Oya Ersoy: Vekilliklerin düşürülmesi Saray’ın darbesidir

İki HDP, bir CHP vekilinin vekilliğinin düşürülmesi, ardından gözaltına alınıp tutuklamaları ve bugün HDP Meclis Grubu’nun yapmak istediği yürüyüşe polisin müdahalesi çerçevesinde yaşanan gelişmelerle ilgili olarak HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’un görüşüne başvurduk.

Oya Ersoy: Vekilliklerin düşürülmesi Saray’ın darbesidir

SiyasiHaber

Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu’nun vekillikleri düşürüldü, apar topar gözaltına alındılar, AKP-MHP İktidar Bloku’nun direktifiyle tutuklandılar ve bugün HDP Meclis Grubu’nun yapmak istediği yürüyüşe polisin müdahale etti. HDP İstanbul Milletvekili Oya Ersoy’dan gelişmeleri yorumlamasını istedik…

SiyasiHaber: Dün yaşanan milletvekilliklerinin düşürülmesi, ardından gözaltılar, ardından da tutuklamalar gerçekleşti. Leyla Güven, Musa Farisoğulları ve Enis Berberoğlu. İkisi HDP milletvekili. Bugün de Ankara’da tutuklamalara dair yapılan protestolara polis saldırdı. Bu yaşanlanlardan yola çıkarak AKP-MHp iktidar Bloku’nun HDP’ye yönelik tahammülsüzlüğü olduğunu söyleyebiliriz. Siz bu tahammülsüzlüğü nasıl değerlendiriyorsunuz?

 

Saray’ın çok acil bir ihtiyacı var

Oya Ersoy: İlk önce şunu söylemek lazım. Biliyorsunuz 48 gün boyunca bu Meclis tatildi. Ülkenin olağanüstü koşullarında, salgın koşullarında, salgın tehdidiyle karşı karşıya kaldığı, salgının tüm boyutlarıyla, hem sağlık hem ekonomik açıdan saldırı olduğu bir dönemde bu Meclis çalıştırılmadı. Ondan öncesinde de bizim, özellikle halk yararına yapılması gerekenleri söylediğimiz, yaptırmaya çalıştığımız bütün taleplerimiz de reddedildi. Sonra Meclis açıldı. Nasıl açıldı bu Meclis? Bekçi Yasası’yla açıldı, bir. Hemen akabinde ikinci gün, Meclis’in açılma saatine 15 dakika kala, 2’ye çeyrek kala Meclis’in açılacağından bizim haberimiz oldu. Gündemde yoktu. Ama bir gün önce AKP’nin MYK’sı vardı ve böyle bir karar bir an önce geçirildi. Belli ki burada AKP’nin bir planı var. Onu bir yana koymak lazım. Ama genel olarak bu planın ne olacağına dair çok öngörüde bulunmak mümkün değil, doğru değil şu an itibariyle ama ben bütün bu sürecin sadece seçimle değerlendirilmemesi gereken bir süreç olarak görülmesi gerektiğini düşünüyorum. O yüzden şunu bakmak lazım, bir Bekçi Yasası’nı geçiriyor, iki Demirtaş’la ilgili uygulamanın benzerini geçiriyor. Bu milletvekilleri hakkındaki fezlekeler zaten çok uzun süredir Meclis’te ve Anayasa Mahkemesi’nde davanın bitmesi bekleniyor. Yani Anayasa Mahkemesi’nde dava bitmeden, karar tescil edilmeden paldır küldür getirdiler. Burada belli ki Saray’ın çok acil bir ihtiyacı var.

 

Saray’ın halkta meşruluk oluşturma diye bir derdi yok

Bir de şunu söylemek gerekir bence, böyle de değerlendirmek gerekir, Türkiye çok ciddi bir ekonomik kriz içinde, artık bu iktidarın izlediği neoliberal politikaların çöktüğünü, sadece bir grup azınlığın müthiş çıkarı için, konforu için bütün olanakların seferber olduğu bir ülke halindeyiz. Yani bir grup azınlık için çalışılıyor. Ve bu politikada ısrar eden AKP’nin, Saray’ın halkta meşruluk oluşturma diye bir derdi olamaz. Ki yok, bunu gösteriyor. Ve nasıl yönetebilir, nasıl rıza üretebilir? Rıza üretemeyeceğine göre baskı, şiddet, yani buna kısaca biz faşizm diyoruz, faşizm koşulları altında ülkeyi yönetmek şeklinde, iktidarını korumak şeklinde, başka çaresi yok. Bu görünüyor. Ve bunu yapabilmek için de vekillikleri düşürmeye karar verdiler, düşürdüler. Üç tane vekilin vekilliği düştü.

 

Erdoğan ‘siyasi virüslerden kurtulacağız’ dedi

Burada tabi iki tane şey var. Birincisi, hatırlayın, yeni normalleşme dönemi denen dönemi tariflerken, Erdoğan’ın bir sözü vardı. Biz hem bu Corona virüsünden hem de siyasi virüslerden kurtulacağız, bunlardan arınacağız şeklinde bir lafı vardı. Arkasından Bahçeli’nin seçim yasası dahil olmak üzere, siyasi partiler yasası dahil olmak üzere ve milletvekilliği dokunulmazlıkları dahil olmak üzere bir öneri paketi açıkladığını biliyoruz, iki hafta önce ve hemen arkasından vekillikler düşürüldü. Burada yapılmak istenen şey, bu vekilliklerin düşürülmesi, Meclis iradesi dışında tamamen Saray’ın emriyle olmuştur, ikincisi hukuka aykırıdır ki, vekil arkadaşların dün gece apar topar yollardan evlerinden gözaltına alınarak tutuklanması sürecinde yapılanın bir darbe olduğunu açıkça göstermiştir, tüm Türkiye halklarına göstermiştir.

 

Bu Saray’ın darbesidir

Bu bir darbedir, iktidarda kalabilmek, iktidarını korumak amacıyla yaptığı Erdoğan’ın, Saray’ın bir darbesidir. Burada şu mesaj da çok açık biçimde ortaya çıkmış durumda, biliyorsunuz Anayasa Referandumu döneminde yok kuvvetler ayrılığı, yok parlamentoyu güçlendirecek vs. vs. söylemleri vardı. Bu halk ona ne yasama üzerinde ne yürütme üzerinde ne de yargı üzerinde böyle bir yetki vermedi. Buna rağmen kullanılan bir yetkidir. Yasama da yürütme de yargı da tamamen Saray’ın emrine amadedir. Talimatlı yargı tarafından oluşturulan, o dönem özellikle bizim vekillerimizin hakkındaki dava süreçlerini örgütleyen, gerek polis aşaması gerek savcılık gerekse hakimlik aşamasındaki, bütün o süreçlerdeki şahsiyetler FETÖ’yle bağlantılı olarak ya cezaevinde ya yurtdışındadır. Yani FETÖ’nün oluşturduğu, o birlikte yürüdükleri dönemin ürünüdür, bu dosyalarda fiilen devam etti, devam etmiş durumda. Sonuçta vekilliklerin düşürülmesiyle sonuçlandı.

 

Saldırı sadece HDP vekillerine karşı değildir

Burada topluma verilen, halklarımıza verilen bir mesaj vardır, yapılmak istenen şey tamamen halkın bütün taleplerinin karşısına geçirilmiştir, muhalefetin karşısına geçirilmiştir. Bugün sadece milletvekillerine yapılan bir saldırı değildir yani bunu anlatmaya çalışıyorum.

 

Vekilliklerin düşürülmesi tek seçeneğe mahkum etme çabasının bir parçasıdır

Arkasından odalarla ilgili biliyorsunuz, barolar başta olmak üzere, Türk Tabipler Birliği, mühendis odaları dahil olmak üzere odalarla ilgili bir paket var ellerinde hazırladıkları.  Şunu yapmaya çalışıyorlar, tamamen tek tip bir parti oluşturma, bütün partileri, bu CHP’ye de hizadır, HDP’ye de, hem bir mesaj hem bir saldırıdır. MHP ve Büyük Birlik Partisi gibi partilerin olduğu bir tek seçenek yaratma çabasıdır bu. Muhalefetin tamamen örgütlerinin ortadan kaldırılma çabasının bir parçasıdır. Yani odalar ortadan kaldırılacak, artık işçi sendikaları açısından, işçilerin lehine hareket eden, onların çıkarları doğrultusunda hareket eden sendikalar değil, Hak-İş örneği olarak gösterilecek, buna mahkum edilecek, yani Türkiye halklarını tek seçeneğe mahkum etmeye dönük bir çabanın parçasıdır milletvekilliklerinin düşürülmesi.

Mücadeleyi büyütmek zorundayız

Biz bu faşizme karşı direnişi tüm Türkiye’de ve yaşamın her alanında, yani Meclis’te de, sokakta da, odalarda da, her yerde, bu faşizme, giydirilmek istenen, bu mahkum edilmek istenen tek seçeneğe karşı mücadeleyi büyütmek zorundayız. Bu faşizme karşı direniştir. Bunu yapmak zorundayız ve ben sizler aracılığıyla da, tüm basın aracılığıyla da bunun böyle görülmesi gerektiğini, bütün demokrat, kendine solcuyum, eşitlikten, özgürlükten yanayım diyen herkesi bu konuda sesini yükseltmeye, sokağı boş bırakmamaya ve ülkenin bu tek seçeneğe mahkum edilmek istenmesine karşı direnişe ve başka bir seçenek oluşturmak için mücadeleye çağırıyorum. Bu seçenek de ya barbarlık ya sosyalizmdir. Ya ölüm ya sosyalizmdir bu koşullarda. Bu seçeneği hep birlikte oluşturmak zorundayız.

 

Muhalefet kadınların mücadelesini örnek almalı

Yani buradan sözüm bütün demokrat mühendislere, bütün solcu, demokrat, eşitlikten, özgürlükten yana kamu çalışanlarına, aynı şekilde avukatlara, hukukçulara, gençlere, kadınlar zaten her zaman için sokaklardaydı, bütün sol da bence bunu örnek almalı, biz kadınlar “Birlikte Güçlüyüz!” diyerek kendi hayatımıza yapılmak istenen, sokulmak istediğimiz cendereye, makbul kadın yaratma stratejisine karşı bu iktidara nasıl sokakta direniyorsak, bütün muhalefet de bu direnişin büyütmek ve kadınları da örnek almak zorundadır diyorum.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler