RTE kaçmayacak

Yiğit Yirmibeş yazdı: RTE kaçmayacak

RTE kaçmayacak

YİĞİT YİRMİBEŞ-Diğer Yazıları

Uluslararası Ceza Mahkemeleri yolunda sürükleniyorlar. Lahey’den Yüce Divan’a mekik dokuyacaklar. Savaş suçları, toplu katliamları, işkenceler... Failleri gün gibi ortada! Hele bir %35'lere düşsünler işte o zaman görün bunların hempalarını. Her yerden ihbar telefonları yağmaya başlayacak. Bütün vücudunu kana yatırmayıp sadece paçasını bulaştıranlar günah çıkarma ayinlerine başlayacak. Yargılamalarda tüm pislikleri ortaya saçacaklar. Hüngür hüngür ağlayacaklar. Bunlar şöyle çaldılar, böyle hortumladılar, ses çıkarmak istedim ama baskı yaptılar, savaş suçu işlediler, insanları katlettiler diyecekler. Bazıları daha ileri gidecek alın video kayıtları, alın size tapeler. Ben masumum hepsini bunlar yaptı diye birbirlerini gammazlayacaklar.

 

Bülent Arınç çırpınıyor. Halk bize tokat attı diyor. Kendini kurtarmak için gelin bu kibirden vazgeçin restorasyona girişelim, hesaplaşalım diyor. Uzun adam aşkı aklını kör etmiş. Restorasyon ne demektir? Dış politikada Neo-Osmanlıcılık hayallerini terk etmek, mütevazi bir yere çekilmektir. Yargıyı, medyayı  ele geçirme operasyonlarına son vermektir. Hukuk devleti prensiplerine uymaktır. Toplumsal muhalefete yönelik keyfi baskı ve şiddeti durdurmaktır. Toplumu islami muhafazakarlık doğrultusunda dizayn etme hamlelerine son vermektir. IŞİD’le olan kardeşliğe son vermektir.

Bunlar böyle bir restorasyona girişebilirler mi? Girişemezler. Bu işe girmek yolsuzluk soruşturmalarının açılması demektir. Bilal’in hapsi boylaması demektir. Restorasyon, savaş suçlarının açığa çıkmasıdır. Lahey’de yargılanmaktır. Toplu katliamlardaki bağlantıların açığa çıkmasıdır. Yüce Divan’dır. Bunların böyle bir yola girmesi mümkün değildir. İslami faşizm yolunda yürümekte ısrar etmekten başka seçenekleri yoktur. Zaten Erdoğan Saray’da çektirdiği taht pozuyla böyle bir restorasyonun söz konusu dahi olamayacağını herkese duyurmuştur.

 

Bu çete, islami faşizm yolunda iktidarını sürdürebilmek için yüzlerce canı katledebilecek duruma gelmiştir. Davutoğlu, Ankara katliamından sonra oylarımızda artış trendi var diyecek kadar akli dengesini yitirmiştir. Artık bunların yapmayacağı iş yok demektir. İç savaş çıkarmak, Suriye’yle çatışmaya girmek bunlar için sıradan meselelerdir. İnsanların ölümünü iktidarının güçlenmesinin bir aracı olarak gören bu vahşilerin artık çılgınlık düzeyine ulaştığını kabul etmek gerekir. Bundan önce yaptıkları işler yapacaklarının işareti haline gelmiştir. Yüzlerce ölüm yetmezse binleri gözden çıkaracak kadar ahlaki değerden uzaklaşmış durumdalar. Seçimlere on gün kalsa bile istenilen sonuçtan uzak bir tabloyla karşılaşılması durumunda Rusya veya Suriye’ye savaş ilan ederek seçimlerin ertemelesi de mümkün görünmektedir.  Savaş kararı yetkisi TBMM’dedir. Bunun böyle olması bu kararın alınmasını zor kılsa da koltuk değneği MHP, çetenin imdadına koşabilir. Anayasa gereği iş meclise kalmadan herhangi bir saldırı durumuda yetki zaten Cumhurbaşkanında bulunmaktadır.  “Türkiye enerjisi Rusya’ya bağlı bunu göze alamazlar” düşüncesi bu kaçkınların yaptıklarının yanında Polyannacılık kalır.

 

Devlet olanaklarını kullanarak giriştikleri katliamların yanında bir de illegal teşkilatlar hazırlanıyor. Köşebaşlarındaki bütün otçu, hapçı, serseri  gençliğin sembolü olan Sedat Peker mitinglerde boy gösteriyor. Askerin polisin yorgun düştüğü, çetenin devlet imkanlarının zarar görmeye başladığı durumda oluk oluk kan akıtacağı günleri bekliyor. Bunun için örgütlendiriliyor. Düzce’de at çiftliklerinde TSK’dan ve Emniyetten ayrılmış elemanlar tarafından tosuncuklar yetiştiriliyor. Osmanlı ocakları adı altında haydut üretim tesisleri kuruluyor. Suriye'de beslenen cihatçıların yanında bir de bu ak gençlik sahneye sürülmeye çalışılıyor. 70’lerde devrimci gençler, devlet beslemesi ülkü ocaklarına nasıl direndilerse şimdi de Osmanlı veledlerinin ocaklarına incir ağacı dikmeyi iyi bilirler.

 

Bütün bu kan deryası, katliamlar, infazlar, insan aklıyla dalga geçen çeteci bakanlar, aşağılık bürokratlar, zıvanadan çıkmış yazarlar, tetikçi gazeteler, su içer gibi yalan söyleyen uzun adam. Hepsi ama hepsi insanlarda müthiş bir öfke patlamasına yol açıyor artık. İnsanlar bunların ismini duyduklarında sinir krizi geçiyor. Üstlerine taş olup yağmak istiyor. Üsküdar’da AKP standını dağıtan kadına dönüp bir bakın. Sıradan bir vatandaşın bu çeteye karşı verdiği o muazzam tepkiye bir bakın. Bunlar düşüşe geçtiklerinde sokağa çıkamayacak hale gelecekler. 2-3 sene sonra memlekette AKP’liyim diyen/diyebilen kimse kalmayacak. Ve hepsi yargılanacak! Tek tek, adım adım hepsi bütün bu yaptıklarının hesabını verecekler. Sadece seçim zaferiyle bunları başımızdan def edebileceğimizi sanmayalım. Hepsini kelepçeleyip kodese tıkmadan Diyarbakır’ın, Suruç’un, Ankara'nın hesabını sormuş olmayacağız.

 

Yukarıda saydığımız her şey gösteriyor ki, bu haydut çetesinin elebaşı iç savaşı göze almış durumdadır. Bu duruma göre mevzilenmektedir. Kaçmayacak. Vuruşacak. Oğlanı İtalya’ya göndermesinin sebebi başka. IQ’su düşük oğlanın her şeyi ötmesinin önüne geçmek asıl dert. Fidan kaçabilir, Davutoğlu kaçabilir ama kendisi kalacak, son nefesini bu topraklarda verecek. Son nefesini nasıl vereceğini kestirmek mümkün. Bunları ortaya atarken İslami faşistlere karşı takıntılı bir iç rahatlatma yapmıyoruz. Bütün olgular böyle olacağını işaret ediyor.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler