Çocuklara devlet kontrolünde psikolojik istismar...

Didem Doğan SiyasiHaber için yazdı: TRT’nin uzaktan eğitim kanalı EBATV’de ortaokul öğrencilerine Menderes’in idam görüntülerinin yer aldığı belgesel izlettirildi. Psikoterapi ve Psikososyal Çalışmalar Derneği Başkanı Didem Doğan, “Çocuklara yönelik her türlü siyasi manipülasyon, psikolojik istismardır” dedi.

Çocuklara devlet kontrolünde psikolojik istismar...

 

Çocukluk dönemi, hem nörolojik gelişim, hem fiziksel enerji, hem ilgi ve merak, hem hafıza kapasitesi hem de henüz işlenmemiş bilişsel tarih bakımından yaşamımızın en kıymetli dönemidir. En yerleşik bilgiler, en güçlü deneyimler çocukluk çağında hafızamıza yerleşir. Öğrendiklerimiz ve deneyimlerimiz hafızamızın örtük derinliklerine işler, her an hatırlamadığımız halde bilinçdışı anılarımızın varlığını asla unutmaz ve hayat boyu bize ışık tutarlar.

Her anımız bizde çok büyük iz bırakmasa da yaşam boyu etkilere baktığımızda bizi en çok iki tip yaşantıların/anıların etkilediğini görebiliriz. Birincisi sık sık tekrarlananlar, ikincisi duygusal etkisi ve yükü fazla olanlar.

Dolayısıyla bir çocuğun duygusal olarak zarar görmesi ve bir öğrenmenin onu yaşamı boyunca etkilemesi, bu yaşantılara ne kadar sık ve ne ölçüde/şiddette maruz kaldığı ile orantılıdır.

Bugün çocuklarımız, uzaktan eğitim ile yaşamları boyunca asla unutamayacakları, çocuklarına anlatacakları bir ilk deneyim için bilgisayar, televizyon ve tabletlerinin başına oturan ortaokul öğrencileri, eğitim başlamadan bir kaç dakika öncesinde verilen bir animasyonu izler bulundular. Seçmedikleri halde. (Onlar için hala çizgi film ve animasyon çekicidir) Hepimizin gözleri önünde, onlar için kıymetli ve otoriteyi temsil eden öğretmenleri/okul/milli eğitim kontrolünde böylesine iz bırakan bir video ile karşılaştılar.

Bu videonun içeriğindeki bir kaç sahne gerçekten o yaş grubu için yüksek duygusal etki ve yük bırakacak detaylara sahipti. İdam sahnesi ve detayları. Adnan Menderes’in boynuna geçirilmiş ip, altındaki taburenin “bir kötü” tarafından güçlü bir tekmeyle savrulması ve tam o sırada “sadece İstanbullu olduğu bilinen bir cellat tarafından” sözleriyle kötünün tanımlanması.

Gelişmekte olan ülkeler gibi bizde de filmlerdeki, çizgi film ve animasyonlardaki şiddet sahnelerinden  yaşları itibariyle psikolojik olarak zarar görme olasılığı olan çocukları korumak, her zaman önemli bir konu oldu. Hatta Milli Eğitim Bakanlığı da bunun için tonlarca önlem alır, bilim kurulları hazırlar, çocukların gelişimini olumsuz etkileyecek bir sahnenin, kurgunun olmaması konusunda titizlenir. Bütün bunlarla beraber bugün yaşadığımız bu durumun bir siyasi manipülasyon olarak çocukların zihnine ekilmiş birer tohum olmadığını onlar da aldıkları eğitimler gereği söyleyemezler.

Burada gösterilen sahnenin yüzlerce oyun ve filmdeki şiddet sahnesinin yanında çok da sarsıcı olmadığını düşünenler olacaktır, doğru ama yanlış. Burası Milli Eğitim Bakanlığı’nın kontrolünde, yani en olmaması gereken yerdeyiz. Hem de çocukların bilmediği, bazı yetişkinlerin dahi hakim olmadığı bir siyasi propagandanın bir yanlı yayınından bahsediyoruz. Bu asla kabul edilemez. Çocukları böylesine manipule etmek psikolojik istismardır. 18 yaşının altındaki bireylerde “yönlendirilmiş” bir öğrenme ve algı yaratmak, yaşları itibariyle yeterince bilgileri olmadığı için ve en önemlisi bunu değerlendirebilecek zihinsel analiz ve değerlendirme becerisine hakim olmadıkları için ancak onlara bir yük olacaktır, yetişkinler tarafından uğradıkları bir psikolojik tacizdir.

10-14 yaş aralığında olan ortaokul öğrencileri, çocukluktan ergenliğe geçişin en zor dönemlerinden birindedir. Bilinçli düşünmeye geçiş, oyundan dünyaya doğru açılan köprüde bir yer bulmaya çalışma, manipülasyona açıklık, aileden uzaklaşma, arkadaş gruplarına yakınlaşma, çeteler dahil isyankar gruplara özenme ile karakterize bir geçiş dönemidir. Duygusal ve düşünsel dünyaları oldukça karışıktır. Etkilenmeye çok açık bir dönemdir. Bunları MEB herkesten daha iyi bilmek durumundadır.

 

Böyle yayınlar veliler ve biz yetişkinler olarak şöyle soruları aklımıza getiriyor:

1. Çocuklarımızın bu olağan üstü dönemde önüne mecburen oturdukları ekrana biz veliler olarak nasıl güveneceğiz?

2. Bu kısacık bir uzaktan eğitim gününde olan bu duruma bakarak, yerinde eğitimde bu tip manipülasyonların olup olmadığını nereden bileceğiz, nasıl emin olacağız?

3. Çocuklarımızın manipülasyonlarla algılarına boyanmasına izin mi vereceğiz?

4. Çocuklarımızı okula mı göndermeyeceğiz?

5. Yoksa devlet eliyle verilen eğitimlerde bilime uygunluk, özgür düşünceyi teşvik, ilerici ve aydın gençler yetiştirmek için mücadeleyi bakanlık değil de bizler mi yürüteceğiz?

 

Ailelerin çocuklarıyla şöyle bir içerik dahilinde konuşmaları uygun olabilir:

“*Biraz garip bir sahne ve animasyon filmiydi öyle değil mi? Sanırım yetişkinler için yapılmış bir filmdi, sana nasıl geldi izlemek? İzlerken neler hissettin? Neler düşündün?

*Aslında bu, tarihte olmuş bir olaya dair bir film. Hani birlikte filmler izliyoruz ya onun gibi. Gerçek olaylar üzerine yapılmış filmler oluyor biliyorsun. Ama orada bile gerçek olmayan, kurgu olan bir sürü ekleme yapılabiliyor.

*İstersen sana bu olaya dair bilgi verebilirim, birlikte araştırır konuşuruz.

*Tarihte olan siyasi olayları ileride birbirinden farklı yorumlayan insanlar olur her zaman. Sen bunlara dair yorum yapmak ve karar vermek için henüz çok küçüksün. Büyüdüğünde eğer ilgilenirsen sen de kendi yorumlarını getirebileceksin.

“Şimdi böyle bir film izlemeni istemezdim. Çünkü yaşına uygun değildi. Ama üzerine konuşabiliriz.”

 

Öte yandan velilerin ve yetişkinler olarak bizlerin Milli Eğitim Bakanlığı’ndan acilen bir açıklama ihtiyacı vardır.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler