Ekoloji Birliği: 'Yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır'

Ekoloji Birliği'nin bugün Ankara'da “İklim Krizine ve Ekolojik Yıkıma Dur Diyoruz” adıyla düzenleyeceği miting Ankara Valiliği tarafından yasaklandı. Ekoloji Birliği konuya dair açıklama yaptı. Açıklamada, ''Yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır'' ifadeleri kullanıldı.

Ekoloji Birliği: 'Yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır'

SiyasiHaber

Ekoloji Birliği'nin Ankara'da 26 Ekim 2019 Cumartesi (Bugün) ''İklim Krizine ve Ekolojik Yıkıma Dur Diyoruz'' şiarı ile düzenleyeceği miting Ankara Valiliği tarafından mitingden bir gün önce yasaklandı. 

Ekoloji Birliği bu antidemokratik karara karşı bir basın açıklaması yaptı.

''Mücadelemize getirilen antidemokratik yasaklama''

Açıklamada, ''Her şeyden önce yaşamı savunma mücadelemize getirilen bu antidemokratik yasaklama kararını protesto ediyoruz. Mitingden bir gün öncesine kadar bu kararın açıklanmaması ayrı bir demokrasi ayıbıdır. Bir kez daha diyoruz ki; yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır. İklim Krizine, ekolojik yıkıma, talana, ve soyguna daha gür sesle DUR demeye devam edeceğiz.'' denildi. 

Açıklamanın devamında ise, ''Ankara Valiliği bir ekoloji mitingini neden yasaklar?'' sorusu sorularak miting yapılabilseydi nelerin gündeme getirileceği sıralandı:

  • Ankara’ya ekoloji, emek, demokrasi, kadın hakları ve toplumun tüm kesimlerinin sosyal, kültürel ve ekonomik hakları için birlikte mücadele edeceğimizi herkese ilan etmeye geliyorduk. 
  • Kapitalist sistemin doğayı, yaşam alanlarımızı ve emeğimizi pazar haline getirmesine ve sömürmesine HAYIR demeye geliyorduk.
  • Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirleten, doğayı ve yaşamımızı tehlikeye atan nükleer ve termik santrallere, altın madenlerine, HES’lere, RES’lere, JES’lere, balık çiftliklerine, endüstriyel tarıma, kirli sanayiye, taş ocaklarına, aşırı yapılaşmaya, çılgın mega projelere, sınırsız sonsuz otoyollara, betonlaşmaya DUR demeye geliyorduk.

Açıklamanın tam metni:

EKOLOJİ MİTİNGİ’NİN ANKARA VALİLİĞİ TARAFINDAN İPTALİNİ PROTESTO EDİYORUZ                                              

Sevgili basın mensupları, değerli arkadaşlar,

Ekoloji Birliği olarak, 26 Ekim 2019 Cumartesi günü Ankara’da “İklim Krizine ve Ekolojik Yıkıma DUR Diyoruz” adıyla düzenleyeceğimiz miting Ankara Valiliği tarafından yasaklanmıştır.

Her şeyden önce yaşamı savunma mücadelemize getirilen bu antidemokratik yasaklama kararını protesto ediyoruz. Mitingden bir gün öncesine kadar bu kararın açıklanmaması ayrı bir demokrasi ayıbıdır. Bir kez daha diyoruz ki; yasaklar yaşamı savunma mücadelemize engel olamayacaktır. İklim Krizine, ekolojik yıkıma, talana, ve soyguna daha gür sesle DUR demeye devam edeceğiz.

Değerli basın mensupları,

Ankara Valiliği bir ekoloji mitingini neden yasaklar? Öncelikle bu soruyu ortaya atıp, eğer mitingi yapabilseydik neleri gündeme getireceğimizi özet olarak sizlere sıralamak isteriz.

Ankara’ya ekoloji, emek, demokrasi, kadın hakları ve toplumun tüm kesimlerinin sosyal, kültürel ve ekonomik hakları için birlikte mücadele edeceğimizi herkese ilan etmeye geliyorduk. 

Kapitalist sistemin doğayı, yaşam alanlarımızı ve emeğimizi pazar haline getirmesine ve sömürmesine HAYIR demeye geliyorduk.

Havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirleten, doğayı ve yaşamımızı tehlikeye atan nükleer ve termik santrallere, altın madenlerine, HES’lere, RES’lere, JES’lere, balık çiftliklerine, endüstriyel tarıma, kirli sanayiye, taş ocaklarına, aşırı yapılaşmaya, çılgın mega projelere, sınırsız sonsuz otoyollara, betonlaşmaya DUR demeye geliyorduk.

ALTIN MADENCİLİĞİ VE METALİK MADENCİLİK’li ilgili şunları söyleyecektik; 

Bizler; onurlu Bergama mücadelesinin bize açtığı yoldan yürüyoruz.

Buraya altın madenleri ve diğer metalik madenlerine karşı Cerattepe’de, Kazdağları’nda,(Kirazlı, Lapseki), Madra’da (Burhaniye-İvrindi), Havran’da (Tepeoba, Eğmir), Balya’da, Kalkım’da (Karaaydın), Sındırgı’da (Kızıltepe), Kozak’ta,  Murat Dağı’nda, Gümüşhane’de (Mastra, Yıldız, Midi), Kütahya’da, Uşak’ta (Eşme Kışladağ), Manisa’da (Salihli Sart), Turgutlu’da (Çaldağ), Erzincan’da (İliç, Alaçer), Fatsa’da (Altıntepe), Niğde’de (Bolkardağ, Kızıltepe, Tepeköy), Eskişehir’de( Kaymaz, Söğüt), Kayseri’de (Himmetdede), Sivas’ta (Bakırtepe), İzmir’de (Efemçukuru, Çukuralan), Ayvalık’ta (Karaayit), Munzur Dağları, Bafa Ilbıra’da daha adını sayamadığımız bir sürü yerde verilen mücadeleyi birleştirmeye gelecektik. Arama aşamasında olan daha yüzlerce projenin olduğu yerlerde, Balya Orhanlar’da, Erzincan Kemaliye’de, Samsun Kavak’ta, Tokat Tozanlar’da ve daha birçok yerde yükselen mücadeleyi selamlıyoruz.

TERMİK SANTRALLAR konusunda Ankara’da, siyasetin merkezinde ülkemizdeki ekoloji mücadelelerinin birliği olarak şunları söyleyecektik;

Halen çalışmakta olan 42 termik santral ile hem havamız hem sularımız hem topraklarımız kirletildi, iklim krizinin daha da artmasına neden olundu. Yapım aşamasında olan, üretim lisansı almış, ön lisans almış daha onlarca termik santral projesi var.

Muğla Yatağan’da, Göbel Dağı, Milas Çamköy, Karacahisar, Ören’de, Afşin Elbistan’da, İskenderun’da, Adana’da, Zonguldak’ta, Silopi'de, Çan’da, Karabiga’da, Konya’da, Kütahya’da, Amasra’da, Gerze’de, Yırca’da daha pek çok yerde termik santrallara ve kömür ocaklarına karşı verilen mücadeleyi birleştirmeye gelecektik.  

NÜKLEER SANTRALLAR;

İlk nükleer santral projesi olan Mersin Akkuyu’da temel atıldı. Daha temel aşamasında inşaatta çatlaklar meydana geldi ve aylar sonra basına yansıdı. Ekoloji Birliği olarak bu durumu kınadık ve inşaatın bir an önce durdurulmasını istedik. Yıllardır mücadele edilen Sinop Nükleer Santralı Projesi’nde Japonya, çeşitli gerekçelerle projeden çekildiğini açıkladı. NGS için İnceburun Yarımadasında kesilen yüz binlerce ağacın kesildiği ile kaldı. Ülkemizde Nükleer Santrallara karşı verilen mücadeleyi birleştirmeye geliyorduk.

HES’LER;

Özellikle Karadeniz’in tüm derelerine, Akdeniz’e, Munzur nehri ve diğer dere ve ırmaklara yapılan HES’ler derelerimizi kuruttu, yeraltı ve yerüstü su sistemlerimizi altüst etti. Heyelanlara, sellere neden olundu.  Barajlar iklimi değiştirdi, toprakların çölleşmesine, tuzlanmasına neden oldu. Derelerimiz, sularımız meta haline getirildi.  HES’lere karşı verilen mücadeleyi birleştirmeye geliyorduk.

RES’LER;

Karaburun, Çeşme, Ayvacık Kıran Köyleri, Balıkesir Köyleri, daha adını sayamadığımız pek çok yer RES türbinleri ile kaplandı ve yenilenebilir enerji yalanları ile köylülerin yaşam alanlarının içine kadar girildi. Eybek Dağı ve daha onlarca dağ RES tehdidi altında.

JES’LER;

Aydın’da, Manisa’da, Turgutlu’da, Gülpınar’da, daha pek çok yerde JES’ler havayı, suları, toprakları zehirledi, yaşamı çekilmez hale getirdi. Aydın’ın dağından yağ, ovasından bal akmaz oldu. Menderes Nehri’nde canlı yaşamaz hale geldi. Ayvalık, Yenice, Ayvacık, Ezine, daha bir çok yerde yeni arama ruhsatları veriliyor. Yenilenebilir, temiz  enerji yalanına bir kez daha tanık olduk.

ÇILGIN MEGA PROJELER

İstanbul’un kuzey ormanları ve yeşil alanları, boğaz ekosistemi, köprüler, havaalanları, otoyollar gibi mega projelerle yaşanmaz hale geldi.

Ülkemiz otoyol ve köprü projeleri ile, aşırı yapılaşma ile beton yığınına çevrildi.

Karadeniz’de turizm gerekçesiyle “yeşil yol” adıyla yaylalar betonlaştırılıyor, yağmaya, talana açılıyor.

TAŞ OCAKLARI

Finike’de, Aydın’da, Manisa’da, Kocaseyit’te, Büyükdere’de, Ayvalık’ta, Bergama’da, Kozak yaylalarında, binlerce taş ocağı işletmesi ile doğamız onarılamaz yaralar aldı.

BALIK ÇİFTLİKLERİ

Ayvalık’ta, Çeşme’de, Seferihisar’da, Urla’da, Mersin’de daha pek çok yerde balık çiftlikleri ile denizler kirletildi. İnsanlara sağlıksız, antibiyotikli balık ürünleri yedirildi ve yediriliyor.

ENDÜSTRİYEL TARIM VE HAYVANCILIK ve TARIM İLAÇLARI

Tarım ürünleri üretiminde kar maksimizasyonu anlayışı ile geleneksel ve ekolojik tarım yöntemleri terk ettirildi ve unutturuldu. Atalık tohumlar kaybettirildi. Endüstriyel tarım ve hayvancılığa verilen destek ve teşviklerle gıda üretimi tamamen yeni rant alanı haline getirildi. Tarım alanları tarım ilaçları ile ot ilaçları ile, kimyasal gübrelerle kirletildi.  Endüstriyel tarım ve hayvancılık ile insanlar sağlıksız ürünlere mahkum ettirildi.

Tarım arazilerimiz nükleer, termik santraller yetmiyormuş gibi biyokütle enerji santralı ile de tehdit edilmeye başlandı.

ENDÜSTRİYEL VE SANAYİ ATIKLARI, SANAYİ BÖLGELERİ

Sanayi bölgelerinin kimyasal atıkları arıtılmadan doğaya, ırmaklara, derelere bırakıldı, bırakılıyor. Ergene Nehri, Menderes Nehri adeta zehir saçıyor. Ali Ağa, Foça ve Kocaeli halkı hemen yakınlarındaki bir çok kirletici sanayi kuruluş nedeniyle  nefes alamaz hale geldi.

TARİHİ ve DOĞAL SİT ALANLARI VE ANTİK KENTLER 

Allianoi gibi, Hasankeyf gibi antik kentlerimiz, değerlerimiz baraj suları altında bırakıldı, bırakılmaya çalışılıyor. Antik kentlerin yakınlarında termik santraller yapılıyor.

Salda Gölü’ne göz diktiler. Millet Bahçesi yapmak istediler. Salda Gölü’nün doğallığı bahçe, dokunmayın, dokundurmayacağız. Göremenin Milli Park Statüsü kaldırıldı. Bizler projelerle doğallığın nasıl bozulduğunu Trabzon Uzungöl’de gördük.

ORMAN YANGINLARI

Güvenlik gerekçeleri ile ormanlarımız yakıldı. Orman yangınları ile mücadele konusu da rant haline getirildi. Yangınlarda gerekli önlemler alınmadı ve binlerce ormanlık alan içindeki tüm canlılarla birlikte her yıl yok oluyor.

Ankara’ya yanan ormanlarımızın, sincaplarımızın, ceylanlarımızın çığlığını; denizlerimizin, derelerimizin, göllerimizin kirliliğinden isyan eden tüm canlılarının yakarışını; tarihi, kültürel miraslarımızın yok edilişinin üzüntüsünü getirecektik.

Bu kutsal mücadelede ne yazık ki ölümlere de tanıklık ettik.  Metin Lokumcu’yu kaybettik. Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti katledildi. Tutuklandık, gözaltına alındık. Yılmadık haklı mücadelemizin onuruyla direndik, direnmeye devam ediyoruz.

Tüm bu saydıklarımızdan sonra ana taleplerimiz aşağıdadır:

• Altın madenciliği, metalik madencilik, termik santrallar, HES’ler, JES’ler, RES’ler, balıkçiftlikleri, taş ocakları, aşırı yapılaşma, endüstriyel hayvancılık, gereksiz duble yollar, köprüler, havaalanları gibi iklim krizine ve tüm ekolojik yıkıma yol açan  tüm talan ve yıkım projelerinin ve faaliyetlerinin ülkenin her tarafında acilen durdurulmasını,

• Halkın onayı olmayan hiçbir projenin uygulanmamasını, 

 • Bu projelerinin ve çalışmalarının önünü açan başta maden ve enerji yasaları olmak üzere tüm ilgili mevzuatın bir daha ekolojik yıkıma ve talana izin vermeyecek şekilde yeniden düzenlenmesini,

• Ekoloji, emek, demokrasi, kadın hakları mücadelesi önündeki tüm engellerin, kısıtlamaların, yasaklamaların kaldırılmasını istiyoruz.

 EKOLOJİ BİRLİĞİ YÜRÜTME KURULU

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler