Kilyos’ta kaldırıma gömülen cenazeler BM ve AİHM’e taşınıyor

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, 2017’de ailelerine haber verilmeden 261 cenazenin Bitlis’teki Garzan Mezarlığı’ndan çıkartılarak İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirildikten sonra Kilyos Mezarlığı’nda kaldırıma gömülmesini BM ve AİHM’e taşıyor.

Kilyos’ta  kaldırıma gömülen cenazeler BM ve AİHM’e taşınıyor

 

2017 yılında Bitlis’teki Gerzan Mezarlığı’ndan ailelerine haber verilmeden 261 cenazenin İstanbul Adli Tıp Kurumuna getirilmesi ve sonrasında Kilyos Mezarlığı’nda kaldırıma gömülmeleri Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından Birleşmiş Milletler (BM) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM)taşınıyor.

Bitlis’in Tatvan ilçesine bağlı Yukarı Ölek köyündeki Garzan Mezarlığı’nın 3 yıl önce tahrip edilerek, incelenmesi için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na getirilen cenazelerin İstanbul’da Kilyos Mezarlığı’nın içinde kaldırıma gömüldüğü ortaya çıkmıştı. 261 cenazeye ait kemiklerin 1’den 18’e kadar numaralandırılmış mezarlara plastik saklama kapları içerisinde üst üste defnedildiği mezarlıkta geçtiğimiz günlerde incelemelerde bulunan Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD), yayımladığı raporunda cenazelerin ailelerine teslim edilmesini ve hukuka aykırı olan bu işlemin sorumluları hakkında soruşturma açılmasını istemişti. Bu konudaki hukuki girişimlerini sürdüren ÖHD, bu kez BM ve AİHM’e başvurmaya hazırlanıyor. 

Cenazelerin Garzan Mezarlığı’ndan çıkartılıp, önce İstanbul Adli Tıp Kurumu’na (ATK) getirilmesinin ardından Kilyos Mezarlığı’na kaldırıma gömülmesine karşı hukuk mücadelesi veren ÖHD üyelerinden Serhat Çakmak, “hukuksuzluklar silsilesi” ile dolu olduğunu vurguladığı sürecin halen devam ettiğini söyledi. Çakmak, mezarlıklara yönelik saldırıların amacının “toplumu hafızasızlaştırmak” olduğunu kaydetti. 

 

Mezarlara saldırılarla toplum hafızasızlaştırılmaya çalışılıyor

Mezopotamya Ajansı’ndan Erdoğan Alayumat'a konuşan ÖHD avukatlarından Serhat Çakmak, çözüm sürecinin bitirilmesi ile başlayan çatışmalı süreçte devletin mezarlıklara yöneldiğini belirterek, Garzan’dan önce Lice ve benzeri birçok yerde mezarlıklara saldırı olduğunu hatırlattı. Garzan’dan getirilen cenazelerin Kilyos Mezarlığı’nda üst üste gömülmesi görüntülerinin sürecin başından beri yaşanan hukuksuzlukları çok net bir şekilde gözler önüne serdiğini ifade eden Çakmak, “Ağır bir hak ihlali var ortada. Savaş hukukunda savaşan iki tarafın birbirlerini yenme ve öldürme gayesi bulunmaktadır. Fakat kişi öldükten sonra onun dünya ile bir bağı kalmadığından gömülmesi ve akabinde insanların dini ritüellerini gerçekleştirmesine kimse karışmazdı. Bu anlayış ilerleyen süreçlerde toplumlarda gelenek haline hukukta ise yasa haline gelmiştir. Fakat burada toplum vicdanını yaralayan husus toplumsal değerlerin ayaklar altına alınmasıdır. Bununla toplum hafızasızlaştırılıyor” dedi.

 

Uluslararası sözleşmeler ihlal edildi

Bu kadar hassas olunan bir konuda insanların cenazeleri defnedildiği yerden alınıp yol kenarında kaldırma gömülmesinin kabul edilemez olduğunu söyleyen Çakmak, Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı’nda devam eden süreci, suç duyurularını, Adli Tıp aşamasını ve cenazelerin teslim işlemini takip ettiklerini bu anlamda çalışmalarının devam ettiğini paylaştı.

Cenazelerin Kilyos Mezarlığı’na gömülmesinde mevzuata uygun hareket edilmediğini ifade eden Çakmak, “Bu konuda mevzuat gayet açık. Defin edilen kişinin kimsesiz olup olmaması önemli değildir. Definin usulleri her cenaze için de aynıdır. Cenazeler üst üste gömülemez, mezarlıklar arasında mesafe olmalı ve gömülen yerin mezarlığa uygun olması gerekmektedir. Tabi Kilyos’a bu şekilde defin talimatı veren yetkililerin hukuki sorumluluğu bulunmakla birlikte asıl hak kaybı cenaze yakınlarına karşı oluşmaktadır. Gömülme hakkının ihlali cenaze yakınlarına eziyet çektirilmesi ve bu uygulamaların artık işkenceye dönüşmesi uluslararası sözleşmelerin de ihlal edildiğinin göstergesidir” diye konuştu.

 

“BM ve AİHM’e başvurmaya hazırlanıyoruz”

Mezarlıklara yönelik saldırılarla toplumda açılan yaranın daha da kanatıldığını vurgulayan Çakmak, cenazelerle ilgili her uygulamanın beraberinde bir hak ihlalini getirdiğini kaydetti. Bu yüzden sürekli mevcut durumu değerlendirerek bundan sonra neler yapabileceğini konuşmak gerektiğini vurgulayan Çakımak, “Şu ana kadar cenazelerin teslimine ilişkin süreci takip ettik. Yapılan işlemlere ilişkin suç duyurularını yaptık ve bu süreçlerin takibini yapmaktayız. Son gelişmelerden sonra da iç hukuk yolları tüketilmeden birkaç uluslararası hukuk yoluna da başvuru yapacağız. Bu konudaki çalışmalarımızda devam etmekte olup gerekli raporlamaları ve görüşmeleri yaptıktan sonra bu hukuki yollara da başvurularımızı yapacağız. Öncelikle Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Komiserliği ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvuru yapmaya hazırlanıyoruz” dedi.

 

Dosya üzerinde ‘gizlilik kararı’ var

Avukat Çakmak, hukuksal anlamda muhatap bulmakta zorluk çekmeleri çektiklerini dile getirdi. “Adli ve idari makamlardan sağlıklı ve gerçek bilgiler alabilmek için ciddi anlamda çaba sarf ettik ama yetkililere ulaşma konusunda da sıkıntılarımız oldu” diyen Çakmak, yine Bitlis Cumhuriyet Başsavcılığı’nda bulunan ve “gizlilik” kararı bulunan dosyaya erişememelerinin işlerini zorlaştırdığını kaydetti.

Bunların yanı sıra ailelerin üzerindeki kamusal baskının başvuru sürecindeki çalışmalarını etkilediğini söyleyen Av. Çakmak, “Bu mesele toplumda derin yaralar açan bir mesele olduğunu ve sistematik bir şekilde yapıldığını göz önünde bulundurduğumuzda toplumun ciddi anlamda tepki göstermesi gereken bir meseledir. Bizler çok iyi bilmekteyiz ki değişim ve dönüşümler toplumun karşı çıkması ile ses çıkarması ile gerçekleşir” diye konuştu.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler