Hayata isyan! -Alim’e Yazıldı-

KORKUT AKIN yazdı: “Mukaddes Erdoğdu Çelik’in, ‘Bir annenin oğullarıyla söyleşisi esasen’ cümlesiyle tanımladığı, aslında bir sürecin, bir halkın, daha bıyıkları bile terlemeden halkı için mücadeleyi öne çıkaran insanların çocuklarının anlatımı ‘Alim’e Yazıldı’.”

Hayata isyan! -Alim’e Yazıldı-

KORKUT AKIN

1 Mayıs’ta, anneler “beyaz yazmalarla” katıldılar kutlamalara… Anne yüreği, barış isteği, güzel günler görme çabası, umudu üzmeme duygusuyla. 1 Mayıs’a katılan anneler o umudu büyüttüler yüreklerinde ve yüreklerimizde.

Besile Narin, anne, acısını yüreğine gömen, ağlamayan, ağlanmasına izin vermeyen, güçlü ve inançlı bir anne… İki oğlu öl(dürül)müş, şehit olmuş, Ağlamasa da hüzün yüklü gözleri… Nice güçlüklerle büyüttüğü iki oğlunu toprağa vermiş, “terörist doğuran makine” denilmiş, ama yılmamış… İçinde yaşattığı hüznü dışa vurmamış, üçüncüsünü gözü gibi koruyan bir anne…

Hayatın bir yanı hep yas

Hemen ilk cümlesinden başlayarak okurun boğazına kocaman bir yumru gelip oturmasıyla, hemen her sayfasında yeniden gözyaşlarına boğulmasına yol açan Mukaddes Erdoğdu Çelik’in, “Bir annenin oğullarıyla söyleşisi esasen” cümlesiyle tanımladığı, aslında bir sürecin, bir halkın, daha bıyıkları bile terlemeden halkı için mücadeleyi öne çıkaran insanların çocuklarının anlatımı “Alim’e Yazıldı”.

Yasaklı dönemde “ora” diye adlandırılan, yasak bittikten sonra da kan, gözyaşı, ağıt ve acıyla iç içe yaşayan insanların öyküsü aslında anlatılan… biraz da bizim öykümüz, içimizde insan yanımız varsa, kaldıysa hepimizin öyküsü.

Merkezdeki nesne!

Mukaddes Erdoğdu Çelik, Yılmaz Güney’in yazıp Şerif Gören’in yönettiği, Cannes’da büyük ödül kazanan “Yol” filminden başlıyor anlatmaya… “Merkezindeki ‘nesne’ kadın ve prangalarla kuşatılmış toplumsal düzen” diyerek. 12 Eylül’le birlikte bir başkaldırı söz konusudur ve cezaevi kapısında, içeride hücrelerde, sokakta dövülen, kovulan, hatta tutsak edilen “Kürt kadınların içerde ve dışarda anne-eş kimliğiyle kadın kimliğini buluşturmaları da (bu) ateş altında gerçekleşmiştir”.

Erdoğdu Çelik, bu kadınlardan birinin, onun da ikinci oğlunun öyküsünü dinleyip yazmış.

Besile Narin, Dicle kıyısında şiddetin olmadığı bir evde, sevginin, dayanışmanın, barışın egemenliğinde yaşadığını, mutluluklarının kaynağında da bu şiddetsizliğin yattığını söyleyerek giriyor söze. Tam da burada, sormak gerekiyor: Peki, o zaman neden giderek arttırılıyor bu baskı, zulüm, şiddet, neden artıyor genç ölümler her gün katlanarak?

Çocuklarını evde bırakıp eyleme giden (unutmadan söylemek gerekir: Baba Seyid Narin Sur Belediye Eş Başkanlığı da yapan bilinçli ve öncü biridir) anne babalarını üç oğul, “Grevdeyiz; annemiz babamız bizi yalnız bıraktı!” döviziyle karşılıyor akşam…

Doktor olmayı, yaralanan çocukları tedavi etmek için; avukat olmayı da herkesin mutlu olması için cezaevine girecek çocukları savunmak amacıyla isteyen çocukların anne babası Besile ile Seyid, her şeyin ötesinde…

Barış olacak!

“Hayat akıyor, çatışmalara doğru; çünkü Kürt sorununda beklenen barış bayramı bir türlü gelmiyor. Her gün ‘operasyon’ her gün tutuklama. Dağdan gelen ve törenlerle karşılanan barış elçileri bile tutuklanıyor. Siyasi tutukluların sayısı katlanarak artıyor. Devletin resmi muhatap aldığı kurumlar birden bire ateşe alınıyor. Diyarbakır baskı ve şiddetin merkezi olmaya aday yeniden.” Böyle olunca, anne Besile’nin dert ortağı, en yakın arkadaşı, sevgili oğlu Ali de karar verir.

Hayat denizinde bir çiçek

Besile Narin, dünyasal bir dayanışmanın yaşandığı Rojava’da IŞİD çetelerince katledilen oğlunun cenazesini, ana yüreği nelere kadir, alıp geliyor… Ama “Cumartesi Anneleri” yıllardır, devletten, gözaltında kaybedilen çocuklarının mezarını istiyor.

Yazarken bile gözlerimden akan yaşlara engel olamıyorum… “Nedendir behey tanrım!” bunca acı, hüzün, gözyaşı yetmedi mi yeşertmeye Mezopotamya’nın verimli topraklarını? Sadece Diyarbakır’da değil, Cizre’de, Cizir’de, Kamışlo’da, Rojova’da ve tüm bölgede…

Mukaddes Erdoğdu Çelik’in, Ajans J&J Yayınlarından çıkan “Alim’e Yazıldı” üzerine yazamamanın haklı hüznünü yazıyorum, bağışlayın. Ama “Alim’e Yazıldı”yı muhakkak okuyun. Okuyun ki, bir halka ne acılar yaşatılıyor, görün. 1 Mayıs’a “beyaz yazma” ile katılan kadınların duygularını anlayın ve onların yanında yer alın.

Alim’e Yazıldı, Mukaddes Erdoğdu Çelik, Biyografi, Ajans J&J Yayınları, Ocak 2019, 119 s

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler