Büyükada Davası'nda karar: 4 kişiye hapis, 7 kişiye beraat

Büyükada davası olarak bilinen 11 insan hakları savunucusunun yargılandığı davada İstanbul 35'inci Ağır Ceza Mahkemesi Taner Kılıç'a 6 yıl 3 ay, Günal Kuşun, İdil Eser, Özlem Dalkıran'a 1 yıl 13 ay hapis cezası verdi. 7 kişi beraat etti.

Büyükada Davası'nda karar: 4 kişiye hapis, 7 kişiye beraat

 

İstanbul Büyükada'da "İnsan hakları savunucularının korunması dijital güvenliği" başlıklı toplantıya katıldıkları gerekçesiyle 11 hak savuncusu hakkında açılan davada karar çıktı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesi, Taner Kılıç'a "terör örgütü üyeliği" iddiasıyla 6 yıl 3 ay, Günal Kuşun, İdil Eser, Özlem Dalkıran'a "terör örgütüne yardım" iddiasıyla 1 yıl 13 ay hapis cezası, Nalan Erkem, İlknur Üstün, Ali Gharavi, Peter Steudtner, Veli Acu, Nejat Taştan ve Şeyhmus Özbekli hakkında beraat kararı verdi.

Bianet'in haberine göre: Duruşmaya koronavirüs gerekçe gösterilerek sanık yakınları, basın, uluslararası temsilciler ve izleyiciler alınmadı. Mahkeme yine aynı gerekçeyle avukat sayısında da kısıtlama yaptı ve sanık başına bir avukatın duruşmaya girmesine karar verdi.

İki gazeteci ile Almanya, İsveç ve İsviçre konsolosluklarından gözlemciler davayı izleyebildi.

 

Steudtner: İddianame absürtlüklerle, gerçeğe aykırılıklarla doluydu

Peter Steudtner Avukatı Murat Deha Boduroğlu, müvekkilinin gönderdiği yazılı savunmayı okudu. Steudtner'in savunmasında şu ifadeler yer aldı:

"Yasal yollara aykırı şekilde tutuklandık. Gözaltı ve tutukluluk Türkiye'nin taraf olduğu sözleşmelere aykırı uygulamalarla doluydu. Mevcut deliller ve yasalar uyarınca dava kapsamında yargılanan hepimizin beraatini talep ediyorum. Vereceğiniz beraat kararı Türkiye'de insan haklarının bulunduğunu göstereceği gibi Almanya ile ilişkileri de olumlu etkileyecektir."

Avukat Boduroğlu daha sonra müvekkillerinin gözaltı ve tutuklama sürecinde ağır hak ihlalleri ile karşılaştığını söyledi ve "İddianameyi basından öğrendik ve bu iddianame absürtlüklerle, gerçeğe aykırılıklarla doluydu. Hukuk ve mantık kurallarına aykırı bu iddianamenin aslında geri iade edilmesi gerekirdi. Sadece biz müdafileri bilgilendirmedi savcılık. Ama gizlilik var diye bizi odasına sokmayan, bilgi vermeyen savcılık dava ile ilgili bilgileri basına duyurdu" dedi.

Mütalaaya katılmadıklarını söyleyen Boduroğlu, "Müvekkillerimizin bütün soruşturma ve yargılama süreci boyunca uğradıkları hak ihlallerinin tespit edilmesini, mahkemenizin müvekkillerimiz hakkında buna uygun bir karar vermesini talep ediyoruz" dedi.

 

Garavi: Bir yerdeki adaletsizlik, her yerdeki adaletsizliktir

Ali Garavi avukatı Oğul Güner Olgun da savunmasında müvekkilinin gözaltı ve tutuklama sürecinde yaşadığı hak ihlalleri ve hukuksuzluklara değindi. Ali Garavi'nin gönderdiği yazılı savunmayı okuyan Olgun şunları söyledi:

"Beşimizi beraat geri kalanımızı mahkum etmek istiyorsunuz. Üstelik hiç tutuklanmamamız gerekirken... Bir yerdeki adaletsizlik, her yerdeki adaletsizliktir. Biz terörist değiliz, sadece insan hakları savunduk. Hayatımızın 3 ayını ve sonrasındaki 3 yılı vermeniz mümkün değil. Bize ailemize haklarımıza verilen zararı gidermeniz mümkün değil ama adaletsizliğe son vermeniz mümkün."

Avukat Olgun tüm sanıkların beraatlarını talep ederek, "Müvekkiller yargılama sürecinde mağdur durumdadır. Gözaltından tutuklamaya sonrasında kovuşturmaya varan bu yargı tacizini sonlandırmanızı talep ediyoruz" dedi.

 

Dalkıran: Hak savunucularının terörle suçlanması zincirini kırın

Avukat Deniz Yazgan da Özlem Dalkıran'ın mütalaaya karşı beyanını okudu. Yargılananların sadece buradaki 11 kişi olmadığını, insan hakları camiası olduğunu aktaran Dalkıran sunları söyledi:

"Bu mütalaa 'insan hakları için çalışmak, herkes için hak ve özgürlük talep etmek suçtur' diyor. Hak savunucularının çalışmalarını "sivil toplum görüntüsü altında" diyerek karalayıp terör bağlantılı suçlamalarla yargılamak, "terörle mücadele görüntüsü altında" her türlü eleştirel sesi bastırmak, toplumu tamamen susturmak amacını taşıyor. Hangi faaliyetimiz terörü destekliyor ya da bunu amaçlıyor? Savcının mütalaasında bu anlaşılmıyor. Maalesef, hak savunucularının yazdığı her haber, katıldıkları her toplantı kabul edilemez bir eleştiri olarak görülüyor. Üç yıldır bu toplantının barışçıl olmadığına dair bir delil sunulmadı. Basındaki karalama kampanyalarında yazılanlara itibar edilmiş. Bugün bu hukuk felaketine bir son verelim. Hak savunucularının terörle suçlanması zincirini kırın. Ben ve arkadaşlarım bu davadan özgür ve haklı olduğumuzu bilerek ayrılacağız."

 

Taştan: Deliller mahkemece dikkate alınmıyor

Nejat Taştan'ın avukatı Avukatı Ezgi Yalvarıcı da "Ceza yargılamasının amacı delillerle maddi sonuca ulaşmaktır" dedi.

Yalvaracı sözlerini "Ancak davaya baktığımızda delillerin mahkemece dikkate alınmadığını görüyoruz. Mütalaada da deliller incelenmeden bir sonuca ulaşmış. Biz de savunmalarımızı bu yüzden uzun uzun yapıyoruz. Mütalaada açıkça maddi dayanakları olmamasına ve delil sayılmamasına rağmen mahkemeye delil olarak sunulan birçok husus var. Hukuk devleti bireyleri ceza yargılamasından da korur. İnsan haklarını savunmak evrensel bir haktır. Bunun soruşturma konusu olması kabul edilemez. Müvekkilimin beraatını istiyorum" diye sürdürdü.

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler