“İktidar katından indikleri gün, Gezi’ye yönelttikleri tüm suçlardan yargılanacaklar”

Gezi Davası öncesi partiler ve demokratik örgütlerden açıklamalar geliyor: “Son yedi yılın icraatlarına bakarsanız, bütün bu suçların AKP İktidarı eliyle, işlendiğine tanık olursunuz. Yavuz hırsız, kendi suçlarının üstünü örtmek için düzmece iddianameler hazırlıyor. Bu dava hükümsüzdür. İktidar katından indikleri gün, bu suçlardan yargılanacaklar."

“İktidar katından indikleri gün, Gezi’ye yönelttikleri tüm suçlardan yargılanacaklar”

 

SiyasiHaber

Yarın Silivri'de görülecek Gezi Davası öncesi çeşitli kurum ve kuruluşlar açıklamalarda bulundu. TMMOB Şehir Plancı Odası, TMMOB İstanbul İK Kadın Komisyonu, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) ve Uluslararası Af Örgütü yazılı açıklamalar yaparken, Adana Demokrasi Güçleri, Kocaeli'de ise sol sosyalist partiler ortak açıklama yaptı. Açıklamaların ortak noktası, Geziyi savunuyoruz,  hepimiz Gezi'deydik, Gezi 'de olmak suç değildir" oldu.

Soyalist Yeniden Kuruluş Partisi yayınladığı dayanışma mesajında, "Son yedi yılın icraatlarına bakarsanız, Gezi Davası iddianamesinde yer alan suçlamaların AKP İktidarı eliyle, onun marifetiyle işlendiğine tanık olursunuz. Yavuz hırsız, kendi suçlarının üstünü örtmek, perdelemek için namuslu yurttaşları suçlayacak düzmece iddianameler hazırlıyor.Bu dava hükümsüzdür, sonuçları da geçersiz olacaktır. İktidar katında bulunmak zorbalara haklılık kazandırmaz, kazandırmayacaktır. İktidar katında indikleri gün, yukarıdaki suçlardan yargılanmaktan asla kurtulamayacaklardır" denildi.

TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından yapılan açıklmada da, AKP hükümetinin baskılarına karşı umudu yeşerten Gezi direnişin 6 yıl sonra açılan dava ile lekelenmeye çalışıldığı belirtilirken, "Yedi yıldır aynı kararlılıkla savunduğumuz gibi bugün de onurlu direnişimizi savunuyor, Gezi`nin milyonların katıldığı bir halk direnişi olduğunu tekrarlıyoruz" ifadeleri kullanıldı.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul  İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Kadın Komisyonu açıklmasında ise, "Hepimiz Gezi'deydik, Gezi'de olmak suç değildir" denilerek "Gezi ne bir günlüktür ne de sadece Taksim’dir, Gezi demokrasiye sahip çıkma sürecinde asla unutulmayacak bir simgedir. Gezi gibi bir halk hareketinde azmettirici, finansör aranması abesken, asıl yargılanması gereken insanların ölümüne, yaralanmasına, gözünü kaybetmesine sebep olan kolluk güçleri ve onlara emri veren bürokratlardır." vurgusu yapıldı.

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Buyum da, Türkiye'nin muhalif sesler üzerindeki amansız baskılara son vermesinin zamanının geldiğini ifade ederek,  "Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı ve tüm sanıklar beraat etmeli” açıklmasını yaptı.

Avukatlar Sendikası tarafından yapılan yazılı açıklamada ise, baştan sona usulsüzlüklerle gerçekleşen bu yargılamadan adil bir sonucun çıkamayacağının altı çizilerek, “Gezi Direnişi suç değildir. Yargılanamaz. Bu nedenle tüm meslektaşlarımızı Gezi’yi savunmaya, Gezi ile dayanışmaya 18 Şubat’ta Silivri’ye çağırıyoruz” denildi.

 

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP):

"Çırpınmayın boşuna, iktidar katından ineceksiniz! Yargılanacaksınız!"

"Çırpınmayın boşuna, iktidar katından ineceksiniz!

Gezi yok sayılmaya yeltenilen insanların vakur direnişi, Türkiye’nin aydınlık yüzü, ülkede söylediği her sözün yasa olmasını isteyen bir adama, Tayyip Erdoğan’a karşı onurlu insanların direnişidir. Düzmece iddianameler, iktidar katından üretilen tevziratlar, akla hayale sığmayan kara çalmalar bu hakikati değiştirebilme kudretine sahip değildir.

AKP İktidarı’nın son yedi yıldaki icraatları Gezi’nin haklılığını büsbütün kanıtlamış bulunuyor. Baskıdan, şiddetten, ötekileştirmeden, ayrıştırmadan, saflaştırmadan, düşmanlaştırmadan uzak tek bir gün geçirdiğimiz söylenebilir mi son yedi yıl boyunca? Gezi’de Türkiye halklarının ayağa kalkmasına neden olan gerekçeler bugün yüz kat fazlasıyla gündelik hayatımızın bir parçasıdır.

AKP İktidarı kötülüğün örgütlenmiş biçimi, yurttaşlara düşmanlığın sofistike halidir.  Gezi davası, bu davadaki sözde iddianame bunu kanıtlamaktadır.

Sözde iddianame Gezi Davası’nda yargılananları neyle suçluyor?

‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme’, 

‘Mala zarar verme’, 

‘Nitelikli mala zarar verme’, 

‘Tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi’, 

‘İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme’, 

‘Ateşli Silahlar Kanunu’na muhalefet’, 

‘Nitelikli yağma’, 

‘Nitelikli yaralama’, 

‘Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na muhalefet.’

Son yedi yılın icraatlarına bakarsanız, bütün bu suçların AKP İktidarı eliyle, onun marifetiyle işlendiğine tanık olursunuz. Yavuz hırsız, kendi suçlarının üstünü örtmek, perdelemek için namuslu yurttaşları suçlayacak düzmece iddianameler hazırlıyor.

Bu dava hükümsüzdür, sonuçları da geçersiz olacaktır. İktidar katında bulunmak zorbalara haklılık kazandırmaz, kazandırmayacaktır. İktidar katında indikleri gün, yukarıdaki suçlardan yargılanmaktan asla kurtulamayacaklardır.

Partimiz, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi, Gezi davasının sonuçlarının hükümsüz olduğunu şimdiden ilan etmektedir. Gezi Davası’nda yargılananlar Türkiye’nin onurudur. Hiçbir mahkeme bu hakikati değiştirme gücüne sahip değildir."

 

TMMOB Şehir Plancıları Odası:

Gezi direnişimizi selamlıyoruz!

"Hepimiz Gezi`deydik! Gezi`yi Savunuyoruz!

2013 yılının Haziran ayında milyonlarca kişinin sokaklarda haklarını ve özgürlüklerini savunduğu, bu topraklarda umudun tekrar yeşerdiği bir halk hareketini beraberce örülmüştür.

Yaşam alanlarımıza sahip çıkılması ile başlayan Gezi Parkı savun(ul)ması; siyasi iktidarın yıkıcı ve dönüştürücü müdahaleleri karşısında gelişen öfke, toplumun her kesimini bir araya getirerek tüm ülkeye yayılan tarihi bir direnişi ortaya çıkarmıştır. Farklı toplumsal, politik grupların, her yaştan insanın yan yana gelerek, kent toprağının piyasalaştırılmasına, neoliberal ve otoriter politikalara, kapitalizme karşı kendi gelecekleri için yaşamlarını ve kentlerini savunduğu dayanışmacı ruh geleceğin politik ve toplumsal mücadeleleri için de önemli bir muhalefet pratiğini oluşturmuştur.

Gezi, bu bağlamda, Türkiye toplumsal mücadele tarihi içerisinde önemli bir yeri edinen, üzerinden geçen yedi yıla rağmen toplumsal hafızamızda var olan ve var olmaya devam edecek umut dolu bir halk hareketini oluşturmuştur. Gezi`nin derinliğinde barındırdığı bu muazzam güç, siyasi iktidar AKP`nin de bitmeyen kabusu olmuştur.

Toplumsal mücadele tarihimizdeki bu mücadele pratiğimiz, AKP hükümetinin otoriter baskılarına karşı toplumsal umudu yeşertirken, geçen yedi yıl boyunca 730 gün devam eden olağanüstü hal koşulları toplumsal muhalefeti her yönüyle baskılama aracı olarak kullanılmış, Gezi`den 6 yıl sonra da açılan Gezi davası ile de iktidar hem her türlü muhalefete karşı otoriter gücünü tekrar hatırlatmış hem de toplumsal hafızamızda kökleşen onurlu direnişimizi lekelemeye yönelik çabasını tekrar ortaya koymuştur.

Lakin, bu çaba beyhudedir!

Gezi; Türkiye toplumsal mücadele tarihindeki eşitlikçi, özgürlükçü ve dayanışmacı yerini bugün olduğu gibi gelecekte de koruyacak; yargının araçsallaştırılarak gerçekleştirilmeye çalışılan tüm bu lekeleme çabalarının ardındaki siyasi failler de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, savunmanın kısıtlandığı bu tarihsel dönem ile birlikte hatırlanacaktır!

Aralarında Yönetim Kurulu Üyemiz Tayfun Kahraman`ın ve Taksim Dayanışma üyeleri Mücella Yapıcı ve Can Atalay`ın da bulunduğu ve toplamda on altı kişinin yargılandığı Gezi Davası`nın 28 Ocak 2020 tarihindeki beşinci duruşmasının ardından savcılık tarafından mahkemeye esas hakkındaki mütalaa sunulmuş ve arkadaşlarımızın ağırlaştırılmış müebbet ile 15-20 yıl arası hapis cezaları ile cezalandırılması istenmiştir. İşbu savcılık mütalaası ardından görülecek olan Gezi Davasının bir sonraki duruşması 18 Şubat 2020 tarihinde gerçekleştirilecektir.

Yedi yıldır aynı kararlılıkla savunduğumuz gibi bugün de onurlu direnişimizi savunuyor, Gezi`nin milyonların katıldığı bir halk direnişi olduğunu tekrarlıyoruz.

Berkin Elvan`ın, Ethem Sarısülük`ün, Abdullah Cömert`in, Ali İsmail Korkmaz`ın, Mehmet Ayvalıtaş`ın, Medeni Yıldırım`ın, Hasan Ferit Gedik`in ve Ahmet Atakan‘ın hafızalarımızdaki onurlu yerini daima koruyacağını hatırlatıyor, Gezi Direnişimizi selamlıyoruz!

 #GeziyiSavunuyoruz

18 Şubat`ta Gezi`yi savunmak için Silivri`de olacağız!

Tüm üyelerimizi dayanışmaya davet ediyoruz."

 

TMMOB İstanbul İKK Kadın Komisyonu:

"Hepimiz Gezi'deydik, Gezi'de olmak suç sayılamaz"

"Gezi Parkı’nı savunmak yaşamı savunmaktır, özgürlüğü, adaleti savunmaktır. Yasal haklarımızı kullanıp ağaçlara sarılarak Gezi Parkı hepimizin derken; aslında özgürlüğe, demokrasiye sarılıyorduk. Ve şimdi intikam duygusuyla sürdürülen bu davada yargılanan yol arkadaşlarımıza, Mücella Yapıcı’ya sarılıyor ve bu hukuksuzluğa dur diyoruz. Gezi’de özellikle gençler ve kadınlar hayatlarına müdahaleye 'artık yeter' diyerek sokakları doldurmuş, devlet de cadı avında Mücella Yapıcı’yı özellikle hedefine almıştır. Gezi ne bir günlüktür ne de sadece Taksim’dir, Gezi demokrasiye sahip çıkma sürecinde asla unutulmayacak bir simgedir. Gezi gibi bir halk hareketinde azmettirici, finansör aranması abesken, asıl yargılanması gereken insanların ölümüne, yaralanmasına, gözünü kaybetmesine sebep olan kolluk güçleri ve onlara emri veren bürokratlardır. Demokrasiye inanan herkesi bu davaya karşı durmaya çağırıyoruz."

 

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Kampanya Sorumlusu Milena Buyum: 

"Muhalif sesler üzerindeki baskılara son verilmeli"

“Bu davanın sonucu dünyanın geri kalanına insan haklarına saygının Türkiye’nin adalet sisteminde yeri olup olmadığını gösterecektir.

Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu'nun hükümeti devirmeyi planladıkları iddiasını destekleyecek tek bir delil sunmak bir yana, herhangi bir suça bulaştıklarına dair tek bir delil ortaya koyamayan savcılık onları şartlı tahliye imkânı olmadan ömür boyu hapse mahkûm etmeye çalışıyor. Diğer altı kişi de parmaklıklar ardında 15 ila 20 yıl arasında geçirme tehdidiyle karşı karşıya.

Mahkeme, geçtiğimiz Aralık ayında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından Osman Kavala’nın derhal serbest bırakılması kararını uygulamayı bugüne kadar reddetti. Bunun yerine mahkemenin, Osman Kavala’yı ve sekiz diğer sivil toplum insanını mahkûm etmek için acele etmesi, Osman Kavala ve sivil toplumu susturmaya yönelik siyasi güdümlü bir yargılama olduğunu doğruluyor.

Türkiye'nin muhalif sesler üzerindeki amansız baskılara son vermesinin zamanı geldi. Osman Kavala derhal serbest bırakılmalı ve tüm sanıklar beraat etmeli.”

 

Avukatlar Sendikası:

“Baştan sona usulsüzlüklerle dolu Gezi yargılamasından adil bir sonuç çıkamaz”

“Gezi Direnişi Yargılanamaz!

Türkiye’de yurttaşların anayasal hak kullanımının en parlak ve onurlu örneği Gezi Direnişi yargılanıyor.

Bu dava, Gezi Direnişi2ne katılan tüm insanları ve bununla da sınırlı kalmayarak, mevcut iktidarın uygulamalarına karşı olan herhangi bir insanı, tüm farklı düşünceleri, şiddetsiz eylemleri, örgütlenme özgürlüğünü, dayanışmayı ve hatta dostluğu, yoldaşlığı yargılıyor. Hedefe, muhaliflerin siyaset yapma hakkının koyularak; siyasi olarak eleştirilebilen bir yönetime itiraz etmek, devlete karşı işlenmiş suç olarak kabul edilmeye çalışılıyor.

 

 

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler