Kız çocuklarını ‘Sultan Haremi’ne çağıran Türkiye’de yaşayan İranlı müzisyene tepkiler büyüyor

Sosyal medyada çocuk istismarı içeren paylaşımlar yapan ve kız çocuklarını ‘Sultan Haremi’ne çağıran Türkiye’de yaşayan İranlı müzisyen Amir Tataloo hakkında yasal işlem başlatılması için HDP Adana Milletveki Tülay Hatimoğulları, “kadın hareketi konunun takipçisi olacaktır” dedi.

Kız çocuklarını ‘Sultan Haremi’ne çağıran Türkiye’de yaşayan İranlı müzisyene tepkiler büyüyor

 

Çocuk istismarına yönelik sosyal medya mesajlarıyla gündeme gelen Türkiye’de yaşayan İranlı müzisyen Amir Tataloo’nun İnsatgram paylamlaşımlarının kaldırılması ve hakkında Türkiye’de yasal işlem başlatılması için İranlı kadın hakları savunucularının yaptığı çağrılar üzerine harekete geçen HDP Adana Milletveliki Tülay Hatimoğulları konunun yakın takipçisi olmayı sürdüyor. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili olarak Aile Çalışma ve Sosyal HizmetlerBakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un yanıtlaması istemiyle soru önergesi veren Tülay Hatimoğulları ile Farsça yayın yapan İranWire muhabiri bir röportaj gerçekleştirdi. İranWire ve BBC Farsça’da yayımlanan röportajı yayımlıyoruz.

 

İranWire Muhabiri: İranlı şarkıcı, Amir Tataloo,  sosyal medya üzerinden kuracağı 'SULTAN HAREMİ'  için İstanbul’da yaşayan, 15-20 yaş arası kız çocuklarına çağrı yaptı. Bu konu İran’da yoğun tepki gördü. Bir yandan geneli ergen yaşlardaki çocuk ve gençlerden oluşan hayranları onun  bütün isteklerini gözü kapalı gerçekleştirmeye çalışırken, öbür yandan kadın ve çocuk hakları için mücadele veren kadınların devletin resmi bir kuruluşunun desteğini almadan kendi imkanları ile ağ kurup bu çocuk istismarı karşısında mücadele vermeye çalışıyor. Siz de bir milletvekili olarak bu konuda dikkatinizi çeken mesele  ve göstermiş olduğunuz hassasiyetin nedeni nedir?

Tülay Hatimoğulları: Öncelikle kadın ve feminist olmam. Türkiye’de  yaşadığımız, tanık olduğumuz tüm olaylara bu gözle bakıp tutum almayı otomatik olarak sağlıyor. Milletvekili olmadan önce nasılsa, bugün de milletvekili kimliğimizle bu duruşumuz devam ediyor. Toplumsal cinsiyete, kadına yönelik erkek şiddetine, kadın cinayetlerine, çocuk istismarına, kadın emeği sömürüsüne, LGBTİ’lere karşı nefret söylemlerine, cinsiyetçi tüm tutum ve davranışlara/politikalara; biz kadınlar olarak ses çıkarıyor ve bunun karşısında mücadele ediyoruz. Yıllarca kadın çalışmalarında bulunmuş biri olarak; kadın bedeni, emeği ve kimliği üzerinde erkek egemen devletin sistematik olarak yürüttüğü tahakküm kurma politikalarına ve erkeklerin kadın ve kız çocukları üzerinde bu sistemin devamlılığını sağlayan ayrımcı/hegemonik tutumlarına karşı mücade ettik/etmeyi sürdürüyoruz.

Kadınların ikincil olarak görüldüğü bu dünyanın değişmesi için tek tek tüm eril tutum ve davranışlarla mücademizi sürdürme, kazandığımız haklarımızdan taviz vermeme konusunda ısrarcıyız. Bu nedenle Amir Tataloo’nun sosyal medyadaki çocuk istismarına yönelik paylaşımları tüylerimizi diken diken etti. Açıkcası muhalif kimliği nedeni ile İran’da idam cezası alan bir müzisyenin, sığındığı ülkede bu kadar alenen  çocuk yaştaki kız çocuklarına yönelik “haremine katma” vurgusuyla yaptığı paylaşımlar epey düşündürücü. Türkiye’de yakın zamanda AKP iktidarı tarafından yapılmak istenen, çocuk yaşta evliliklerin önünü açacak olan bir yasal düzenleme tartışması yaşadık. Bu tartışma hala devam ederken Amir Tataloo’yla ilgili harem çağrıları haberi manidardır.

 

İranWire Muhabiri: Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanına konu ile ilgili soru yönergesi  yöneltiniz. Bu soruların ana ekseni nedir? Bu konuya devlet kanalının müdahale etmesi ile ilgili umudunuz var mı?

Bakana verdiğimiz önergemizi; Amir Tataloo’nun davranışını teşhir ederken, bu konuda devletin sorumluluğunu hatırlatmak olarak özetleyebiliriz. Yani devleti göreve çağırıyoruz. Elbette müdahale etmesi gerekir. Bunun da takipçisi olacağız. Bunun için de kadın hareketinin vereceği ses çok önemlidir.

Önergenin amacı; 15-17 yaşlarındaki kız çocuklarına dair Amir Tataloo’nun yayınlamış olduğu cinsel içerikli sosyal medya paylaşımları nedeni ile İran’a iade etmeksizin hakkında bir süreç işletilerek yasal işlem başlatılmasını sağlamak. Türkiye’de iktidar sosyal medya paylaşımları nedeniyle yalnızca fikirlerini beyan edenleri “suçlu” olarak görüyor ve bu nedenle hakkında hukuksuzca yasal işlem yapabiliyor/tutuklayabiliyor. Çocuk istismarına yönelik paylaşımların takibinin aynı hassasiyetle yapmıyorlar. Bu iki yüzlülüğe dikkkat çekmek istedik. Cinsel istismarla mücadelede toplumda bilincin oluşması için Bakanlığa görevlerini hatırlatmak, çocuk yaşta evlilikleri ve cinsel istismarı meşrulaştırarak evlilik yolunun açılmasını engellemek, çocuğa karşı her türlü şiddetin suç olduğunun yasalarda açıkça yer almasını sağlamak ve bu konulara değinmekti amacımız.

Tekrar vurgulmak gerekirse Amir Tataloo için de gerekli işlemlerin yapılmasını talep etmek amacımız.

 

İranWire Muhabiri: Bu konu ile ilgili resmi kurumlardan geri dönüşler aldınız mı? Sonrası için bir planınız var mı?

AKP iktidarı, muhalefet partileri ve temsilcileri ile asla iletişim kurmuyor. Uzun zamandır Türkiye’de izlenen politika bu. Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı da direkt bizimle irtibata geçmez.  Şimdiye kadar birçok konuda Bakanlıklara  önerge ilettik. Büyük bir çoğunluğuna cevap alamadık. TBMM yönetmeliğimizde cevap verilmesi yükümlülüğü olmasına rağmen.

Biz muhalifler ve kadın hareketinin akttivistleri olarak elbette sürecin takipcisi olmaya devam edeceğiz. Biz HDP olarak parlamentoda temsil edilen bir partiyiz. Mücadelemizi bu alanda yürütürken Parlamentoların beslenmesi gereken alanlardan hiç kopmuyoruz. Kadın hareketi ve bir çok siyasal ve toplumsal alanda mücadele ediyoruz. O nedenle de Amin Tataloo’nun işlediği suçun teşhir edilmesi, hakkında gerekli işlemlerin yapılması için Meclis dışında da sesimizi yükselteceğiz. Bu nedenle bu konuyu farklı kadın platformlarına da taşıyacağız. 

 

İranWire Muhabiri: Milletvekilleri ve siyasiler bu konuda size destek veriyor mu? Sivil Toplum Kuruluşlarının desteği var mı?

Bu konuda Türkiye’de tüm kesimlerden ciddi tepkiler verildi. Toplumsal muhalefet, vicdanlar sesini yükseltti diyebilirim. Ama yetmez. Sonuç almaya dönük çabalarımızı sürdüreceğiz.

 

İranWire Muhabiri: Böyle bir durumun daha önceden Türkiye'de bildiğiniz örnekleri  yaşandı mı? Yaşandıysa sonuca vardı mı? (Bu cesareti nerden bulduğunu düşünüyorsunuz sizce dini kurum ve kuruluşların kadın ve çocuklara yönelik fetvalarından almış olabilir mi?)

Tülay Hatimoğulları: Türkiye’de alenen, üstelik sosyal medya aracılığı ile çocuk istismarına yönelik paylaşımlar yapılması çok olağan değil. Sanıyorum Amir Tataloo’nun paylaşımlarını Farsça yapmış olması Türkiye’de geç anlaşılmasına ve tepkinin de biraz geç verilmesine neden oldu. Tam birebir örnekler olmasa da aynı zihniyetin ürünü bir çok olay yaşanıyor Türkiye’de de. Cinsel istismara uğrayan çocuklar, çocuk yaşta evlilikler ve bunun önünü açmaya dönük yasal kılıflar hazırlama çabası… Hepsi aynı zihniyetin yansımaları.

 

İranWire Muhabiri: Sosyal medya üzerinden ve sanal ortamda kadına ve çocuğa şiddet konusunda Türkiye'de kanunlar nasıl işliyor?

Tülay Hatimoğulları: Kadına ve çocuğa şiddeti/cinsel istismarı önlemek üzere yasal düzenlemeler/uluslararası sözleşmeler var. Ancak gerçekte ya da sanalda yaşanan bu şiddet olaylarının karşısında her düzeyde mağdur bir kez daha mağdur ediliyor. Şikayetçi olduğumuz ya da sığındığımız karakoldan başlayarak, adliyedeki sürece kadar her aşamada mağdur kadınla/çocukla dayanışan ve pozitif ayrımcı bir yaklaşımdan ziyade yargılayıcı ve ayrımcı  tutumlarla karşılaşıyoruz.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda ve Türkiye’nin kabul ettiği uluslararası sözleşmelerde ifade özgürlüğü bir haktır. Oysa Türkiye’de yaşanmakta olan rejim değişikliği sürecinde etki altında olan yargının “suç” olarak kabul ettiği en popüler mesele “Cumhurbaşkanına hakaret”. Bu tarz sosyal medya paylaşımlarının takibi sıkı bir şekilde yapılıyor. İnanılmaz bir hızla yasal işlemler başlatılıyor. Bunun nedeni yukarıda ifade ettiğim yargının, kolluk gücünün, yürütmenin tekleşmiş, erkek egemen cinsiyetçi yönetimin hükmü altında olmasıdır.

 

İranWire Muhabiri: Bu şarkıcının instagram hesabı iranlı aktivistlerinin çabası ile kapatıldı fakat youtube kanalı gibi başka mecralardan fanlarını tahrik edecek açıklamalar yapmaya devam edip kendisine eleştirilerde bulunanları tehdit etmeye devam ediyor. Konuyla ilgili uğraş veren bir kadın gazeteci ve çocuğu şarkıcının  taraftarları tarafından ölümle tehdit edildi. Bu şahıs Türkiye'de yaşıyor ve Türkiye'deki kanunlar  yasal bir işlem başlatmak için ne kadar elverişli?

Tülay Hatimoğulları: Aslında yasal işlem başlatmak mümkün. Ancak Türkiye’de esas sorunumuz kanunların yetersiz olmasıyla beraber, mevcut olanların dahi uygulanmaması. Kadın hareketinin yıllarca verdiği mücadele sonucu imzalanan İstanbul Sözleşmesi ve çıkartılan 6284 Sayılı Kanun’da yaşadığımız tam da bu. Uluslararası Sözleşmeler ve Kanunların yükümlülüklerini yerine getirmeyen bir iktidar yönetiyor Türkiye’yi. Kadına yönelik şiddetle mücadelede çok önemli olabilecek bu yasal düzenlemeler maalesef uygulanmadığı/denetlenmediği için Türkiye’de kadına yönelik erkek şiddeti ciddi oranda artıyor. Ve daha da acısı mevcut kazanımlarımız da elimizden alınmak isteniyor, bahsi geçen düzenlemeler tartışmaya açılarak sürekli gündemde tutuluyor.

 

İranWire Muhabiri: Bu konu İran'ın gündemine oturmuş durumda iranlı kadın ve çocuk hakları için mücadele veren kuruluşlar ile ortak bir çalışma yürütme düşünceniz var mı?

Tülay Hatimoğulları: Elbette, tüm kadınlar birlikte sesimize ses katarak ortak paydada çalışmalar yürütebiliriz. Yürütmeliyiz de. Erkek egemen zihniyet ve izdüşümlerine karşı vereceğimiz mücadele biz kadınlar için hayati önemdedir. Bunun sınırı olmamalıdır. Çünkü kadına yönelik her türlü baskı, şiddet, ezme biçimi ülkelerin özgünlüklerine göre farklılık gösterse de ortak bir zihniyetin ürünüdür. Erkek egemen zihniyete karşı enternasyonal mücadele vermek biz kadınları ve örgütlü mücadelemizi daha çok güçlendirir. Ve daha çok sonuç aldırır.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler