Erdoğan faşist diktatörlüğü başaramayacak!

Mahir SAYIN yazdı - Ecelinin yaklaştığını hissedenler son bir umutla kutsal kitaplara sarılırlar. Erdoğan Kuran’la şovlarına Ayasofya’da Fetih suresini ekledi. Dengesiz bir kayıkta ayakta durmaya çalışan Trump da elinde İncil, etrafında binlerce polis ile kilisenin önüne dikildi. Duruşları bir; akıbetlerinin de bir olduğunu çok geçmeden göreceğiz!

Erdoğan faşist diktatörlüğü başaramayacak!

 

İkisi HDP’li biri CHP’li üç milletvekili daha parlamentodan uzaklaştırıldığı gibi hapishaneye de konuldular. Bu 15 Temmuz’da başlatılmış olan darbe sürecinin tamamlayıcı parçalarından birini oluşturuyor. Ama bütün bu adımların yarattığı birikim dönüp bir bumerang gibi faşist koalisyonun kafasına inecek gibi görünüyor. Yerel seçimlerin darbesinin ardından İstanbul yerel seçimi tam böyle bir bumerang olmuştu.

15 Temmuz darbesiyle yerini sağlamlaştırmayı bekleyen RTE şimdi de eksikleri ara darbelerle tamamlayıp iktidarın tek başına hakimi olmaya çabalıyor. Basını ve yargıyı tümüyle denetim altına alan ve parlamentoyu da büyük ölçüde bir kenara koyan faşist iktidar koalisyonun iç dengeleri dolayısıyla ondan bütünüyle de vazgeçemiyor. Parlamentonun etkisiz bir halde korunmaya devam edilmesi bir anlamda AKP dışındaki koalisyon ortaklarının beka meselesi, hayat sigortası. AKP’nin böyle bir koalisyon zorunluluğu olmasa kendilerinin de RTE gözünde bir kuruşluk değerleri kalmayacak. Onun için parlamentoyu tümden ortadan kaldırma ya da muhalefeti tümden parlamentonun dışına atma yerine, terbiye etmeyi, etkili unsurlarını saf dışı bırakarak ayak bağı olmalarını engellemeyi tercih ediyorlar.

Bu konuda, HDP’nin sürekli olarak tecrit edildiği ve parlamento dışına itildiği, yanına yaklaşanların da derhal aynı hastalıktan karantinaya alınma tehdidiyle yüz yüze getirildikleri bir sindirme politikası izleniyor. Öyle görünüyor ki, bu parlamentodan daha çok insan saf dışı edilecek; Ta ki, homojen bir güç odağı ortaya çıkıncaya ya da tepetaklak oluncaya kadar.

trump1

ABD projesi olarak AKP

RTE’nin yıldızının parlaması konusunda Abdurrahman Dilipak, Ali Bulaç ve Abdurrahim Karslı’dan nakledilen rivayet şöyle:

Bunlar ‘90’lı yılların sonlarına doğru aralarında Erdoğan ve Gül de olduğu halde “Ne olacak bu memleketin hali?” diye hasbihal eder iken bir yerlerden Amerikalılar çıkagelmiş ve “bizim isteklerimizi yerine getirin, sizi iktidar yapalım ve önünüze dikilecek engelleri tasfiye edelim.” demişler.

Aynı şey Erbakan’a söylendiğinde, “hadi oradan efendim” demiş; Eski Ülkücü Başkan Muhsin Yazıcıoğlu‘ya denilince, o da “ne münasebet, efendim” demiş.

RTE ise tereddütsüz “olur bu iş vallahi!” demiş. Ne de olsa kenar mahalle çocuğu; Çakallıktan anlıyor. Eski ülkücü, Özel Harp Dairesi’nin, yani maaşını ABD’nin ödediği ordu kurumunun kendilerini nasıl kullandığını iyi bildiğinden bu işe yanaşmamış olmalı; Hatta Erdoğan’ı da “elini verir kolunu kurtaramazsın” diye de uyarmış. Erdoğan da “ne olacak canım, şimdi evet deriz, işimize gelmeyen yerde de yan çizeriz”, deyince, Yazıcıoğlu da “ABD öyle oynamaya gelecek bir güç değildir.” yanıtını vermiş.

obama

Yürü ya kulum!

Her ne hal ise, BOP Projesi’nin Eşbaşkanı olacağını da öğrendikten sonra RTE boylu boyunca uzanmış projenin üzerine. Aslında RTE’nin bu işteki angajmanı Beyoğlu Belediye Başkan Adayı iken ABD Büyükelçisi Morton Abramowitz ile girdiği angajmanlarla başlıyor. İstanbul Belediye Başkanı olduğunda da aynı Abramowitz, RTE’yi geleceğin lideri olarak tanımlıyordu. Bu destektir ki onu Milli Görüşçüler arasında önlere geçiriyor. Cevherin değerini fark eden İngiltere ve İsrail de gereken muaveneti göstermekten imtina etmiyorlar. Bu arada projenin Cumhurbaşkanlığı sözünü verdiği Deniz Baykal da gereken desteği vermiş; Vermiş ama, Erbakan’dan sonra, RTE’den ikinci kazığı yiyen de o olmuş.

 

Tramvay, durak ve avanak

Sonuç olarak ABD “yürü ya kulum!” deyince, AB kapıları da açılmış ve oradan esen “demokrasi rüzgarlarına” bırakalım liberalleri, sosyalistler bile kapılmışlar; RTE’nin demokrasiyi kendisini gideceği durağa kadar götürecek olan bir tramvaya benzettiğini ve ineceği durak geldiğinde de “hadi bana eyvallah!” deyip gideceğini akıllarına getirmemişler. Çünkü adam gömlek değiştirmiş! Artık gömlek değiştirene mi, yoksa demokrasiyi değiştirilecek gömlek zannederek avanakça destek verenlere mi daha ağır laf etmeli, kestirmek zor.

RTE sözünün eri bir adam olarak da, önce liberalleri-sosyalistleri, sonra da Müslümanları arabadan atıp, yerlerine Ergenekoncuları ve MHP’li faşistleri alarak demokrasi tramvayını bu kez faşizm rayına sokup yoluna devam ediyor. Geride bıraktıkları akıllandı mı yoksa hala, “o zaman öyleydi, şimdi böyle!” mi demeye devam ediyorlar önemli değil ama bunlar arasında Cemaatçiler öyle bir hallere sürüklendiler ki, bunu en 28 Şubatçı bile yapmaya cesaret edemezdi.

Kuşkusuz bu yaşananlardan geride kalanlar ders çıkarırken elbette birlikte yürümeye devam edenler de bir dersler çıkarıyorlardır. Yani, Ergenekoncular ve MHP’liler, (hadi hatırları kalmasın) Erdoğan’ın Testicisi ve Kontrgerillanın oyuncağına dönüşmüş olan, “ateist olmayıp Müslüman materyalist olan ve cumaları, bayram ve cenaze namazlarını kaçırmayan” Perinçek de herhalde RTE’nin kendilerini hangi durakta tramvaydan atacağını dikkatle izlemektedirler. Çin “Maslahatgüzarı” Perinçek’e kulak asan pek olmasa da MHP arada bir RTE’ye kendisinin vazgeçilmezliğini hatırlatmayı ihmal etmiyor.

bahçeli

Zoraki koalisyon kapanı

RTE, ille başkan olacağım diye öyle bir mekanizma oluşturdu ki, kendisinin şikayet ettiği koalisyon tezgahına kendi ayaklarıyla düştü. Yasamayı esas olarak bir kanara itip yargı ve basını da ele geçirdikten sonra kuvvetlerin birliğini yaratmış olacağını sanırken kendisini bir çoğunluk tuzağının içinde buldu. Faşist ittifakı oluşturanların hepsi orada başka türlü var olamayacakları için bulunmaktadırlar. MHP ayrılsa bir kenara itilen parlamento yeniden öne çıkacak ve RTE’yi yönetemez hale getirecek. Ama bu arada muhtemel ki MHP’de ilk seçimde barajın altında kalıp partiyi İyi Parti’ye kaptıracak. 

Ergenekon ayrılsa RTE’nin ordu üzerindeki etkisinin ne olacağı belli değil ve Mısır’da Mursi’nin kendi atadığı Genel Kurmay Başkanı Sisi’nin tezgahına gelmesi gibi bir akıbet karşısına dikilebilir. Yakın zamanlarda iktidar beslemesi medyanın darbe köpürtmeleri sadece muhalefeti suçlama ve sindirme çabası olarak görülmemeli, ayrıca böyle bir korkunun içten içe beslendiğinin de dışa vurumu olarak kabul edilmelidir.

Ergenekon ise koalisyondan ayrıldığında en kısa sürede bir darbe gerçekleştiremediği takdirde bir önceki dönemde olduğu gibi kendisini yeniden hapislerde bulabilir. Elbette RTE bu iki ortağına çok da kötü davranmaya da cesaret edemez, zira ikisi birden muhalefetle bir anlaşmaya girip Erdoğan’ı hakimin önüne çıkarma imkanına sahiptirler.

RTE tek adam rejimi kuruyorum derken işte böyle bir kararsız dengenin üzerine oturmuş oldu. Halka, işçi sınıfına, kadınlara, doğaya, demokrasiye ve insan haklarına karşı ne varsa yapmakta mutabık olan bu üçlü faşist koalisyon kendi içinde taşıdığı bu gerilim ve karşısında var olan muhalefetin gücünün sürekli artıyor olması dolayısıyla içinde bulundukları dengesi bozuk kayığın içinde rahatça hareket ederek faşist kurumsallaşmayı gerçekleştiremiyorlar.

 

İncelikli manevralar

Kayığın dengesinin kararsız olması dolayısıyla hiç kimse sert harekete girişemiyor. Her şey büyük bir incelikle ve örtülü bir biçimde gerçekleştiriliyor. Bir gün Bahçeli, Alaattin Çakıcı isimli uyuşturucu tüccarı katili hastanede ziyaret edip ardından af çıkarılmasını istiyor ve çok geçmeden iktidar ortağı faşist partinin mafyacısı tahliye edilip esas patron Bahçeli’yi makamında ziyaret ediyor. Bu arada iktidarın mafyacısı, kan banyosu sapığı Sedat Peker “korkudan değil okumak için” Karadağ’a kaçıp, mafya tarihine bir vodvil hediye etmek amacıyla videolar yayınlıyor ve “bak anlatırım haa!!” diyor.

Bir başka gün İçişleri Bakanı olmayacak bir işten dolayı istifa edip birkaç saat sonra RTE’nin istifayı reddiyle görevine geri dönüyor; üzerinden çok geçmiyor, iktidarın gözdelerinden kabul edilen, Fetömetre mucidi Tümamiral Cihat Yaycı, 15 Temmuz’un sabıkalısı Savunma Bakanı’nın istemi üzerine kızağa çekilmenin ardından istifa ediyor.

Aslında bütün bunlar ve daha duyamadığımız niceleri aynı Cemaatle olan ortaklık sırasında ortaya çıkan paylaşım kavgalarında olduğu gibi, dengesiz kayığın içindeki incelikli erk ve rant paylaşımı kavgalarının dışavurumlarıdırlar.

yaycı

Bu dengesiz kayık devrilecek

Bu hareketlerin kayıkta yarattığı dengesizlik ise, Suriye, Kürdistan, Libya saldırıları ve nihayet üç vekilin Meclis’ten ihracıyla yeni bir zirveye ulaşan muhalefetle olan çelişkilerin keskinleştirilmesi ile dengelenmeye çalışılmaktadır. İyi bilmektedirler ki, bugünler daha onların iyi günleridir. Dünya krizinin etkilerinin daha kuvvetle hissedilmeye başlanacağı yıl sonuna doğru iç çelişkiler daha da şiddetlenecek ve dengesiz kayık devrilme tehlikeleriyle yüz yüze gelecektir. Dış çelişkilerin böylesine artırılma çabasının arkasında sadece hızla gelişmekte olan küresel iktisadi kriz değil aynı zamanda yerel seçimlerde alınan yenilginin ardından muhalefetin moral kazanıp yükselmeye devam etmesi ve yenilginin yarattığı moral bozukluğuyla ortaya çıkan aşağıya doğru gidişin hızlanması ve yerel yönetimlerin kaybedilmesi ile oluşan rant paylaşım imkanlarının daralması yatmaktadır.

turtayl

 

Güçlü bir muhalefet ekseninin oluşması iktidarın iç çelişkilerinin daha da keskinleşmesini ve bugün küçük çatlaklar olarak dışa vuran sıkıntıların yarın koalisyonun tümden çatlamasıyla sonuçlanması ve bir erken seçime yol açması sürpriz olmayacaktır. İşledikleri suçlar dolayısıyla gerçek bir beka sorunuyla bir bütün olarak yüz yüze bulunan iktidar ortaklığı esasında dayanabildiği kadar dayanıp 2023’e kadar iktidarda kalmayı istemektedir ama faşist bloktan çıkan çatlak sesler bir erken seçimin istemeden kapıya dayanmasını da ihtimal dahiline getirmektedir.

Bu dengesiz kayık, gelişen küresel fırtınaya dayanma kabiliyetini gösteremeyip er ya da geç devrilecek ve içindeki fareler hak ettikleri tarihin çöp sepetine süpürülüp atılacaklardır.

Ecelinin yaklaştığını hissedenler son bir umutla kutsal kitaplara sarılırlar. Erdoğan son seçimlerden beri Kuran’la yaptığı şovlarına Ayasofya’da Fetih suresini ekledi. Tam bu sırada kendisi gibi, dengesiz bir kayıkta ayakta durmaya çalışan Trump da elinde İncil, etrafında binlerce polis ile kilisenin önüne dikildi.

Duruşları bir; akibetlerinin de bir olduğunu çok geçmeden göreceğiz!

Son Haberler

Popüler Haberler