Iskalanmış imparator yol gösteriyor... Ayrılık Çeşmesi Sokağı

Korkut AKIN yazdı:Filmde görsek, amma abartmışlar deyip geçeceğimiz olaylar yaşanıyor birbiri ardına… Bir bakın isterseniz son günlere…

Iskalanmış imparator yol gösteriyor... Ayrılık Çeşmesi Sokağı

 

Hayat romanlardan daha tuhaf gerçekten…

Filmde görsek, amma abartmışlar deyip geçeceğimiz olaylar yaşanıyor birbiri ardına… Bir bakın isterseniz son günlere… Bir yanda salgın ve yarattığı sıkıntı, bir yanda Anayasaya uygun mu değil mi tartışmasıyla milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması, birinin salınıp diğerlerinin tutuklanması, bir yanda ABD’de bir siyahinin göz göre göre katledilmesi ama bizim ülkemizde yaşananların hep göz ardı edilmesi, ırkçılık karşıtı gösterilerin ülkeden ülkeye yayılması, diğer tarafta da “hepimiz Gezi’de”yken sadece bir kişinin tutuklu olması… İşte, tam da bu nedenle bu tuhaf günlere sürprizlere açık, sürprizlerle dolu, gizemli ve bir o kadar da somut bir roman tanıtacağım sizlere…

Osmanlı’nın 36 padişahı var. Bir kısmını biliyoruz, gerek İstanbul’u fethetmesi nedeniyle Fatih’i gerek dizilere konu olmasıyla Kanuni’yi gerek siyasal iktidarın desteğiyle Abdülhamit’i ve birkaç daha… Ama içlerinde güçlü, güvenilir, gelişkin olanlar da var unutulan. Biri II. Mahmut.

Selçuk Altun, yeni romanı “Ayrılık Çeşmesi Sokağı”nda, önceki kitaplarından alışkın olduğumuz sürprizine ek olarak aslında tanınan ama ıskalanmış yaşamöyküleriyle kişiliklerini bir polisiye tadında merak, heyecan ve sorular eşliğinde anlatıyor.

Üsküdar’la Kadıköy’ün kesiştiği yerde, biraz sapa kalmış bir sokak Ayrılık Çeşmesi sokağı ve üzerindeki köhne köşk. Yazarlığının yanında çok iyi bir gözlemci olan Altun, bize hem mekânı hem kişi(lik)leri öyle detaylı ve incelikli betimliyor ki, elimizi uzatsak tutacağız sanki.

 

Hepsi tanıdık…

Artvin Taner ile Ziya M. Adlan romanın ana karakterleri. Tabii ki yanlarında başkaları da var. Ama en önemlilerinden biri II. Mahmut. Osmanlı Padişahlarından (İmparator mu demeliyim, acaba) yaptıklarına, yaşattıklarına rağmen ıskalanmış ama öneminden hemen hiçbir şey yitirmemiş saltanat sahibi. Ben burada keseyim, siz önce roman üzerinden ardından da doğacak merak unsuru vasıtasıyla sürdürün.

Selçuk Altun’un bir özelliği daha var: ilkini yukarıda belirttik, sürpriz, o da roman kahramanlarının en az kendisi kadar entelektüel olmaları. Birçok tarihi ayrıntıyı biliyorlar, birçok insanın gerçek adını kendilerinin adıymışçasına kullanıyorlar, birçok roman kahramanının adını kendilerine ad olarak seçiyorlar.

 

Hepsi bildik…

Selçuk Altun’un romanları salt polisiye, salt macera, salt tarih veya kişi romanı değil; 32 kısım tekmili birden. Bir şeyi anlatırken küçücük bir ayrıntıdan yeni bir pencere açıyor… Bu da okurun ufkunu genişletiyor. Anlatılan bir kişinin hayatı, etkilenenler belli bir çevre, ama açılan pencerelerden yeni şeyler öğreniyoruz ve onların ışığında daha bir anlamlandırıyoruz anlatılanları.

Soru soran televizyon programları hep belirleyici olmuştur, çünkü izleyicisinin ilgisini odakta tutmayı başarır. Selçuk Altun da karakterleri üzerinden sorular soruyor, birbiri ardına yağan sorular olayı/olguyu açtıkça okur olarak birikiminizin çoğaldığını hissediyorsunuz. Buna da bağlı olarak romandaki polisiye/politik/sosyolojik düğümleri çözüyor, okuduklarınızdan keyif alıyorsunuz.

 

Kim kimin intikamını alır?

Çevresinde dönüp dolaşıyorum, ama romanı anlatamıyorum… Yeni kuşak “spoiler” diyor ya işte ondan, yani ipucu vermek istemiyorum. Romanın belirleyici noktalarından biri intikam, zaten polisiye özelliği orada çıkıyor ortaya…

Roman sadece Ayrılık Çeşmesi Sokağı ile sınırlı değil, İstanbul’un birçok semtini hem de sokak sokak anlatıyor, Avrupa’nın da önde gelen şehirlerini geziyoruz birlikte, tabii yazarların, kitapların, bilim insanlarının yaşamlarından anekdotlarla. Bununla, Selçuk Altun’un yazarken ince eleyip sık dokuduğunu, romanda geçen her yeri gezip gördüğünü, yetinmeyip araştırdığını, üzerine kitaplar okuyup birileriyle konuştuğunu görüyoruz. Bir yazar mekanları ve yaşayanları tanıyorsa romanına aktarırken çok daha başarılı oluyor.

 

Bütün kartlar açık…

Selçuk Altun açık olmayı seven bir yazar. Bütün kozlarını ortaya seriyor daha baştan. Ama aralarındaki bağ, romanın kurgusunda saklı. Okur olarak doluya koyuyorsunuz almıyor, boşa koyuyorsunuz dolmuyor, birbiri ardına çevirdikçe sayfaları verilen ipuçlarıyla yeniden yeniden çözümleme girişimlerini sürdürüyorsunuz. Altun’un bir bibliyofil olarak entelektüel birikimini yansıttığı romanların okurlar tarafından sevilmesinin temelinde bu entelektüel magazinle yoğrulmuş büyük labirentteki yaşananların bilinmezliği yatıyor.

 

Ayrılık Çeşmesi Sokağı
Selçuk Altun
Roman
İş Bankası Kültür Yayınları
Nisan 2020, 142 s.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler