Melez koalisyon için sevimsiz çıktılar

SEÇTİKLERİMİZ – Fehim TAŞTEKİN Gazete Duvar için yazdı: Avrupa’nın fatihleri papanın kapısını çalardı; altın ve dua için. Savaşın finanse edilmesi yetmez, kutsanması da lazım. Başka türlü efsane nasıl yazılır ki! Binlerce yıl geçse değişen ne var? Hiç.

Melez koalisyon için sevimsiz çıktılar

 

Üç beş serhatte büyük devlet mefkûresi dönüyor! MSB Hulusi Akar bir operasyon odasından ötekine varıyor. Kâh Hatay’da, kâh Hakkâri ve Şırnak’ta kâh Trablus’ta. Teftiş ve dahi teşvik için.

Mefkûrenin biri Afrin’den İran sınırına kadar “anti-Kürt koridorunun teşekkülü” için operasyon üzerine operasyon bindiriyor. Suriye tarafındaki ceplerden sonra Irak tarafında mevzi genişliyor. Peşmerge Bakanlığı’na göre TSK içerilere doğru 20 ile 40 kilometre girdi. Zaho’nun doğusundaki Batifa’da 12 stratejik yere konuşlandı. Rudaw’a göre yeni üs ve konuşlanma noktalarının sayısı 24’ü buluyor. Bir o kadar da önceden vardı. Bir kaynağa göre operasyonlar yüzünden boşaltılan köy sayısı 25, bir kaynağa göre 60.

Öteki mefkûre İdlib’de yazılıyor; gözler Libya’dayken TSK daha çok asker, zırhlı, tank ve topla cephe hattına yığınak bindiriyor. Tufan koptu kopacak; bunca yığınakla gelmezse sükûnet, gerisi kıyamet.

Beriki Doğu Akdeniz’in sularını köpürtüyor; EastMed korosunu yerinden zıplatıyor. Boru hattı 6 milyar euroluk finansman kaynağından uzakta, daha dereyi bile görememiş ama akıbetsizliğinden Türk’ün caydırıcılığı sorumlu! Zinhar öyledir, mefkûre böyle buyuruyor çünkü!

Ötekisi Libya seferine efsane yazıyor; 7 düvelin oyununu bozuyor, Halife Hafter’in Libya Ulusal Ordusu’nu Trablus’tan Sirte’ye kadar kovalıyor. Akdeniz’de Libya’ya silah taşıyan Tanzanya bandıralı Türk gemisini teftişe kalkışan ‘hadsiz’ Fransız Courbet’ine radar kilidi atıyor. “Tacize uğradım” diyerek NATO’ya giden Fransızların şikâyetini bertaraf ediyor. “YPG-PYD terör örgütü sayılmazsa Doğu Avrupa planını veto ederim” diyen kartlarını gösteriyor. Bir de “Fransa özür dilemek zorunda” diye üsteliyor. Ne keyif ama!

 

Emmanuel Macron’u şamar oğlanına çeviren sıklete övgüler diziliyor. Fransız basını bile aşka gelmiş, Türkiye’nin Libya’da daha dürüst ve açık oynadığını yazıyor! Macron’un nutku tutulmuş, “Ya biz de BM Güvenlik Konseyi’nin aynı kararla meşru yasal organı saydığı Temsilciler Meclisi’ni destekliyoruz” diyemiyor. Bir de ivedilikle Dışişleri Bakanı Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian’a Ulusal Mutabakat Hükümeti Başkanı Fayiz el Serrac’a arattırıp suç bastırıyor; “Hafter’i desteklemiyoruz” dedirtiyor. Linç edilen Albay Muammer Kaddafi’nin vakti zamanında Hafter’in üstünü neden çizdiğini Fransızlar da nihayet anlıyor. Macron bir de NATO’ya da küsüp ülkesini Sea Guardian misyonundan çekiyor. Acemilik işte! Avrupa’daki Amerikan hegemonyasına kafa tutamıyor.

Sıradaki söz, (Watergate skandalını ortaya çıkaran Carl Bernstein’in CNN’deki haberinden hareketle) Erdoğan’ın Başkan Donald Trump’ı soyup soğana çeviren ustalığından açılıyor.

Dünya alem oturmuş hikmetini kavramak için tefsir yapıyor. Liderler arasındaki kimya metaforu bir kenara, kurulu nizamın parametreleri Erdoğan’dan yana çalışıyor.

Suriye’de Rusya’yı dengeleyen ve Esad yönetiminin mutlak zaferini bloke eden bir Türk rolü Oval Ofis’te masaya “Amerikan çıkarlarına uygundur” notuyla gelmediyse o zaman ara bul hikmet bunun neresinde! Şimdi Rusya’nın NATO’nun güney kanadına nanik yapacak şekilde Libya’da ayağına yer açmasını önleyecek bir Türk rolü Amerikan siyasetini karıncalandırıyor. Kıymetli olan Erdoğan, Libya’da Rusya ile hasbelkader aynı tarafa düşen Macron değil. Hikmet burada lahuti değil çelişkileri kullanma ve teraziyi Amerikan çıkarlarına denk getirme yeteneğinde. Yanıtı siyaset felsefesiyle vereceğim, azıcık diplomasiyle yoğuracağım diye paralanmanın da alemi yok!

 

Fehim TAŞTEKİN’in Gazete Duvar’daki yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler