Minimum 7.3'lük deprem geliyor, şakası yok!

Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “Ayasofya açılsın mı” tartışması yapan insanların önce “Ayasofya dahil tarihi eserlerimiz ayakta kalır mı” tartışması yapması gerektiğini belirtiyor ve “minimum 7.3’lük deprem geliyor, işin şakası yok” değerlendirmesinde bulunuyor.

Minimum 7.3'lük deprem geliyor, şakası yok!

SiyasiHaber

Bilim Akademisi Üyesi Prof. Dr. Naci Görür, "Sokakta kimi yakalasalar, müteahhitlik işini canlandırmak için “Gel sana kredi verelim” diyorlar. Yapsınlar, canlandırsınlar, aferin ama bu konuya kafa yoran bir insan olarak içimden şu geçiyor: “Ya benim aziz devletim, ey benim güzel hükümetim, niye insanlar yıllardır bu depremi beklerken aynı duyarlılığı, aynı bankaları seferber edip, evi göçük haline gelecek insanlara tespit yapıp, sana kredi vereceğiz demiyorsunuz, neden?” diye sordu. Bilim Akademisi üyesi Prof. Dr. Naci Görür, Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında canlı faylar olduğunu gördüklerini söylüyor. Görür'e göre büyük bir tsunami tehlikesi var.

“Ülkemiz bir deprem ülkesi olarak, dünyada ilk 10’un içinde. Dolayısıyla, sürekli depremlerin olması bir yer bilimci için doğal. Endişe etmek yerine olaya bilimsel baktığımızda tecrübemiz de artıyor. Ama tabii bir de afet boyutu var. O zaman da elbette tedirgin oluyoruz. Bu tedirginlikten dolayı da mümkün mertebe topluma, insanlarımıza yararlı olmaya, deprem konusunda bilinçlendirmeye çalışıyoruz. Merkezi yönetimi ve yerel yönetimi harekete geçirme konusunda uğraş veriyoruz.” diyen Prof. Dr. Naci Görür, “Baya okumuş yazmış adamlar, oturuyorlar, Ayasofya ibadete açılsın mı açılmasın mı onu tartışıyorlar. Hayatının en azından 20 yılını yoğun olarak deprem araştırmalarına vermiş biri olarak tuhafıma gidiyor. Açılsın, her şey olsun, ayrı, ama büyük bir deprem geliyor. Bunu ilan etmişiz, alarm vermişiz, dünyadaki bütün örgütlerin gündeminde İstanbul’un beklediği deprem var.” değerlendirmesinde bulundu.

 

‘Ayasofya ibarete açılsın mı’ tartışması yerine…

İstanbul’u çok büyük bir depremin beklediğini bütün dünyanın bildiğine işaret eden Naci Görür, “Bütün devlet büyükleri İstanbul’a geldiğinde bunun farkında gelirler. Önlemleriyle gelirler. Bunu NATO da, BM de bilir. Çünkü uluslararası projelerle bu ortaya konuldu. Dünyanın birçok yerine gittik, konferanslar verdik, anlattık. Herkes biliyor. Alarm verilmiş, depremini bekleyen bir yerde ‘Ayasofya ibadete açılsın mı’ tartışmasını yapan insanların önce gelecek olan depremde ‘Ayasofya da dahil tarihi eserlerimiz ayakta kalır mı kalmaz mı’ onu tartışmalarını istiyorum.” saptamasında bulunuyor.  

Depremin olacağını bütün yetkililerin bildiğini, buna rağmen gerçeklerin hakla açık bir şekilde konuşulmadığını belirten Görür 7.3’lük bir deprem tehlikesine işaret ediyor:

“Biz konunun içindeyiz, bilmiyoruz mesela. Bunlar gizli işler midir? Hiçbir yetkili çıkıp, halka ‘Deprem geliyor, biz önlemlerimizi aldık, tarihi eserleri şu yöntemlerle deprem güvenilir hale getirdik’ demiyor. Neden, gizli bir şey mi? Demek ki yapmadıkları için söylemiyorlar. Yaptıkları da göstermelik oluyor. Nitekim, bize ‘Devlet dairelerinin, okulların tümü deprem güvenli hale geldi’ dediler. Ne oldu? 5 küsurluk depremde ‘güvenilir’ dedikleri binaların çoğu haşat oldu. Minimum 7.3 deprem geliyor, şakası yok. İstanbul gibi yapı stokunun yüzde 60’ının zafiyet içinde olduğu bir yerde bunun sonuçları çok büyük olacak.”

“Yüzde 60 çok ciddi bir oran değil mi?” sorusunu da Naci Görür şöyle cevaplıyor:

“Bunu anlatmak için daha ne yapalım? Bir bilim adamının isyanıyla bunu söylüyorum. Biz birilerine şirin gözükmek için bunları konuşmayacak mıyız? Kocaeli’de deprem oldu, 20 bin kişi öldü. Yarın İstanbul’da bunun kat be katı olursa, dönüp, ‘20 senedir bu adamlar bağırıyor, siz ne yapıyorsunuz’ demezler mi? Bunun hesabını nasıl vereceksiniz? ‘Allah’tan geldi, ne yapalım’ diyemezsiniz. 2000’lerin başındaki gibi hareket etseydik, bugün İstanbul’da deprem korkusu çekmeyecektik. Hiçbir şey yapmadınız, yapmıyorsunuz da…”

 

Kanal İstanbul çok tehlikeli

Naci Görür Kanal İstanbul’un yapılmasını da çok tehlikeli buluyor:

“Kanal İstanbul ile ilgili bir kitap yazıldı. İBB basıyor, bugünlerde çıkar. Çok disiplinli bir kitap. Değişik bilim adamlarının bir araya gelerek yazdığı kitabın editörlerinden biri de benim. Bir kere depremden bağımsız Kanal İstanbul yapılmamalı. Jeolojik açıdan son derece sakıncalı, tehlikeli, İstanbul’un başında Demokles’in Kılıcı gibi problem çıkartacak, korku içinde yaşamamıza neden olacak bir proje.”

“Bu kanalın güzergâhı özellikle Çekmece Gölü’nün kuzeyinde Sazlıdere’den başlayıp, Marmara’nın kıta sahanlığına açıldığı yere kadar olan bölge jeolojik olarak tam anlamıyla anormal tehlikeli ve riskli yerler. Deprem olmamasına rağmen kaymalar, heyelanlar oluyor. O bölgedeki arazi stabil değil, şu anda bile kayıyor. Depremde haşat olur buralar. İkincisi bu Kanal İstanbul’un Marmara’ya açıldığı kıta sahanlığında deniz araştırmalarında gördük. Bizden önce de arkadaşlarımız yaptıkları araştırmalarda canlı faylar olduğunu gördüler. Bu fayların boyutlarını tam olarak araştıramadık ama canlı oldukları kesin. Olası bir depremde bu faylar harekete geçmek suretiyle kanalın Küçükçekmece’ye kadar olan her yerini tarumar eder. Bundan kaçış yok. Heyelanlar, bu faylar tarafından aşırı tetiklenebilir. Kaldı ki büyük bir tsunami tehlikesi var. Tsunami bu kanala girdiği zaman, o sırada kanalın içinde gemi falan varsa onu da sürükler götürür ve bir yerlerde taşıdığı malzemelerle kanalı tıkadığı an orada bir barajlanma olur. Bütün kanalın etrafını deniz basar. Bir daha da orayı kurtaramazsın.” 

“Arttırır. Bakın “deprem olmayı arttırır” demiyorum, riskini arttırır. Deprem olduğu zaman olabilecek zararın hesabıdır risk. Deprem olduğu zaman bizler nerede yangın, göçük, göçük altında insan varsa, açsa, susuzsa koşup yardım etmek isteriz. Sen kanalı oraya yapmaya kalktığında İstanbul’u adalara ayrıştırıyorsun. Adaya yardım götürmek başka, karaya başka. Deprem olduğunda, orada yaptığın köprüler işe yaramadığı zaman veya trafik tıkandığında göçük altında bekleyen insanlara ulaşamazsın. Afet yönetimini zorlaştırıyor. Kanal demek orada 300-500 bin bina daha yapılması demek. Deprem bekleyen yerde yapılmaması gereken en önemli şey nüfus yoğunluğunu arttırmaktır. Ne kadar insan fazlalaşırsa, o kadar ölüm olacak demektir. Kanal İstanbul’un yapılmaması gerekir.”

(Kaynak: Cumhuriyet)

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler