DİSK’ten hükümete 48 saat süre: Zorunlu ve acil işler dışında çalışma durdurulsun, çalışmama hakkımızı kullanacağız!

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu hükümete 48 saat süre verdi, “Zorunlu ve acil işler dışında çalışmanın durdurulmasını istedi. Aksi takdirde yasal ve yaşam hakları olan işe gitmeme, çalışmaktan kaçınma, yani evde kalma hakkını kullanacaklarını açıkladı.

DİSK’ten hükümete 48 saat süre: Zorunlu ve acil işler dışında çalışma durdurulsun, çalışmama hakkımızı kullanacağız!

 

SiyasiHaber

Devrimci İşçi Sendikaları konfederasyonu (DİSK) Başkanı Arzu Çerkezoğlu hükümete 48 saat süre verdi, “Zorunlu ve acil işler dışında çalışmanın durdurulmasını istedi. Aksi takdirde yasal ve yaşam hakları olan işe gitmeme, çalışmaktan kaçınma, yani evde kalma hakkını kullanacaklarını açıkladı.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında önlemlerin eksik alındığını dile getiren Çerkezoğlu, "Emekçiler iş kaygısıyla zorunlu olarak salgın koşullarında çalışıyor ve gerekli tedbirler ve önlemler henüz alınmış değildir” dedi.

Çerkezoğlu yaptığı açıklamada AKP'ye 48 saat vererek  ‘Emekçiler için yaşamsal gereklilikler doğrultusunda Hükümetin acilen adım atmasını ve düzenleme bekliyoruz. Bu adım atılmadığı takdirde çalışanlar, ciddi ve yakın bir tehlike nedeniyle çalışmama hakkını kullanacaktır’ uyarısında bulundu.

 

‘Evde kal’ çağrıların anlamlı olması için işten çıkarmalar yasaklanmalı

AKP'nin "evde kal" çağrılarının emekçiler için bir şey ifade etmediğini söyleyen Çerkezoğlu şöyle devam etti: “Milyonlarca işçi Covid-19’a maruz kalacak şekilde işe gitmek zorunda kalıyor, sağlıklı olmayan koşullarda çalışıyor. İmalat sanayinde üretim sürüyor, inşaatlarda işçiler çalışıyor, bankalarda, hizmet sektöründe ve belediye hizmetlerinde çalışma devam ediyor. Emekçilerin kendisi, çalışma arkadaşları ve ailesi salgın riski altında bulunuyor. Defalarca ifade ettik, uyardık: “Evde kal” çağrılarının anlamlı olması için, işten çıkarmaların yasaklanması, zorunlu ve acil mal ve hizmet üretimi dışında tüm işlerin durdurulması şarttır”

 

İktidara 48 saat süre

Ayrıca iktidara gerekli tedbirlerin alınması konusunda uyarılarda bulunarak 48 saat süre veren Arzu Çerkezoğlu, şunları söyledi: "Emekçiler açısından bu yaşamsal gereklilikler doğrultusunda hükümetin acilen adım atmasını ve sektörlere göre düzenlemeleri yapmasını bekliyoruz. Söz konusu karar ve buna uygun yapılacak düzenlemelerin 48 saat içerisinde hayata geçirilmesi mümkün, dahası salgının yayılma hızı göz önüne alındığında zorunluluktur.

Ülkeyi yönetenler bu adımı atmadığı takdirde temel, zorunlu ve acil işler dışındaki işlerde çalışan işçiler, yaşamlarını tehdit eden bu koşullarda 6331 sayılı yasanın 13. maddesinde de açıkça belirtildiği şekilde ciddi ve yakın bir tehlike nedeniyle çalışmaktan kaçınacak ve çalışmama hakkını kullanacaktır. Bu işçilerin yasal hakkıdır, dahası yaşam hakkıdır.

Bu ülkenin tüm yurttaşlarının, işverenler ve ülkeyi yönetenler kadar emekçilerin de bu devasa salgından kendisini koruma hakkı vardır. DİSK olarak bu zaman zarfında süreci tüm emekçilerle birlikte izleyecek, değerlendirmeleri yapacak ve bu doğrultuda gerekli kararları alarak iş yerlerimizden başlayarak hayata geçireceğiz."

 

 

“Köklü bir sosyal ve ekonomik programa ihtiyaç vardır” diyen DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu bu programın temel taşlarını şöyle açıkladı:

 

Temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üreten işler dışında bütün işlerde salgın süresince çalışma durdurulsun

“Halkın sağlığının korunması için evden çıkmamak, fiziki teması en aza indirmek yaşamsal önem taşıyor.  Ancak halka “evde kalın” çağrısı yapanlar çalışan milyonlarca emekçi için çözüm üretmiyor. Milyonlarca işçi COVID-19’a maruz kalacak şekilde işe gitmek zorunda kalıyor, sağlıklı olmayan koşullarda çalışıyor.

İmalat sanayiinde üretim sürüyor, inşaatlarda işçiler çalışıyor, bankalarda, hizmet sektöründe ve belediye hizmetlerinde çalışma devam ediyor. Emekçilerin kendisi, çalışma arkadaşları ve ailesi salgın riski altında bulunuyor.

Defalarca ifade ettik, uyardık: “Evde kal” çağrılarının anlamlı olması için, işten çıkarmaların yasaklanması, zorunlu ve acil mal ve hizmet üretimi dışında tüm işlerin durdurulması şarttır. Özelde ve kamuda çalışanların işlerini güvence altına almadan, işleri devlet kararı ile durdurmadan işçilere “evde kalın” demek nafiledir, halkla ilişkiler kampanyaları ile gerçek sorunlar çözülmez. Halkın, işçi sınıfının ihtiyacı nasihat değil icraattır.

Bu ağır salgın sürecinde acil, gerekli ve zorunlu olan sağlık, temizlik, ilaç ve gıda gibi mal ve hizmet üretimi alanları dışındaki üretim birimlerinde iş derhal durdurulmalı ve çalışanlar ücretli izinli sayılmalıdır.

Zorunlu çalışmanın devam ettiği işyerlerinde çalışma saatleri azaltılmalı ve düzenlenmeli, çalışanların birbirleriyle mesafeleri uygun biçimde olmalıdır. Dezenfeksiyon işlemleri, sağlık taramaları ve yaygın test gibi önlemlerin aksatılmaması gerekmektedir. Bu uygulamaların sadece işçilerin kendi sağlıklarını korumak için değil, hastalığın ailelerine taşınıp topluma yayılması riski için de gerekli olduğu unutulmamalıdır.

Zorunlu çalışma yapacak işçilerin işyerleri ve çalışma alanlarında hastalığın bulaşma riskini tamamen ortadan kaldıracak önlemler alınmalı ve aralıklarla doktor kontrolleri yapılmalıdır.

Salgının yayılmaması ve önlenmesi bakımından devam etmesi zorunlu olan hizmetlerde, bu görevleri yürütenlerin sağlıklı kalması gerekmektedir.

Hastalığın bulaşma riskini sıfıra indirecek maskeden gözlüğe, eldivenden özel koruma tulumuna kadar koruyucu malzeme ve ekipman ile çalışılması hayati bir ihtiyaçtır.”

 

Çalışmaktan kaçınma hakkına sahipsiniz

Bir kez daha altını çiziyoruz: Temel, zorunlu ve acil mal ve hizmet üretimi yapan işletme ve birimler dışında çalışma ACİLEN durdurulmalıdır. Aksi takdirde çalışanların hem kendi sağlıklarını hem de halk sağlığını korumak adına işe gitmeme, çalışmaktan kaçınma, yani evde kalma hakkı olduğunu hatırlatmak istiyoruz.

Söz konusu karar ve buna uygun yapılacak düzenlemelerin 48 saat içerisinde hayata geçirilmesi mümkün, dahası salgının yayılma hızı göz önüne alındığında zorunluluktur. Ülkeyi yönetenler bu adımı atmadığı takdirde temel, zorunlu ve acil işler dışındaki işlerde çalışan işçiler, yaşamlarını tehdit eden bu koşullarda 6331 sayılı yasanın 13. maddesinde de açıkça belirtildiği şekilde ciddi ve yakın bir tehlike nedeniyle çalışmaktan kaçınacak ve çalışmama hakkını kullanacaktır. Bu işçilerin yasal hakkıdır, dahası yaşam hakkıdır.

 

Salgın süresince işten çıkarmalar yasaklanmalı, çalışanlara ücretli izin verilmeli ve işsizler için ise koşulsuz işsizlik maaşı ödenmelidir

“Salgın için alınan önlemler ve salgının yarattığı ekonomik durgunluk nedeniyle yoğun işten çıkarmalar ve ücretsiz izin uygulamaları yaşanıyor. İşten çıkarmalar ve ücretsiz izin uygulamaları insanların gelir kaybına yol açıyor, yaşamlarını zorlaştırıyor ve onları virüse karşı korumasız hale getiriyor.

Covid-19’un toplumsal tahribatını önlemek için İş Kanunu’nda acil değişiklik yapılmalı; salgın süresinde işten çıkarmalar yasaklanmalıdır. Bu, devletin sosyal yükümlülüğü ve görevidir.İşten çıkarma yasağı süresince çalışanların geliri, işveren, işsizlik sigortası fonu ve devlet tarafından karşılanmalıdır.”

 

“Salgın süresince bütün yurttaşların geliri garanti edilmelidir”

“Salgın işçileri, kayıt dışı çalışanları, çiftçileri, esnafı ve serbest çalışanları ciddi bir gelir kaybı ile karşı karşıya getirmektedir. Devletin temel yükümlüğü böylesi bir toplumsal afet karşısında toplumun ekonomik olarak güçsüz kesimlerini korumaktır. Anayasa’nın gereği budur. Salgın süresince çalışanların ve halkın gelirinin güvence altına alınması için bir dizi önlem alınmalıdır”

 

İşsizlik sigortası 15 milyon işçiye 3 ay boyunca yeter

“İşsizlik sigortası kaynakları çalışanların iş ve gelir kaybını karşılamak için kullanılmalıdır. İşsizlik ve kısa çalışma ödeneği etkin biçimde uygulanmalıdır. Kısa çalışma ödeneği için yapılan yasa değişikliği son derece yetersizdir. Hükümet İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarını etkin kullanmaktan kaçınmaktadır. Bunun nedeni Fon kaynaklarının nakit ve likit olmamasıdır. Hükümet İşsizlik Sigortası Fonu kaynaklarını devlet tahvillerine yatırmıştır. Fon’un 131 milyar TL’lik kaynağının 122 milyar TL’si nakit değildir.

İşsizlik Sigortası Fonu kaynakları hızla nakit hale getirilmeli ve çalışanların gelir kaybını karşılamak için kullanılmalıdır. Fon’daki kaynaklarla 10 ile 15 milyon işçiye üç ay boyunca asgari ücret düzeyinde bir destek rahatlıkla sağlanabilir. İşsizlik Sigortası Fonu işten çıkarma yasağı ile birlikte, işi ve işçinin gelirini koruma fonu olarak kullanılmalıdır.

Derhal yasa değişikliği yapılarak işsizlik ödeneğinden ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanma için var olan ağır koşullar kaldırılmalı, işçinin parası işçi için kullanılmalıdır.”

 

Hükümet çalışamayan ve gelir kaybına uğrayanların geçimini sağlamalıdır

“Salgın nedeniyle işe gitmeyenlerin, işten çıkarılan, gelir kabına uğrayan, karantina ve tedavi altında olanların kendilerinin ve ailelerinin geçimini sağlamak Hükümet’in görevidir. Bu hem Anayasa’nın sosyal devlet ilkesinin hem de Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun getirdiği bir yükümlülüktür. 1930 tarihli Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nun 83. maddesi salgın hastalık nedeniyle uygulanacak tedbirler nedeniyle vatandaşlarının geçimlerinin Hükümet tarafından sağlanmasını öngörmektedir. Devlet bu yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır.”

 

Yurttaşların kredi, fatura ve vergi borçları ertelenmelidir

“Salgın süresince konutlarda harcanan elektrik, doğal gaz, su ve iletişim ücretsiz hale getirilmelidir. Ücretlilerin ve dar gelirlilerin tüketici kredileri, kredi kartı borçları ile vergi borçları salgın süresince ertelenmelidir. Tüm temel gıda ve ihtiyaç maddelerinde KDV oranları sıfırlanmalı ve salgın süresince sıkı fiyat denetimi yapılmalı, karaborsa ve fırsatçılığa izin verilmemelidir.”

 

Bütün bunlar için kaynak vardır!

  1. Devlet halkın sağlığını, işini ve gelirini korumak için seferber olmalıdır. Mevcut kamu kaynakları etkin kullanılmalı ve yeni kaynaklar yaratılmalıdır.

Gereksiz ve acil olmayan kamu yatırımları durdurulmalıdır. Salgın döneminde Kanal İstanbul gibi üzerinde toplumsal uzlaşma sağlanmamış projelerden vazgeçilmeli, kamu ihaleleri ve kaynaklar sağlık sektörüne yönlendirilmelidir.

  1. Araç garantili köprü ve yol ödemeleri ile hasta garantili şehir hastaneleri için şirketlere yapılan ödemeler durdurulmalıdır. Kamu-Özel Ortaklığı isimli projelerin kamulaştırılması hedeflenmeli, bu arada projelere dönük ödentiler TL’ye dönüştürülmeli ve garanti ödemeleri iptal edilmelidir.
  2. Salgınla mücadele bütçe gelirlerini azaltacak ve giderlerini artıracaktır. Kamu gelirlerini artırmak için toplumun zengin ve varlıklı sınıflarından daha fazla kaynak toplanmalıdır. Türkiye’de toplam servetin yüzde 42’si sadece toplumun yüzde 1’inin elindedir. Covid-19 koşullarında bu eşitsizlik sürdürülemez. Bu nedenle büyük servetlere sahip küçük bir azınlığın çok daha fazla fedakârlık etmesi gerekiyor. Covid-19 ile mücadele için etkin bir servet vergisi uygulanmalıdır.
  3. Salgın döneminde bütçe açığı ve enflasyon kaygısı geçerli olamaz. Ekonomide yaşanan daralmayı ve gelir kaybını önlemek için artan merkezi bütçe harcamalarını karşılamak için gerekirse Merkez Bankası avanslarına başvurma yoluna gidilmelidir.

DİSK olarak toplumsal bir felaket olan COVID-19 ile mücadele için sosyal devlet ilkesine dayalı kamucu ve toplum yararını esas alan köklü bir sosyal paket öneriyoruz.

COVID-19 ile mücadelenin köklü ve kamucu ekonomik politikalar ile yürütülmesini savunurken, günlük yaşama ilişkin getirilen kısıtlamaların salgınla mücadele amacı ile uyumlu olmasına ve salgınla mücadelenin yeni otoriter uygulamalara yol açmamasına dikkat çekmek istiyoruz. Salgınla mücadele, Meclis’in etkin çalışmasıyla, sendikaların, sağlık meslek örgütlerinin, yerel yönetimlerin katılımıyla şeffaf ve katılımcı bir şekilde yürütülmelidir.

Hükümet’i bir an önce halkın sağlığını, çalışanların işini ve hanelerin gelirini korumak için köklü ve kapsamlı bir sosyal devlet programını açıklamaya ve uygulamaya çağırıyoruz.”

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler