Kıdem tazminatı mücadelesinde kamu çalışanlarının rolü

Ayşegül SANDIKÇIOĞLU yazdı: "İktidarlar tarafından yıllardır ara ara gündeme getirilen ve son dönemde yine su yüzüne çıkartılan kıdem tazminatının fona devredilmesi planları her ne kadar işçilerin ve işçi örgütlerinin meselesi gibi görünse de aslında bu konu kamu çalışanları için oldukça kritik eşiklerden birisidir."

Kıdem tazminatı mücadelesinde kamu çalışanlarının rolü

 

İktidarlar tarafından yıllardır ara ara gündeme getirilen ve son dönemde yine su yüzüne çıkartılan kıdem tazminatının fona devredilmesi planları her ne kadar işçilerin ve işçi örgütlerinin meselesi gibi görünse de aslında bu konu kamu çalışanları için oldukça kritik eşiklerden birisidir. Dikkat edilirse kıdem tazminatı ne zaman tartışılmaya başlansa aynı dönemlerde 657’nin kaldırılması ya da zayıflatılması gerektiğine dair fikirler, projeler ve tartışmalar da havalarda uçuşmaya başlar. Hal böyle olunca da işçi ve emekçiler için durumun tek bir alt okumasından bahsedilebilir. O da, milyonları bekleyen güvencesiz istihdam koşullarının büyük bir iştahla hazırlanıyor olması ve bundan kurtuluşun ya hep beraber ya hiçbirimiz için olacağı…

 

Kıdem tazminatı ve kamusal emeklilik

Kıdem tazminatı, kamusal emeklilik ya da 657’nin kaldırılması/değiştirilmesi gibi karar ve değişiklikler doğal olarak “işçi ve kamu emekçilerinin birlikte hareket edememe” ihtimalleri üzerine kurulan büyük ve kapsamlı düzenlemelerdir. Kıdem tazminatlarının fona devri konusunda DİSK’in görüşmelere çağrılmaması ve yalnızca Hak-İş ve Türk-İş ile görüşülmesi öncelikle işçi konfederasyonlarını bölmeyi hedef alan bir tutumdu. Bunun ardından kıdem tazminatının yanı sıra memurlara ilişkin tasarlanan düzenlemelerin bu esnada gündeme getirilmeyerek bekletilmesi ise yalnızca kamu emekçilerinin işçilerin yanında yer almalarını engellemek için bir erteleme. Oysaki bu düzenlemenin yürürlüğe girmesi demek kamu emekçileri açısından da birçok hak gaspının kapıda bekliyor olması anlamına gelir. Pekii kamu sendikaları bu tehlikenin farkında mı? Örgütlülük ve üye sayıları itibariyle üç büyük konfederasyonun konuya ilişkin tutumlarına bakıldığında; duruma sessiz kalmayan, yalnızca temennilerini sunmakla yetinmeyen ve işçi örgütleri ile ortak mücadele vereceğini beyan eden ve veren tek bir konfederasyon görüyoruz. Açıklamalar şu şekilde:

  • Bugün en çok üye sayısına sahip olan ve 18 yılda 24 kat büyümeyi başararak sendikacılık tarihinde belki de önemli bir ‘başarıya’ imza atan Memur Sen’den konuya dair herhangi bir açıklama gelmedi.
  • Kamu Sen Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Tümer konuya ilişkin olarak şu açıklamayı yaptı: “Kıdem tazminatları nasıl ki işçi sendikalarımızın kırmızı çizgisi ise biz de Türkiye Kamu Sen olarak bu çizgide aynı paralelde düşünüyoruz. İnşallah bu süreç devam etmez. İnşallah bu süreç barış içerisinde çözülür.”
  • KESK Yürütme Kurulu: “Bugün işçilerin kıdem tazminatlarına göz dikenlerin yarın kamu emekçilerinin emekli ikramiyelerini hedefe koymayacağının bir garantisi yoktur. KESK olarak bugün işyerinde, fabrikasında, sokakta ‘Kıdem Tazminatıma Dokunma!’ diyen işçilerin onurlu mücadelesini selamlarken, tüm kamu emekçilerini, emekten yana olan tüm kesimleri sadece işçilere destek açıklamaları ile yetinmemeye, elimizde kalan son hakları gasp etmeye çalışanlara karşı işçisiyle kamu emekçisiyle omuz omuza vermeye, birlikte mücadele etmeye çağırıyoruz” açıklamasını yaptı. Ve konfederasyon örgütlü olduğu tüm yerellerde işçi örgütleri ile eylem birlikteliğinde bulunma kararı aldı.

 

Örgütsüzlüğün örgütlü adı: Memur-Sen

Görülüyor ki bugün kıdem tazminatı ile hedeflenenler başarıya ulaşır ve kıdem tazminatı eğer planlandığı gibi fona devredilecek olursa bu planın ikinci aşaması kamu emekçileri için devreye girecek. Strateji ve Bütçe Başkanlığı’nın 2020 yılı birinci çeyreği rakamlarına göre bugün 4 milyon 698 bin 941 kamu emekçisi bulunuyor. (1) Tüm bu kamu emekçileri adına yetkili sendika ise 1 milyonun üzerinde üye sayısına sahip olan Memur Sen. Ve maalesef bugün kıdem tazminatı için herhangi bir söylem ve eylem geliştirmeyen Memur Sen’in 657’nin kaldırılmaya çalışılması ya da emekli ikramiyelerine dair de güçlü bir tutum sergilemeyeceği açık bir gerçek. Bu gerçeğin bu kadar açık olmasının altında yatan neden ise söz konusu konfederasyonun kurulduğu yıllardaki 40 binlik üye sayısından milyonları görebilecek bir noktaya nasıl geldiği sorusunun cevabında yatmaktadır.

 

 

Şöyle ki; Memur – Sen 1995 yılında İslamcıların kamu alanında oluşturdukları ilk sendika olarak ortaya çıktı. 2002 yılına kadarki Milli Görüş çizgisini ise AKP iktidarları döneminde bir süreç içerisinde aşamalı bir şekilde değiştirdi. 2008 Nisan’ından itibaren AKP’nin kaderi aynı zamanda Memur Sen’in kaderi oldu.(3) Canan Koç ve Yıldırım Koç’un da ifade ettiği gibi gerçekten de “Türkiye sendikacılık hareketi tarihinde kendi kaderini iktidardaki bir siyasi partiye böylesine bağlamış bir konfederasyon olmadı. Memur Sen deneyimi bu açıdan ilginçtir”.(4)

Ve kamuda örgütlülük oranları incelendiğinde görülüyor ki Memur Sen kamu emekçilerinin gerek kendi ekonomik ve sosyal haklarına gerekse toplumun geri kalanının haklarına karşı kitleleri ‘örgütsüzlükte örgütlemeyi’ oldukça iyi başarmaktadır. Elbette bu başarının mimarı Memur Sen kadrolarının aşkın sendikacılık başarıları ya da diğer sendikaların püri pak beceriksizlikleri olarak değerlendirilemez. Bu ‘başarının’ nedeni Memur Sen’in siyasi iktidarla kurmuş olduğu yakından da öte ilişkidir. Bu bağlamda söz konusu konfederasyonda örgütlü olan ve kıdem tazminatı konusunu sessizlikle karşılayan 1 milyonu aşkın kamu emekçisine sorulması gereken tek bir soru var: “Bugün kendin için elde ettiğini düşündüğün birkaç küçük kırıntı karşılığında çocuklarının güvenceli istihdam haklarının yok edilmesine ortak olduğunun farkında mısın?” 

 

  • (1) http://www.sbb.gov.tr/kamu-istihdami/
  • (2) https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/1673/2002_uyesayilari.pdf ve https://www.ailevecalisma.gov.tr/media/12228/2019_uyesayilari.pdf sayfalarından oluşturulmuştur.
  • (3) Canan Koç – Yıldırım Koç, Memur-Sen’in Sicili (1995 – 2014), s.11
  • [4] Canan Koç – Yıldırım Koç, Memur Sen’in Sicili, s.14

 

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler