IPI'den Türkiye raporu: Hükümet medyanın yüzde 95’ini etkisi altına aldı

Uluslararası Basın Enstitüsü’nün hazırladığı rapora göre 15 Temmuz 2016’dan beri kapatılan medya kuruluşu ve basımevi sayısı 170’e ulaşırken, Türkiye hükümeti medyanın yaklaşık yüzde 95’sini etkisi altına aldı.

IPI'den Türkiye raporu: Hükümet medyanın yüzde 95’ini etkisi altına aldı

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI), Türkiye’deki basın özgürlüğüne ilişkin raporunu yayınladı.

BBC Türkçe'nin haberine göre rapor, IPI Yönetim Kurulu Başkanı Markus Spillmann ve IPI Direktörü Barbara Trionfi’nin önderlik ettiği bir IPI heyetinin, Ankara ve İstanbul’a giderek gazeteci, yabancı diplomat ve ülke temsilcilikleri, sivil toplum kuruluşları (STK), muhalefet partileri ile Adalet ve İçişleri Bakanlıklarının temsilcileriyle yaptığı üst düzey resmi görüşmeler sonucu hazırlandı.

Türkiye ziyaretinde AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Anayasa Mahkemesi ve TRT ile görüşmek isteyen IPI temsilcilerinin taleplerinin reddedildiği veya yanıtsız bırakıldığı belirtildi.

Bunun üzerine Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’ndan yetkililerle görüşüldüğü bildirildi.

Raporda neler yer arıyor?

IPI’ın raporuna göre 15 Temmuz darbe girişiminin ardından ilan edilen Olağanüstü Hal’in (OHAL) Temmuz 2018’de kaldırılmasına rağmen Türkiye’de basın özgürlüğü olumlu yönde ilerlemedi.

Dahası örgüte göre, 15 Temmuz’dan bugüne 170 medya kuruluşu ve basımevinin kapatılmasının yanı sıra basılı yayın pazarındaki gerileme, ekonomik baskılar ve hükümet yanlısı medya patronlarının bileşimiyle Türkiye hükümeti medyanın yaklaşık yüzde 95’ini etkisi altına aldı.

Raporda, “Temmuz 2016’daki darbe girişiminde bu yana yürürlüğe giren ve basın özgürlüğünü kısıtlamak için kullanılan Kanun Hükmünde Kararnameleri (KHK) kaldırmak yerine, Türkiye özgür medyayı sindirmek amaçlı daha fazla kanun ve benzeri araçları üretmeye devam etti” ifadeleri yer aldı.

Buna karşın, IPI’ın görüştüğü Dışişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı yetkilileri Türkiye’deki medya ortamını “iyi ve canlı” olarak nitelendirdi.

Yetkililer medya çalışanlarına ve kuruluşların kapatılmasına yönelik eylemlerin, Temmuz 2016’da gerçekleşen darbe girişiminin ardından alınması gereken ‘güvenlik önlemleri’ kapsamında olduğunu savundu.

IPI ise, “Bu güvenlik önlemlerinin, yalnız darbe girişiminden sorumlu tutulan Fethullah Gülen’in sözde ilişkili olduğu kişiler ve kurumlar için değil, aynı zamanda Kürt, solcu ve diğer bağımsız medya kurumlarındaki gazetecileri hedef almak üzere sınırsız bir yetki olarak kullanıldığı görüldü” sonucuna ulaştı.

Örgüt, raporun tavsiyeler bölümünde Türkiye’de gazetecilik faaliyetleri nedeniyle veya asılsız suçlamalarla tutuklu veya hükümlü olan tüm gazetecilerin serbest bırakılmasını talep etti.

IPI hakkında

Uluslararası Basın Enstitüsü yani IPI, 1950’den bu yana basın özgürlüğünü savunmak, haber ve bilginin serbest dolaşımını artırmak için çalışan ve kaliteli gazeteciliğin yayılmasını amaçlayan editör, gazeteci ve medya yöneticilerinin oluşturduğu küresel bir örgüttür.

Örgüt, #FreeTurkeyJournalists projesi kapsamında, Türkiye’de basın özgürlüğünün yakın gözlem ve takibini sürdürüyor.
Türkiye’deki gazeteci davalarını takip eden ve ilerleme kaydedilmesi adına kampanyalarını sürdüren IPI, 100’den fazla ülkede editör, medya yöneticileri ve gazetecilerden oluşan bir iletişim ağına sahip.

(Gazete Karınca)

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler