işçi olduğu dönemde yakından tanıdım. Farklı geleneklerdendik. Ben TARİŞ İplik Fabrikası’nda, Seyit Üzüm İşletmesi’nde çalışmamıza karşın çok sık karşılaşırdık. Bundandır ki, TARİŞ Direnişi’nin tarihini şöyle bir hatırlatmadan, bir direnişçi olarak Seyit Konuk'u anlatamayız. Çünkü o büyük direnişin altında imzası olan bir partili işçiydi.

1980 yılına gelindiğinde TARİŞ yaklaşık 80 bin üretici ortağı olan Ege Bölgesi’nin en büyük ve önemli bir üretim kooperatifi idi. Bu üretim kooperatifinin başta İzmir olmak üzere Ege Bölgesi’nin farklı illerinde üretim yapan fabrikaları ve işletmeleri vardı. İplik, üzüm, incir, zeytinyağı, deterjan vb. gibi alanlarda üretim yapılan fabrikalarda yaklaşık on bin işçi çalışmaktaydı. Kooperatifin yönetim kurulu üyeleri üretici ortaklar tarafından seçilirken, fabrikaların müdürleri, genel müdür ve işletmelerin üst düzey bürokratları dönemin hükümetleri tarafından atanırdı. TARİŞ 80 bin üretici ortağı ve binlerce çalışanıyla yalnızca ekonomik anlamda değil, seçmen anlamında da Ege Bölgesi’nin en büyük kuruluşu idi. Bundan dolayıdır ki TARİŞ kurulduğu andan itibaren dönemin hükümetleri TARİŞ'e hep politik olarak yaklaşmışlardır. Özellikle de fabrikaların bürokratları da dahil tüm çalışanlarını kendi taraftarlarıyla doldurmak istemişlerdir.

 

TARİŞ’te faşist işgal kırılıyor

1970’li yılların ikinci yarısında 1. MC ve 2.MC Hükümetleri döneminde faşistlerin işgalinde olan TARİŞ fabrikaları, 1978 yılında, Demirel’in başbakanlığındaki 2. Milliyetçi Cephe Hükümeti’nin düşmesi ve yerine CHP Azınlık Hükümeti’nin kurulmasıyla birlikte, İzmir’deki farklı devrimci, sosyalist çevrelerden işçilerin TARİŞ fabrikalarına girmesiyle birlikte TARİŞ’te faşist işgal kırılmış, bütün birimlerde DİSK'e bağlı sendikalar örgütlenmiştir. Seyit Konuk da bu tarihte üzüm işletmesine girerek, faşist işgalin kırılmasında, militan mücadelede yerini almıştır.

O günün tarihine bakıldığında ülkenin tüm köşelerinde sivil faşistlere karşı yoğun bir mücadele vardı. TARİŞ fabrikaları 1978 ve 1979 yıllarında faşist işgalden kurtulmuş, bir yanıyla üretim rekoltesi yükselirken, bir yanıyla da yalnızca TARİŞ’te çalışan işçiler değil, İzmir'in birçok bölgesi de rahatlamıştı. Ancak ne var ki, sermayenin ve faşist cephenin temsilcileri bunu hazmedemeyeceklerdi.

 

TARİŞ 3. MC Hükümeti’nin hedef tahtasında

1979 Ekim ayında yapılan kısmı seçimlerle CHP Hükümeti’nin düşmesiyle birlikte Adalet Partisi ve MHP koalisyonu olan 3. MC Hükümeti kuruldu. 3. MC Hükümeti’nin ilk icraatlarından biri başta TARİŞ olmak üzere Ant-Birlik, Çuko-Birlik, Fisko-Birlik gibi kuruluşlara yeniden yandaşlarını ve faşistleri doldurmak olacaktı. Bunun içinde buralardaki bürokratları ve devrimci demokrat işçileri işten atacaklardı.

 

3.MC Hükümeti’nin operasyonuna kamuoyu oluşturmak amacıyla da İzmir'de yayımlanan Yeni Asır gibi yandaş gazeteler algı propagandasına başladılar. "TARİŞ ortakları Kan Ağlıyor, Tariş Komünistlerin İşgalinde, TARİŞ'te Üretim Yapılmıyor" gibi manşetler atan gazeteler günlerce yayınlarına devam ettiler. TARİŞ'te çalışan farklı siyasetlerden devrimci, sosyalist ve demokrat işçiler de hükümetin amacını anlamakta gecikmeyerek, tüm fabrikalarda direniş komiteleri oluşturarak ortak bir bildiriyle kamuoyuna bir açıklama yaparak şöyle dediler: "Faşist MC Hükümeti TARİŞ'e saldırarak, yeniden faşistleri doldurmanın hesabını yapmaktadır. Biz TARİŞ'i yeniden faşistlerin işgaline bırakmayacağız. Hükümetin TARİŞ'e yapacağı tüm saldırı ve operasyona, anladıkları dilden yanıt vereceğimizi kamuoyuna duyuruyor, duyarlı olmaya çağırıyoruz." İşte Seyit Konuk da Üzüm İşletmesi’nde böyle bir komite içerisinde kendi siyasetinin temsilcisi olarak yer almıştı.

 

Gizli genelgeyle TARİŞ’e saldırı hazırlığı

Nihayet Faşist 3. MC Hükümeti’nin İçişleri Bakanı’nın İzmir Valiliği’ne gönderdiği 21 Ocak 1980 tarihli gizli bir genelgesiyle TARİŞ'e operasyon emri verilmiş oldu. 22 Ocak 1980 günü sabahın erken saatlerinde belediye otobüslerine doldurulan yüzlerce polis ve jandarmayla arama bahanesiyle TARİŞ fabrikalarına saldırı yapıldı. işçiler bu operasyona direnişle karşılık verdiler, böylece Türkiye işçi sınıfının bir kilometre taşı olan direniş de başlamış oldu. İşçiler iş ve can güvenliği talebiyle fabrikaları boşaltmadan direnirken devletin güçleri de dışarıda yeni ve daha kapsamlı bir saldırının hazırlığını yapıyordu.

Başbakan Süleyman Demirel "Devlet Güçlüdür, TARİŞ'e girecektir" derken; MC’nin atadığı genel müdürlük de işten çıkardıkları işçilerin isimlerini gazetelerde yayınlamaya başladı. Seyit Konuk da ismi yayınlanan işçilerin arasındaydı. Direniş devam ediyordu. Tarih 7 Şubat gününü gösterirken, yüzlerce polis panzerlerle birlikte Seyit’in çalıştığı ve direndiği 1. No’lu Üzüm İşletmesi’ne saldırdı. O gün ben de Üzüm İşletmesi’ndeydim.

 

Fabrika arkadaşım, yoldaşım Seyit

Saatlerce süren çatışma sonucu onlarca işçi arkadaşımız yaralandı, Fabrika boşaltıldı. Bizleri yara bere içinde Alsancak'taki stadyuma götürdüler. Seyit'in kaburgası kırılmıştı. Acısı dayanılmazdı. Ama "bunlar bize vız gelir yoldaşlar" diyerek, etrafındakilere moral veriyordu. O gün senin o gözlerindeki direncin hala hafızamda fabrika arkadaşım, yoldaşım Seyit. Sen TARİŞ'in, sen işçi sınıfının mücadele tarihinde hep yaşayacaksın,  seni asla unutmayacağız.

13 Mart 1982 yılında idamının haberini zindanda duyduğumda bir damla yaşıyla güle güle, uğurlar olsun direnişçi demiştim. Son bakışlarını hiç unutmayacağım. 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler