Baroların direnişi adalet isteyenlerin direnişidir!

“İşin esası şudur: Yurttaş istemiyorlar, tebaa istiyorlar. Kurmak istedikleri rejim yurttaş yerine tek adamın ağzının içine bakan kullar rejimi olsun istiyorlar. Yargıçlar, savcılar tek adamın ağzının içine bakıyorsa avukatlar da tek adamın ağzının içine bakmalı.“ değerlendirmesinde bulunan SYKP MYK “Sarayın kulları olmayacağız!” açıklaması yaptı.

Baroların direnişi adalet isteyenlerin direnişidir!

Baro başkanlarının “Savunma Yürüyüşü” başladığı günden beri bir dizi engelle karşılaşır ve Ankara girişinde engellenirken siyasi parti, kitle örgütü, yurttaşlardan çok büyük destek görüyor. Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi Merkez Yürütme Kurulu da bir açıklama yayımlayarak baro başkanlarının yürüyüşüne destek verdi.

“Türkiye’nin özgün siyasal ve tarihsel şartlarının da etkisiyle barolar ‘60’lı ve ‘70’li yılların sınıf mücadeleleri ortamında bir tür iktidar karşıtı örgütlenmeler olarak şekillendiler. Baroların bu özelliğinden rahatsız olan siyasal iktidarların baroları yargının uyumlu bir parçası haline dönüştürme girişimleri bugüne kadar sonuç vermedi. Nihayetinde Türkiye’de barolar siyasal ve tarihsel şartların etkisiyle şekillenmiş geçmiş geleneğin izlerini taşıyorlar ve yurttaşın hukukunun savunulmasında özel bir fonskiyon görüyorlar.” denilen açıklamada, AKP İktidarı’nın yurttaşın savunma hakkının kısıtlandığı bir rejim tahayyül ettiği ve bu yaklaşım doğrultusunda baroların siyasal iktidar tarafından yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı belirtildi.

baro1

“Yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran siyasal iktidar baroları kendisine bağladığı “adalet” düzenini sakatlayan bir ayrık otu olarak görüyor. Savcılar, yargıçlar tek adamın ağzına bakarken baroların yurttaşın hakkını savunma imkanı iktidarı rahatsız ediyor.  İşin esası şudur: Yurttaş istemiyorlar, tebaa istiyorlar. Kurmak istedikleri rejim yurttaş yerine tek adamın ağzının içine bakan kullar rejimi olsun istiyorlar.” denilen açıklamada, AKP İktidarı’nın yurttaşlık hukukunu ortadan kaldırarak, TC vatandaşlarını tek adama bağlı bir tebaa haline getirmeye çalıştığı belirtildi.

“İktidar devletin olanaklarını ellerinde tutuyor. Kolluk kuvvetlerini hak talepleri karşısında sopa olarak kullanıyor. Böylelikle kurmak istedikleri rejimi hitamına erdirmek, yurttaşlık rejiminden kulluk rejimine geçmek istiyorlar.” değerlendirmesinin yapıldığı açıklamada, mücadeleye girişilmediği takdirde siyasal iktidarın faşizmi kurumsallaştırma ve yerleştirme başarısı gösterebileceğinin altı çizildi.

metin veyisoğlu

Ankara girişinde bekletilen baro başkanlarının yanına gelen Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyizoğlu deyim yerindeyse baro başkanları tarafından kovalandı

Siyasal iktidarın ideolojik siyasal hegemonyasını kaybettiği, kamuoyu yoklamalarının gösterdiği gibi toplumsal desteğinin düştüğü belirtilen açıklamada, “AKP-MHP İktidarı karşıtı güçler arasındaki farklılıklar ne olursa olsun, her bir öbeğinin kendi bildikleri yol ve yöntemlerle direnişe geçmesi, mücadeleye girişmesi”nin önemine vurgu yapıldı.

“Bu yapılabilirse, küçük mücadele öbekleri bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün aynı kanalda buluşacak, buluştukça güçlenecek, nihayetinde AKP-MHP İttifakı’nı iktidar katından indirmek olanaklı olacaktır.” değerlendirmesinin yapıldığı açıklamada, “Baroların direnişini kendi direnişimiz olarak görmek gerekir!” belirlemesinde bulunuldu.

 

 

 

SYKP’nin açıklamasının tam metni şöyle:

Sarayın kulları olmayacağız!

#Savunmasusturulamaz

İdeolojik ve siyasal hegemonyasını her geçen gün kaybeden AKP-MHP İktidar Bloku, faşizmi kurumsallaştırma ve yerleştirme sürecinin ilerletilmesinin önünde engel olarak gördüğü demokratik direniş odaklarını tasfiye etmek istiyor. Barolara, meslek odalarına yönelik yeni yasal düzenlemelerin nedeni budur. “Savunma Yürüyüşü”nü gerçekleştiren barolar avukatların neredeyse yüzde 90’nını temsil ettiği halde yeni yasal düzenlemelerin yapılmasında bunun için ısrar ediliyor. 

Koronavirüs salgını nedeniyle milyonlar can derdiyle uğraşırken yeni yasal düzenlemelerle baroları güçten düşürme yeltenişinin nedeni demokratik kurumlaşmalar ve demokratik direniş mevzilerini tesis etmek istedikleri siyasal rejimin önünde bir bariyer olarak görmeleridir. Bu nedenle baroları ilerlemek istedikleri otoriterleşme yolunda ayaklarına batan bir diken gibi görüyorlar.

Türkiye’nin özgün siyasal ve tarihsel şartlarının da etkisiyle barolar ‘60’lı ve ‘70’li yılların sınıf mücadeleleri ortamında bir tür iktidar karşıtı örgütlenmeler olarak şekillendiler. Baroların bu özelliğinden rahatsız olan siyasal iktidarların baroları yargının uyumlu bir parçası haline dönüştürme girişimleri bugüne kadar sonuç vermedi. Nihayetinde Türkiye’de barolar siyasal ve tarihsel şartların etkisiyle şekillenmiş geçmiş geleneğin izlerini taşıyorlar ve yurttaşın hukukunun savunulmasında özel bir fonskiyon görüyorlar. Kadına yönelik şiddette, çocuk istismarında, çevrenin tahribatında, ifade özgürlüğünün kısıtlanmasında, haksız tutuklamalarda, işkence davalarında, yurttaşın karşı karşıya kaldığı haksızlıklarda baroların öne çıkıyor olmasının nedeni bu. Siyasal iktidar şiddete uğrayan kadınların, istismar edilen çocukların, işkence mağdurlarının, doğa savunucularının, ifade özgürlüğü kısıtlananların, sudan nedenlerle, keyfi biçimde tutuklananların… haklarını savunan Barolar hakikatinden rahatsız oluyor. Yurttaşın savunma hakkının kısıtlandığı bir rejim tahayyül ediyor. Baroların bu yaklaşım doğrultusunda yeniden yapılandırılmasını istiyor.

 

Yurttaş değil tebaa istiyorlar

Yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran siyasal iktidar baroları kendisine bağladığı “adalet” düzenini sakatlayan bir ayrık otu olarak görüyor. Savcılar, yargıçlar tek adamın ağzına bakarken baroların yurttaşın hakkını savunma imkanı iktidarı rahatsız ediyor.  İşin esası şudur: Yurttaş istemiyorlar, tebaa istiyorlar. Kurmak istedikleri rejim yurttaş yerine tek adamın ağzının içine bakan kullar rejimi olsun istiyorlar. Yargıçlar, savcılar tek adamın ağzının içine bakıyorsa avukatlar da tek adamın ağzının içine bakmalı.  Nihayetinde yurttaşlık hukuku bütünüyle ortadan kaldırılmalı, TC vatandaşları tek adama bağlı bir tebaa haline getirilmeli. İstedikleri budur. İstedikleri 12 Eylül uzantısı ve artığı olan Anayasa’yı bile ilga hamlesidir. Yurttaşlık hukukundan kulluk hukukuna geçiş hamlesidir.

 

Saldırı bütünseldir, arta kalmış bütün demokratik kurumsallaşmalardır

Kimsenin kuşkusu olmasın baroların ardından saldırı meslek odalarına yönelecektir. Çok kısıtlı ve yetersiz de olsa Türkiye demokrasisinin yurttaş lehine değerlendirilme imkanı sunan her türden kurumsallaşmayı ortadan kaldırmaya soyunacaklardır.

 

Baroların direnişi adalet isteyenlerin direnişidir!

Barolara yönelik saldırıya sessiz kalmak tacize, tecavüze, çocuk istismarına, doğanın katledilmesine, işkenceye, hak ihlallerine, düşünce ve ifade özgürlüğünün boğulmasına, her türlü adaletsizliğe sessiz kalmak demektir.

Baroların direnişi yurttaşın hukukunun savunulması direnişidir. Baroların direnişi adalet isteyenlerin direnişidir! Baroların direnişi yurttaşın tek adamın kulları haline getirilmek istenmesine karşı direniştir. Böyle görülmeli, böyle algılanmalı, böyle kavranmalıdır.

 

AKP-MHP İttifakı alaşağı edilebilir

İktidar devletin olanaklarını ellerinde tutuyor. Kolluk kuvvetlerini hak talepleri karşısında sopa olarak kullanıyor. Böylelikle kurmak istedikleri rejimi hitamına erdirmek, yurttaşlık rejiminden kulluk rejimine geçmek istiyorlar. Uyanık olmazsak, mücadeleye girişmezsek, ellerinde tuttukları imkanlarla, özellikle devlet sopasıyla kurmak istedikleri rejimi inşa etme olanaklarına sahipler.

Lakin ideolojik ve siyasal hegemonyalarını yitirdiler. Kamuoyu yoklamaları seçmen desteklerinin güneşin altında kalmış tereyağı gibi eridiğini gösteriyor. Toplumsal destekleri gün geçtikte tükeniyor. Mücadele etme kararlılığı gösterilirse, demokratik toplumsal güçler, AKP-MHP İktidarı karşıtı kuvvetler ellerindeki sihirli değneğin değerini bilirse AKP-MHP İttifakı alaşağı edilebilir.

Sihirli değnek AKP-MHP İktidarı karşıtı güçler arasındaki farklılıklar ne olursa olsun, her bir öbeğinin kendi bildikleri yol ve yöntemlerle direnişe geçmesi, mücadeleye girişmesidir. Bu yapılabilirse, küçük mücadele öbekleri bugün değilse yarın, yarın değilse öbür gün aynı kanalda buluşacak, buluştukça güçlenecek, nihayetinde AKP-MHP İttifakı’nı iktidar katından indirmek olanaklı olacaktır. Bu bilinçle Baroların direnişine sahip çıkmak gerekiyor. Baroların direnişini kendi direnişimiz olarak görmek gerekiyor.

 

Baroların direnişi adalet isteyenlerin direnişidir!

Sarayın kulları olmayacağız!

Faşizme karşı omuz omuza!

 

Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi

Merkez Yürütme Kurulu

 

Benzer Haberler

Son Haberler

Popüler Haberler