HDP'den 1 Mayıs mesajı: Bir dönüm noktasındayız

Koronavirüs salgını nedeniyle kitlesel kutlamaların yapılamayacağı 1 Mayıs’a ilişkin bir mesaj yayımlayan HDP, “Bu 1 Mayıs’ta işçiler de bir tercih yapmakla yüz yüzeler. Bir dönüm noktasındayız. Ya bu sermaye zulmü altında çığlıklarımız içimizde patlayacak ya da çığlıklarımızı birleştireceğiz” ifadelerini kullandı.

HDP'den 1 Mayıs mesajı: Bir dönüm noktasındayız

 

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 1 Mayıs dolayısıyla yazılı bir açıklama yayımladı.

Partinin Emek Komisyonundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Şaziye Köse imzasıyla yapılan açıklamada, yeni tip Koronavirüsün yol açtığı Covid-19 pandemisi karşısında işçilerin bir tercih yapmakla yüz yüze oldukları belirtildi.

Bir dönüm noktasında olunduğunu ifade eden Köse, “Ya bu sermaye zulmü altında çığlıklarımız içimizde patlayacak ya da çığlıklarımızı birleştireceğiz” dedi.

Emekçilerin 1 Mayıs’ını kutlayan Köse, “Yeni bir yaşam örmek için bu 1 Mayıs’ta her yerdeyiz” diye belirtti.

 

Açıklamanın tamamı şöyle:

“2020’de Dünya ve Türkiye halkları İşçilerin Uluslararası Birlik, Dayanışma ve Mücadele günü olan 1 Mayıs’ı; Korona Virüs salgını eşliğinde, daha önceki yıllarda görülmemiş ölçüde emekçilerin haklarına, özgürlüklerine, hayatlarına, demokrasiye karşı girişilmiş bir saldırı dalgası altında karşılıyor. Bu 1 Mayıs’ta salgın, tüm dünyada ve Türkiye’de kapitalist krizin derinleşmesiyle birlikte keskinleşen bir sınıf mücadelesi olarak yaşanıyor.


“Ne dünyada ne de Türkiye’de yaşanan kriz salgın nedeniyle ortaya çıkmadı. Zaten ağır bir ekonomik kriz yaşanırken salgın bu krizi derinleştirdi. Hükümetler, sermayeyi önceleyen paketler ile önce “ekonomi” diyerek “halk sağlığını” hiçe saydı.


“Trump, salgınla mücadelenin ekonomik faturası, hastalıktan daha kötü derken, Trump’ın faşist Teksas valisi, “ekonomi çökeceğine yaşlılar ölsün” diyerek dünya egemenlerinin yaklaşımını ortaya koydu. İngiliz emperyalizminin Başbakanı sağcı Boris Johnson da “bırakalım yaşlılar ölsün, toplum bağışıklık kazansın, para da cebimizde kalsın” diyenlerdendi. Ne yazık ki Türkiye’deki yönetim anlayışı da aynı yolda ilerliyor. Tekçi rejim “Evde kal” diye kampanya düzenleyip sorumluluğu halka, bireylere yüklüyor. “İhracat-üretim” diyerek, sermayeyi gözetip, milyonlarca işçiyi çalışmaya mecbur ediyor. Bu, adı konulmamış bir “sürü bağışıklığı” uygulamasıdır.


“Bu salgın aynı zamanda sağlık sistemi krizidir. Kar oranlarını artırmak için, sermayeye yeni değerlenme alanı olarak sunulan, öznesi insan olan sağlık alanının kamusal hizmet olmaktan çıkarılması, ticarileştirilmesi, özelleştirilmesi, önleyici sağlık hizmetlerinin devreden çıkarılması, hastanelerin otel hizmeti vermesi ve hastaları müşteri olarak görmesi, düşük ücret, fazla iş yükü ile çalıştırılan sağlık emekçileri, sağlık emekçilerinin KHK ile ihraç edilmesi krizin bir başka boyutudur.


“Bu salgın aynı zamanda bir ekoloji krizidir. 21. yüzyılda hayvanlardan insanlara geçen salgınlar arttı ve Korona bunun yeni bir örneği. Bu salgının, salgınların kaynağı, yabanıl hayatı ve ormanları tamamen yok eden, hayvanların bağışıklık sistemini zayıflatan, hayvanlarla insan yaşamı arasındaki süzgeçleri ortadan kaldıran endüstriyel tarım, hayvancılık ve ormancılık krizidir.
“AKP ve Saray rejimi, kendi eserleri olan bu krizi, ölüm korkusu, panik ve izolasyon ortamı üzerinden, sermaye birikim modelini sürdürmek ve tekçi rejimini tahkim etmek için bir fırsat olarak değerlendirdi ve topluma karşı siyasal bir karantinaya dönüştürdü.


“İşçiler, emekçiler açlıktan ölmek ve salgından ölmek seçenekleriyle baş başa bırakıldı. Salgın riskine karşı işçilerin üretime zorlanması, salgının İstanbul, Kocaeli, Bursa, Zonguldak ve Soma gibi maden ve üretim merkezlerinde yoğunlaşmış olması bir rastlantı değil. Çarkların dişlilerine teslim edilen işçilerin yaşam hakkı hiçe sayıldı. İşsizlik yüzde 30’lara dayanırken ve söz düzeyinde yasaklanmasına rağmen işten atmalar devam etmektedir.


“Kayıt dışı, günlük yevmiye ile çalışanlar, hiç geliri olmayanlar, çifte katmerleşmiş sömürüye maruz kalan kadınlar, yoksullar, kaç kişinin aldığı belirsiz olan 1166 lira ile yaşamaya mahkum edilenler, eşitsiz infaz yasasıyla ölüme terk edilenler itiraz ediyor. Tercih belli. Bu 1 Mayıs’ta işçiler de bir tercih yapmakla yüz yüzeler. Bir dönüm noktasındayız. Ya bu sermaye zulmü altında çığlıklarımız içimizde patlayacak ya da çığlıklarımızı birleştireceğiz. Dayanışmayla, birbirimize el vererek, kendi içimizde ağlar örerek, kendi kaderimizi kendi ellerimize alacağız. Yeni bir yaşam örmek için bu 1 Mayıs’ta her yerdeyiz. Evlerde, balkonlarda, sokaklarda, seslerde, hastane bahçelerinde, fabrikalarda, zılgıtlarda, marşlarda mücadeleyi yükseltiyor, hayatı durduruyor 1 Mayıs’ı kutluyoruz."

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler