İstanbul Sözleşmesi'nin yazarı Prof. Dr. Acar: 'Ne yapılsın, kadına şiddet mi uygulansın?'

İstanbul Sözleşmesi'nin yazarları arasında bulunan, iki dönem boyunca Sözleşme İnceleme Komisyonu (GREVIO) başkanlığını yürüten ve tartışmalı bir şekilde başkanlığı sonlanan Prof. Dr. Acar, İstanbul Sözleşmesi tartışmaları hakkında "Hayretler içindeyim, Ne yapılsın, kadına şiddet mi uygulansın?" dedi.

İstanbul Sözleşmesi'nin yazarı Prof. Dr. Acar: 'Ne yapılsın, kadına şiddet mi uygulansın?'

2011 yılının Mayıs ayında İstanbul’da gerçekleşen, Avrupa Konseyi Bakanlar Kurulu toplantısında imzaya açılan İstanbul Sözleşmesi'nin yazan Prof. Dr. Feride Acar, sözleşme üzerindeki tartışmalara ilişkin, "Hayretler içindeyim, Ne yapılsın, kadına şiddet mi uygulansın?" dedi. 

HaberTürk gazetesi yazarı Muharrem Sarıkaya'ya konuşan Prof. Dr. Acar, tartışmalara neden olan 4'üncü maddenin 3'üncü bendine  dair, “Yani 66 maddede yer alan kadın hakları bir kenara bırakılıp, yeni yapılmış bütün uluslararası sözleşmelerin ayrılmaz cüzü haline gelen bu maddeyi ne yapalım? Bunlara ve bütün kadınlara şiddet uygulanabilir mi diyelim?” düşüncesini dile getirdi. 

Acar, “Ayrıca karşı çıkılmak için söylenenlerin Sözleşme ile aslı astarı yok... Niye taktılar, sabit fikir haline getirdiler anlamış değilim… Türkiye altında imzası olan bütün bu sözleşmelere çekince mi koyacak? Çekildik, ‘Bunlara karşı ayrımcılık yapacağız’ mı diyecek? Hayretler içindeyim" ifadesini kullandı. 

Sözleşmeden çıkılmasının Türkiye açısından yaratacağı sıkıntılara da dikkat çeken Acar, “İç acıtıcı olur” dedi.

Yazının devamı için tıklayın

 

İstanbul Sözleşmesi nedir?

İstanbul Sözleşmesinin ilk adımı Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde mahkumiyeti ile başladı.

Nahide Opuz isimli kadın, polise, savcıya başvurmasına rağmen eşi H.O’nun şiddetinden devletin kendisini korumadığı belirterek dava açtı.
AİHM, başvurduğu halde kadının kocasından korunmadığını belirterek Türkiye’yi tazminata mahkum etti.
AİHM tarihinde ilk kez alınan bu karar, aile içi şiddete karşı vatandaşını korumadığı gerekçesiyle bir devletin mahkum edilmesiydi.
Tarihe de “Opuz Kararı” olarak işlendi.

AİHM'den gelen bu emsal niteliğindeki karardan sonra sadece Türkiye’de değil, diğer ülkelerde de aile içinde kadına şiddete karşı devletlerin önlem alamadığı kanaati yaygınlaşınca Avrupa Konseyi Genel Sekreteri uzman grubu oluşturup çalışma başlattı.

Uzman grubundaki 7 isimden biri de kadın konusunda yıllardır çalışmaları ile bilinen Türkiye’den Prof. Dr. Feride Acar oldu.
Sonuçta uluslararası bağlayıcılığı olan bir sözleşmeye ihtiyaç duyulduğu kararına varıldı. Avrupa Konseyi’nin üye ülkelerden sözleşmeyi hazırlamak için müzakere yapacak temsilci talebine karşılık da Dışişleri Bakanlığı Prof. Dr. Feride Acar’ı gösterdi.
“Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin hazırlığı 2 yıl sürdü.
Bu dönem Avrupa Konseyi Başkanlığı'nı Türkiye yürütmekteydi.
Prof. Dr. Acar'ın hazırlık süreçlerinde çok önemli bir paya sahip olduğu sözleşme İstanbul'da imzalanıp hayata geçirildiği için İstanbul Sözleşmesi adını aldı. Türkiye bu sözleşmeyi ilk kabul eden ülke haline geldi. 

İngilizce ve Fransızca olarak da hazırlanan sözleşmeyi 46 ülke kabul ederken, sözleşmenin içinde bulunan bir çok madde hukuk normu haline geldi.

 

Ne olmuştu? 

Numan Kurtulmuş'un bir televizyon programında "İstanbul Sözleşmesi'ne nasıl girdiysek öyle de çıkarız" demesiyle alevlenen İstanbul Sözleşmesi tartışmaları, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önceki gün başkanlık yaptığı MYK ve il başkanları toplantılarında gündeme geldi. Edinilen bilgiye göre, Erdoğan kurmaylarına, “Çalışıp, gözden geçirin. Halk istiyorsa kaldırın. Halkın talebi kaldırılması yönündeyse, buna göre bir karar verilsin. Halk ne derse o olur” talimatı verdi.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler