Calvino’nun ‘sevdikleri’ ile: Klasikleri niçin okumalı?

32 yıl önce yaşamını yitiren, İtalyan edebiyatının usta kalemi, ‘kalem sincabı’ Italo Calvino’nun aşağıdaki sunuşunda onun sevdiği bazı yazarları sıralı halde bulacaksınız. Ayrıca Calvino’nun klasiklere dair birkaç tanım önerisine de göz atabilirsiniz.

Calvino’nun ‘sevdikleri’ ile: Klasikleri niçin okumalı?

Calvino’nun sevdikleri

Öncelikle Stendhal’i severim, çünkü yalnızca onda bireysel ahlaki gerilim, tarihsel gerilim, yaşam atılımı bir bütün oluşturur: Romanın çizgisel gerilimidir bu.

Puşkin’i severim, çünkü berraklık, ironi ve ciddilik demektir.

Hemingway’i severim, çünkü yalınlık, abartısızlık, mutluluk arzusu, hüzün demektir.

Stevenson’u severim, çünkü sanki uçar.

Çehov’u severim, çünkü gittiğinden daha öteye gitmez.

Conrad’ı severim, çünkü derin sularda seyreder ve batmaz.

Tolstoy’u severim, çünkü kimi zaman “hah, şimdi anlıyorum nasıl yaptığını” duygusuna kapılırım, oysa bir şey anladığım yoktur.

Manzoni’yi severim, çünkü düne kadar nefret ediyordum.

Chesterton’u severim, çünkü Katolik Voltaire olmak istiyordu, ben de komünist Chesterton olmak istiyordum.

Flaubert’i severim, çünkü ondan sonra artık onun gibi yapmayı düşünemez insan.

“Altın Böcek”in Poe’sunu severim.

“Huckleberry Finn”in Twain’ini severim.

“Cengel Kitapları”nın Kipling’ini severim.

Nievo’yu severim, çünkü birçok kez yeniden okuyup ilk okumamda aldığım zevki aldım.

Jane Austen’ı severim, çünkü asla okumam, ama var olmasından memnunum.

Gogol’u severim, çünkü açıkça, kötülükle ve ölçüyle çarpıtır.

Dostoyevski’yi severim, çünkü tutarlılıkla, öfkeyle ve ölçüsüzce çarpıtır.

Balzac’ı severim, çünkü kâhindir.

Kafka’yı severim, çünkü gerçekçidir.

Maupassant’ı severim, çünkü yüzeyseldir.

Mansfield’i severim, çünkü zekidir.

Fitzgerald’ı severim, çünkü halinden memnun değildir.

Radiguet’yi severim, çünkü gençlik geri gelmez bir daha.

Svevo’yu severim, çünkü yaşlanmak da gerekir.

Bir de… Eğilim olarak her tür kitabı okurum; üstelik, profesyonel uğraşlarım arasında editörlük okumaları da var. Ama doğrudan işimle ilgili olmayan okumalara, hoşuma giden, şiirsel özü zengin, gerçek esin kaynağı olduklarına inandığım yazarlara olabildiğince daha çok zaman ayırmaya çalışırım.

19. yüzyılda, Paul Valéry’nin –denemeci Valéry’nin– kilit bir konumu vardır: Valéry, zihnin düzeniyle dünyanın karmaşıklığını karşı karşıya getirir. Bu çizgiye, içerik yoğunluğu artan sırayla olmak üzere Borges, Queneau, Nabokov ve Kawabata’yı yerleştireceğim…

Klasiklere dair birkaç tanım önerisi

  1. Klasikler, haklarında asla “okuyorum” sözünü değil, genellikle “yeniden okuyorum” sözünü işittiğimiz kitaplardır.
  2. Okumuş ve sevmiş olanlar için zenginlik anlamına gelen, ama zevkine varabileceği daha iyi koşullarda ilk kez okuma şansını bulanlar için de o denli zenginlik demek olan kitaplara klasik denir.
  3. Klasikler, gerek unutulmazlıklarıyla varlıklarını duyurduklarında, gerek kolektif ya da bireysel bilinçdışı kılığına bürünüp belleğin katmanları arasında gizlendiklerinde, özel bir etki gösteren kitaplardır.
  4. Bir klasiği her yeniden okuma, ilk okuma gibi bir keşif okumasıdır.
  5. Bir klasiği her ilk okuma, aslında bir yeniden okumadır.
  6. Bir klasik, söyleyecekleri asla tükenmeyen bir kitaptır.
  7. Klasikler, bizim okumamızdan önceki okumaların izini üzerlerinde taşıyarak ve geçtikleri kültür ya da kültürlerde (ya da daha yalın bir dille, dil ya da görenekte) bıraktıkları izi peşlerinden sürükleyerek bize ulaşan kitaplardır.
  8. Bir klasik, sürekli olarak kendisi hakkında bir eleştirel söylemler bütününü tahrik eden, ama hep onları silkeleyip üzerinden atan bir yapıttır.
  9. Klasikler, haklarında duyduklarımızla ne kadar bildiğimize inanıyorsak, gerçekten okuduğumuzda o kadar yeni, beklenmedik, benzersiz bulduğumuz kitaplardır.
  10. Eski çağların tılsımları gibi, evrenin eşdeğeri biçimini alan bir kitaba klasik denir.
  11. “Senin” klasiğin, kayıtsız kalamayacağın ve onunla bağlantılı olarak, hatta onunla karşıtlık içinde kendini tanımlamanı sağlayan yapıttır.
  12. Bir klasik, öteki klasiklerden önce gelen bir kitaptır; ama önce ötekileri, sonra da bu kitabı okuyan kişi, hemen onun soykütüğü içindeki yerini fark eder.
  13. Güncelliği arka plandaki gürültü konumuna atma eğilimi gösteren, ama aynı zamanda bu arka plandaki gürültü olmadan yapamayan şey, klasiktir.
  14. En uyumsuz güncelliğin egemen olduğu yerde bile, arka plandaki gürültü gibi varlığını sürdüren şey, klasiktir.

Gazete Karınca tarafından YKY’den çıkan “Klasikleri Niçin Okumalı?” kitabından derlenmiştir.

Etiketler: Italo Calvino, klasikler

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler