İncinen erkeklik ve KADEM'in tepkisi üzerine

Asya ERDAL yazdı - KADEM'den gelen bir açıklama hepimize rahat bir nefes aldırdı. Zira kendileri alelacele tarafı oldukları erkeklerin, erkeklikleri incinebilir korkusuyla hepimizi kınadılar. Ve biz feministler tavırlarının tutarlılığıyla savundukları değerlerin kimin değerleri olduğunu bir kere daha gösteren açıklamalarının manasının farkındayız.

İncinen erkeklik ve KADEM'in tepkisi üzerine

 

Toplumsal mücadele dinamiklerinin içini boşaltmak, bir türlü kurulamadığından yakınılan ''kültürel hegomonyanın" inşa edilmesi ve alternatif bir sivil toplumun dizaynı gayesiyle son beş yılda atılan pek çok adım olduğu aşikar.

İşte bu süreçte kadınlardan doğru ve kadın mücadelesine karşı ve pek tabii patriyarkanın emri ve kavliyle atılan adımlar kapsamında 2015 Temmuz'unda kurulan, Kadın ve Demokrasi Derneği’nin de (KADEM) bu inşa sürecinin bir tezahürü olduğunu biliyoruz. Biz feministler bu gerçeğin uzun zamandır farkında olmakla birlikte, KADEM'in inandığı değerlerin ataerkillik, homofobi ve açıktan patriyarkal kapitalizmin ta kendisi olduğunun da bilincindeyiz. Fakat son günlerde sosyal medyanın gündemine düşen bir mesele bağlamında KADEM'den gelen ve tutarlılığından doğru takdir etmekte zeval görmediğimiz bir açıklama, bu yazıyı yazmamıza vesile oldu. Bu fırsattan istifade KADEM'in kim olduğunu, kimin "adaletinden" yana olduğunu ve bugüne kadar yaptığı açıklamaların ufak bir izleğini çıkartmakta kıymetli bir fayda olduğu kanaatindeyiz.

En güncel meseleden doğru değerlendirmemize başlarsak bu yazının kaleme alınmasına vesile olan olay şu şekilde idi: 6 Haziran günü sosyal medyada kadınlar eril dili, patriyarkayı, kadın emeğinin görünmezliğini, şiddet karşısında faille empati yapan zihniyeti ve hayatları boyunca maruz kaldıkları mizojinik saldırıları teşhir etmek için bir kampanya başlattılar. Türkiye genelinde neredeyse 24 saatte 250 bine yakın tweetin atıldığı erkekyerinibilsin tagı uzun saatler TT'de kaldı. Ve bir çeşit silahsızlaştırma ve teşhir yöntemi olarak hafızalarımızda yer bıraktı. Kadınlar sosyal medya üzerinden hayatta erkeklik tarafından maruz bırakıldıkları eril tahakkümü tersine büküp onu görmeyi reddeden her kör göze parmak sokarcasına gerçekliği teşhir ettiler.

İşte tüm bunlar olurken KADEM'den gelen bir açıklama hepimize rahat bir nefes aldırdı. Zira kendileri alelacele tarafı oldukları erkeklerin, erkeklikleri incinebilir korkusuyla hepimizi kınadılar. Ve biz feministler tavırlarının tutarlılığıyla savundukları değerlerin kimin değerleri olduğunu bir kere daha gösteren açıklamalarının manasının farkındayız. Çünkü doğal olarak bu açıklama, bizim ne kadar da doğru yönde yürüdüğümüzü yeniden ve yeniden kanıtlarken biz de daha bir keyifle erkekyerinibilsin demeye devam etme şansına eriştik.

Sonuçta denklem oldukça açıktı eğer bir şey KADEM'in değerleri ile çatışıyorsa orada kadınların lehine bir şeyin olduğu gerçeği aşikardı ve bu bizim ilk defa rastladığımız bir örnek değildi.

İşte bunları, bu ufak izleğimiz dahilinde bir miktar hatırlatmakta fayda görüyoruz. Bu noktada bahis açtığımız örneklerin bizzat kendi açıklamaları, röportajları ve dernek olarak kendilerini anlattıkları çeşitli dökümanlardan derlendiğini belirtmek isteriz.

Mesela KADEM için toplumsal cinsiyet eşitliğini savunmak hakaret gibi bir şey ki kendileri her bahsi geçtiğinde biz toplumsal cinsiyet eşitliğine karşıyız, biz adalet(!) istiyoruz diye belirtmekte oldukça dikkatli davranıyorlar. Tabi mesele bundan ibaret de değil, kendileri toplumsal cinsiyet eşitliği sözünün/mücadelesinin İstanbul Sözleşmesi yüzünden gündemimize giren bir çeşit illet olduğu kanaatindeler. Tabi KADEM başkanı Saliha Okur Gümrükçüoğu'nun sözlerini referans alırsak İstanbul Sözleşmesi de zaten "Örflerimize ve dinimize uymayan maddeler barındıran.." ve pek de referans alınmaması gereken bir sözleşme. Zira yüce (!) evlilik kurumunu güçsüzleştirmesi yönüyle kadın erkek arasında cinsiyet eşitliği sözü de onlar için büyük gaflet barındırmakta. Sonuçta onlar toplumsal cinsiyet eşitliği değil adalet istiyorlar ve biz buradan baktığımızda feminist mücadelenin "Erkek adalet değil gerçek adalet" sloganının ne kadar anlamlı olduğunu bir kere daha fark ediyoruz.

Ama KADEM'in engin(!) fikirleri bunlarla da biter mi, mesela cinsel yönemlimden doğru İstanbul Sözleşmesi’nde edilen her sözün geri alınmasına taraftarlar. Bir de çok (!) karşı oldukları şiddetle mücadele bahsinde de şiddet uygulayan erkek hakkında cezai işlem uygulanmasını haksız ve suistimale açık bulmak gibi tutarlı fikirlere de sahipler. Onlara göre şiddete karşı önlemler alınabilir tabii, ama hapis cezası erkekleri mağdur edebileceği için olmamalı. Lütfettikleri bu nadide çözüm ve fikirlerden özellikle de defalarca şikayetçi oldukları erkekler tarafından öldürülen kadınların müteşekkir(!) olduğundan hiç şüphemiz yok tabi ki.

Sonuç olarak elbette hakkında daha çok söz söyleyebileceğimiz KADEM, kadınlardan yana esen bir rüzgara karşı, erkeklerin erkekliklerinin incinebileceğine duyduğu korkuyla, ilgili kampanya hakkında "Savunduğumuz değerlere aykırıdır, kınıyoruz!" demekte gecikmedi. Bu da bizi şaşırtmadı. Ufak izleğimizde de örnekleri görüldüğü üzere, zaten kendilerinin değerleri, muhafazakarlığın, cinsiyetçiliğin, eşitlik karşıtlığının, erkek adaletin, patriyarkanın, homofobinin ve eril tahakkümün değerleridir. K-endilerini, tutarlı hal ve hareketlerinden ötürü tebrik ediyor ve erkekliğin incinmesinden duydukları korkuyu alabildiğine doğal karşılıyoruz.

Fakat kendilerine elim haberlerimiz var, biz feministler o incinmesinden korktukları erkekliği incitmekle kalmayacağız, onu yerle yeksan edeceğiz. Bizler eril tahakkümü, patriyarkayı ve cinsiyetçiliği tarihin çöplüğüne gönderip hepimiz için eşit, özgür ve yaşanabilir bir dünyayı kurana kadar mücadele etmeye devam edeceğiz.

Yaşasın feminist mücadelemiz!

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler