Kıdem tazminatı hakkı gelecek kuşaklara olan borçtur

Ayşegül SANDIKCIOĞLU yazdı - Kıdem tazminatlarının devri aynı zamanda milyonlarca çalışanın ‘istihdam güvencesini’ de işverenin kar zarar hesaplarından çıkan bakiyesinin sonucuna devretmek anlamına gelir. Yani kıdem tazminatı kısmen de olsa işçi için bir istihdam güvencesidir.

Kıdem tazminatı hakkı gelecek kuşaklara olan borçtur

 

Naomi Klein, “Şok Doktrini - Felaket Kapitalizminin Yükselişi” kitabında adeta bir gerilim filmini andıran yaşadıklarımızı mükemmel bir şekilde ifade ediyor. Felaket kapitalizmini felaket olaylarının ardından kamu alanını hedef alan, ayrıca felaketleri ‘heyecan verici piyasa fırsatları olarak’ gören örgütlü saldırılar” olarak tanımlıyor. Gerçekten de felaketi bitmeyen kapitalizmin gezegen için son senaryosu olan Covid 19 ciddi anlamda küresel çapta bir felakete dönüşmüş durumda. Sermaye ve hükümetlerse bu felaketin ortasında her ülkede ayrı ayrı “heyecan verici piyasa fırsatları” için hiç zaman kaybetmeden kolları sıvamış haldeler. Ülkemizde de yıllardır konuşulmakta olan, projeleştirilen ve raflarda sırasını bekleyen kıdem tazminatındaki düzenlemeler konusu pandemi sayesinde hemen takvimlerde yerini aldı ve 2022’de yürürlüğe gireceği açıklandı. Klein’in söylediği gibi pandemi felaketi esnasında nüfusun tamamı hazır kolektif bir şokta iken ve söz konusu örgütlü saldırıya örgütlü bir cevap oluşturulamayacağı düşünüldüğünden kıdem tazminatı gündeme hızlı bir şekilde giriş yaptı. Gerçekten de şöyle bir düşünüldüğünde böylesine milyonları etkileyen bir konu hakkındaki değişiklikler için bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı.

kıd6

Hep aynı gerekçelerle gelen kötü son

Kıdem tazminatının kaldırılması tam anlamıyla “kamu kurumları etkin ve verimli çalışmıyor” gerekçesi ile özelleştirmeler yapan zihniyetin bir devamı olarak algılanabilir. Bugün özellikle sağlıkta yaşanan özelleştirmelerin acısını tüm dünya insanları oldukça kötü bir şekilde yaşıyor ve bedelini adeta yığınlar halinde ölerek ödüyor. Aynı şekilde kıdem tazminatı konusunda mevcut sistem tüm işçilerin kıdem tazminatı alamadığı gerekçesi ile eleştiriliyor ve sistem verimsiz bulunuyor. Bundan dolayı kıdem tazminatının yerine “Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi” adında bir sistem getirilmek isteniyor. Nasıl ki, kamu kuruluşları “kamu” için daha etkin çalışmalarını sağlayacak düzenlemeler yapılmak yerine hızla özelleştirme furyasına alınmışsa, bugün de kıdem tazminatına ulaşamayan işçilere bu hakka ulaştırmak yerine tüm işçilerin kıdem tazminatına ulaşmaları engellenmeye çalışılmaktadır. Bu da geniş emek yığınları adına hep aynı gerekçelerle gelen yepyeni bir kötü sondan başka bir anlam ifade etmiyor maalesef.

DEVRIMCI ISCI SENDIKLARI KONFEDERASYONU (DISK) UYESI BIR GRUP KADIKOY YOGURTCU PARKINDA KIDEM TAZMIN

Kıdem tazminatı neden önemli?

Bilindiği gibi kıdem tazminatı, bir iş yerinde belirli bir süre çalışmış olan işçiye işini kaybetmesi durumunda geçmiş hizmetlerine karşılık olarak işverence ödenen toplu paradır. İşçinin çalıştığı dönemdeki yıpranmasının bir karşılığı olan bu tazminat aynı zamanda işçinin haksız yere işten çıkartılması konusunda da caydırıcı bir nitelik taşır. Bu durumda kıdem tazminatının olmaması aslında iş güvencesinin zedelenmesi ve işçinin daha kolay bir şekilde işten çıkartılabilmesi anlamına gelir. İşveren açısından caydırıcı bir işlevi olan kıdem tazminatının kaldırılması özellikle evlenme ve çocuk sahibi olma gibi durumlar düşünüldüğünde kadın işçiler açısından çok daha büyük bir güvencesizliği beraberinde getiriyor.

Ekonominin iç kaynaklarının tükenmesi nedeniyle nasıl denetleneceği bile bilinmeyen bir fona aktarılması düşünülen kıdem tazminatlarının devri aynı zamanda milyonlarca çalışanın ‘istihdam güvencesini’ de işverenin kar zarar hesaplarından çıkan bakiyesinin sonucuna devretmek anlamına gelir. Yani kıdem tazminatı kısmen de olsa işçi için bir istihdam güvencesidir.

kıd4

Görüşmelerde DİSK yok!

Bilindiği gibi İş Kanunu gereği çalışma yaşamına dair önemli değişiklikler yasal olarak devlet, işçi ve işveren örgütlerinin bulunduğu Üçlü Danışma Kurulu’nda ele alınır. Ancak çok sayıda çalışanı etkileyen böylesine kapsamlı ve önemli bir konuda söz konusu kurula herhangi bir resmi çağrı yapılmamasına rağmen hükümet Türk-İş ve Hak- İş’le görüşmeler yaptı bile. Beklenildiği üzere DİSK’e böyle bir çağrı yapılmadı ve DİSK’in Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi’ne ilişkin görüşleri en azından şimdilik alınmış değil. Bu tabii ki DİSK’in tavrının bu konuda zaten net olacağının bilinmesinden dolayı hükümetin DİSK’i marjinalize etme çabasından kaynaklanıyor. DİSK’in sunacağı görüş geçtiğimiz günlerde Arzu Çerkezoğlu tarafından “kıdem tazminatını kimseye yedirmeyiz” şeklinde zaten kamuoyuna ve taraflara açık bir şekilde ilan edildi. Dolayısıyla görüşmelerde DİSK’in eleştirel tutumu daha şimdiden kamuoyu ile birlikte kapalı kapıların dışında bırakılmış oldu. Diğer işçi sendikalarının açıklamaları da şu ana kadar kıdem tazminatı konusunda taviz vermeyecekleri yönünde. Ancak tabi önümüzdeki günlerde bu konuda nasıl mücadele vereceklerini ve ne kadar kararlı bir tutum sergileyeceklerini hep birlikte göreceğiz.

kıd2

Bugüne kadarki en sade ve en verimli model

Çalışma Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk’un "Bu zamana kadar çalıştığımız en sade, en verimli olduğuna inandığımız model" şeklinde sunduğu Tamamlayıcı Emeklilik Sistemi sendikaların tutumları ve açıklamalarına bakıldığında milyonlarca çalışan için pek de verimli olmayacakmış gibi görünüyor. Sadelik konusunda ise “kim kıdem tazminatı alabilir - kim alamaz?” sorusunu “kimse alamaz” şeklinde yalınlaştırdığı için model evet gerçekten sade bir model olarak değerlendirilebilir.

Anlaşılıyor ki, bu konuda işçiler, özel sektörde çalışan mühendisler, özel sektör sağlık çalışanları ve eğitmenler, oldukça geniş bir alanı kapsayan hizmet sektörü çalışanları… Kısacası hem mavi hem de beyaz yakalılar olarak tüm çalışanlar bu konuda örgütlü ve kesin bir tutum göstermedikleri takdirde felaket kapitalizmi pandemi felaketini fırsat bilerek milyonların aleyhine önemli bir kazanım elde edebilir. Bu durumda ise milyonlarca çalışanı kelimenin gerçek anlamıyla “sade” bir güvencesizlik ve “sade” bir yoksullaşma bekliyor demek yanlış olmaz.

Son olarak, yapılan açıklamalardan anladığımız kadarıyla söz konusu değişiklikler mevcut çalışanları kapsamayacak. Yani kıdem tazminatı kazanılmış bir haktır ve yapılan yeni düzenlemeler geçmişe yürütülmez denilmektedir. Yani buradan istihdama yeni katılan ve katılacak olan gelecek nesiller için kıdem tazminatı hakkının ortadan kaldırılacağını anlıyoruz. Bu durumda bugün kıdem tazminatı hakkını tüm çalışanlar için savunmak aynı zamanda gelecek nesillere olan bir borç olarak da bu karşımızda durmaktadır.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler