Emniyet akademisyenlerin pasaport başvurusunu dahi kabul etmiyor

KHK ile mesleğinden ihraç edilen Eğitim-Sen üyesi ve imzacı akademisyenin, yasal engel bulunmamasına rağmen pasaport başvurusu kabul edilmedi.

Emniyet akademisyenlerin pasaport başvurusunu dahi kabul etmiyor

OHAL kapsamında çıkartılan Kanun Hükmünde Kararname’yle kamudan ihraç edilen Eğitim Sen üyesi ve/veya ‘barış imzacısı’ hocaların bazılarına ‘risk altındaki akademisyenler’e verilen burslar aracılığıyla yurt dışındaki üniversitelerden iş teklifleri geliyor. Kamudan ihraç edilirken yeşil pasaportları da iptal edilen hocalar yeni bir pasaport almak için Emniyet’e başvurmak istediklerinde kendilerine bir kağıt veriliyor. Tebliğ kağıdında ise pasaport başvurusunun kabul edilmediği ve nedeninin söylenemeyeceği yazılıyor.

Avukatının uyarısı sonucu adının yazılmasını istemeyen akademisyen  Duvar'dan Özlem Akarsu Çelik'in sorularını yanıtladı:

İhraç edilen hocaların pasaport alamadıklarını duyuyoruz bir süredir. Sizin de aynı sorunu yaşadığınızı öğrendik. Her gün yaşanan bu durumu neden kimse dile getirmiyor?

Kamudan ihraç edilen birkaç arkadaş başvurduk pasaporta. Ancak müracaatımız bile alınmadı. Bu konuda hiçbir açıklama yapılmıyor, bilgi verilmiyor bizlere. Pasaport başvurusu reddedilen arkadaşlarımız bugüne kadar üniversiteye geri dönme ihtimalleri olduğunu düşünerek konuşmak istemediler. Görünen o ki dönüş ihtimali, hepimiz için giderek azalıyor. Ben de avukatıma sordum size konuşmadan önce. Yurt dışına çıkış yasağım olmadığı için belki pasaportumu alabilirmişim. Bu yüzden şansımı tekrar deneyeceğim. Sanırım herkesin benzer gerekçeleri var bu eziyeti yüksek sesle dillendirmemek için.

Neden yurt dışına çıkmak istiyorsunuz?
Defalarca yurt dışında bulundum ama hiçbir zaman orada yaşamayı hayal etmedim. Bugün de istemiyorum ama ne iş yapabilirim? ‘Risk altındaki akademisyenler’e verilen bir burs aldım. Avrupa’da çok iyi bir üniversiteden iyi bir teklif! Ancak bunu bile değerlendirmeme izin vermiyorlar. Şu anda da gitmek istemiyorum ama kendi ülkemden ümidimi kesmemek için çok çabalıyorum.

Hocam sorması ayıp 20 küsur yıl üniversitede hocalık yapmış biri olarak ne iş yapmayı düşünüyorsunuz?
Ne evim var ne arabam ne de bir güvencem. Hiçbir birikimim yok. Aileden falan da yok. BAK (Barış İmzacısı Akademisyenler)’tan arkadaşlarımız üniversitelerden atılmaya başladığında onları desteklemek üzere bir fon oluşturmuştuk sendikada. Bu işi başlatanlardan biri de bendim. Bir gün bu fondan benim yararlanabileceğimi hiç düşünmemiştim. Sendikanın böyle bir katkısı oluyor ama sınırlı bir katkı elbette. İş arıyorum anlayacağınız.

OHAL sebebiyle hak aramak çok zor görüyoruz ama yasal haklarınız için başvurdunuz mu?
Emeklilik başvurusu yaptım ama her şey öngörülemez bir durumda şu an. Tazminat vs. alamıyoruz zaten. Herhalde onlar OHAL’den sonra mümkün olur olursa. Emekli maaşımı alabilirsem ne âlâ! Her koşulda bir iş bulup çalışmak zorundayım çünkü hiçbir gelirim yok.

Hem üniversitelerde çalışamaz hale getirildiniz hem yurt dışındaki iş imkânlarınıza da engel olunuyor. Medeni ölüm diye tarif ettikleri bu herhalde, değil mi?
Medeni ölüm dedikleri aslında vahşi kapitalizm, neoliberalizm! Bizi bununla korkutmaya çalışıyorlar. Fakültenin önünden geçerken aklımdan o kadar çok şey geçiyor ki! Bu kadar adaletsizliğe nasıl katlanacağız da devam edeceğiz hayata, onu düşünüyorum. Çoluğu çocuğu olan arkadaşlarımız var. Benim adımı ihraç listesine yazan rektöre sormak istiyorum, neden? Nasıl yapabildi bunu? İnsan nasıl bu kadar kötü olabilir? Yaz kış demeden en fazla üreten hocalardan biriydim ben ve karşılığı işsiz kalmak oldu.

Eğitim Sen’li, ‘barış imzacısı’ bir akademisyenin ihracıyla ‘FETÖ’ ile bağlantısı olduğu iddiasıyla ihraç edilenlerin ne farkı var?
Onlar çok yalnızlar. Biz ise dayanışma ağıyla çevriliyiz. Bir avukat arkadaşım anlattı. FETÖ soruşturması kapsamında tutuklanan bir kadın avukat kendisini tutuklayan polise “Ağabey yapma lütfen!” diye yalvarıyormuş. Bir avukatın polise yalvardığını düşünemiyorum! Bizim içimizden kimseden böyle bir tavır göremezler! Buna şaşırıyorlar zaten. FETÖ soruşturmasında tutuklananlar cezaevinde bizim solcuların ne kadar çok ziyaretçisi olduğunu şaşırarak izliyormuş. Çünkü onlara sahip çıkan yok. Yapayalnızlar. Avukat bile bulamıyorlar. Bizde ise tam tersi. Bu kadar çok sevildiğimi, bu kadar çok beni düşünen dostum olduğunu işsiz kalınca anladım. Herkes benim için bir şeyler yapmak istiyor. Biz de korkuyoruz elbette ama bizim korkumuz birbirimize el vermemizi engellemiyor. Güzel olan da bu!

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler