Feministlerden açıklama: Çilem'in 'koşulsuz' yanındayız

Geçtiğimiz haftalarda Figen Yüksekdağ'ın Çilem Doğan'ı ziyaretinden sonra, Çilem'in avukatıyla birlikte açıklama yaparak 'Terör örgütüyle işbirliğinde olan partilerle alakamız olamaz' sözleri tepki çekmişti. Bugün feministler bir açıklama yaparak Çilem'in ve hayatına sahip çıkan tüm kadınların yanında olduklarını kaydetti.

Feministlerden açıklama: Çilem'in 'koşulsuz' yanındayız

Geçtiğimiz hafta Figen Yüksekdağ'ın Çilem Doğan'ın evini ziyaret etmesinin ardından, Çilem'in avukatıyla beraber bir basın toplantısı yaptı. Avukat, HDP'nin terörle yakın bir parti olduğunu, kendilerinin bir siyasi meze haline getirildiğini iddia etmişti.

34 Feminist hareket bir metin yayınlayarak, eleştirilerin hedefi olan Çilem Doğan'ın her zaman 'koşulsuz' yanında olacaklarını belirtti. Açıklamadaki durumu ise "Çilem’in erkek avukatının yaptığı, davanın sınırlarını aşan ve kendi siyasi ve şahsi görüşlerini aktardığı açıklamaları sonrasında kadına yönelik yükselen bir öfke de oluşturabildiğini gördük" diye ifade eden feministler, Çilem'e açıklamadan sonra yönelen tepkileri "kadınların hayatlarını savunmasının maalesef yan yana durduğumuz politik alanlarda dahi ikincilleştirilmesi olarak görüyoruz" diye ifade etti.

Kadınların açıklaması şöyle:

Feministler olarak uzun yıllardır erkek şiddeti ve kadın cinayetlerinin politik olduğunu söylüyoruz. Kadın dayanışmasını büyüterek, güçlendirerek erkek egemen sisteme ve bu sistemin hayatlarımıza yönelttiği tehditlere karşı mücadele ediyoruz. Dayanışmamızı sadece beraber politika yaptığımız, aynı gelecek tahayyülünü paylaştığımız kadınlarla değil, farklı dünya görüşü ve hayat pratiklerine sahip kadınlarla da kurmaya çalışıyoruz. Erkek şiddeti, cinsiyetçi yargı kadınların hayatlarını gasp ederken, biz kadınlar her birimiz kendi biricik şiddet hikayelerimiz içinde tek tek ve birlikte mücadele ediyoruz. Biliyoruz ki her fırsatta bizi köşeye sıkıştıran erkekler ve erkek devlete karşı ancak birlikte kadın dayanışması ile hayatta kalabiliriz. Kadın dayanışması ve mücadelesi hiçbir kadına karşı, "bizimle aynı fikirde değilsen desteğimizi çekiyoruz" diyemeyeceğimiz, aksine koşulsuz yan yana duracağımız bir örgütlenmedir. Biliyoruz ve inanıyoruz ki kadın olmak dolayısıyla maruz kaldığımız ezilme biçimlerimiz ortak ve kurtuluşumuz ancak beraber mücadele etmemizle mümkün!

Kadın cinayeti, taciz, tecavüz, erkek şiddeti ve boşanma davalarını takip ederek dayanışmamızı mahkeme salonlarında da kurduk, mahkeme salonlarını işgal ettik, bu davaların politik olduğunda ısrar ettik. Nevin, Çilem ve Yasemin davaları ise yeni bir durumla karşı karşıya bıraktı bizi. Bu defa kadınlar hayattaydı, erkek şiddetinden kurtulmak için öldürmek zorunda kalmışlardı, cezaevindelerdi ve eylemleri bir yandan erkeklerin kadınları öldürdüğü durumlarla eşitlenerek adli ve münferit vakalar olarak değerlendiriliyor bir yandan da kadınların kendilerini ve hayatlarını savunmak zorunda kalmaları göz önüne alınmıyor, erkeklere kolayca tanınan haksız tahrik indirimleri kadınlara tanınmıyor, ceza indirimleri uygulanmıyordu. Yargı bu kez cinsiyetçiliğini kadınların hayatlarını savunma mücadelesine kör kalarak sürdürüyordu. Daha önce takip ettiğimiz davaların aksine bu defa kadınlar daha fazla göz önünde oldular. Bu durumun ise kahramanlaştırma eğilimi yaratabildiği gibi, Çilem’in erkek avukatının yaptığı, davanın sınırlarını aşan ve kendi siyasi ve şahsi görüşlerini aktardığı açıklamaları sonrasında kadına yönelik yükselen bir öfke de oluşturabildiğini gördük. Erkek avukatın açıklamaları nedeniyle Çilem'e yönelen tepkileri, kadınların her fırsatta iradelerine müdahale edilmesinin farklı bir biçimi ve kadınların hayatlarını savunmasının maalesef yan yana durduğumuz politik alanlarda dahi ikincilleştirilmesi olarak görüyoruz. Erkek şiddetine karşı kendini savunan kadınların binbir güçlükle sürdürdükleri yaşamları, mücadeleleri birileri için duruma göre coşkusundan sınırsız yararlandıkları, duruma göre de onlar yıpranır mı diye gözetmeden hızla gözden düşürülebildikleri anlık hikayeler oldu. Israrla vurguluyoruz: Erkek şiddetine karşı mücadele dava bitince, haber değeri taşımamaya başladığında bitmiyor; hayat boyu sürüyor, bazen hatta çoğunlukla gözlerden uzakta yaşanıyor. Şiddete maruz kalan, şiddet sarmalından çıkmaya çalışan-çıkan kadınlarla dayanışma ve her türden ilişki farklı bir özeni gerektiriyor; buna medya da dahil. Kadınlarla ilgili haber-yorum yaparken gözetilmesi gereken şeylerden birincisi ve en önemlisi, onların kararlarını gözetmek, paylaşmak istemedikleri bilgileri, anları paylaşmamak.


Bu vesileyle feminist kadınlar olarak tekrar belirtme ihtiyacı duyuyoruz: Erkek şiddetine karşı hayatını savunan kadınlarla “koşulsuz” dayanışma ilişkisi kuruyoruz ve kurtuluşumuzun ancak beraber mücadele ederek mümkün olacağını biliyoruz!"

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler