Erkekliğin erkekleri

Gülfer AKKAYA yazdı- “Pandemi siyasi fırsata çevrilip, pandemi nedeniyle sokaklara çıkmayacağımız zannedilmesin. İktidar sesimiz duymazsa biz yine fiziki mesafeyi, pandemi kurallarını gözeterek sokaklara çıkacağız.

Erkekliğin erkekleri

 

Dün (20 Mayıs) Kadıköy'de yapılacak "Çocuk istismarının affı olmaz! İstanbul Sözleşmesini ve 6284'ü uygula!" eylemimize katılmak için evden çıktım. Bir şey eksik olmasın diye saatler öncesinden cüzdanımı, çantamı, maskemi, her ne lazım olacaksa hepsini salondaki masanın üzerine yığdım. Çıkarken hepsini almış olacaktım.

Öyle de oldu. İskeleye yürüyerek gittim. Daha 10 dakika zamanım vardı, Karaköy'ü turladım, bir iki fotoğraf çektim. Vapura bineceğim, toplu taşıma kartımı çıkartayım dedim ama kart yok! Anında kartı diğer çantamın gözüne koyduğum an canlandı gözümde. Ağırlık olmasın diye çanta takmadım, cüzdanımsı, elimde de tutarak taşıdığım bir çantam var, onu aldım. Kafam durdu, kendime lanet ettim. Nasıl kötü oldum. Kuş olup uçsam yetişemem vapura. Eylemi de “Çok katılmak istediğim, mutlaka olmam gereken bir eylem” diye kodlamışım. Tahmin edersiniz ki çok kötü oldum.

Bazı eylemler böyledir. Katılmak şarttır. Orada hareket ile iktidar arasında açık-gizli güç savaşı vardır. Meydan okuma vardır. Bu tür eylemlerde bazen sırf meydana çıkmak bile mühim şeydir. Çünkü iktidar sizin sözünü söylemenizi değil, bizzat sizi görünmezleştirmek, engellemek ister. Kürt mücadelesinde, 1 Mayıslarda, IMF karşıtı eylemlerde, 25 Kasım, 8 Mart gibi çeşitli eylemlerde çeşitli zamanlarda oldu bu tür durumlar. Bugün hâlâ alanlardaysak bu vb. dirençlerin sayesinde buralardayız. Ve evet bazı eylemler kilit eylemdir. Bu tam öyle bir eylem değildi ama yine de meclise mesaj vermesi açısından çok önemi bir eylemdi. Ülkenin kaç il ve ilçesinde dün sokaklardaydık sonuçta.

Tam o sırada etrafıma bakındım ve bir kadın arkadaşımı gördüm. O da eylemci kadınlardan. Hızır yetişmiş oldu. Öyle mutlu oldum ki, anlatamam. Beraber geçtik karşıya. Eylemi yaptık, eylemimiz de epeyce kalabalıktı. Tabii coşkuluydu da. Hava güzel, kadınlar harikaydık yine.

Eylem sonrasında arkadaşlarla ayaküstü epeyce süren sohbetler ettik. O sırada kimi kadınlar da basına konuşuyor. Yeni konuşmacı arayan gazeteci arkadaşlar geliyor, biz yolluyoruz hayır diye. En son artık dönüş için vapur iskelesine yönelirken erkek bir gazeteci geldi "Röportaj yapalım mı?” dedi Biz üç kadınız. Hepimiz sağol dedik. Biraz ısrar etti ama biz de hayır'da ısrar ettik. "Biz sizin için buradayız" dedi.

Kendisi erkek ya! Durduğu yerden, erkekliğinden algılayıp konuşuyor. Tecavüz, taciz sadece kadınlara ve kız çocuklara olur sanıyor. Ayrıca hiç taciz, tecavüz eden, istismar eden cinse dair aklında bir şey oluşmamış. Bu çok dehşet verici bir durum. Ve esas sorun bu. Erkektir tecavüz eder bilgisinin açıktan-kapalıdan akılları ele geçirmesi hali erkekliğin en olağan hali. Buna karşı kadınlar mücadele edecek. Erkeklerin buna karşı mücadelesi hiç akıllara gelmiyor. Erkekliklerinden o kadar memnunlar ki. “En iyisi bizim için burada.”

Bir de kadın olduğumuz için bir cinsiyeti ilk olarak anne olarak görüyorlar. İstismar dediğimiz kız çocuk evliliklerine doğal olarak karşı olması gereken kesimi de anneler olarak görüyor. Erkek çocuklara taciz, tecavüz yok sayıyor, erkeklerin bir kısmının baba olduğunu unutuyor. Babaların bu istismar, taciz ve tecavüze karşı söz söylemesini, eylemler yapmasını düşünemiyor. Tam ülkesinin erkeği.

Daha önemlisi kız çocukları ile "evlenecek" olanların erkekler olduğunu aklından bile geçiriyor. Bu itirazların sadece meclisteki erkeklere ve onlara destek olan AKP-MHP'li kadınlara değil, o çocukları bugüne dek imam nikahı, bundan sonra bu suçu yasal hale getirip affedip suç olmaktan çıkartarak daha çok erkeğin resmi nikahla bu evlilikleri yapacağı gerçeğine karşı çıktığımızı hiç düşünmüyor.

Ne dersek diyelim, ne yaparsak yapalım solcu, Kürt, Alevi, sendikal mücadeleler vb alanlardaki demokrat erkekler hiç durup bu konular hakkında kafa yormuyor, düşünmüyor. Olabildiğince sığ, politik gündeme göre takılan politik adamlar olmaktan ileri gitmiyor. Politik gündeme göre takılırken bile kadınlara ve çocuklara yönelik saldırılarda yeterince göremiyoruz ya, o da ayrı.

Mesela TBMM açılır açılmaz AKP-MHP’nin bu yasayı geçirmeye çalışacağı gün gibi ortada değil mi? Hani kaç partinin erkek eş başkanı, kaç parti ya da kurum bu konuyu gündemine aldı? Siz kimin çocuğunu evlendiriyorsunuz diye itiraz etti. Kaç siyasi erkek hemcinslerine seslendi ve bu alanda bu taciz ve tecavüz, istismar yasasına karşı ilk olarak biz erkekler karşı durmalıyız dedi? Tık yok. Hepsi büyük politika peşinde, büyük laflarla günü bitirme derdinde. O sırada hak gaspı yaşayan kesimler de sırf bu muhalefetsizlik, erkeklerin erkeklik çıkarlarındaki bu sessiz birliği yüzünden paylarına düşen en ağır bedeli ödedikçe ödüyor.

Devrimci ve demokratik muhalefetin artık bu "sıradan" meseleleri kendisine dert edinmesi gerekmiyor mu? Toplumun sorunlarını bilip onlara çözüm üretmeyen herhangi bir muhalefet bırakın büyük yüce işleri başarmayı, muhalefet dahi yapabilir mi? Neden muhalefet bu kadar zayıf? Biraz düşünseniz ve şu berbat erkekliğinizi de azıcık sorgulamaya, politikalarınızı da mümkünse o maço, erkek erkeğe zemininden çıkartmaya başlasanız hiç fena olmayacak.

Eylemimizi bitirdikten sonra dönüş için vapura bindik. Ama aklımızda ve yüreğimizde eylemde iktidara uyarımız, kadınlar olarak aramızda kavlimiz vardı.

“Pandemi siyasi fırsata çevrilip, pandemi nedeniyle sokaklara çıkmayacağımız zannedilmesin. İktidar sesimiz duymazsa biz yine fiziki mesafeyi, pandemi kurallarını gözeterek sokaklara çıkacağız. Meydanları, sokakları asla terk etmeyeceğiz. İstismarın affedilmesini, yasalaştırılmasını kabul etmemizi kimse beklemesin.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler