KADEM dolayımıyla anneme mektup

Fahriye USTA yazdı - “Dar kot giyme”, “dışarıda yüksek sesle gülme”, “erkek başına tatile gidemezsin”, “erkek dediğin, sokakta beyefendi, mutfakta Nusret, yatakta Antonio Banderas olmalı” sözleri, Corona virüsünden beter zarar verdi Türkiye dünyasına. Şimdi ne denmeli anneciğim?

KADEM dolayımıyla anneme mektup

Sen okuma yazma bilmezdin ama bizleri, kızlarını bu sistemle/geleneklerle mücadele edebilelim diye çok büyük bir özenle yetiştirdin. Söylenen her eleştiriye; “yaptılarsa bir gereği vardır”, “oradaysa orada olmak istediği içindir” diyerek babama ve onun temsil ettiği erkek egemen bakış açısına, kurallar bütününe karşı çıktın. Ve sonunda kendin de devrimini yaparak, hiç beklemediği bir anda, yapamazsın diye düşündüğü şeyi babamın yaptın ve onu terk ettin.

“Çalışın, ekonomik olarak bağımsız olun, tek kurtuluş budur!” dedin ve biz de bu güzel dalganın üzerine binerek, geleceğimize büyüdük.

Biliyorduk ama bu coğrafyada bizden beklenenleri, çiçek gibiydik, sessiz olacaktık, elimizin hamuru ile erkek işine karışmayacaktık, saçımız uzun, aklımız kısaydı, namusumuz babamızdan, abimizden, amcamızdan, mahallenin tüm pipili insanlarından sorulacaktı. Sizin kulağınıza özellikle yapılan “Siyasal’ın bahçesinde kızlı-oğlanlı ağaçların altında oturuyorlar, kim bilir neler yapıyorlardır?” dedikodusunun, kızınızı okutursanız orospu olacak anlamında söylendiğini biz de biliyorduk.

İyi insan olmayı öğrenmek için yollandığımız Kuran kursunda, bize iyi kadın olmayı, korkuyu ve itaat etmeyi, ikinci sınıf yaratılan olmayı öğrettiklerinde, “onların dersleri var, gitmesinler”  diyerek bizi yollamadığında, bizi bir tehlikeden koruduğunu da biliyorduk.

Şimdi bizden beklenenleri, bizim üzerimize söylenmiş sözleri, alt alta topladığımızda, hayatı bizim kurup- organize ettiğimizi, ama yaşamın tadını çıkaranların, her zaman “tercih edilen”, “önde ve özel tutulan”, “her zaman haklı olanların”  erkekler olduğunu görüyoruz.

Milyon yılda bir kez de olsa, bu söylemleri #erkekyerinibilsin tagıyla tersinden söylemeyi (yaşamayı da çok istiyoruz ama henüz daha söylemek aşamasındayız) denedik, en sert tepki “erkekler gibi düşünen” sistem koruyucusu kadınlardan geldi. KADEM isimli patriyarkayı koruyan “erkek derneği” “inandığımız değerler zedelendi, bu durumu kınıyoruz ve reddediyoruz” dedi. Bir köleyi köle olmadığına inandırmak ne kadar zormuş anne!

Kendi hayatları, cinsellikleri, yetenekleri, inandıkları üzerine yapılan aşağılamalar, erkek cinsi üzerine yapılıp (kulağa şaka gibi de gelebilir halbuki), bir de hadsizce medyada yayımlanınca çok ayıp oldu ve kimin tarafından çizildiğini her gün yeniden ve yeniden öğretildiğimiz sınırlara dokunuldu. “Erkek gibi kıvırma” sözü çizgiyi aşmış, “Erkekler çiçektir”  sözü örf ve adetlerimize çizik atmış oldu. “Dar kot giyme”, “dışarıda yüksek sesle gülme”, “erkek başına tatile gidemezsin”, “erkek dediğin, sokakta beyefendi, mutfakta Nusret, yatakta Antonio Banderas olmalı” sözleri, Corona virüsünden beter zarar verdi Türkiye dünyasına.

Şimdi ne denmeli anneciğim? Bu sözler bizim bilinçaltımıza işlendi, hava-su gibi gerekli oldukları empoze edildi beyinlerimize. Toplumsal bir “tezgah”la hizaya getirilmeye çalışıldık.

Sıranın onlara da gelebileceği ihtimali bile korkuttu onları anne. Önce ağacın kurtlarını yolladılar üzerimize hemcinslerini hizaya getirmek için. Bu bile doğru yolda olunduğunu gösteriyor değil mi? Yola devam anneciğim, eşit ve özgür bir dünya için, bunlar küçük küçük adımlar ama yarattığı etkiye bakılırsa, bir kelebeğin kanat çırpışından daha büyük bir dalga yarattı. Yapay zeka ve yeniden toplumun düzenlenmesinin kaçınılmaz olduğu bu cağda, erkeklerin cinsiyetçi egoları hem çizilecek, hem yaralanacak ve hem de yok olacak. Bu da burada dursun!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler