Gezi Davası'da tüm isimler için için beraat kararı çıktı

Gezi Davası'nda karar çıktı. Gezi Davası kapsamında yargılanan tüm isimlerin beraatine karar verilirken, 840 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala için de tahliye kararı verildi.

Gezi Davası'da tüm isimler için için beraat kararı çıktı

SiyasiHaber

Gezi Davası'nda karar çıktı. Gezi Davası kapsamınta yargılanan tüm isimlerin beraatine karar verilirken, 840 gündür tutuklu bulunan Osman Kavala için'de tahliye kararı verildi.

Gezi Davası’nın 6’ncı duruşması bugün Silivri’de görülüyor. 28 Ocak’taki 5’nci duruşmanın ardından 6 Şubat’ta savcılık mütalaasını mahkeme heyetine sunmuş; ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs'' suçundan Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakaoğlu ve tutuklu Osman Kavala’nın ayrı ayrı ağırlaştırılmış müebbet cezasına çarptırılmalarını istemişti.

Mütalaada, Çiğdem Mater Utku, Ali Hakan Altınay, Mine Özerden, Şerafettin Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi'nin ''cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ni ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüse yardım etmek'' suçundan ayrı ayrı 15 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmaları talep edilmişti.

 

Bugün Sabah saat 10.00'da Silivri 30'uncu Ağır Ceza Mahkemes'inde başlayan davada şu gelişmeler yaşanmıştı.

 

Gezi'yi savunan yurttaşlar Silivri'de

Mücella Yapıcı, Yiğit Aksakoğlu, Osman Kavala,  ve diğer yargılan isimlerin hazır bulunduğu davanın 6’ncı duruşmasını aralarında Barış Atay, Oya Ersoy, Garo Paylan, Ahmet Şık, Erkan Baş, Züleyha Gülüm’ün de yer aldığı çok sayıda HDP, TİP ve CHP nilletvekili de izliyor. Silivri’de görülen Gezi Davası için başta İstanbul olmak üzere çevre illerden çok sayıda yurttaş ‘Ben de Oradaydım, Gezi’yi Savunuyorum’ diyerek Silivri’ye gitti. Mahkeme salonuna girmek isteyen yurttaşlar uzun kuyruklar oluşturdu.

 

Mahkeme başkanının 28 Ocak'taki duruşmadan sonra dosyada yaşanan gelişmeleri okuyarak başlayan duruşmada, duruşma savcısı 6 Şubat’ta mahkeme heyetine sunulan esas hakkındaki mütalaayı okudu.

 

Savcının mahkemeyi uzatmayın talebine avukatlardan tepki

Duruşma savcısının yargılamanın uzatılmasına yönelik taleplerin reddedilmesini istemesi üzerine söz alan Yiğit Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan, “Taleplerimi savcı görmedi. Savcı hiçbir şey bilmiyor. Ne istediğimizi bilmeden duruşmayı uzatma amacıyla verilmiş deniliyorsa o iddia makamı değildir” diye konuştu.

Mahkeme başkanının Osman Kavala'yı kürsüye çağırması ve savunmasını istemesi üzerine, avukatlar itirazda bulundu.

Memet Ali Alabora'nın avukatı Kaan Karcılıoğlu söz alarak, dosyadaki telefon dinleme kayıtlarının kendilerine verilmesini, bunların üzerinde oynanıp, oynanmadığına bakmak istediklerini ifade etti.

Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Mücella Yapıcı’nın avukatı Evren İşler, dinletmek istedikleri tanıklar olduğunu ve bu tanıkların salonda bulunduğunu ifade ederek, yargılamayı uzatmaya yönelik bir durumun olmadığını söyledi. Çiğdem Mater Utku'nun avukatı Hürrem Sönmez’de müvekkiline yöneltilen suçlamalarla ilgili salonda bulunan tanığın dinlenmesini talep etti.

İnanç Ekmekçi’nin avukatı Aynur Tuncel Yazgan da toplanmasını talep ettikleri delillerle ilgili karar verilmediğini dile getirerek, “Ceza Muhakemesi Kanunu'na göre tanık hazır edilmişse, belge sunulduysa mahkeme kabul etmek zorundadır. Tanığımız buradadır. Bizim için dinlenmesi gerekli bir tanıktır. Dinlenmesini talep ediyorum” diye konuştu.

 

Gezi Davası’nı ‘Papuç’un altında kalmaktan kurtaralım'

Söz alan avukat Bahri Belen, yargılamanın bu aşamasında yerine getirilmesi, tamamlanması, duruşma aşamasında yargılama faaliyetinin tamamlanabilmesi için yasadaki normların ve normların ötesinde CMK'nın temel ilkelerine uygun bir sürecin izlenmesi gerektiğinin altını çizerek, “Çünkü ceza muhakemesi sürecinde kuralları ihlal edenlerin cezalandırılması gerekir, böylece ceza normlarının caydırıcılık etkisinin sağlanır. Bulunduğumuz noktada yargılama faaliyeti, savunma ve mahkemenin vereceği hüküm faaliyetinin eksiksiz olması gerek. Peki biz hangi aşamadayız? Bu iddianame ve delillere göre, sanıkların sorgusunu aldınız. Bu tamamlandı. Ondan sonra sanıkların savunmasına yönelik deliller nerede? Bunlar toplandı mı? Bize göre deliller yok. Biz de mecbur bırakıldığımız için savunma delillerini sunmak istiyoruz. Mahkeme önüne getirilmiş delillerle hüküm kurar diyor CMK. Bunlar dosyaya konulduktan sonra kanuna göre ne olması gerekiyor? CMK 214'te açık olarak belirtilmiş. Tanıkların dinlenmesinden sonra bizim tanıklarımız dinlenmedi. bunlar da dinlendikten sonra taraflara ne diyeceklerinin sorulması gerekir.

Tahkikat aşaması davamızda tamamlanmamıştır. Usule aykırı dinlenen bir tanık var. Size göre usule uygun olabilir. Ancak bizim tanıklarımız dinlenmedi. Yazılı belgeler tartışılmadı. Mütalaa aşamasına böyle gelinir. İki tane polis ve Murat Papuç tanık dinlendi. Gaz maskesinden bahsetti ifadesinde Papuç. Bu maske salona getirilmedi. Bu maskeyi kim satın aldı, kim kullandı, Gezi'ye katılanlarına maskesine benziyor mu? Bunlar sorulmadı çünkü mahkeme önüne getirilmedi. Eğer bu maske ile Türkiye halkının özgürlükler ve demokrasi konusunda akıl almaz bir tarihi deney yaşadığı Gezi olayını yargılamak istiyorsanız bu dosya, hakimler, savcılar ve biz bu Papuç'un altında kalırız.

Aslında bu dosya muhteşem Gezi eyleminin altında kalır. Savunmanın delillerini lütfen toplayınız. Bu talepler Gezi olayını bir Papuç'un altında kalmaktan kurtaracaktır. Aklıyla malul bir tanık yerine Gezi'yi teneffüs edenlerle görüp değerlendirin. Bu sizin tarihi görevinizdir. Bunun için ciddi delilleri toplamalısınız. Sayın iddia makamının bunlar duruşmayı uzatmaya yöneliktir demesi... Siz neyi biliyorsunuz ki uzatmaya yöneliktir diyorsunuz.

Gezi olaylarına tanıklık eden bir tanığın dinlenmesini istiyorum. Şu an buradadır. Bu tanık Gezi olayını duyularıyla gördüğü gibi anlatacaktır. Davadaki sanıkların herhangi birinin talebiyle değil, Gezi'yi yaşamış biridir.

Yangından mal kaçırıyormuş gibi değil de temel ilkelere göre karar verecekseniz delilleri toplayın, tanıkları dinleyin. İşte o zaman Gezi eylemleri Türkiye'yi aydınlatacaktır” diye konuştu.

 

 

“Aklı yerinde olmayan bir tanığı dikkate aldınız”

Mine Özerden’in avukatı Tuğçe Duygu Köksal’da bazı delillerin toplanmasını, bazı delillerin reddedilmesini istediklerini hatırlatarak, “Siz aklı yerinde olmayan bir tanığın, bu dosyaya bile girmemiş gaz maskesini emniyetten araştırmasını istediniz. Bugüne kadar savcılık tarafından yapılmış tüm yazışmaların getirilmesi 2-3 günü bulmaz” dedi

 

Turgut Kazan: “Ses kayıtlarını getirmek zorundasınız”

Yiğit Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan, mahkeme heyetine “iddianameye konu olan ses kayıtlarının getirmeye mecbursunuz” diyerek, “O yoksa hüküm kuramazsınız. Üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasını istiyoruz. Dinlemeye ilişkin tüm belgelerin getirilmesini ve Akkaş'ın şüpheli olduğu dosyanın bir örneğinin bu dosyaya getirilmesini istiyoruz” dedi.

Kazan’ın konuşmasından bazı bölümler şöyle: “Yine devam edecekseniz gazeteci Ertuğrul Özkök, 17 Temmuz 2019'da bir yazı yazdı. AKP'nin önde gelen isimlerinden birinin iddianameyi okuduğunu ve öyle delil görmediğini söylediğini yazdı. Listedeki yer alanlara sorulmuyor çünkü katılmak istemeyenler de çıkacaktır. Mağdurları haberdar etmeniz kaçınılmaz bir sorumluluktur. Haberdar etmezseniz Ertuğrul Özkök'ü dinlemeniz gerekir. Bunu da yapmazsanız adil yargılama konusunda zaten şüpheliyim, artık bu şüphelere inanacağım”

 

 

Mahkemeye verilen aranın ardından Gezi Davası’nda ‘yargılananlar’ söz aldı.

Mahkeme AİHM kararını uygulamıyor

Osman Kavala: “AİHM kararında suç sayılan faaliyetlerin yokluğunda hükümeti devirmeye teşebbüs suçunu işlediği yönünde makul şüphe oluşturmak mümkün değildir diyordu. AİHM kişiyi özgürlüğünden mahrum bırakacak delillerin nesnel olması gerektiğini belirtti. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan da muhalefet şerhinde aynı minvalde değerlendirme yaptı. Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan da muhalefet şerhinde aynı minvalde değerlendirme yaptı. Gezi olaylarının hükümeti devirmeye teşebbüs olduğu iddiası size makul gelmiş olabilir ancak nesnel gözle bakma yükümlülüğünüzü ortadan kaldırmaz”…

…” İddianamedeki hiçbir suç ile eylemle ilişki kurulamamış, delillere genel olarak bakıldığında suçlu olduğumu iddia etmektedir. Delil vasfı taşımayan bilgi ve belgelerin artırılması onları delil yapmaz. Karşılaştığımız sorun AİHM kararının gereğini geciktirme, boşa çıkarma değil, delilleri nesnel bir gözlemcinin gözüyle incelememesidir. olaylara ve olgulara siyasi açıdan değil, tarafsız bir gözlemci gözüyle bakmaya davet ediyorum.”

 

 

Ali Hakan Altınay: “Avukatlarım, altı tane tanık, yedi tane belge istedi. siz bunu reddettiniz. Vahim bir iddiayla karşı karşıyayız, Bunlara karşı belgeler olmadan savunma yapamam. Savunma için süre istiyorum.”

 

“Beraat ettiğim bir davadan tekrar yargılanıyorum”

Mücella Yapıcı: “Ben savunma yapmayacağım. Çünkü ben savunmamı beraat ettiğim mahkemede yaptım. Bu savunmayı da size verdim. Buradaki arkadaşlarım için süre istiyorum.

İstanbul 30. Asliye Ceza Mahkemesi'nin kararı hakkımdaki karardır. 1 Haziran 2015'te verilen kesinleşme kararına göre ben Toplantı ve Gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet etmedim, örgütü yöneticiliğinden de beraat ettim.

Beraat ettiğim davanın gerekçeli kararı mahkemenize yollandı. İşte bu gerekçeli karardır benim savunmam sayın yargıçlar. İlk celsede bu davada yaptığımı savunmayı tekrarladım.

İddianamede suçu işlediğime dair emare olmadan savcılık sadece suçluyor, delilsiz olarak iddianameye çevirmiş. İddianamedeki tüm suçlamaları ve iddianameyi reddediyorum.

Tuhaf ve trajik. Ben yerli yerimdeyim, ama sürekli savcılar hakimler değişiyor. Ben buradayım, hep yerimdeyim. Hep aynı savunmayı tekrarlıyorum. Beraat kararının gerekçesinde, ‘Sanıkların eylemlerinin barışçıl olması nedeniyle eylem sırasında kamu düzeninin bozulduğuna ilişkin veri olmaması nedeniyle kanunidir... Taksim Dayanışması altında örgütlenmeleri, Anayasal bir haktır ve koruma altındadır’ yazıyor.

Savunma buydu, Gezi bu toplumun yüz akıdır, yargılanamaz. Sizindir karar, Ben burada sözlerime canlarını kaybeden 8 çocuğu ve gözlerinin nurunu kaybedenleri selamlayarak sonlandırıyorum.”

 

 

“Topyekün saçma bir kurgunun nesneleri olmaya devam ediyoruz”

Mine Özerden: “Mütalaaya dair söyleyeceklerimi avukatımın talepleri karşılandıktan sonra yapacağım. Nerede burada olduğumuzu hala anlamıyorum. Geçen 8 ay içinde anlamama yardımcı olacak herhangi bir bulguya da rastlamadım.

Topyekün saçma bir kurgunun nesneleri olmaya devam ediyoruz. Bu davanın kurgu olduğu çok açık. Ortada kocaman bir fil var. Karar merciinin bu fili görmeye niyeti yok. 657 sayfalık iddianameyi belki bir şeyler anlarım diye okudum. Anlamadım. Metinler anlaşılamıyor. Noktası, virgülü, yüklemi, öznesi karmakarışık. Fiil yok, fail yok, delil yok, kanıt yok, algı yaratmaya yönelik muğlak ifadeler var.

Benim dava öncesi sürecim 16 Kasım 2018'de tanımadığım bir numaradan aranmamla başladı. Arayan ısrarlı olunca araştırdım ve Vatan Emniyet olduğunu anladım. Ertesi gün ifade verdim. Hukuksuz bir şey yapmadığımı bilen biri olarak ifade alınırken rahattım. Demokratik haklarını kullanan, şiddete başvurmayan bir hak savunucusuyum. Akşam 22.00'ye doğru emniyetten ayrıldım. Bundan sonra her şeyi basından öğrendim. Nihayet 19 Şubat 2019'da bu absürt dava açıldı. Ne demekse tapeler yeniden kıymetlendirilmişti. Alenen kıymet kelimesine hakaret.

2013'te Topçu Kışlası'na dair Taksim'de başlayıp, 80 ile yayılan eylemlerin organizatörleri olduğumuz iddia ediliyordu. Piyango neden ve nasıl bize vurdu anlaşabilmiş değiliz.

Kendi adıma bu saçmalıklara kızıp üzülemiyorum. Eskiden Uzay Yolu filmi vardı. Mr Spock karakteri, "Bu mantıklı değil" diyerek mantıklı yapmaya çalışırdı. Kurtar beni Mr. Spack diye bağırasım var.

Eski heyetten bir hakimin bana karşı bakışını yakaladım, Bana bir pisliğe bakar gibi baktı. O güne kadar kimse bana böyle bakmadı. Ne anlatılıyor bu arkadaşlara? Hakkımızda herhangi bir karar yok. Bu durum benim için mahkeme heyetini reddetme gerekçem. Gelinen noktada kendimi mütemadiyen "vah, vah" derken yakalanıyorum. Avukatlar, heyetinize tane tane hukuku anlatıyor. Herkes demokratik hakkını kullanmış, orantısız şiddete maruz kalmış, lakin şiddete başvurmamış.

İnsan ister istemez mevcut hükümetin zamanında ekonomi bakanının sözlerini hatırlıyor: ‘Yargıya döner deriz ki arkadaşlar size bundan sonra kimse müdahale etmeyecek, size telefonlar gelmeyecek’”

 

“Bu mütalaa AKP – Fethullahçı çetenin son ortaklık belgesidir”

Can Atalay: Sizin kişisel özelliklerinizi bilmem, hukuki bilginizi, dünya görüşünüzü bilmem, Dolayısıyla benim size, sizin bana bir kininiz yok. Çok sayıda sevmeyenim var, sevenimiz de var. Sizin veya savcının bizi sevmesini istemiyoruz. Bu mütalaa, AKP seçkinleri Fethullahçı çetenin son ortaklığının suç belgesidir.

Bu öyle bir yalan bohçası ki, Türkiye’nin toplumsal tarihinde yaşanan en büyük olguyu karalamakla meşguldür savcılık. Dün başaramadı, bugün başaramadı, yarın da başaramayacak. Bu toprakların içinden çıkardığı ak sayfayı karalamaya çalışıyor. O kadar mahçup ki savcılık, emperyalizm bile diyemiyor. Bizi bir grup salak olarak niteleyerek emperyalizme yardımcı olduğumuzu iddia ediyor. Reddederiz. 6. filoya secde edenler emperyalizm bile diyemiyor ancak bize akıl öğretiyorlar. Gezi'de sokağa çıkan milyonlara hakaret edemezler.

Heyetiniz benden bir hafta içinde savunma hazırlamamı istiyor. Siz bizim teslim olmamızı istiyorsunuz. böyle savunma yapılamaz.

Bu dosyada tutuklu var. Bu kişi iki yılı aşkın bir süredir tutuklu. Siz iddianameyi tebliğ ettikten 4 ay sonraya duruşma verdiniz. Şimdi ne oldu da acele ediyorsunuz? Zaman Gazetesinin zihniyetiyle bizi suçlayamazsınız. bir kuruş fon kullanmama kararı olan TMMOB'u suçlayamazsınız. Gezi direnişini fonla, fonculukla karalayamazsınız. buna kimsenin gücü yetmez, yetmeyecektir.

Dosyadaki dinleme kararlarını, fezlekeleri Fetullahçılar hazırlıyor. Bunlar da iddianameye dönüşüyor. Kim yazıyor iddianameyi? Savcının olmadığı açık. Bence mütalaayı da o hazırlamadı. Murat Papuç'un ifadesi savcılıkta yokken bu iddianameyi ve mütalaayı polis içinde örgütlü bir grup yapıyor. Başka bir izahı yok. Savcı vebal altına giriyor. Siyasal, tarihsel ve hukuki vebal altına giriyor. Mütalaada bizlere şüpheli diyor. Şüpheli sıfatı ne zaman sona erer, sanık sıfatı ne zaman başlar? bunu hukuk fakültesinde öğrenmiş olması gerek.

Ben DGM'yi gördüm. Biz bu iddianamenin, mütalaanın asıl savcılarına cevap veriyoruz. Soros diyorsunuz, Arap Baharı diyorsunuz. Erdoğan'ın Rabia işareti Mısır'dan gelir. OTPOR'la ilgili bağlantıyı bu durumda Erdoğan'la da kurabilirsiniz. Ona yöneltilmeyen suçlama bize yöneltiliyor. Reddederiz. Biz şeriatçılardan yana olmak zorunda değiliz. Bizi şeriatçıların yanına yazanların oyununa gelmedik. Bizi darbecilerin yanına dizmeye çalışanların karşısında durduk.

Bu dosyada bir haftalık süre savunma için yeterli değildir. Bula bula o çok kıymet verilen düşkün tanığın söylediği en somut şey gaz maskesinin temin edildiğidir. Biz gaz maskesi dağıtmadık, dağıtsak söyleriz.

Gezi direnişi gibi bu toplumun yüz akı direnişleri darbe girişimi diye nitelendirirseniz bütün darbecilerinin işini kolaylaştırmış oluruz, belki de niyetiniz budur? Gezi bu toprakların kendi ayağıdır. Bu memleket kapsamlı bir demokratikleşmeye muhtaçtır. Eğer bir toplumda demokrasi bölünmeye çalışılırsa oradan antidemokratik eğilimleri olan kişiler, çevreler yararlanır. Gezi direnişinde milyonlar bu memlekette demokrasinin en önemli güvenceleridir.

Cuma akşamı telefonum çaldı. Okan Göker isimli biri. Berkin Elvan ile aynı hastane odasında kaldı. Gezi direnişinde kafa travması yaşamıştı. Salı günü ameliyat olduğu için gelemediğini söyledi. Mevlüt Saldoğan’ın katılma kararını duyunca yanlışlıkla olmuştur herhalde dedim. Geçen duruşma emin olunca kanım dondu. Bizim üzerimize vebaldir. Deli olduğumuz için zorluğa karşı gelmiyoruz.

Yaşamını yitiren 8 arkadaşımızın, gözlerini kaybedenlerin, kafa travması yaşayanların vebali üzerimizedir. Biz geziciyiz. Bizim yüzümüzden kimseyi tutmayın. Biz yapacağımızı söyleriz, yaptığımız savunuruz.

ir şehir plancı, bir mimar ve bir avukat üstümüze düşeni yaptık. İstanbul'un son yeşil alanlarından biri, modern kent merkezi dedik. İmza topladık, dava açtık,. Davanın bilirkişi raporu geldi. İptal edilecek, kesinleşti. Bir anda kaçak bir inşaata girişti Kadir Topbaş. İtiraz büyüdü, şiddet büyüdü. 31 Mayıs 2013'te Taksim'de Türkiye tarihinin en büyük, en görkemli direnişi boy verdi. Biz ‘görmedik. etmedik. yapmadık, duymadık’ demedik, demeyiz. Türkiye'nin yaralarına nasıl merhem olunacağının işaretidir Gezi. Biz gezi direnişinin öznesi ve nesnesiyiz. Gene olsa gene yaparım. Ama o da bizi aynı zamanda inşa etti.

Osman Kavala ile ilgili hiçbir delil yok. Tahliyesini talep ediyoruz.

 

"Bugün Gezi bizim nezdimizde yargılanıyor olabilir ama Gezi halktır"

Tayfun Kahraman: “Mütalaa hakkında savunma veremeyeceğim. 6 günde böyle bir iddia karşısında savunma hazırlamam mümkün değil. Davanın geldiği bu aşamada taleplerimiz reddedilirken söyleyeceğimiz çok şey var. Ama bunun için süreye ihtiyacımız var. Bugün Gezi bizim nezdimizde yargılanıyor olabilir ama Gezi halktır.

Biz bugün uluslararası bir komployla ilişkilendiriliyoruz. Hem Soros ile hem de Wall Street Occupy hareketiyle ilişkilendiriyorsunuz. Occupy hareketi Amerikan antiemperyalistlerinin eylemidir, Soros ise tam karşısında yer alır. Bu nasıl bir çelişkidir.

Gezi'yi geçici toplanma alanı olarak ilan eden daire başkanı oldum. mesleki bir onurdur benim için. Bu mücadeleye devam edeceğim. Elbette bir tutukluluk kararı çıkarmazsanız.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler