Lübnan’da yeni bir dönem başlıyor

ALEX KÖŞGERYAN yazdı: “17 Ekim’den sonrası 17 Ekim öncesine benzemeyecek. İktidara gelen kim olursa olsun bilmeli ki, Lübnan halkı artık eski mezhepçilik ve ümmetçilik yöntemleriyle yönetilemez.”

Lübnan’da yeni bir dönem başlıyor

ALEX KÖŞGERYAN*

Bitmeyen savaşların sahnesi olan Lübnan Ortadoğu’nun en küçük ülkelerinden biri. Bu ülke, dünyada benzeri olmayan bir politik sisteme sahip: Mezhepler ve dinler federasyonu. Devletin Cumhurbaşkanının Hristiyan Maruni, Başbakanın Sünni Müslüman, Meclis Başkanının Şii Müslüman olması zorunludur. (Bu koltuklarda bugün sırasıyla Mişel Aun, (müstafi) Saad Hariri ve Nebih Berri oturuyor.) Devletteki başlıca mevkiler mezheplere paylaştırılmıştır. 128 kişiden oluşan Vekiller Meclisi’nin (parlamento) yarısı Hristiyan yarısı Müslümandır.

Uzun yıllardır bu mezheplerin siyasi liderleri ülkenin gelirlerini paylaşıp devleti yolsuzluk ve halkı yoksulluğa sürükleyerek Lübnan’ın dış borcunu yaklaşık 110 milyar dolara ulaştırdılar. Yöneticilerin 30 yıllık beceriksizliği ve yolsuzluğu devleti çöküşün eşiğine getirdi.

Yeni gelir kaynağı oluşturmak amacıyla mevcut hükümetin sosyal iletişim ağı WhatsApp uygulamasına vergi koyma girişimi, 17 Ekim'de protestoları ateşleyen kıvılcım oldu. Her etkin topluluk ve her inançtan insanlar kadını, genci, yaşlısıyla sokağa çıktı. Lübnan tarihinin en kitlesel gösterileri gerçekleşiyor.

Ayaklanan halk çok sayıda talepte bulundu. Bunların en önemlileri:
1. Hükümetin istifası,
2. Teknokratlardan oluşan elleri temiz bir yeni hükümetin kurulması,
3. Yeni, çağdaş, laik bir seçim kanunu üzerinden erken seçimlerin yapılması,
4. Bütün yolsuz liderlerin muhakemesi ve yağmalanan paraların geri alınması.

17 Ekim Devrimi adı verilen bu halk ayaklanmasının 14. gününde Başbakan Saad Hariri, başkent Beyrut'taki evinden istifasını ilan etti ve Baabda Cumhurbaşkanlığı Sarayı'na çıkıp Mişel Aun'a istifa mektubunu verdi.

Siyasetçilere güvenini yitirmiş olan halk sokaklardan çekilmeyi reddederken, 87 yaşındaki Cumhurbaşkanı Aun halen istifaya cevap vermiş değil ve ne yapacağını bilmiyor. İstifanın üzerinden 24 saat geçmesine rağmen Saray’dan bir tepki yok. Mevcut Milli Birlik Hükümetinin ortaklarından, ülkenin en güçlü partisi (Şii) Hizbullah’ın lideri Seyid Hasan Nasrallah iki gün sonra konuşacak. Lübnan Dürzilerinin siyasi örgütü İlerici Sosyalist Parti’nin lideri Velid Canbulat ise, bir zamanlar can düşmanı olan Hizbullah’ı savunarak “Hizbullahsız hükümet kurulmaz” fikrini öne çıkarıyor.

Yarın ne olabileceğine ilişkin birçok senaryo var. Cumhurbaşkanı yeniden Hariri’ye hükümet oluşturma görevi verebilir; eski isimlerden arındırılmış temiz elleriyle tanınmış tarafsız bir hükümet oluşturulabilir, böylece halkın isteği gerçekleşir ve Lübnan’da yeni bir dönem başlar; bir başka ihtimal, iktidarda bulunan siyasi yolsuzluğa karışmış partiler karşı harekata geçebilirler, eğer bu harekat siyasi ve barışçıl sınırları geçerse felaket demektir.

Ama şurası çok net ki halk geri adım atmamakta kararlı.

17 Ekim’den sonrası 17 Ekim öncesine benzemeyecek. İktidara gelen kim olursa olsun bilmeli ki, Lübnan halkı artık eski mezhepçilik ve ümmetçilik yöntemleriyle yönetilemez.

* Lübnanlı siyasetçi, Sosyal Demokrat Hınçak Partisi yöneticisi.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler