Bu sefer mavi

Bu sefer mavi

Korkur Akın – Diğer Yazıları

“Göğün derinliğiyle suyun derinliği arasında bir yerde, bir çizgide yaşama huysuzluğu içinde duruyoruz, yürüyoruz, dönüyoruz, sonra yine duruyoruz işte” cümlesini okuyunca duramıyor insan. Çünkü daha o ilk cümle sarıp sarmalıyor insanı. Sular seller gibi akıp geçiyor sayfalar ellerimin arasından…

Yolculuklar ve Kentler

“Cümleten İyi Yolculuklar” ve “Trenler Kalkar Haydarpaşa’dan” ile başlayan Kentler ve Yolculuklar dizisi, “Bu Sefer Mavi…” ile sürüyor. Diziyi, Haydar Ergülen düşlemiş, Kırmızı Kedi Yayınevi ile hayata geçirmiş. Dizinin ilk iki kitabını görmemişliğin, okumamışlığın haklı hüznüyle, “Bu Sefer Mavi…”nin her sayfasını ah çekerek, ilk işim onları da edinmek olmalı diyerek okudum. Keyifli tek başına yetersiz kalacak, alabildiğine keyifli bir derleme “Bu Sefer Mavi…”. Belli ki Ergülen, öykücülerini arayarak özel çağrı ile yazdırmış… (Belli ki Ergülen, beni hiç tanımıyor; tanısaydı keşke… )

İki mavilik var hayatımızda…

“… biri gözünü biri gönlünü alan iki mavilik göreceksin, o maviliklerin biri sulardır, biri göklerdir” diyor kendi sayfasında Haydar Ergülen… kitabı oluşturan 20 yazarın en şanslısı, çünkü “Miço Sesleniyor” başlığıyla kitabın giriş yazısını, bir de “Bu Nehirden Ruhun Gemisi Geçer!” ile öyküsü yer alıyor.
Açık söylemek gerekirse, Miço’nun seslenişini duyduktan sonra öyküsünün aynı çizgiyi yakalayamayacağı kaygısındaydım. Ama umduğum gibi olmadı, yükseldikçe yükseldi Haydar, dizinin yeni olası kitabını duyurmak adına sanki.

İnce mesele…

Gemi ile vapur arasında ince bir mesele olduğunu anlatıyor Atilla Birkiye, Riitta Cankoçak, gazetesi, simidi ve çayıyla keyfini sürüyor. Gemi olmak istediğini söylüyor Engin Turgut. Düş kuran insanın hafiflediğini söyleyen küçük İskender’le birlikte ben de dalıyorum o uçsuz bucaksız maviliklere; artık uçuyor muyum, yüzüyor muyum bilinmez.
Yazarlar ki, kılık değiştirtirler kelimelere… Biz okurlar da o yazarların “tebdili kıyafet” eylemiş kelimelerinden kayıklar yaparız kendimizce. Aslında o kâğıttan, şeyyy, kelimelerden kayıklara bindirebildiklerimizi anlatmayı bir becerebilsek… Ah ki ne ah!

Gogol’ün paltosu…

Tiyatrocular için söylense de bütün anlatılar için geçerlidir “Gogol’ün paltosundan çıktık” sözü… O zaman, “öykü de Sait Faik’in adasından çıkmadır. Değil mi ki insanı ve doğayı betimler, değil mi ki her betimleme bizim de hikâyemizdir aslında, değil mi ki her betimlemeyle büyürüz… Öyleyse yaşasın öykü!

Kimler yok ki…

Soyadı sırasıyla yazılınca Sunay Akın ilk sırayı almış; Hulusi Kentmen yoksa da Dorry Miller var denemesinde. Çorlulu Ali Paşa Camii ile Pearl Harbour’u, Şenol Güneş ile “Kız Kulesi Sokağı”nı ustalıkla buluşturmuş. “İnsanlar vapurlar gibi olsa” demiş Vivet Kanetti, üzerine neler düşlenir, neler! Sinema yazarlığının da katkısıyla alabildiğine görsel cümleler kuran Sevin Okyay, eski ile yeni arasındaki o akıl almaz uçurumu sergiliyor. Kim bilir, daha neler var aslında… Biraz kazırsanız altından mücevher çıkacak, gerçekten. Ayşe Sarısayın, şiirli bir yolculukla “adası karadan kurtarılmış bir deniz cumhuriyeti”ni seriyor düşlerimizin önüne…

Heeey!

Coşup her öykü/anı/denemeyi buraya aktaracağım bırakmazsanız. Gelin bir anlaşma yapalım, hazır tatildeyiz de… Hazır tam da kitap okumanın, keyif çıkarmanın zamanı… Buna da bağlı olarak düş kurmanın zamanı… Düşlerle birlikte denizlere dalmanın, kulaç atmanın zamanı… “Bu Sefer Mavi…”yi alın, Sunay Akın, Esmahan Aykol, Atilla Birkiye, Riitta Cankoçak, Metin Celal, Vecde Çıracıoğlu, Nurduran Duman, Haydar Ergülen, küçük İskender, Vivet Kanetti, Cemal Kavukçu, Gönül Kıvılcım, Uğur Kökden, Nilüfer Kuyaş, Sevin Okyay, Sibel Oral, Hâle Seval, Engin Turgut’u okuyun o derin maviliklerin keyfini çıkarın.

Bu Sefer Mavi…, öyküler, Derleyen Haydar Ergülen, Kırmızı Kedi Yayınevi, Nisan 2005, 244 s.

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler