Lübnan: Devrilmesi gerekenlerin devrimi

SEÇTİKLERİMİZ – Fehim TAŞTEKİN yazdı: Rızası alınmış bir yolsuzluk düzeni! Macron’un etrafına toplanıp değişim çağrılarına eşlik edenler bu sistemin baronları. Hizmet değil pay dağıtan düzenle birlikte devrilmesi gerekenler çıkmış “devrim” diyor. Başka türlü nasıl sorumluluktan kaçabilirler ki!

Lübnan: Devrilmesi gerekenlerin devrimi

 

Beyrut için yaşar, Beyrut için ölür ama kendi dini aidiyeti için, kendi finansörü için, kendi dış bağlantısı için, ucuz çıkarları için Beyrut’u öldürür. Beyrut kendinde doğanı ölesiye kendine bağlar. Ziyaretçisinin kalbine “Li Beyrut” bırakır. Akşamında aşk, gecesinde ölüm, şafağında diriliş vardır. Herkesin Beyrut’u kendinedir. Benim Beyrut’um her seferinde keder ve öfke bırakmıştır.
Beyrut amonyum nitrat patlamasıyla yıkılınca bu felaketi kaçınılmaz kılan mezhepçi, yoz ve nepotist düzenin de enkazın altında kalması en büyük teselli olurdu. Bir ümitti. Ama hayır. Bu enkazda kendine yeni istismar yolları açmak isteyenler vakit kaybetmiyor. Öfkeyi kendi amaçları ve çıkarları için maniple etmede ustalar. Lübnan’ın duçar olduğu ahlar bazı aktörler için muazzam bir fırsat. İşte insanı nefessiz bırakan nokta budur.

Düne kadar bu çarpık düzen sayesinde Lübnan’a nüfuz edenler bu kez “Yeni bir düzen şart” diyerek Beyrut’a üşüşüyorlar. Kuşkusuz yeni bir düzen gerekiyor; iktidarın hesap verdiği, meclis koltuklarının kotalarla dinlere ve mezheplere göre dağıtılmadığı, cumhurbaşkanlığının Maruni Hıristiyanlara, meclis başkanlığının Şii Müslümanlara, başbakanlığın Sünni Müslümanlara garantilenmediği, kuvvet komutanlıkları, askeri istihbarat, genel güvenlik ve emniyet müdürlükleri, havaalanı ve limanlar başta olmak üzere diğer üst düzey müdürlüklerin partilere paylaştırılmadığı, yani liyakatin esas alındığı, yargının işlediği, rüşvet alanın da verenin de mahkum edildiği, elektrik, su, yol, kanalizasyon gibi temel hizmetlerin görüldüğü, mafyalaşmış siyaset-ticaret sarmalının kırıldığı bir düzen. Bu pek çok devletin ihtiyacı.
Ne var ki Orta Doğu’ya düzen iddiasıyla gelen ABD ve ortaklarının ne istediğini başka bölgelerden biliyoruz. Irak’ta yaptıkları ve Suriye’de yapmaya çalıştıkları şey mezhepsel rejimler inşa etmekten başka neydi? Haliyle bunların Lübnan’daki asıl meselesi güçlü ve işleyen bir devlet değil istenmeyen unsurların elimine edildiği hükmedilebilir bir rejimin devamlılığı. Gerçek bir devlet olmak Lübnanlılara sürekli ayar vermeye kalkışan Amerikan elçisine de “Kapa çeneni ya da defol” demeyi gerektirir. Benzer bir tepki yıllardır Selefi cihadizmi besleyen ve 2017’de dönemin Başbakanı Saad Hariri’yi telefonla ayağına çağırıp, otel odasında hapseden ve istifa ettiren Suudi Arabistan için de geçerlidir, Lübnan’ı başka türden bir hesaplaşma alanına çeviren İran için de geçerlidir. Ve tabii eski sömürgeci Fransa ve Osmanlıcılık oyununa soyunan Türkiye için de geçerlidir.

… Fehim TAŞTEKİN’in Gazete Duvar’daki yazısının tamamını okumak için TIKLAYIN

 

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler