Diyanet İşleri Başkanı'ndan geri adım: O sözleri Atatürk için söylemedim

Camiye dönüştürülen Ayasofya'nın ilk cuma hutbesinde Atatürk'e lanet okuması üzerine eleştirilerin odağı haline gelen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Ahmet Hakan'a bir yazılı açıklama göndererek kendini savundu: "O sözleri geçmiş için değil, gelecek için söyledim"

Diyanet İşleri Başkanı'ndan geri adım: O sözleri Atatürk için söylemedim

 

Ayasofya'daki cuma hutbesinde, "Fatih Sultan Mehmet Han burayı kıyamete kadar cami olarak kalması için vakfetmiştir.  Vakfedenin şartını çiğneyen lanete uğrar" sözleri nedeniyle Atatürk'ü hedef aldığı belirtilen Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş "Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter. 'Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun' şeklinde. Ben de hutbede buna atıfta bulundum. Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil" açıklamasında bulundu. 

T24'ün haberine göre Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Hakan'a yazılı açıklama yapan Erbaş, "Ayasofya hutbemde temas ettiğim 'Vakıf malı dokunulmazdır, dokunanı yakar; vâkıfın şartı vazgeçilmezdir, çiğneyen lanete uğrar' ifadesiyle ilgili şu açıklamayı yapabilirim: Genel olarak vakfiyelerin sonu, vâkıfın bedduasıyla biter. 'Bu vakfımı kimler amacı dışında kullanırsa Allah’ın, meleklerin, peygamberlerin, tüm Müslümanların laneti onların üzerine olsun' şeklinde.Ben de hutbede buna atıfta bulundum.  Sadece Ayasofya’yı değil tüm vakıf mallarını kastettim. Geçmişi değil, bundan sonrasını kastettim. 'Uğramıştır' demedim, 'Çiğnerse lanete uğrar' dedim." ifadesini kullandı. 

 

Erbaş açıklamasında şunları kaydetti: 

"Atatürk 82 sene önce vefat etti. Vefat eden insanlara dua edilir, beddua değil. Geçen geçmiştir, Allah Teala da “tilke ümmetün kad halet, lehâ mâ kesebet ve leküm mâ kesebtüm” (Onlar gelip geçen bir ümmettiler. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandıklarınız sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu değilsiniz) (Bakara 141) ayetiyle bizi uyarmaktadır.

Biz geçmişe takılmadan geleceğe bakmalıyız. Kaldı ki Ayasofya’nın müzeye dönüştürülmesi hususunda Atatürk’ün dahlinin olup olmadığı da tarihçiler arasında tartışmalı bir konudur. Velhasıl bizim millet olarak vakıf mallarını koruma konusunda çok titiz olmamız gerekir. Bunu sağlamanın tek yolu kanunlarla korkutarak olmamalı. Farklı yollarla vicdanlar harekete geçirilmeli ve inanç ilkeleri de devreye sokulmalı.

Diyanet İşleri Başkanı olarak bunu Müslümanlara hatırlatmak benim görevim. Ben görevimi yapıyorum. Ama birileri benim görevim gereği hatırlattığım hususlar üzerinden bilerek ya da bilmeyerek tefrika çıkarıyor. Bizim inancımızda vâkıfın (vakfedenin) vasiyeti nass hükmündedir. Ona uymak gerekir.

Bunu Müslümanlara Diyanet İşleri Başkanının camide, hutbede hatırlatması son derece normal bir davranıştır, polemik konusu yapmak iyi niyetli bir tavır değildir. Allah yar ve yardımcımız olsun."

Hakan, Erbaş'ın yazılı açıklamasına ilişkin, "Bu tartışmayı sürdürmek tabii ki mümkün. Ama tartışmayı sürdürürken Prof. Ali Erbaş’ın yaptığı bu son açıklamayı dikkate almak şart." yorumunu yaptı. 

 

Ne olmuştu?

Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş, Diyanet’in resim sitesinde yayımlanan cuma hutbesinin dışına çıkmış, "Fatih Sultan Mehmet Han burayı kıyamete kadar cami olarak kalması için vakfetmiştir. Vakfedileni çiğneyen lanete uğrar" ifadelerini kullanmıştı.

Ayasofya, Mustafa Kemal Atatürk'ün de imzasının bulunduğu 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla müzeye dönüştürülmüştü.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler