Munzur Gözeleri ve ekolojik saldırılarda Dersim odağı

Bir inanç merkezi de olan Munzur Gözeleri, peyzaj düzenlemesi adı altında ekolojik bir saldırıyla karşı karşıya. Tunahan GÖZLÜGÖL, Munzur Gözeleri’ne yönelik ekolojik saldırıyı DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar BEN ve DEDEF Yönetim Kurulu Üyesi Ali Ekber ÇELİK ile konuştu.

Munzur Gözeleri ve ekolojik saldırılarda Dersim odağı

 

Son yıllarda artan ekolojik saldırıların ardı arkası kesilmiyor. Her alanı sermayeye peşkeş çeken devlet hiçbir koşulda doyuma ulaşmazken bu saldırıları daha da yoğunlaştırıyor. Devletin özelikle son yıllarda girdiği ekonomik çıkmaz ve yönetememe krizi derinleşiyor ve bu noktada çeşitli saldırgan politikalar da artıyor. Kürt halkının yaşam alanlarında gerçekleşen doğa katliamlarının bu saldırganlıkla doğrudan alakası bulunuyor. Hatta bazı noktalarda bu doğa saldırıları sadece Kürt halkına dönük saldırı niteliği de taşıyor. Cudi Dağı ve Lice yangınları ve yangınların her sene geleneksel hale gelmesi bu saldırganlığı apaçık ortaya koyuyor. Bu siyasi saldırganlığa “kendisinden olmayan” kültürel ve kutsal yok etme isteği de dahildir. Alevi-Kızılbaş inancına dönük saldırılar, bu inancı yok sayma politikası ve cemevlerine dönük değersizleştirme politikaları başta gelen ve yıllardır uygulanan politikalar. Bunun bir başka versiyonu ise bu politikaların doğaya dönük “ıslah” adı altında yapılıyor. Bunu devlet tabii iyileştirme, düzenleme gibi nispeten masum isimler kullanarak yapıyor. Bu noktada şekillendirenin doğa olduğu, doğanın ıslahının doğayı korumaktan öte tahakküm altına almak olduğu ve bu alandaki doğayla bütün insanlığın değerlerinin de yok edildiği bile bile göz ardı ediliyor. Bütün bunları son dönemde gündem olan Munzur Gözeleri’nde de görüyoruz.

Elbette ezilen bir halkın direndiği topraklarda gerçekleşen bu saldırganlık asla karşılıksız kalmıyor. Bu proje Munzur’da yapılan ilk proje değil. Yıllardır birçok alanda bir araya gelerek direnmiş birçok kurum, kuruluş ve topluluk bulunuyor. Hepimizin yakından tanıdığı ve Dersim’de yerele dönük birçok mücadele, etkinlik, eylem gerçekleştirmiş en güçlü kurumlardan biri elbette Dersim Dernekleri Federasyonu. Munzur Gözelerine dönük saldırıları Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı Ali Haydar Ben ve DEDEF Yönetim Kurulu üyesi Ali Ekber Çelik ile konuştuk.

 

DEDEF Genel Başkanı Ali Haydar Ben

Ali Haydar BEN - Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Genel Başkanı

 

İyileştirmenin kötüleştirilmiş anlamı: Munzur Gözeleri

Tunahan GÖZLÜGÖL: Munzur gözelerini çoğumuz az çok biliyoruz. Hem ne anlam ifade ettiği açısından hem ne olduğu açısından. Ancak sizler için ne ifade ettiğini bilemeyebiliriz. Dersim halkı için Munzur gözeleri nedir, ne ifade ediyor?

Ali Haydar BEN: Dersim halkı için Munzur hafızadır. Bağrında taşıdığı sevdayı, aşkı, acıları, mücadeleyi, katliamları, savaşları, yıkımları coşkun akışıyla kılamların, ağıtların, türkülerin, masalların, efsanelerin, şiirlerin  ellerinden tutarak bizlere geleceğe aktaran; bizi biz; Dersim’i Dersim yapan en önemli değerimizdir. Bir Hintli için Ganj nehri neyi ifade ediyorsa, bir Mısırlı için Nil nehri neyi ifade ediyorsa, Munzur da bizler için aynı şeyi ifade ediyor ve öylesine akıp giden bir su değildir. Bizler ona bir ruh vermişiz. Her baharda doğduğu yerden başlayarak aktığı vadi boyunca Dersim halkı; Gole Çetu, Ana Fatma gibi birçok ziyaretgahta inanç ritüellerini yerine getirmektedir. Bu sebeple Munzur bizler için kutsaldır.

 

Tunahan GÖZLÜGÖL: Artık sermayenin müdahil olmadığı, göz dikmediği bir nokta kalmadı. Munzur Gözeleri’nde yapılmak istenen projeyi bizim için tanımlar mısınız?

Ali Haydar BEN: Ülkenin dört bir yanında yapılan, kültür miraslarının tahrip edilmesi olayları ve doğa katliamları bu projeden ayrı tutulamaz. Galata Kulesi’ni restorasyon çalışması adı altında hiltilerle delik deşik eden, Hasankeyf’i sulara boğan, Kazdağları’nı talan eden, Karadeniz’in asi derelerini susturan zihniyetin bu projeyle Munzur Gözeleri’ne neler yapacağını tahmin edebiliyoruz.  Geçmişten günümüze Munzur Nehri de baraj vb. projelerle yok edilmek istenmiştir. Uzun yıllardan beri Dersim halkının tarihine ve geleceğine dönük bu yıkım projeleri karşısında Dersim halkı tarafından büyük bir mücadele sürdürülmektedir. Bu mücadele sürecinde birçok duyarlı insanımız gözaltına alınmış, uzun yıllar yargılanmış hatta tutsak edilmiştir. Ancak bizler tüm bu baskılara rağmen bu mücadeleden yılmayacağız ve bu projelere asla geçit vermeyeceğiz.

 

Tunahan GÖZLÜGÖL: Munzur Gözeleri’nde yapılmak istenen “iyileştirme” projesinin adını birçok yerden tanıyoruz. Geçmiş dönemlerde bu tür projelerin defalarca felaketlere yol açtığına şahit olduk.  Sizler Munzur’da yapılmak istenen projenin olası sonuçları nelerdir? Bu sonuçlar karşısında talebiniz nedir?

Ali Haydar BEN: Kısaca belirtmek gerekirse bu proje, tamamen ticari kaygılarla şekillenmiştir. Otopark, kamp alanı, mesire yeri gibi projede belirtilen imalatlar oradaki fauna ve floraya ciddi zararlar verebilir.  Aynı zamanda gözelerin bulunduğu alandaki fay hattı üzerinde yapılacak yüksek titreşimli inşaat çalışmaları gözelerin yer değiştirmesine belki de yok olmasına sebep olabilecek düzeyde ciddi sonuçlar doğurabilir. Ayrıca bir inanç merkezi olarak Munzur Baba Ziyaretgahı’nda yapılacak doğal yapıya aykırı işler, oraya sokulacak iş makinaları Dersim Halkının vicdanında derin yaralar bırakacaktır. Bizler bu projenin derhal sonlandırılmasını ve Munzur Gözeleri’nin doğal yapısına aykırı olarak geçmiş dönemlerde yapılmış bütün imalatların ortadan kaldırılmasını talep ediyoruz.

 

Tunahan GÖZLÜGÖL: Alevilere dönük saldırıları birçok farklı şekilde ve birçok farklı yerde gördük. Sizce yapılmak istenen bu proje Munzur Gözeleri’nin Aleviler için kutsal mekan oluşuna dönük ve siyasi bir saldırdı mıdır?

Ali Haydar BEN: Başta belirttiğimiz gibi Munzur Nehri, Dersim’in Alevi-Kızılbaş inancında olmazsa olmaz en kutsal değerlerinden biridir. Bu ülkede farklı inançlara mensup halklar Osmanlı’dan günümüze kadar sistematik bir şekilde asimile edilip inançları yok edilmek istenmiştir. Bizler de bu projeyi bu saldırıların bir parçası olarak görmekteyiz. Kendi inançlarımızı, kendi dilimizde, kendi doğamızda özgürce yaşamak istiyoruz.

 

Tunahan GÖZLÜGÖL: Son olarak bu projeye karşı yürütülen ekolojik, siyasi ve kültürel mücadelenin içeriğinden; bu içerikle şu ana kadar yürütülmüş mücadeleden ve önümüzdeki planlamadan bahseder misiniz?

Ali Haydar BEN: Başta belediyelerimiz olmak üzere DKÖ ve STÖ’ler bir araya gelerek oluşturduğumuz “Munzur Özgür Aksın Meclisi” Munzur Gözelerine döndük bu yıkım projesine karşı hem hukuksal hem de toplumsal çalışmalara öncülük etmektedir. 2003 yılında Munzur Gözeleri  1. derece doğal sit alanı olarak tescil edilmesinden dolayı hiçbir kurum ve kuruluşun Munzur Gözelerine dönük çalışma yürütmesini doğru bulmuyoruz. Munzur Gözeleri’nin doğal halinin korunmasını ve insanlarımızın inançlarını rahatlıkla yerine getirmesini ve oranın ticari-eğlence merkezine dönüştürülmemesini istiyoruz. Bu projenin iptal edilmesi için hukuksal ve toplumsal mücadelemiz çeşitli eylem ve etkinliklerle devam edecektir.

 

DEDEF Yönetim Kurulu üyesi Ali Ekber Çelik

Ali Ekber ÇELİK  - Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) Yönetim Kurulu Üyesi

 

Kutsal ve Ekolojik Saldırılarda Dersim Odağı

Tunahan GÖZLÜGÖL: Her alanda birçok farklı yapıyla yaşanan doğaya dönük saldırıları sonuçlarıyla birlikte görmek mümkün.  Bu saldırıların Dersim’deki karşılığı nedir, Dersim’de neler yaşanıyor?

Ali Ekber ÇELİK: Türkiye'de ve dünyada topyekûn bir ekolojik yıkım, talan ve saldırı var. Tabii bu saldırıları kapitalizmin krizinden bağımsız düşünmek imkansız. Türkiye de bu kapitalist saldırıdan ve çokuluslu şirketlerin müdahalesinden nasibini alıyor. Şu an Türkiye'nin her yeri; doğası, suyu ormanları, tarım alanları yok edilip satılıyor. Bunun en ağır bedelini ödeyen yerlerden birisi de Dersim’dir. Bugün Dersim'in yaşadığı en önemli sorunlardan birkaçı barajlar, orman yangınları, maden ve taş ocağı ilan edilen alanlar ve meraların özel şirketlere kiralanmasıdır. Düşünün Türkiye'de 1971 yılında ilk ve en büyük milli park olarak ilan edilen Munzur Milli parkı alanında 1513 endemik bitki mevcuttur. Bunun da 43 tanesi dünyada sadece Munzur’da yetişiyor. Ama devlet Türkiye elektrik enerjisine katkısı yüzde bir bile değilken Dersim’de 5 baraja ek olarak 27 baraj ve HES projesini hayata geçirmek istiyor. Munzur vadisinde 600 bitki türü mevcut ve bunların %18’i endemiktir. Yine “Munzur Alası” olarak tarif edilen bir balık türü de sadece Dersim’de mevcuttur. Dersim önemli bir yaban hayatına da sahiptir. Munzur vadisinde Anadolu Pars’ının yaşadığına dair önemli bulgular söz konusudur. Aynı zamanda vaşak, dağ keçileri, boz ayılar, ters lale ve sarımsağın atası olarak da bilinen “Dersim Sarımsağı” bölgenin önemli değerleri arasındadır. Dersim'in en önemli sorunlarından bir diğeri de 11 bölgede maden işletmesi için ihaleye çıkarılan bölgelerdir. Doğrudan maden işletme ruhsatı verilecek 3 ayrı yer ise Pertek, Ovacık ve Pülümür. Bunlar 93-94 köy yağmaları sürecinde boşaltılan yerlerdir ve maden şirketlerine peşkeş çekilmektedir. Şu an Dersimde 145 maden projesi söz konusudur. Diğer bir sorun Dersimde yıllardır bölgedeki köylüler tarafından kullanılan meralar, özel şirkete 49 yıllığına tahsis edilecek ve bu bölgede tarımla geçinen köylülerin göç etmesine neden olacaktır. Aynı zamanda suni gübrelerin de bu şirketler tarafından kullanılması tarım üretimlerinin zarar görmesi anlamına gelecektir. Yani Dersim’de orman yangınları geleneksel hale geldi. Güvenlik gerekçe gösterilerek orman yangınlarına müdahale edilmediği gibi birçok yerde gönüllülerin müdahale etmesine de izin verilmemiştir. Bu tutumlarıyla devlet ve yetkililer anayasal suç işlediler. Çünkü anayasanın 169 maddesine göre “Devlet, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır. Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilir, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılamaz. Bütün ormanların gözetimi Devlete aittir.”

Tunahan GÖZLÜGÖL: Ekolojik saldırıların nedenlerini çeşitlendirmek mümkün ve benim iktidarın siyasi çıkmazı olarak nitelendirdiğim Dersim gibi bölgelerde bu saldırıların sermaye yönü bir yana çok yoğun siyasi yönleri olduğunu da görüyoruz. Sizce Dersim’de birçok defa konu olmuş ekolojik saldırıların altında yatan siyasi sebepler nelerdir ve Dersim’de kutsal sayılan kültürün bir parçası olan değerlere yoğun olarak ev sahipliği yapıyor. Bu noktada bu kültürel, kutsal değerlere saldırılar nelerdir ve neden bu bölgede yoğunlaşıyor?

 

Ali Ekber ÇELİK: Tüm bu yaşanan ekonomik tahribat ve yıkımın sadece sermayeye peşkeş çekilmesi ile açıklanması tabii ki yetersizdir. Dersim bölgesi ekolojik yıkımın yanında bir de siyasi baskı politikası ile karşı karşıya. Burası muhalif duruşu ve Kürt Kızılbaş inanç kimliği ile dikkat çekiyor. Orman yangınları zorunlu göç politikası, meraların şirketlere satılması ve baraj HES projeleri hepsi 38-37 Dersim Soykırımı’nın devamı niteliğinde politikalardır. Çünkü bölgenin insansızlaştırılması hedeflenmektedir ve bu bölgenin Alevi-Kızılbaş inançlı olması devletin kurucu anlayışı olan ‘Türk Müslüman ve Sünni olacaksın’ anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bunların yanında 37-38 Dersim Soykırımın’dan kaynaklı Dersimlilerin devletin resmi ağzından Dersim halkından özür dilemesi, Dersim isminin iade edilmesi, başta Seyit Rıza ve arkadaşları olmak üzere toplu mezar yerlerinin açılması gibi bir dizi talepleri vardır ve bunlar için mücadele devam ediyor. Keza Dersimliler tarafından kutsal kabul edilen Munzur Gözeleri’ne yapılmak istenen peyzaj projesi yine bir yıkım ve tavan projesidir. Bu proje yaban hayatını yok ettiği gibi bu bölge 1. Derecede doğal sit alanı olarak ilan edilmiş ve uluslararası sözleşmeler ile de koruma altındadır. Bu proje ile koruma altındaki bir alanın betonlaşmanın önünü açmasının yanı sıra doğal bir inanç merkezi özünden koparılarak mesire ve ticaret alanına çevrilmek istenmektedir.

 

Tunahan GÖZLÜGÖL: Elbette söz konusu muhalif, ezilen bir halk olunca değerlerine dönük saldırılarda sessizliğin hakim olduğundan bahsetmek zor oluyor. Ya bir ağıt ya da bir haykırış görüyoruz. Ancak geçmiş deneyimlerden ses çıkarmadan ağıt atıldığını en azından ben bilmiyorum. Peki Dersim’e dönük bu saldırılara karşı yapılan mücadeleler nelerdir, ne kadar ciddidir; bize bahsedebilir misiniz? Bunun yanında Dersim Dernekleri Federasyonu, Dersim’de ekoloji mücadelesi adına nasıl bir tutum takınıyor? Şu ana kadar doğaya dönük saldırılara karşı nasıl bir mücadele izlendi ve izlenecek?

 

Ali Ekber ÇELİK: Dersim halkı daima değerlerine sahip çıkan bir halk olmuştur. Hiçbir haksızlığın karşısında boyun eğmemiş ve her türlü alanda mücadelesiyle örnek olmuştur. Bu anlamda Dersim’de her türlü saldırıya karşı da örgütlü bir duruş yaratılmaya çalışılmıştır. Birçok yerde olduğu gibi Dersim’de de birçok kurum, kuruluş ve kitle örgütü var. Mevcut durumda bu kurumların ve siyasi partilerin yer aldığı Munzur Özgür Aksın Meclisi kuruldu ve ortak bir mücadele geliştirerek eylem ve etkinlik organize ediliyor. Tüm hukuksuzluklara karşı basın açıklaması, imza kampanyası ve davalar açarak müdahale ediyor.  Verilen ciddi mücadeleler sonucunda kazanılan davalar ve iptal edilen HES’ler oldu. 28 ilde yer alan Dersim Derneklerinden oluşan Dersim Dernekleri Federasyonu (DEDEF) da tüm bu çalışmaların aktif uygulayıcısı, Munzur Özgür Aksın Meclisi'nin kurucuları arasında ve yürütmesinde. Federasyonumuz ayrıca kurmuş olduğu Munzur Koruma Kurulu ile ekolojik sorunlara yerinde müdahale ederek Dersim'in kültürü, dili, inancı ve tarihi üzerine çalışmalar yapıyor ve ekolojik yıkıma karşı açmış olduğu davaların yanında Dersim halkıyla birlikte eylem ve etkinlikler organize ediyor. Yine Ekoloji Birliği'nin de içerisinde yer alarak diğer çevre örgütleriyle ortak çalışmalar yapıyor, eylem ve etkinlikler planlıyor.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler