Paris saldırısı dışarıda emperyalist savaşı, içerde polis devletini güçlendiriyor…

Paris saldırısı dışarıda emperyalist savaşı, içerde polis devletini güçlendiriyor…

Paris’te gerçekleştirilen Charlie Hebdo katliamının sonucunda 12 kişi öldü ve 4 ağır yaralı olmak üzere sekiz kişi yaralandı. Paris polisine göre katliamı yapan üç kişi; otuzlu yaşlarda Said Kouachi ve Cherif Kouachi adlı iki kardeş ve 18 yaşındaki Hamyd Mourad. İkisi hala yakalanamadı ama Mourad gözaltına alındı. Zanlıların üçü de Fransız vatandaşı.  Özellikle iki kardeş hem Fransız hem de Amerikan gizli servisinin yakından tanıdığı ve izlediği şahıslar. Cherif  Kouachi örneğin, 2008 yılında Fransız vatandaşı Müslümanları Irak’ta savaşmak üzere devşirmek suçundan üç yıl hapse mahkum edildi. O günlerdeki ifadesinde bu yolu seçmesinde Abu Garib’teki Amerikan hapishanelerinde uygulanan işkencelerin etkili olduğunu söylemişti. Kouachi’de benzer faaliyetlerinden dolayı 18 ay hapis yatmıştı ve Fransız gizli servisinin takibi altındaydı.

Bütün bunlar ortada iken bu şahısların ağır makineli silahlarla güpe gündüz Paris’in orta yerinde nasıl böyle bir katliamı gerçekleştirebildikleri Fransız Hükümetinin yanıtlaması gereken bir soru. Keza hedef durumundaki dergi 2011 yılında yangın bombalarıyla benzer gruplarca yakılmıştı ve El Kaide’nin ölüm listesinde yer almaktaydı.

Bu katliam da 11 Eylül 2011 saldırılarından bu yana ortada olan bir gerçeği bir kez daha gündeme getirdi. Bu tür saldırılar güvenlik güçlerince bilinen ve sözde izlenmekte olan gruplar ya da kişilerce gerçekleştirilmektedir. Bu eylemi gerçekleştirenler ya da arkasındaki politik güçler kimler olursa olsun-ki bunun ortaya çıkartılması zaman alabilir- bu eylem dünyada ve Avrupa’daki gerici politik güçlerin daha da güçlenmesine yarayacaktır. Nitekim bu medyada ilk yankısını buldu ve New York Times bu eylemin Avrupa’daki İslam karşıtı duyguları daha da artıracağını ve bunun da Fransa’daki Ulusal Cephe gibi aşırı sağ partileri besleyeceğini açıkladı. Öyle ki dünden bu yana tüm Avrupa’da sağcı, İslam karşıtı, göçmen düşmanı hareketler atağa kalktılar. Almanya’da bu kesimler  “ Avrupa’nın İslamlaşmasına karşı vatansever Avrupalılar” pankartı altında yürüdüler. Fransız neo faşist Ulusal Cephe’nin lideri Marine Le Pen bu katliamı fırsat bilerek partisinin zehirli- şoven politikalarını meşrulaştırmaya başladı,  İslam ve göçmen karşıtı söylemlerini daha da sertleştirdi.

Bu katliamı kimler yaptı ya da yaptırmış olursa olsun, bu sonuçta devletin içindeki en gerici güçlerin elini güçlendirecektir. Zira bu tür saldırılar egemen seçkinlerin dışarıda emperyalist savaş ve askeri müdahalelerini ve içerde de polis devleti önlemlerini meşrulaştırıyor, haklı göstermelerine yarıyor. Geçmişte 11 Eylül 2011 saldırılarının ardından ABD bu saldırıları dışarıdaki savaş ve askeri müdahale ve içerdeki polis devleti uygulamaları için rahatça kullanabilmişti. Benzer biçimde Fransa’nın 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en az sevilen devlet başkanı olan François Hollande bu katliamı kendi politik çıkarı için kullanmaya başlayacaktır.

Bu katliamın, Fransa’da sosyal olarak dışlanmış, İslam karşıtı ayrımcılığa uğramış, çok kötü koşullarda yaşamaya mahkûm edilmiş ve ABD ve Avrupalı devletlerin Orta Doğu’daki kanlı operasyonlarından ciddi olarak etkilenmiş Fransız Müslümanlar tarafından yapılmış olması muhtemeldir. Ama bu senaryo bu insanların gizi servisler ya da başka gruplarca kullanılmış olabileceği ihtimalini de dışlamamaktadır.

Nedeni ne olursa olsun bu saldırının politik niyeti bellidir: Toplumu ulus, etnisite ve din eksenlerinde kutuplaştırmak, işçi sınıfını bölmek, savaş, sosyal gericilik ve baskı uygulamalarının önünü açmak ve bunları daha derinleştirmek.

Bu saldırının temel tehlikesi aslında işçi sınıfı açısından ortaya çıkmaktadır. Zira 11 Eylül saldırılarının ardından Amerikan halkı Orta Doğu’ya, Irak ve Afganistan’a askeri müdahalelere,  ABD gizli servisinin her yerde konuşlanmasına, paramiliter yapıların sistemli işkence yapmalarına ve cinayetlerine imkân verilmesine ikna edilmişti.

Sınıf bilincine sahip işçiler Charlie Hebdo katliamının kapitalist devletler tarafından Irak’ta, Suriye’de ve Orta Doğu’da savaş girişimlerini hızlandırmak ve içerde demokratik haklarımıza daha fazla saldırmak için kullanılmasına karşı çıkmalıdırlar.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler