İyi hissetmek iyileşmek anlamına gelmiyor: Derve

Aşîtî AZAD yazdı - Barış Ünlü’nün Türklük Sözleşmesi kitabından esinlenerek görme kadar görmemenin, duyma kadar duymamanın, duygulanma kadar duygulanmamanın imtiyaz olduğu üst kimlik inşalarında, bu alışılagelmiş denklemi ancak duyulmayan çığlıkların önündeki bariyerlerin kalkması bozabilir.

İyi hissetmek iyileşmek anlamına gelmiyor: Derve

Kürt coğrafyasında tarihin yakın döneminde yaşananlar tarih anlatısının yanı sıra sanat ile anlatılmadığı müddetçe, bu tarihe dair bilinen ama aslında tam hissedilmeyen bir bağlamdan kopamayacaktır. Bu tarih için derinde duyulmayan veya kulakları sağıra çalan çığlıklarla yakın zamanda Kürt sanatçılar tarafından duymak istemeyenlere inat bir şekilde tarihe not düşülürcesine kulaklarda ses olmaya devam ediyor. Duymayanlar veya duymak istemeyenler, görmeyenler veya görmek istemeyenler ne kadar üç maymunu oynarsa oynasın, doğru yazılmış bir yapıttan kendilerini kurtaramazlar.

Barış Ünlü’nün Türklük Sözleşmesi kitabından esinlenerek görme kadar görmemenin, duyma kadar duymamanın, duygulanma kadar duygulanmamanın imtiyaz olduğu üst kimlik inşalarında, bu alışılagelmiş denklemi ancak duyulmayan çığlıkların önündeki bariyerlerin kalkması bozabilir. Bu bariyer bazen birbirinden farklı direniş biçimleri ile bazen de imtiyaz sahiplerine utanma ve suçluluk duygusunu hissettirecek yapıtlarla ortadan kaldırılabilir.

 

Kadınlar olmadan tarih yazımı…

Jinda Zekioğlu gazeteci kimliği ile bizlere var olmanın kendisinin bir direnme biçimi olduğunu kendi yaşamları ile gösterenlerin sesini duyuruyor. Zekioğlu, etten, tırnaktan, hasretten, pişmanlıktan, gururdan, acıdan yolu geçen gerçek insanların hikâyesini onların sözleri ile bizlere taşıyor ve üç nesil kadınların yaşam hikayeleri üzerinden bir bölgenin yakın tarihini yazıyor. Bu tarih öylesine yazılıyor ki tarih yazımının kadınların anlatımları olmadan ne kadar eksik olduğunu, her satırının havada asılı kaldığını[1] tüm çarpıcılığı ile gösteriyor.

Anlatı kitaplarında temel isleyiş ve kurgu genellikle geçmiş anıların ve yaşanmışlıkların bir yapı dökümü olsa da, diğer yandan anlatının okunduğu şimdiki zamana dair bir gönderme ve bağlantı kurma derdi de taşır. Derve bir anlatı kitabı olarak geçmiş ve şimdi arasında gayet başarılı bir şekilde örülmüş ve tasarlanmış edebi bir eser. Hatta yer yer geçmiş ve şimdi arasında gidip gelen hikâyelerin öğreticiliği gelecek zamana dair öngörülerde bulunmayı ve buna yönelik bir ders çıkarmayı da içinde barındırırken acının sosyolojisinden felsefesine, coğrafyasından etnisitesine dair devasa bir anlatı Derve.

 

Derve: Bütün kaynakçaların cinsiyet ve sosyal taraflarını sorgulatıyor…

Karakterlerinin tamamının kadınlardan oluşması, hikâyenin anlatıldığı coğrafyanın toplumsal ve sosyolojik değişiminin de anlatılmamış yüzünü gösteriyor. Her ne kadar siyaset ve güç ilişkileri bu coğrafyalarda eril bir dile ve anlatıya sahip olsa da, Derve okunduktan sonra aslında şimdiye kadar anlatılan, yazılan, çizilen ve gösterilen bütün kaynakçaların cinsiyet ve sosyal taraflarını sorgulatan bir güce de sahip.

Her yanın kan ağladığı katmerlenmiş acının farklı türlerini nefesimizi tutarak okuduğumuz bu kitap, hepimizin vicdan gözüne kaderin kadınlar için yazılmış bir hasetlik defter olduğunu oldukça net bir şekilde gösteriyor. Tarihi kadınlar yazınca yaşamın tüm detaylarını, renklerini, sevince hafifleyen dünyanın yüklerini öğreniyor insan.

Derve’de kadınlar bizlere gevşek sarılan bir sarmanın sumak suyunu nasıl çektiğini; ekmeğin kokusunun derinliğini; saçların taranmasındaki şefkati; yasın tutulmaması ile kulakları sağır eden sessiz çığlıkları; dağların eteklerinden çağlayan dereleri; yorganlara sarılan umutları; açlığa alışmak zorunda olan çocukları; zalimlerin gaddarlığını; kardeşlerin birbirine sahip çıkması kadar düşman olmasını; siyasi oyunların yaşamları nasıl görmezden geldiğini sürgünün, göçün, kimsesizliğin ve duygunun tarihi ile anlatıyor.

 

Derve aynı zamanda siyasi bir tavır kitabı

Bu anlamıyla Derve akıcı dili ile özlem duyduğumuz coğrafyalara ait muazzam betimlemeler anlatan bir edebiyat yapıtı olduğu kadar, şiddetin devletin tekelinde olduğu zaman nasıl bir zor aracına dönüştüğünü gösteren ve aynı zamanda tarafını belli eden bir siyasi tavır kitabı. Kitapta her ne kadar geçmişte kaldığını düşündüğümüz yaşanılmış anıların bir araya getirilmiş hali olsa da, aslında güncel siyasetin kendisini tekerrür eden, yılanın kuyruğunu yemesi misali kısır döngüye girmiş bir güncel siyaset okuması olarak da okunabilir.

Bazı kitaplar yazarını da tanımlanır. Derve, Jinda Zekioğlu’nun ilk kitabı olsa da kendisini bu anlatı ile okura da tanıtmayı başarıyor. Yazarını da kitabın anlatıcıları arasında olduğunu düşünerek farklı yaşlarda sekiz kadının ağzından, kişisellikten toplumsallığa, bireysellikten örgütlülüğe geçişin aşamaları anlatımını görüyoruz.

Aslında Derve ismine tezat olarak çok içeriden bir yaşam izleği sunuyor. Bir yandan etnik ve politik marjinalleşmenin yarattığı baskı ve güç ilişkileri denkleminde dışlanmaya, işkenceye, sürgüne ve beklenmedik hikâyelere ışık tutarken, diğer yandan bu süreç içerisinde tarihsel olarak ikincilleştirilmiş cinsiyet rollerini ve kodlarını kadınların dışsal olarak politik ve sosyal özne olarak güçlenmesi üzerine inşa ediyor. Derve dışarısı/dışarıda anlamına gelirken, sekiz farklı kadının özne olarak ve aynı zamanda istenmeyen bir savaşın nesneleri olarak da anlattıkları yaşam hikayeleri, her bir okuyucuyu birebir içeriden bağlayarak anlatılıyor.

Hikâye anlatıcısı her bir kadının, büyükanneden yeni yeni ergenleşmiş toruna kadar, her ne kadar özne olarak kurdukları bir yaşam olsa da, ideolojik ve politik olarak nesneleşmelerini ve bir coğrafyadaki konumunu gösteriyor.

Kitabın en temel motivasyonlarından biri kesinlikle gösterilen ve anlatılan onca acılar ve çileler içinden sıyrılabilmiş, tabiri caizse onlarca savaş içerisinde hayatta kalabilmiş kadın karakterlerin güçlü olması.

İnsan yıkılan bir evin altında kaldıktan sonra enkazdan çıktığında aslında evin değil dünyanın başına yıkıldığını görürse veya geride bırakılan mezarlıklardan yola yeni mezarlıklar kurmak için çıkarsa acı boyut değiştirir. Enkaz(lar)dan çıkan kadınların birbirini sarmalayarak yarasını sardığı için duygu dolu, hayat dolu bu kitabın içinde nesiller boyu süren dipsiz karanlık anlatılırken, okuyucuda zaman zaman acının sıradanlaştığını hissettiren bölümler de var. Eğer bu bir eksiklik olarak tarif edilecekse farklı coğrafyalarda aynı noktanın birbirine zıt açılardan eksiklik olarak görülebileceğinin de altını çizmek gerekir.

 

Coğrafyalar farklıysa “acı” da rölatif

Kimi yerlerde anlatılan hikayelerin ‘yok artık’ dedirten, ‘bu kadar da olmaz’ diye iç seslerin homurdanmasını oluşturan, anlatıların karakterleri ile kurulan özdeşimler sonrası her okuyucuya bir yerde isyan bayrakları çektiren ve ‘sürrealist’ gibi görünen bir yaşam örgüsü üzerine kurulu olan bu kitabı okuyucu eğer bu acılara tanıklık eden bir coğrafyada yaşamışsa acıyı hafifletmiş diyerek kitabı eksik bulacakken, bu coğrafyalarda yaşamayanların ‘bu kadar da olmaz, acı ajite edilmiş’ diyerek eksik diyeceği bir bağlamın olduğunu belirtmek gerekir.

Steven Spielberg’in başyapıtlarından biri olan 12 Oscar ödüllü Schindler’in Listesi’nde başkarakter Oskar Schindler’in filmin sonunda ‘ceketimdeki şu rozeti satsaydım belki birkaç kişiyi daha kurtarabilirdim’ sözleri ile kendisine isyan eden absürtlüğü söyleten gerçekler, bir okuyucu olarak Derve’yi okurken bireysel ve insani sorumluluklarımızı neden almadığımızı içten içe sorgulatıyor. Ancak bu his, kitapta herhangi bir şekilde ima edilen bir isyan veya beklenti üzerinden oluşmuyor, aksine söylenmeden hissettirilen bir altmetin gibi işlenmiş satır aralarına.

Kitap her bir bölümde, önceki bölümde yarım kalan veya zihinde soru işareti doğuran kısımların dolmasını sağlayacak edebi kurgusuyla da övgüyü hak ediyor. Sadece kitabın sesi olan sekiz kadının değil, ismi unutulan veya ismi geçmeyenlerin bizlere içsel bir sorgu yaşattığı Derve, sayfalarını kapattığınızda bitti diyemeyeceğiniz bir kitap.

 

Derve, Jînda Zekioğlu

Dipnot Yayınları, 2020; 287 sayfa.

 

[1] İtalik yazılan kısımlar kitaptan alınmıştır.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler