Sancar: ‘Yezid varsa Hüseyin de var’

KHK'lıların maruz kaldığı Kerbela düzenidir. ‘Susuz bırakıp susuzluktan ölüme terk etme' diye tarif etmiştim. Ama biliyoruz ki eğer Kerbela düzeni varsa onun karşısında da direniş var. Onun karşısında da onur, haysiyet mücadelesi var. İşte İmam Hüseyin var, Yezid varsa Hüseyin de var.

Sancar: ‘Yezid varsa Hüseyin de var’

SiyasiHaber

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, “Demokrasi Buluşmaları” kapsamında KHK ve OHAL mağdurları ile “Adalet Buluşması” şiarıyla bir araya geldi. İnşaat Mühendisleri Odası’nda gerçekleşen buluşmaya, Türkiye’nin birçok ilinden KHK ile ihraç edilen kamu emekçileri ile OHAL sürecinde kapatılan kurumların temsilcileri katıldı. Aynı zamanda Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü İdil Uğurlu, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eş Başkanı Leyla Güven, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Başkanı Mehmet Bozgeyik, gazeteci Hüseyin Aykol  ile çok sayıda parti, sendika, sivil toplum ve meslek örgütleri de buluşmada yerini aldı.

 

Direnişimiz bir çığlıktır

“Bizim direnişimiz bir çığlıktır” diyerek konuşmasına başlayan Sancar, “Demokrasi yürüyüşünün” önemli bir ışık olduğunu dile getirerek, “Bizim işimiz karanlığın ortasında bir çığlıktır ve karanlığın sesini bozdu bu çığlık. Sonra cesaret ortaya daha iyi bir şekilde çıkmaya başladı. Karamsarlık, umutsuzluk bulaşıcıdır ama mücadelede, cesarette bulaşıcıdır. Esas olarak her kesimin ve kişinin bulunduğu yerden itirazını yükseltmesi gerektiğini anlatmaya çalıştık. İnanıyoruz ki bu sesler buluşacaktır. İşte bu yüzden ikinci aşamanın sloganı ‘demokrasi buluşmaları’ oldu” dedi.

 

‘İtirazdan inşaya geçilmeli’

“İtirazdan inşaya geçmek gerekiyor.” diyen Sancar, “İtiraz ettiğimiz şeylerin aksini kurmaya ihtiyaç var. Adaletsizliğe itiraz ediyorsak adil bir yaşam içinde mücadele etmemiz lazım. Ayrımcılığa itiraz ediyorsak eşitliğe, çoğulculuğa giden bir yolu inşa etmek gerekiyor. Asıl amacımız budur. Bu gücü ortaya çıkarmaya katkı sunmaktır. Burada herkesin yapabileceği bir şeyin olduğuna inanıyoruz. Ortak bir demokrasi gücü ortaya çıkarmaya çalışıyoruz” dedi. 

 

OHAL yeni bir darbe anlamını taşır

Darbe düşüncesiyle gerçekten hesaplaşmak isteniyorsa demokrasiyi, hukuk devletini güçlendirmenin ve tüm kamu alanlarında şeffaflığı sağlamanın gerekli olduğunun altını çizen Sancar, siyasal iktidarın bunun yerine  OHAL ilan ettiğini ve OHAL’le başlayan sürecin yeni bir darbe anlamı taşıdığını belirtti.

7 Haziran seçim sonuçlarını başarısız kılmak için sayısız tezgahın ortaya konduğunu belirten Sancar, “Katliamlar yaşandı, ülke kan revan içinde kaldı. İşte darbe rejiminin ikinci en önemli dönemeci 7 Haziran seçimleri’nin sonuçlarını fiilen geçersiz kılmak. Asıl hedeflerine varmayı kolaylaştıran ise 15 Temmuz askeri Darbe Girişimi oldu. OHAL aynı zamanda, hedefledikleri rejimi kurumsallaştırma yönünde atılmış bir siyasi adımdı. OHAL rejimi iki yıl sürdü fakat siyaseten devam ediyor. AKP-MHP iktidarı OHAL’i kalıcı hale getirdi” diye konuştu.

 

Yezid varsa Hüseyin de var

“Karşımızda OHAL zihniyetiyle hareket eden ceberrut bir iktidarın var olduğu gerçeği bizim çaresiz olduğumuz anlamına gelmez. Bu tür iktidarların ellerinde büyük imkanların bulunması, bizim çaresiz oluğumuz sonucuna bizi götürmemeli. Eğer çaresiz olmadığımızı fark eder ve kabul edersek o zaman umut da yükselir. Mücadele ettiğimiz sürece umut vardır. Bu umut öyle boş hayal anlamında bir umut değildir. Bunca zulme rağmen özellikle KHK’lilere uygulanan bu kadar gaddarlığa rağmen hala mücadele ediyor. Bu iktidara ilk sarsıcı dersi yerel seçimlerde toplum verdi. 31 Mart’ta ve 23 Haziran’da iktidar yenilmez olmadığını gördü.” diyen Sancar sözlerine, “Bizim mücadelemiz çok kapsamlı demokrasi, özgürlük ve barış mücadelesidir. Geleceği inşa etmede sizlerin katkıları hayati önemde olacaktır. O nedenle sorumluğunuz da daha fazladır diye düşünüyorum. KHK'lıların maruz bırakıldığı düzen Kerbela düzenidir. ‘Susuz bırakıp susuzluktan ölüme terk etme' diye tarif etmiştim. Gerçekten öyle ayrıntıya gerek yok hepsini kendi hayatınızda tecrübe ettiniz. Ama biliyoruz ki eğer Kerbela düzeni varsa onun karşısında da direniş var. Onun karşısında da onur, haysiyet mücadelesi var. İşte İmam Hüseyin var, Yezid varsa Hüseyin de var.” diyerek devam etti.

 

Adalet programı ihtiyaç

Konuşmasının sonunda bir adalet programına ihtiyaç olduğunu belirten Sancar şunları söyledi:

“Önümüzdeki dönemde yapmamız gereken şeyler arasında demokrasi ittifakının önüne somut programlar koymaktır. Mesela bugünden yarına seçim ittifakları tartışmasını merkeze almanın faydası yok. Tam tersine yarın öbür gün seçim olduğunda gerçek bir demokrasi ittifakı kurabilmek için şartları yaratma sorumluluğu var. O nedenle demokrasi ittifakının toplumsal zeminde kurmaya çalışıyoruz. Bunun çağrısını yapıyoruz. Bunun da bir programı olmalı. Eğer bu iktidardan kurtulma konusunda ciddiysek ki ciddi olmak zorundayız aksi takdirde geleceğimiz olmayacak. Buradan bütün demokrasi gülerine, ama muhalefetteki bütün partilere çağrı yapıyorum. Ortak demokrasi programının ilk adımı, bir adalet yani tersinden söyleyeyim bir onarım programı olmalıdır. Gerçekten bir adalet programı olmalıdır. Yaşatılan tüm mağduriyetleri ve adaletsizlikleri nasıl onaracağımıza dair bir program oluşturma görevimiz var. Bu adalet programının da özü bir onarım faaliyeti olmalıdır. Burada bu buluşmada bunun da tartışılacağına inanıyorum. Buradan çıkacak her sonucun parti olarak bizlere yol göstereceğinden şüpheniz olmasın. Bütün gücümüzle bu mücadelede yer alma taahhüdünde bulunuyoruz. Yolumuz açıktır. Bundan şüphe duymayalım.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler