Pandemi tırmanmaya devam ediyor

Ata Soyer Sağlık Politika Okulu tarafından hazırlanan 10 Temmuz tarihli “Korona Günlükleri”nde pandemide yeni vaka sayısındaki artışa dikkat çekildi. “Covid-19 Kürdistan” adı altında Türkiye, İran, Suriye ve Irak’tan sağlıkçıların katılımıyla yapılan zoom toplantısından notlar yer aldı.

Pandemi tırmanmaya devam ediyor

 

SiyasiHaber

“Korona Günlükleri”nin 10 Temmuz 2020 tarihli Türkiye ve dünyadaki pandemi verileri;

Pandemi tırmanmaya devam ediyor. Dünya genelinde yeni vaka sayısı yeniden rekor kırarak 223 bine yaklaştı. Bu şekilde devam ederse bir hafta içinde toplam vaka sayısına 1 milyon kişi daha etkilenmiş olacak. Son 24 saatte tespit edilen Covid-19 vaka sayısı ABD’de 61 bine geçerken Brezilya’da 42 bin, Hindistan’da 26 bin sınırına dayandı. İki binin üzerinde yeni vaka bildirimi yapan ülke sayısı da 12’den 16’ya yükseldi. Yeni vaka sayısında en büyük sıçramayı Güney Afrika (13,676), Meksika (7 bin civarında), Kolombiya (5,335), Arjantin (3,663), Suudi Arabistan (3,183), Endonezya (2,657) ve Irak (2,170) gerçekleştirdi. Rusya da 6 bin 500’ün üzerinde günlük vaka sayısı ile istikrarlı artışın olduğu ülkeler arasında. Rusya’da toplam vaka sayısı 707 bini geçerken can kaybı 10,843’e yükseldi. Rakamlar pandeminin ABD ve Rusya’nın yanında Latin Amerika, Güney Asya, Ortadoğu ve Afrika ülkelerine yerleştiğini gösteriyor.

Pandemiye bağlı ölümler 550 binin üzerine çıktı. Ölümlerde de ABD (136 bin) ve Brezilya (69 bin) zirvede yer alırken bunu erken dönem salgından etkilenen İngiltere (44 bin) ve İtalya (35 bin) izliyor. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülkede ölüm sayısı 5 binin üzerinde.

Günlük can kaybı 5 binin üzerinde seyrediyor. Toplam can kaybı 550 binin üzerine çıktı. Dünya genelinde ölüm hızı bir milyon nüfusta 71’e yükseldi. Halen tedavi altında bulundurulan aktif hasta sayısı da yükselerek 4 milyon 580 bin kişiye ulaştı.

Özetle pandemi hız kazanmış durumda, tehdit oldukça büyük! Dünya’da artışın tüm ülkeleri etkilemesi kaçınılmaz. Küresel dayanışma olmadan pandemi kontrol altına alınamaz.

Türkiye’de son 24 saatte 1,024 yeni vaka saptandı, 18 kişi hayatını kaybetti. Salgının başladığından bu yana Covid-19’dan ölenlerin sayısı 5,300’e yükseldi.

Diyarbakır’da vaka ve enfekte sağlık çalışanı sayısında artış

Normalleşme sürecinin başladığı 1 Haziran’dan bu yana korona virüsü vakalarında artış olduğunu söyleyen Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir, “Diyarbakır da son bir haftadır Covid-19 tanısı ile pandemi hastanelerinde 50’ye yakını yoğun bakım olmak üzere 300’ün üzerinde hasta yatmaktadır. Pandeminin başlangıcından bugüne kadar Diyarbakır’da hastanelerde takip edilen en yüksek hasta sayılarına ulaşılmış durumdadır. Her gün 40-50 hasta taburcu edilmesine rağmen yerleri hemen dolmakta, hastanelerde artan hasta sayısı nedeniyle hasta odalarında çift hasta yatırılmak durumunda kalınmaktadır. Vaka sayılarındaki bu artışın yansıması olarak son zamanlarda PCR testi ile doğrulanmış ya da klinik ve radyolojik olarak Covid-19 uyumlu hastalardan her gün 2-3 hastayı maalesef kaybetmekteyiz. Vaka sayılarının artışına paralel olarak enfekte sağlık çalışanı sayısı da artmaktadır. Şu ana kadar tespit edebildiğimiz kadarıyla Diyarbakır’da Covid-19 tanılı sağlık çalışanı sayısı 185’tir. Bu sağlıkçılardan 100’den fazlası 1 Haziran sonrasında enfekte olmuştur.”

Mevsimlik tarım işçileri bu yıl hem pandemi hem de kötü çalışma koşullarıyla mücadele ediyor. Günde en az 12 saat çalışarak 45 ile 75 TL arasında bir yevmiye alan mevsimlik tarım işçilerin yolculukları bazen tarlalara varmadan da bitiyor.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, fazla yolcu taşıyan minibüsle ilgili paylaşımından sonra ilgili taşımacılık kooperatifinin özürlerini ilettiği bir mektup aldığını belirterek, “İstanbul’daki tüm dolmuş kooperatifleri ve duraklarından söz istiyoruz; dolmuşlar, fazla yolcu almayacak” ifadelerini kullandı.

İstanbul Ataşehir’de fiziki mesafe kuralını hiçe sayarak sokak düğünü yapan Roman vatandaşların düğününe polis baskın yaptı. Katılımcılar evlerine gönderilirken, düğün sahibine ve maskesi olmayan 10 kişiye ceza kesildi.

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi maske kullanımı konusunda farkındalığı artırmak için ilginç bir kampanyaya imza attı. Kentin en kalabalık yerlerinden Yürütüş Yolu’nda maske takmayan ya da doğru şekilde kullanmayanların yolu, koruyucu kıyafet giyen kişiler tarafından sedyeyle kesildi. Başka bir koruyucu kıyafetli kişi de bu esnada elinde megafonla “Sağlık çalışanlarımız hala nöbette. Rehavete kapılma, tehlike hala devam ediyor. Kurallara riayet edelim. Maskemizi düzgün takalım” diyerek uyarıda bulundu.

Bilim insanlarının DSÖ’yü hava yolu ile bulaşma yolu ile uyarması mevcut önlemlere yeni önlemlerin eklenmesini de zorunlu kılıyor. DSÖ’yü uyaran bilim insanları mektuplarında şu önlemlere de yer verdi: Kamu binalarının aşırı kalabalıklaşmasını önleyecek önlemlerin alınması, iç mekanların doğru düzgün bir şekilde havalandırılması ve hava filtre sistemlerine antiseptik ultraviyole ışıkların eklenmesi.

Beyaz Saray’da 6 ve 8 Temmuz tarihlerinde düzenlenen basın brifinglerine katılan bir muhabirde yeni tip Koronavirüs (Covid-19) tespit edildi. Beyaz Saray basın ekibinde de Covid-19 alarmı verildi.

İtalya, corona virüsü salgınında risk arz eden 13 ülkeden İtalya’ya girişleri ve transit geçişleri yasakladı. Son 14 günde Ermenistan, Bahreyn, Bangladeş, Brezilya, Bosna Hersek, Şili, Kuveyt, Kuzey Makedonya, Moldova, Umman, Panama, Peru ve Dominik Cumhuriyeti’nden gelen ya da bu ülkelerden transit geçiş yapan kişilere, İtalya’ya giriş ve transit geçiş yasağı getirildi.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Avrupa Bölge Direktörü Dr. Hans Kluge, Türk hükümetiyle bir anlaşma imzalanacağını bu sayede DSÖ İstanbul ofisinin kurulmasının da önünün açılacağını söyledi. Yeni ofis, Dünya Sağlık Örgütü’nün Avrupa geneli ve bölgede insani kriz ve sağlık krizlerine karşı cevap verebilmesini sağlayacak.

Koronavirüs önlemlerinden kaynaklanan açlık günde 12 bin kişiyi öldürebilir

Oxfam, hali hazırda açlığın yaygın olduğu Afganistan, Suriye ve Güney Sudan’ın bu dönem açlıktan en çok etkilenebilecek ülkeler olduğunu duyurdu. Oxfam’ın hazırladığı Açlık Virüsü adlı raporda dünya genelinde 122 milyon kişinin açlık sınırına gelebileceğini belirtti. Oxfam, koronavirüs önlemlerinden kaynaklanan açlığın günde 12 bin kişiyi öldürebileceğini vurguladı. Oxfam hükümetlere “Açlık zincirini kırmak için hükümetlerin, küçük üreticilerin ve işçilerin yaşayabilecekleri bir ücret kazandığı, daha adil ve sürdürülebilir gıda sistemleri kurulması lazım” tavsiyesinde bulundu.

ABD’de KKE kıtlığı: Aylar önce koronavirüs krizi kendini ilk hissettirdiğinde aynı sorunu yaşayan ABD’deki sağlık çalışanları yine maske, eldiven ve önlük gibi koruyucu ekipmanların tükenmesiyle karşı karşıya. Kişisel koruyucu ekipman sıkıntısı yüzünden muayenehanelerini açamayan doktorlar ve aynı maskeyi günlerce kullanmak zorunda kalan hemşireler, yeniden Amerikan kamuoyunun gündeminde. National Nurses United isimli hemşire sendikasının başkanı Deborah Burger, “Mart ayında alarm zilleri çaldığında pek çok insan federal yönetimin bunu çözeceğini düşünüyordu ama bu olmadı” dedi.

Sırbistan’da koronavirüs (Covid-19) salgınıyla mücadele kapsamında açıklanan yeni tedbirler protesto edilmeye devam ediyor. Başkent Belgrad’da başlayan eylemler, başka kentlerde de düzenlendi. Belgrad’daki ulusal meclis binası önünde toplanan binlerce kişi, polisin güvenlik kordonunu aşarak binaya girmek isterken, polis göz yaşartıcı gazla saldırdı. Halk ölümlerin artmasından da hükümeti sorumlu tutuyor.

Hastalık bize karşı bir politik saldırı olarak da kullanılıyor

“Korona Günlükleri”nin “Görüş” alt başlığı altında Türkiye, İran, Suriye ve Irak’tan sağlıkçıların katılımıyla yapılan zoom toplantısından notlar yer aldı.

Toplantıda öne çıkan notlar;

İRAN:

Covid-19 yüzünden binlerce insan etkilendi. Covid-19 İran’ın da tüm parçalarına yayıldığı gibi en çok etkilenen kuzey parçası oldu. Kuzey Azerbaycan, Kürdistan, Kirmanşah parçaları da fazla etkilenen alanlardı. Virüs bir şekilde kontrol altına alınmışken Haziran ve Temmuz’dan itibaren yine tekrar yayılmaya başladı, çünkü kontroller azaldı ve insanlar da dikkat etmemeye başladı.

Şimdiye kadar en kötü parça Azerbaycan’dı. İkinci en çok etkilenen parça ise Kürdistan bölgesiydi,338 insan hayatını kaybetti. Kürdistan da ve Saqız ile Serendiz yine en çok etkilenen şehirlerdi. Kuzey Azerbaycan’ın çok etkilenmesinin en önemli nedeni ekonomik yoksulluk ve devletin de orayı çok önemsememesiydi. Bu nedenle de virüs hızlı yayıldı. Gelecek birkaç hafta içerisinde rakamların daha da artmasından endişe etmekteyiz

Soru: Hastanedeki ekipmanlar yeterli mi?

Hastanelerin durumu ve kapasitesi bölgeden bölgeye değişebiliyor.

Soru: Sosyal mesafe konusunda insanlar duyarlı davranıyor mu?

Gördüğüm kadarıyla şunu söyleyebilirim, özellikle Mahabat için şehire girişler iki hafta yasaklandı, ortak kullanım alanları kapatıldı. Geçen haftalarda bazı kötü deneyimlerimiz oldu, özellikle bazı değerli medikal üyelerimizi kaybettik bu yüzden de insanlar bayağı korktular. Devlet bu ölümlerden sonra maskesiz dışarı çıkmayı yasakladı ama bazı bölgeler çok yoksul ve maskeye ulaşmaları imkansız, dolayısıyla bu da onları hastalığı karşı açık hale getiriyor.

ROJAVA:

Savaş nedeniyle farklı koşullar da hareket ediyoruz

Ben önce paramedik olarak başladım şimdi de yöneticilik yapıyorum ama şu anda koşullarımız daha iyi, çünkü daha fazla sayıda çalışanımız ve 66 tane de ambülansımız var. Neredeyse yüzde 50 çalışanımızı savaş koşullarıyla kaybettik. Savaş koşulları nedeniyle burayı terk etmek zorunda kaldılar bu da omuzlarımıza daha fazla yük koydu. Burada ki rakamları tam bilmiyoruz. Suriye 372 rakamını veriyor ama biz biliyoruz ki rakamlar bunun çok üstünde. Rojava ve Kuzey Suriye de teşhis koymak için PCR makinemiz yoktu. Güney Kürdistan hükümetinin yardımıyla şimdi bu alete sahibiz.

Yine dışarıya karşı hava ve kara yollarının kapalı olması işimize yaradı, böylece hastalık fazla yayılmadı. İlk vaka 29 Mart’ta ortaya çıktı, 2 Nisan’da da bu kamuoyuna açıklandı yine ilk ölümde aynı gün oldu.

16 Nisan’a kadar da Suriye hükümeti bunu bizimle paylaşmadı, iki hafta kadar bir kaybımız oldu bu süreçte. Haberimiz olur olmaz Haseki başta olmak üzere tam karantina uygulandı.

Bütün hastalar iyileşti ve hiçbir yere de yayılmadı. Kürtçe ve Arapça yayınlarımızla halkları bilgilendirdik, her ne kadar vakalardan geç haberimiz olsa da insanları bilgilendirmeye erken başladık ki bu da işimizi kolaylaştırdı. Büyük bir hastaneyi Haseki de sadece bunun için ayırdık.

Avrupa Kürt Kızılay’ının da yardımıyla 500 yatak ayırdık. Haseki dışında da bazı hastaneler buna ayrıldı. Hastanelerin bunun için özel olarak ayrılması çalışanlar üzerinde ki yükü de azalttı fakat ne yazık ki komşularımız da özellikle de Kuzey ve Güney Kürdistan da yine vakaların artması bizi endişelendiriyor. Tabii ki ayrıca mültecilerin durumu da bizi endişelendiriyor. Bazı kamplar sadece ISIS üyelerine ait. Biz kamplara gidip bilgilendirme yapıyoruz. Örneğin bir ziyaretimizde kamp üyeleri dediler ki Türkiye Hasekiye giden suyu kesiyor, biz şimdi ellerimizi neyle yıkayacağız, hastalığa karşı nasıl korunacağız dediler. Yani sadece hastalıkla mücadele etmiyoruz, aynı zamanda bu hastalığı bize karşı bir politik saldırı olarak da kullanıyor. Kısaca bu şekilde özetleyebilirim.

Doktor, hemşire ve diğer çalışanlar için de şunu diyebilirim ki çalışanlar 5 gruba ayrıldı. 20 ambulans sadece bu virüsle mücadeleye ayrıldı. Makinemiz vardı ve şimdiye kadar 10000 kişiye test yapıldı.

Birleşmiş Milletler Rojava ile Güney Kürdistan arasındaki sınırın açılmasına izin vermedi, dolayısıyla sadece Damasküs üzerinden malzemeleri alabiliyoruz, maskeler için de yerli üretimden yararlanıyoruz.

Ekonomik olarak da pek çok aile zaten savaş nedeniyle kötü etkilenmişti, virüsün etkisiyle ekonomik yoksulluk daha da arttı, Avrupa’daki halkımızın yardımıyla kardeş aile kampanyası başlattık ve şimdilik 800 kardeş aile var aylık 100 Euro yardım yapılıyor bu ailelere. Yine insanlara evde kal ve çalışma demek bizi yine ekonomik bir krizle karşı karşıya bırakıyor, dolayısıyla sosyal mesafeye dikkat edip maskeyle korunup insanların işe gitmesini istiyoruz.

Şimdilik 6 vakamız var ama asıl sorunumuz su, malzemeler ve ekonomi diyebilirim.

PCR makinelerini pek çok yere ulaştırdık ama ne yazık ki Türkiye’nin işgali altındaki Afrin gibi bölgelere ne yazık ki ulaşamıyoruz. Aldığımız bazı bilgilere göre Türkiye’nin hastalığın yayılmasını önleme konusunda yavaş olduğu hatta bunun bilinçli yayılmasına izin verdiği söyleniyor. İnsan hakları açısından da o bölgeler çok kötü durumda ve ne yazık ki yine bizim ulaşmamız mümkün değil.

Medya da orada ki durumu zaten göstermediği gibi yanlış bilgilendirme yapıyor.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler