Küresel dayanışma olmadan pandemi kontrol altına alınamaz

Ata Soyer Sağlık Politika Okulu’nun Türkiye ve dünyadaki pandemi sürecine ilişkin “Korona Günlükleri” adı altında yayınladığı içeriklerin 8 Temmuz 2020 tarihli “Görüş” bölümüne yer verirken 9 Temmuz 2020 tarihli pandemi sürecine ilişkin verileri yayınlıyoruz.

Küresel dayanışma olmadan pandemi kontrol altına alınamaz

 

Salgına dair yeterince bilgi verilmediği, salgın yönetiminde “tek adam rejimi”nin devam ettiği ileri sürüldü. “Sağlık Bakanlığı salgının artış gösterdiği illerle ilgili yeterince bilgi vermiyor. Artış kümelemeler tarzında mı, yoksa il düzeyine yayılmış mı, mültecilerde vaka sayıları nedir vb. salgının boyutunu ve nasıl ilerleyeceğini tahmin edeceğimiz soruların yanıtlarını bilemiyoruz. Bakan Koca’nın tweetleri üzerinden salgını tahmin etmeye çalışıyoruz. Şeffaf olmayan bir salgın yönetimi ile yol almak mümkün değil. Yakın geçmişte şeffaf olmayan yönetim anlayışı ile Kızamık salgınının büyümesine yol açmış ve bu konuda hala ders almamış bir iktidar, sağlık otoritesi ile karşı karşıyayız. Salgın yönetiminde de tek adam rejimi devam ediyor.”

“Covid-19 salgınında artan vaka rakamlarına bizleri yabancılaştıran bireyciliğin, ulus devletin ve sermaye birikimin temel düstur olduğu kapitalist uygarlık ve çarpıttığı algılarımız. Oysa Covid-19 pandemisiyle, dahası ardı sıra gelecek olan pandemilerle, iklim kriziyle mücadele enternasyonalizm, dayanışma ve toplumsallıktan geçiyor. Doğa ve toplum yararının esas olduğu bir toplumsal düzen, gelecek tahayyülünden… Bunun yolu otoriterleşen devlet önlemlerine bel bağlamaktansa toplumsallığımızı yeniden inşa etmeye dönük kolektif bilinç ve davranışlarımızı öne çıkarmaya dönük adımlar atmaktan geçiyor.

Covid-19 kalıcı bağışıklık bırakmıyorsa bulunacak aşılar da geçici olacak demektir. Grip aşısı gibi her yıl tekrarlanmak zorunda kalınan, koruyuculuğu düşük olacaktır. Pandemiyle birlikte yaşamayı öğrenme, pandemiyi ortaya çıkartan nedenlerden kurtulma önümüzde duran tek yol gibi görünüyor. Pandemi ile birlikte yaşama toplumsal birey olarak yaşama, ötekileştirilenlerle birlikte yaşama, eşit ve özgür yaşamlar için çaba harcamadan geçer. Dahası diğer canlılarla, cansız varlıklarla ekolojik bir bütünlüğü öngören, insanı merkez almayan bir yaşamı önümüze koymaktan geçer. Pandemiye zemin hazırlayan kök nedenleri ortadan kaldırma erkek egemen, doğayı sömürgeleştiren kapitalist uygarlıkla hesaplaşmaktan geçer. Kapitalist uygarlık ile gündelik yaşamlarımızda kurduğumuz ittifaklarımızdan vazgeçme ile başlar. Daha meşakatli, daha zor ve daha uzun görünse de adım adım örülecek bu yolun, pandemi ile mücadelede daha gerçekçi olduğunu yaşadıklarımız, tanıklıklarımız bizlere gösteriyor.”

8 Temmuz 2020 tarihli “Korona Günlükleri”nin tamamı için;

http://atasoyersaglikpolitikaokulu.org/korona-gunlugu-8-temmuz/

 

“Korona Günlükleri”nin 9 Temmuz 2020 tarihli verilerinde Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) “Covid-19 İşçileri Nasıl Etkiledi?” alan araştırması “Gündem” başlığı altında yer aldı.

“Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi’nin (DİSK-AR) “Covid-19 İşçileri Nasıl Etkiledi?” alan araştırması, Covid-19 salgınının işçilerin işi, geliri ve sağlığı üzerindeki çok boyutlu olumsuz etkilerini ortaya koydu. Covid-19 döneminde işçilerin gelirleri azaldı, çalışma biçimleri değişti (iş başında bulundukları süre azaldı), başta borçluluk olmak üzere ekonomik zorlukları arttı. Bulgular ayrıca işçilerin salgına ilişkin derin kaygılarını da yansıttı. İşçilerin ezici çoğunluğu kendilerinin ve işlerinin tehlike altında olduğunu belirtti. Araştırma, kadın işçilerin ve özel sektör işçilerinin salgından daha ağır biçimde etkilendiğini ortaya koyuyor. Sendikalı işyerlerinde salgının yarattığı olumsuzlukların varlığı, sendikasız ve kayıt dışı işyerlerinde çok daha vahim bir tablonun ortaya çıkmış olduğunun da kanıtı sayılabilir.”

 

Pandemi hız kazanmış durumda, tehdit oldukça büyük

“Mevcut Durum – Salgının Kontrolü –Sağlık Çalışanlarının Sağlığı” başlığı altında Türkiye ve dünyadaki pandemi sürecine ilişkin veriler sıralanırken vaka sayısındaki pikin devam ettiği bildirildi.

“Yeni vaka sayısındaki pik devam ediyor. Son 24 saatte tespit edilen Covid-19 vaka sayısı 213 binin üzerine çıktı. Yeni vaka sayısı ABD’de 61 bine yaklaşırken Brezilya’da 41 binin, Hindistan’da 25 binin üzerinde. On iki ülkede 2 binin üzerinde yeni vaka bildirimi var. Günlük can kaybı 5 binin üzerinde seyrediyor.  Toplam can kaybı 550 binin üzerine çıktı. Dünya genelinde ölüm hızı bir milyon nüfusta 71’e yükseldi. Halen tedavi altında bulundurulan aktif hasta sayısı da yükselerek 4 milyon 580 bin kişiye ulaştı. Özetle pandemi hız kazanmış durumda, tehdit oldukça büyük! Dünyada artışın tüm ülkeleri etkilemesi kaçınılmaz. Küresel dayanışma olmadan pandemi kontrol altına alınamaz.

Türkiye’de salgın dünyaya benzer. Birinci dalgayı halen tamamlamış değiliz. Yeni vaka sayısında son 24 saatte 1,041 kişi. Ülke genelinde azalma söz konusu olsa da 13 ilde vaka artışı devam ediyor. Yoğun bakım doluluğu %59-61 düzeyinde. Kritik günlerdeyiz. Nüfus toplaşmaları ve hareketliliği salgının büyümesine yol açabilir. Dün toplanan Bilim Kurulu sonrası Sağlık Bakanı Fahrettin Koca Covid-19 salgını ile ilgili açıklamalarda bulundu

Yeni vaka sayılarının neden bu seviyede kaldığının da sebebi belli. Diyarbakır, Konya, Adana, Gaziantep, Şanlıurfa başta olmak üzere bazı illerde hastalık pik seviyesine ulaşıyor. Bu şehirler en yüksek vaka sayılarını yeni görmektedir. Mevcut durum Türkiye ortalamasına ilişkin genel dağılımdan çok belli şehirlerdeki artışlardan kaynaklanmaktadır.

İstanbul’un piki tamamladığını, giderek aşağı doğru düşen bir tablo olduğunu görüyoruz. İstanbul, İzmir, Kocaeli, Sakarya ve Eskişehir’de beşinci haftada piki yaptığımızı görüyoruz. Anadolu’daki illerimizde yani Trabzon 6’ncı, Kayseri 7’nci haftada, diğer illerimizde ise 14’üncü haftada Hakkari, Kütahya, 15’inci haftada Batman, Şırnak, Antep, 16’ncı haftada Bursa, Konya, Mardin, Van, 17’nci haftada Ankara, Diyarbakır, Şanlıurfa ve Afyonkarahisar’ın piki oluşturma döneminde olduğunu görmüş oluyoruz. Yani Anadolu’da 1’inci dalga halen devam ediyor. Sayılardaki artış da yukarıda pikini tamamlayan illerin daha stabil olduğunu ama aşağıda Anadolu’daki, Doğu ve Güneydoğu’daki illerimizde bahsettiğim pikini tamamlama durumunda olan illerimizdeki artış da toplam vaka sayısının düşmemesine, belli bir yerde stabil kalmasına sebep olmakta.

Son üç gün ortalamasıyla en çok vakanın görüldüğü iller; İstanbul, Ankara, Gaziantep, Konya, Mardin, Diyarbakır ve Şanlıurfa.

Ülke genelinde bir sokağa çıkma yasağı gündeme gelmedi ama birtakım tedbirler olabilecek ve özellikle il bazında yer yer kısıtlamaların gündeme gelebilecek. Çünkü il bazında eğer vaka artışının yoğun olduğu iller söz konusu olursa oradaki tedbirleri biraz daha sertleştirmek gerekebilir.

Türkiye seroprevalans çalışması (antikor çalışması) için belirlenen 153 binin 135 bine ulaşılmış durumda. Geri kalan 18 binin tamamlanmasıyla sonuçlar açıklanacak.

Filiasyon çalışmalarında çok sayıda vakanın kaynağının düğünler olduğunu gördük.

Okullardaki Covid-19 tedbirleri kapsamında 31 Ağustos’a doğru salgının seyrinde farklılık olursa, online, uzaktan erişim veya hibrid birtakım yöntemler önerilebilir.

 

Salgının boyutu Kürdistan’da ürküten hal almış durumda

Antep Valisi Davut Gül ‘Şehrimizdeki vaka artışı tehlikeli boyuta ulaşıyor’ açıklaması yaptı. Resmi olmayan kaynaklardan elde edilen henüz doğrulayamadığımız veriler valinin korkusunu haklı çıkartıyor. Antep’de 7 Temmuz itibarıyla günlük vaka sayısı 179, can kaybı 7 kişi; toplam vaka sayısı 6200 iken can kaybı 160 kişi olduğu belirtiliyor. Son üç gün ortalamasında yer verilen Diyarbakır, Urfa, Mardin’de de benzer tablonun geçerli olduğunu düşünebiliriz. Salgının boyutu Kürdistan’da ürküten hal almış durumda. 

İstanbul’da ve Ankara’da başlatılan asker uğurlama yasağı başka kentlerde uygulamaya başlandı. Hatay, Kahramanmaraş, Kırşehir, Mersin, Malatya, Ardahan, Gümüşhane, Samsun, Denizli, Kocaeli, Bursa, Trabzon, Kastamonu, Karaman ve Ordu’dan asker uğurlamasına kısıtlama getirildiğine dair peş peşe açıklama yapıldı.

 

Askerlik yükümlülerinden taahhütnamede alınacak

Sadece asker uğurlamasına kısıtlama getirilmiyor. Askerlik yükümlülerinden taahhütnamede alınacak. Bu taahhütname tamamen otoriterleşmenin izlerini taşıyor:  “İl/İlçe Hıfzıssıhha Kurulunun kararında belirtilen usul ve esaslara riayet edeceğimi, mesafe kuralları başta olmak üzere maske, temizlik ve diğer pandemi kurallarının ihlal edilebileceği asker uğurlama töreni/eğlencesi, konvoy vb. toplu faaliyetler gerçekleştirmeyeceğimi, yakın çevremin (akraba, arkadaş vb.) bu nitelikte bir faaliyet gerçekleştirme planı olması durumunda kendilerine gerekli uyarılarda bulunarak engel olacağıma, uyarılarıma rağmen usul ve esaslara aykırı hareket etmekte ısrar edenleri kolluk birimlerine bildireceğime, aksi tutum ve davranışlarımın, konusunun suç veya kabahat olmasına bağlı olarak Umumi Hıfzıssıhha Kanununun 282. maddesi veya Türk Ceza Kanununun 195. maddesi doğrultusunda şahsım hakkında adli ve idari işlem gerektireceğini, kabul, beyan ve taahhüt ederim.”

Drone ile maske ve sosyal mesafe denetimi de uygulamaya geçti. Düzce, İstanbul, Antep ilk iller arasında. Uygulamanın yaygınlaşması bekleniyor.

Ortadoğu ülkelerine pandemi yerleşmiş durumda. İran, Irak ve İsrail’de vaka artışı devam ediyor. Salgından erken etkilenen ve önlemlerin gevşetilmesi ile vaka artışı dikkat çeken ülkelerden biri de İran. Günlük vaka sayısı 2 bin 500’ün üzerinde seyrediyor. Toplam vaka sayısı ise 250 bine yaklaştı.

Irak’ta coronavirus salgınında son 24 saate 2 bin 741 vaka tespit edildi. Bu sayının, salgının başlangıcından bu yana bir günde kaydedilen en yüksek vaka sayısı olduğu açıklandı. Toplam vaka 68 bin sınırında.

İsrail’de son 24 saatte 1335 kişide Covid-19 tespit edilmesiyle, salgınında şimdiye kadar görülen en yüksek günlük vaka sayısı kaydedildi. Toplam vaka sayısı 33 bin 557’e yükseldi. Vaka sayılarındaki sert yükseliş nedeniyle İsrail yönetimi, 6 Temmuz’da aralarında spor salonları ve gece kulüplerinin de yer aldığı mekanların yeniden kapatılması kararı aldı. Ayrıca, sinagog ve lokantalara da 20 kişi sınırlandırılması getirdi.

 

Covid-19 salgını hayvanları tehdit etmeye başladı

Covid-19 salgını kontrol etmek için aldığımız önlemler insan merkezli olmaya devam ederken hayvanları tehdit etmeye başladı. Hollanda’da yüz binlerce vizon önlem adına katledildi. Hayvanlar için güncel tehdit maskeler… İnsanları Covid-19’dan koruyan maskeler balinaların katili olabilir. ABD merkezli çevre koruma organizasyonu Ocean Conservancy’nin başkan yardımcısı Doug Cress Covid-19 salgınından önce okyanuslardaki plastik atıklar meselesinde bir kriz yaşandığının altını çizerek şunları söyledi: “Şimdi bir de küresel bir salgın var. Okyanuslar hızla kirlenmeye devam ediyor. Her ay 129 milyar maske ve 65 milyar plastik eldiven çevreye bırakılıyor. Bunların çok büyük bir kısmı uygunsuz şekilde atılıyor ve sonunda okyanusa gidiyor. Bir gün öylesine çıkarıp attığınız bir maske veya eldiven rahatlıkla bir balinayı öldüren maske veya eldiven olabilir. İnsanların kayıtsızca hareket etmesini çok büyük zararlar veren sonuçları olabileceğini unutmayın.”

Sağlıkta şiddet Covid-19 ile yeni hal aldı. Ardahan’da Covid-19 tedavisi görürken hayatını kaybeden 72 yaşındaki hastanın yakınları, ölüm raporunda Covid-19 yazmadığı iddiasıyla Başhekim Yardımcısı Dr. Oğuzhan Tuğrul’u darp etti. Cenazeyi almak için hastaneye gelen ölen kişinin yakınları, ön ölüm raporunda, ‘bulaşıcı hastalığa bağlı doğal ölüm’ ibaresini görünce Başhekim Yardımcısı Dr. Oğuzhan Tuğrul’a ölüm raporunda neden Covid-19 yazmadığını sordu. Dr. Tuğrul’un, ön ölüm raporunda prosedür gereği Covid-19 yazılmadığını, son raporda yazılabileceğini söylemesi üzerine ölen kişinin yakınları “Siz gerçekleri saklıyorsunuz” diyerek küfürler savurarak cep telefonu fırlattı. Kafasına cep telefonu isabet eden Dr. Tuğrul, servise alınarak tedavi edildi. Başhekim Yardımcısı Tuğrul, hasta yakınından şikâyetçi oldu. İşin trajik bir tarafı da Covid-19 tedavisi görürken yaşamını yitiren kişinin ölüm raporuna ‘bulaşıcı hastalığa bağlı doğal ölüm’ ibaresinin yazılmış olması.

 

Görüşler

Salgınla birlikte sağlıklı olma halinin solunum cihazına indirgendi. Erken zamanlarda sağlıklı olma hali fiziksel ve biyolojik iyilik hali olarak tanımlanmıştı. Buna ruhsal ve sosyal iyilik hali sonradan eklenirken düşünülen insanın toplumsal bir varlık olmasıydı. Peki ekolojik kıyım, kadın kırımı, yoksulluk, savaş sağlıklı olma halimizin neresinde? Savaşın devam ettiği Kürdistan’da çocukluk teröristleştirilirken, çocukların öldürülmesi meşrulaştırılırken, kadın kırımı devam ederken, ekoloji insan için tahrip edilirken sağlıklıyız diyebilir miyiz?

Siyasal, ekolojik iyilik halimiz olmadan ne özgür olabiliriz ne de sağlıklı…

http://atasoyersaglikpolitikaokulu.org/korona-gunlukleri-9-temmuz-2020/

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler