'Korona'yla geçen altı ayın sonunda hala yanıtlanamayan altı soru

Altı ay önce Çin’de ortaya çıktığı varsayılan ve kısa zamanda dünyaya yayılıp hayatı durdurma noktasına gelen koronavirüs hakkında bilim dünyasının hala yanıtlayamadığı sorular var.

'Korona'yla geçen altı ayın sonunda hala yanıtlanamayan altı soru

 

Her gün virüsle ilgili onlarca araştırma yayınlanırken virüsün ve neden olduğu hastalığın doğasına dair bazı temel sorunlar yanıtsız kalmayı sürdürüyor.

New York Times virüsün adı konmasından bu yana geçen altı aylık sürede bunca hummalı çalışmaya rağmen hala kesin bir yanıtı olmayan altı soruyu ve bunlara verilebilecek olası cevapları derledi.

 

Kaç kişiye bulaştı?

Bilmiyoruz. Çoğu ülke günlük olarak vaka sayısını ve can kaybı verilerini paylaşıyor. Worldometers internet sitesinin verilerine göre bugün itibariyle dünyada 7 milyon 482 bin 561 vaka var. Virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 419 bin 489’a ulaştı. Ancak bu sayıların gerçeği yansıtmadığı konusunda uzmanlar hemfikir. Gerçekçi bir tablo elde etmek için yeterli test kapasitesinin olmaması başlıca neden. Testlerin yanılma payı da gerçek sayılar elde etmenin önünde bir engel. Asemptomatik taşıyıcılar ise genelde teste tabi tutulmadığı için toplam sayıda yer almıyor. Ülkelerin korona verilerini ne kadar sağlıklı şekilde kayda geçirdiği de bir başka tartışmalı konu.

Salgının başından beri yapılan araştırmalarda tespit edilen her vaka için ortalama 5-10 vakanın teşhis konmamış şekilde toplumda dolaştığı görüşü öne çıkıyor.

Virüsün bulaşması sonucu vücudun ürettiği antikorları tespit etmek için yapılan testler de nüfusun genelindeki gerçek vaka sayısı hakkında geçerli bir fikir elde etmek için kullanılıyor. Birçok ülkede rastgele seçilen insanlara uygulanan bu testlerin sonucunda gerçek vaka sayısının tespit edilenin çok üstünde olduğu ortaya çıktı.

 

Hastalığa sebep olması için ne kadar miktarda virüse maruz kalınmalı?

Bu soruya verilen yanıt bir ile bir milyon arası viral partükül! Ancak biraz sıkıştırıldıklarında bilim insanları bu aralığı görece daraltıyor: Birkaç yüz ile birkaç bin arası partikül.

İşin özü şu; daha kapsamlı araştırma yapılmadan bu sorunun cevabı verilemiyor.

Bir başka deyişle bilim insanları virüs bulaşmış bir yüzeye dokunmakla veya hasta birininin verdiği havayla ortaya çıkan birkaç damlacığı soluyarak hasta olunur mu sorusunu yanıtlayamıyor.

Ancak daha fazla virüse maruz kalmanın hem hasta olma ihtimalini hem de hastalığı ağır geçirme ihtimalini artırdığı söylenebiliyor. Dolayısıyla kalabalık kapalı ortamlardan sakınmak, maske takmak ve el yıkamak önemli. Bunlar, yüksek miktarda virüse maruz kalma ihtimalinizi azaltan önlemler.

 

Neden bazı insanlar hastalığı daha ağır geçiriyor?

Virüs bulaşan bazı insanlar hastalığı çok hafif ya da herhangi bir belirti olmaksızın geçirirken bazıları haftalarca grip benzeri şikayetlerle mücadele ediyor. Hastanede tedavi görenlerin bir kısmı yoğun bakıma alınırken, az sayıda hasta hayatını kaybediyor.

Kişinin bağışıklık sistemi bu süreçte kritik rol oynuyor. İleri yaşta zayıflayan bağışıklık sistemi nedeniyle hastalığı ağır geçiren veya hayatını kaybedenler genelde 65 yaş üstü hastalar oluyor. Tansiyon, şeker, kardiyovasküler rahatsızlıklar, obezite gibi durumlar hastlığın ağır seyretme ihtimalini artırıyor.

Erkeklerin kadınlara göre hastalığa yakalanma ve daha ağır geçirme ihtimalleri olduğu da farklı araştırmalarda ortaya kondu. Hormanal farklılıklardan kaynaklı bağışıklık sistemi tepkilerinin hastalıkığın cinsiyet ayrımında rol oynadığı düşünülüyor.

Bu soruya yanıt ararken bilim insanlarının hesaba kattığı bir diğer faktör de ACE-2 reseptörü. Bu reseptör virüsün hücrelere girip çoğalmamak için kullandığı bir kapı işlevi görüyor. Bu reseptörün çocuklarda daha az bulunması virüsten daha az etkilenme nedenlerini açıklayabilecek bir faktör olarak görülüyor.

 

Virüsün yayılmasında çocukların rolü ne?

Çocuklar ve koronavirüs ilişkisinde yanıtlanamayan çok sayıda soru var. Bu soruların yanıtı bulmak yalnıza çocuklar için önem teşkil etmiyor. Çocukların ebeveynleri, daha geniş ölçekte toplum açısından bu ilişkiyi çözmek önem taşıyor.

Başta okullar ve kreşler olmak üzere çocukların bir araya geldiği yerlerin yeniden açılması kararını verebilmek için onların virüs yayılımında nasıl bir rol oynadığını bilmek şart.

Veriler çocuk yaşta vaka sayılarının çok az olduğunu gösteriyor. Ancak çocukların virüsten etkilenme ihtimalleri daha mı az yoksa yetişkinler kadar kolay etkileniyor fakat çok hafif belirtiler mi gösteriyorlar sorusunun yanıtı yok.

Yine de hasta olan çocukların yetişkinler kadar kolay hastalığı bulaştırabileceğine dair deliller artıyor. Çin’de yapılan bir araştırma okula giden çocukların ortalama olarak yetişkinlere kıyasla üç kat daha fazla temas halinde olduğunu gösteriyor. Bu da çocuklara hastalık bulaşması ve dolayısıyla onların da başkalarını hasta etme ihtimalini artırıyor.

 

Koronavirüs nerede ve ne zaman yayılmaya başladı?

Pozitif kişlerden alınan genetik materyalleri analiz ederek bilim insanları geriye dönük bir takiple her virüsün ortak atasını bulabiliyor. Genelde bu tek bir taşıyıcıya kadar indirilebiliyor.

Dünyada kabul gören sıfır numaralı hasta Çin’in Wuhan kentindeki pazardan çıktı. Aynı pazara giden 41 poztif hastanın analizi ilk hastaneye başvurunun geçen yıl 16 Aralık’ta yapıldığını gösterdi. Bu hasta semptomlarını ilk olarak 1 Aralık’ta fark etmişti. Yani enfekte olduğu zaman bu tarihten de geriye gidiyor.

Bazı bilim insanları yaptkları araştırma sonucu salgının ilk olarak kasım ortasında patlak verdiği görüşünde ancak virüsle ilgili yeni numuneler bu tabloyu değiştirebilir.

Bir ülkede tespit edilen ilk vakanın aslında ilk vaka olmadığı yönünde kanıtlar artıyor. Geçen ay genetik bilimciler tarafından yayımlanan bir araştırmaya göre, ocak ayında virüsü taşıyan insanlar hem ABD hem Avrupa ülkelerinde dolaşıyordu. Fransa’daki bir çalışmada ise doktorlar geçen yılın aralık ayında hastaneye kaldırılan bir adamda alınan örneğin pozitif çıktığını duyurdu.

Sıfır numaralı hastayı bulmak sanıldığından çok daha zor bir görev. Dolayısıyla ‘ilk kim hasta oldu‘ sorusu aylarca yanıtsız kalabilir, belki de asla yanıtı bulunamayabilir.

 

Hastalık sonrası bağışıklık mümkün mü ve ne kadar sürer?

Vücudumuz bir virüsle karşılaştığında bazıları virüsü nötralize edecek ve yeniden enfeksiyonu önleyecek kadar güçlü antikorlar üretiyor. Aynı zamanda virüsü öldürecek bağışıklık hücreleri de geliştiriyor.

Testler Kovid-19 olan insanların, hastalığı hafif belirtilerle de geçirse, büyük bir kısmının antikor ürettiğini gösterdi. Bağışık hücrelerine dair çalışmalar ise daha yavaş ilerlemekler birlikte güçlü bir tepki verdiklerine dair deliller var.

Bu noktada bilinmez olan bu bağışıklığın ne kadar süreceği. Dünyada hastalığı atlatanların yeniden pozitif çıktığı vakalar bildirildi. Ancak bilim insanları bunun hatalı testlerden ya da daha muhtemel enfeksiyon geçtikten sonra dahi vücutta kalmaya devam eden virüs kalıntılarından kaynaklandığını düşünüyor.

Bağışıklığın ne kadar sürdüğüne dair yapılabilecek en olası tahmin nezle, SARS ve MERS’e neden olan diğer tip koronavirüslere dayandırılıyor: Yeni tip koronavirüse karşı geliştirilen bağışıklık en az bir yıl sürebilir.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler