Covıd-19 bizim Triangle yangınımız olacak mı?

ÇEVİRİ - David UNGER’ın yazısını Labornotes’dan Erkan KIDAK çevirdi: “109 yıl önce 25 Mart 1911 tarihinde, New York’taki Triangle Gömlek Fabrikası’nın dokuzuncu katında çıkan yangında, kumaş hırsızlığını önlemek için işverenlerin çıkış kapılarını kilitlemesi nedeniyle, çoğunluğu göçmen genç kadın işçilerden oluşan 146 işçi hayatını kaybetti.”

Covıd-19 bizim Triangle yangınımız olacak mı?

 

David UNGER’ın[1] yazısı Labornotes’de 3 Nisan 2020 tarihinde yayımlandı.

 

Covıd-19 bizim Triangle yangınımız olacak mı?

Dünya bütün insanlar üzerinde olumsuz sonuçlar yaratabilecek korkunç bir salgının pençesinde. Ancak her zaman olduğu gibi Covid-19’un getirdiği yüklerin de orantısız bir biçimde işçi sınıfına ve yoksul kesimlere düşeceğini öngörmek mümkündür. ABD’deki krizin merkez üssü olan New York’ta, krizin öncelikle kamusal alanlarda insanlarla doğrudan temas halinde olan market çalışanları ve toptan teslimatçıları, taşımacılık işçileri ve sağlık sektöründe çalışanları etkilediğini görüyoruz.

İşçilerin hastalık ve ölüm hikayelerini dinleyerek umutsuzluğa kapılmak kolay gibi gelmektedir. Ancak tarihten ders almak gerekirse, krizin işçi hareketi için fırsat yaratabileceğini görmek mümkündür.

109 yıl önce 25 Mart 1911 tarihinde, New York’taki Triangle Gömlek Fabrikası’nın dokuzuncu katında çıkan yangında çoğunluğu göçmen genç kadın işçilerden oluşan 146 işçi hayatını kaybetti. Kumaş hırsızlığını önlemek için işverenlerin çıkış kapılarını kilitlemesi nedeniyle, birçok işçi canlı canlı yanarken, bazı işçiler atlayarak ölmeyi tercih etti.

Peki Covid-19 ülkenin emekçilerine davranış biçiminin değiştirilmesi için tarihtekine benzer biçimde tetikleyici bir olay olacak mı? Kalıcı, olumlu bir değişim bu salgının küllerinden doğabilir mi? Tarih bize rehberlik edecek mi ve emekçileri görünmez ve harcanabilir kılan güç odaklarına karşı bir meydan okuma, bir hareketlilik görülebilir mi?

 

Tehlikede Olan Nedir?

Salgın süresince toplumumuz ve ekonomi açısından kimlerin (hangi işçilerin) “gerekli” olduğu belirtildi. Maalesef gereklilikleri yeni tanınan işçiler, kriz esnasında üretimin tüm yükünü üzerinde taşıyor.

Yüksek katlı gökdelenlerin ve lüks dairelerin yapım işleri durdurulmadan önce ölen ilk inşaat işçisi New York’ta inşa edilen Google binasında elektrikçi olarak çalışan Stephen Josef oldu. Ertesi gün kişisel koruyucu donanım olarak çöp torbası kullanmak zorunda olan Mt. Sinai Hastanesi hemşiresi Kious Kelly, New York’ta ölen ilk hemşire oldu.

Bu hafta itibariyle Yerel Ulaştırma İşçileri Sendikası’nın 8 üyesi hayatını kaybetti. 330’dan fazla taşımacılık işçisinin testi pozitif çıktı ve Toplu Taşıma İdaresi’nin toplam 2700 çalışanı evinde karantina altına alındı. Bu olay, şirket yönetiminin haftalarca maske vermeyi reddetmesinin ardından gerçekleşti.

Temel gıda sağlayıcıları ve market çalışanları için koruma eksikliği, hem işçiler hem de tüketiciler açısından risk teşkil etmektedir. Covid-19’dan önce yemek servisi çalışanlarının yalnızca yüzde 25’i ücretli sağlık izni kullanabildi. New York Times Gazetesi’nde yer alan bir haberde, Hastalık Koruma ve Önleme Merkezleri’nin 2014 yılında yayınlanan raporunda yemek servisi çalışanlarının yüzde 20’sinin kusma veya ishal belirtileri bulunmasına rağmen çalışmak zorunda oldukları belirtildi (Yazının Başlığı: “Halk Sağlığının Ötesine Kârı Getiren Şirketler”).

 

TAkhGh

 

Yangının Küllerinden

Risk altındaki işçilerin Covid-19’dan trajik ölümlerinin gerçekleşmesi gerekmiyor. Triangle Yangını, emekçilerin ve ABD işçi hareketlerinin tarihinde bir dönüm noktası olmuştu. Yangından çıkan sonuçta işçiler; yangın güvenliği uygulamalarının ve bina yapılarının iyileştirilmesi, çalışma koşullarının düzeltilmesi, sağlık tesislerinin düzenlenmesi, toplu pazarlığın teşvik edilmesi, kadınların ve çocukların çalışma saatlerinin sınırlandırılması gibi kazanımlar elde edilmesini sağladı. Asgari ücretten tazminatlara ve İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği İdaresi’nin kurulmasına kadar her şey, Triangle-sonrası reformlar için yapılan baskılar sonucunda elde edildi.

Yangına tanıklık eden ve daha sonra Roosevelt döneminde ABD Çalışma Bakanlığı yapan Frances Perkins, Triangle Yangını’nı New Deal’ın[2] doğum günü olarak nitelendirdi.

Triangle Hikayesi yalnızca sıradan bir başlık değil, tepkisel olarak emeğin gücünü göstermesine, sendikal mücadelelere, örgütlenmelere ve işçi hareketlerine çağrışım yapar.

Yangından iki yıl öncesinde Triangle’da çalışanlar da dahil olmak üzere 20 bin göçmen kadın konfeksiyon işçisi, Uluslararası Kadın Konfeksiyon İşçileri Sendikası (ILGWU) ile birlikte, güvenli ve sendikalı işyerleri talebinde bulundu. Binlerce işçi sendikalı ve güvenli işyeri hakkına erişti, ancak Triangle’da bu haklar elde edilemedi. Yangının yüzüncü yıldönümünde Çalışma Bakanı Hilda Solis, “Bu işçilerin bir sesi- bir sendikası- olsaydı ve koşulların düzeltilmesi hakkında taleplerini iletebilselerdi, bu olaylar muhtemelen önlenebilirdi. Onlar örgütlenmeyi denedi ve acımasız bir muhalefetle karşılaştı” dedi.

Yangından sonraki günlerde yüz binlerce New Yorklu ILGWU tarafından düzenlenen yürüyüşlerde New York sokaklarını doldurdu. New York ve ülke çapında yeniden canlanan emek hareketi, hesap verilebilirlik ve reform çağrılarına öncülük etti ve yıllar boyunca eyalet ve devlet üzerinde durmaksızın baskı uyguladı.

Büyük reformlar genellikle Perkins, Senatör Wagner ve Başkan Roosevelt gibi kişilere mâl ediliyor. Ancak yüz binlerce işçinin örgütlenmesi ve grevleri olmasaydı, -onların karşısındaki- “şiddetli muhalefet” büyük ölçüde reformları engellemeyi başarabilirdi. Yangın sonrası dönemde sendikal örgütlenmeye katılan ve örgütlenmeyi oluşturan, kamuoyu oluşturucu eylemlere katılan işçi sayısında önemli oranlarda artış görüldü. Trajik bir olayı, kalıcı bir değişime dönüştürmek için bir hareketlilik gerekliydi.

 

6kshlU

 

Covid-19 İçin Dersler

Bu kriz yeni arayışları tetikleyecek ve toplumun temel koruma ve haklar konusundaki anlayışını dönüştürecek mi? Değişimin tohumlarını zaten görüyoruz. İşçiler, kendilerinden önceki -tarihteki- tekstil işçileri gibi karşılıklı yardımlaşma ve eylemler için örgütleniyorlar. Pittsburgh sağlık çalışanları, kişisel koruyucu donanımlar ve ek ücret için “vahşi kedi grevi”[3] gerçekleştirdi. Amazon, Whole Foods ve Instacart çalışanları ücretli izin, daha güvenli çalışma koşulları ve yarı zamanlı çalışanlar için sağlık hizmetleri amacıyla grev yaptı. Chipotle işçileri, ücretli sağlık izni ve hijyenli-güvenli çalışma koşulu talepleriyle bir yürüyüş gerçekleştirdi. General Electric çalışanları da fabrikalarının ventilatör yapımında kullanılması talebiyle protesto gerçekleştiriyorlar.

Kısa bir süre önce Whole Foods grevinin öncüsü umutla şu açıklamayı yaptı: “Bu hafta inanılmaz bir küçük grev dalgası oldu ve tüm bu farklı hareketlerin bir araya geldiğini görmek istiyorum. Çünkü taleplerimizin birçoğunda ortaklık var.”

146 işçinin Triangle Yangını’nda işverenlerin kârları uğruna yaşamını yitirmesinde olduğu gibi, Covid-19 krizi de çalışan yoksul insanların ve göçmenlerin hayatını tehlikeye atarak ve korku salarak “tetikleyici olay” olma ihtimaline sahip. Hastalık riskine karşı çalışmaya zorlanmak, kadınların ve çocukların fabrikada kapalı kapıların arkasında 24 saat kilitli kalarak çalışmak zorunda bırakılması kadar şok edicidir.

Ama her zaman olduğu gibi diğer tarafta olanlar -patronlar ve sermaye sahipleri- emekçilerin koşullarının daha da kötüleşmesi için mücadele edeceklerdir.

Beyaz Saray koronavirüs salgınını kullanarak; sendika karşıtlığı, daha sıkı sınır kontrolleri, gıda güvenliği denetimleri ve çevre düzenlemelerini geri alma politikalarını uyguluyor. Patronlar sözleşmeleri feshetmeye, ücret ve sosyal güvenlik yükümlülüklerini azaltmaya, koruyucu düzenlemeleri geri almaya ve denetim ve gözetimi arttırmaya çabalıyorlar.

Ancak yüz yıl önce çalışan emekçiler gibi, hareketimizin gücü bize bu trajediyi kalıcı bir değişime dönüştürmek için mücadele şansı veriyor. Açılışı yapmak zorundayız!

https://labornotes.org/2020/04/will-covid-19-be-our-triangle-fire


[1] Akademisyen, New York Şehir Üniversitesi, Çalışma ve Kent Araştırmaları Okulu.

[2] “Yeni Düzen” manasına gelen, 1929 Büyük İktisadi Kriz sonrasında, 1933 ve 1938 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri'nde yürürlüğe giren ekonomi ağırlıklı program.

[3] Yasadışı grev

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler